GÖZTEPE DEPLASMANINDA BİLET ÇİLESİ
Süper Lig’in 15. haftasında Trabzonspor, 7 Aralık Pazar günü İzmir’de Göztepe ile kritik bir puan mücadelesine çıkacak. Zirveyi yakından ilgilendiren bu karşılaşma, sadece sahadaki oyunuyla değil, bilet kriziyle de gündemin ilk sırasına yerleşmiş durumda.
Bordo-mavili taraftarlar, takımlarını bu önemli maçta yalnız bırakmak istemiyor. Ancak bilet bulmak giderek imkânsıza dönüştü. Trabzonspor yönetimini gün boyunca telefonla arayan, araya hatırlı kişileri sokmaya çalışan yüzlerce taraftar, bir bilet alabilmek için yoğun çaba harcıyor.
Üstelik yalnızca yurt içindeki taraftarlar değil; yurt dışından uçak biletlerini haftalar öncesinden alan gurbetçi Trabzonsporlular da İzmir’de olmak için hazırlanıyor. Fakat onlar da maça girememe endişesi yaşıyor.
Trabzonspor’a ayrılan sınırlı sayıdaki biletler satışa açıldığı anda sistem yalnızca iki dakika açık kalabildi ve tüm biletler anında tükendi. Bu nedenle birçok taraftar, maça giremese bile stadyum dışında takıma destek olmak için İzmir’e akın edeceğini söylüyor.
Taraftarlar, yönetim aracılığıyla Göztepe Kulübü’nden ayrılan bilet sayısının artırılması yönünde talepte bulunulmasını istiyor.
Şimdi merak edilen soru şu:
Bu bilet sorunu çözülebilecek mi?
Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.
***BİR ÇİÇEK, MECLİSİN HAVASINI DEĞİŞTİRDİ!Dün Ortahisar Belediye Meclisi’nde öyle bir sahne yaşandı ki, “Siyasette her an her şey olabilir” cümlesi bugün biraz daha anlam kazandı.Bir gün önce adeta kıvılcımların havada uçuştuğu tartışmanın iki ismi…AK Parti Meclis Üyesi Cevat Kara ve CHP Grup Başkan Vekili Cüneyit Zorlu…Hani derler ya; “Dün kavga eder, bugün kol kola gezerler.”
Tam öyle bir tablo çıktı karşımıza.Oturum açılır açılmaz Cevat Kara, elinde bir çiçekle Zorlu’ya doğru yürümeye başladı. Salonda hafif bir uğultu… “Ne oluyor?” bakışları… Herkes bir anda o anın içine çekildi.
Ve Kara, çiçeği uzatıp gülümseyince, o sert hava bir anda dağılıp gitti.Gerçekten samimi bir andı.
Söze gerek kalmadan, “Dünkü gerginliği burada bırakalım” diyen bir hareket.Meclis üyeleri de bu görüntüyü alkışlarla karşıladı. Siyasetin gergin yüzü bir anda yumuşadı; salonun havası değişti, sanki herkes derin bir nefes aldı.Oturumu yöneten Belediye Başkanı Ahmet Kaya da bu tabloyu gülümseyerek izledi. Hatta bakışlarında “İşte böyle olmalı” der gibi bir memnuniyet vardı.Velhasıl…
Bazen bir çiçek, bir sözden daha etkili oluyor.
Bazen bir küçük jest, koca bir tartışmanın yükünü hafifletiyor.Ve bazen…
Siyaset bile insan kalabiliyor.
***
GAZETECİLİKTE MEVSİMLİK DURUŞ ELEŞTİRİSİ!Trabzon’da son günlerde yaşanan tartışma aslında yeni değil. Uzun süredir konuşulan ancak kimsenin açıkça dile getirmeye yanaşmadığı bir mesele yeniden gündeme geldi: basında tutarlılık sorunu.Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyit Zorlu’nun son açıklaması da tam bu noktaya temas ediyor. Zorlu, aynı yazarın iki farklı belediye tarafından davet edilmesi üzerine geçen yıl koparılan fırtınayla, bu yıl çizilen sakin tablonun arasındaki keskin çelişkiye dikkat çekiyor. Geçen yıl eleştirilerin ardı ardına geldiği bir konuya bu yıl “olumlu bir süreç” denmesi elbette kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor.Zorlu’nun altını çizdiği gerçek oldukça net:Demek ki mesele yazar değilmiş.
Mesele kitap da değilmiş.
Asıl mesele, o daveti kimin yaptığıymış.Bu durum, medyada bazı çevrelerin meselelere ilke üzerinden değil, pozisyona göre yaklaşma alışkanlığının sürdüğünü gösteriyor. Aynı isim, aynı konu… Ama iki yılda iki tamamen zıt yaklaşım. Böyle olunca toplum da doğal olarak sorguluyor.Zorlu’nun şu sorusu da tam yerini buluyor:
“Biz yanlış gazeteyi mi okuyoruz, yoksa gazete mi kendini mevsimlik yayın gibi konumlandırıyor?”Kamuoyu artık bu tür ani yön değişimlerine eskisi kadar kayıtsız değil. Bir yıl önce sert bir üslupla tepki gösterilen bir ismin, ertesi yıl hiçbir sorun yokmuş gibi karşılanması; hele ki bunu yapanların yine aynı kalemler olması, ister istemez güven sarsıyor.Gazetecilik, her şeyden önce tutarlılık, duruş ve ilke gerektirir. Eleştiri de övgü de sağlam bir zemine oturmalı. Dün başka, bugün bambaşka bir çizgi çizmek, sadece okuyucunun değil, şehrin genel algısının da kafasını karıştırıyor.Ve insanlar artık bu gelgitleri izlemekten yoruldu.
Beklenti çok sade:
Ne söylüyorsan, neden söylediğini açıkla. Tutarlılık, gazeteciliğin temelidir.Trabzon gibi basının güçlü ve etkili olduğu bir şehirde bu konuların netleşmesi, hem kamuoyu hem de mesleğin itibarı açısından büyük önem taşıyor.
***
MUSTAFA BIYIK HİZMETE ODAKLANDI
İYİ Parti’den seçildikten sonra Müsavat Dervişoğlu’nun genel başkanlığa gelmesiyle partisinden ayrılan Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, kısa bir aranın ardından Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılmıştı. Ekrem İmamoğlu’na yakınlığı bilinen Bıyık, CHP’ye geçişinin ardından siyasetin hararetinden uzak durarak kendisini tamamen belediye işlerine verdi.
Bir dönem AK Parti’ye geçeceği konuşulsa da, bu söylentilerin hiçbirine itibar etmeyerek yoluna CHP’de devam etti. Bugünlerde Bıyık’ın masasında sadece tek bir başlık var: Yomra’ya daha fazla hizmet götürmek. Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere iktidar belediyeleriyle kurduğu sağlıklı diyalog, bu hedef doğrultusunda attığı önemli adımlardan biri.
Son zamanlarda sosyal medyada yaptığı esprili ve samimi paylaşımlar dikkat çekiyor. İlçedeki vatandaşlarla arasındaki bağı güçlendiren bu yaklaşım, Bıyık’ın siyasi kimlikten uzaklaşıp daha çok “halkın içinden biri” görüntüsü vermesine katkı sağlıyor.
Bıyık’ın sık sık dile getirdiği
“Bu makama gelene kadar siyasetçi kimliğimi kullanıyordum; bu makamdan sonra siyasi rozetimi çıkarıp herkesin başkanı olacağım.”
sözü, onun Yomra’daki görev anlayışını en net şekilde özetliyor. Ve görünen o ki bu söz, bugün ilçede karşılığını bulan bir duruşa dönüşmüş durumda.
Trabzon’da bazı ilçe belediye başkanları siyaset tartışmaları içinde zaman kaybederken, Mustafa Bıyık bu gürültüden uzak durup hizmet üretmeye odaklanıyor. Bu da onu hem Yomra’da hem de çevrede farklı bir noktaya taşıyor.
Kısacası, Yomra’da artık siyasi polemiklerden çok yapılan işler ve yapılacak projeler konuşuluyor. Bu değişimin en önemli mimarı da hiç kuşkusuz Mustafa Bıyık.








