MAÇKA CHP’DE NELER OLUYOR?
CHP Maçka da kan kaybediyor, her gün üst üste gelen istifalar ile yönetim düşme durumuna kadar geldi. İlçe başkani olarak atanan Güven Aydın’in bu görevi daha fazla sürdüremeyeceği, parti üyeleri arasında sürekli olarak konuşulmakta. Parti üyelerinin çoğunluğunun yönetimin yenilenmesi gerektiği, tabanın partiye karşı daha fazla soğumaması, enerjik ve her platformda temsil edilebilir bir yönetim listesi ile zaman kaybetmeden yenilenme gerektiği konusunda parti üyeleri hem fikir. Kazanılması olası bir seçimi kaybeden ve umut ateşi yakamayan ilçe başkan ve yönetimi kendini sorgular mı? Yedeklerin de tüketilmesi ile yönetim 8 kişi olarak sembolik göründüğü, hiçbir platformda yöneticilerin bir arada görünmediği, yöneticilerin birbirini dahi tanımadığı söylentileri ilçe de had safhaya ulaşmış durumda.
Duyumlarımıza göre ilçe yönetimi toplanamıyor ve toplantı dahi yapılmıyor, ilçe siyasetine yön verecek bir yapıyı kuramayan oluşturamayan ve Güven Aydın’a destek tamamen bitmiş durumda. İl başkanlığına defalarca üyeler tarafından yapılan sözlü iletiler bu günlerde cevap bulacak mı merak konusu oldu? CHP Maçka da temsil edilemeyen, hesapsız şeffaf yönetilmeyen bir parti hiçbir dönem olmamıştı. İlçe danışma kurulunda yapılan masraflara, alınan bağışlara ve seçim sürecine ilişkin hiç bir hesap verilemediği konuşulmakta. Meclis sıralamasında, meclis aday adayı başvuruları nezdinde ilçe yönetiminin aldıkları yanlış kararların seçim kaybettirdiği noktasında neredeyse tüm partililer hem fikir!
Meclis üyelerinin belirlenmesi ve sıralamanın oluşturulmasında talepleri olmadığı halde, birçok kişiye birinci sıra teklifi edildiği ve sonrasında Maçka da hatırı sayılır ailelerden olan bu kişilerin, ilçe başkanı ve adayın bu kişilerin telefonlarına çıkmadıkları ve bu durumun parti içi derin ayrışmalara neden olduğu konusunda da sokak hem fikir.Birinci sıra adayına tepkilerin had safhada olduğu söylemlerinin de dikkate alınmadığı, seçim sürecinde etkin bir çalışma yapılmadığı, kahve ziyareti ile geçiştirilen, hiçbir projeyi sokağa anlatamayan bir örgütlenme şeklinin başarıya ulaşmasının zaten mümkün olmadığı, ilçe başkanının çalışmalarda sahada olmadığı gibi bir planlama süreci yaratarak seçim çalışmalarına katılmadığı, örgüt yönetimine hakim olmadığı, adayı ile birlikte partiyi harekete geçiremedikleri, ilçe başkanının CHP’lileri temsil etmediği konuşulmakta..
İl başkanı Mustafa Bak, daha önce Yomra da Arsin de partiyi sürüklediği görevden alma ve seçim yaptırma yöntemini Maçka için uygulayacak mı? Üyelerin talebine ve ilçe yönetim ve adayının başarısızlığına kulak verecek mi? Üyeler için merak konusu oldu.
***
DOĞAN, KENDİ ANLATTIKLARINA İNANIYOR MU?
Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, dün akşam A Spor canlı yayınına katıldı. Tüm camia Doğan’dan, “Trabzonspor Teknik Direktörü’nün kim olacağını” açıklamasını beklerken, Doğan bu konuda net bir açıklama yapmadı. Birkaç teknik adamla istişare halinde olduklarını ifade etti.
Diğer konularda ise vermiş olduğu cevaplar önceki canlı yayında söylediklerinin nakaratı gibiydi. Uzun yıllar Trabzon basınında yaptığı haber ve programlarla gündemi belirleyen Ulaş Özdemir’de canlı yayında Doğan’a sorular sormaya çalıştı. Tabi bunlara soru yerine “dilek temenni de bulundu” desek yeridir.
Kamuoyu Özdemir’den Doğan’a;
Şenol Güneş ile hangi konuları konuştunuz? Kendisine teknik direktörlük veya başka bir görev mi teklif ettiniz?
Şenol Güneş size ne cevap verdi?
Güneş’i Trabzonspor teknik direktörlüğü için arzulu, istekli ve iştahlı gördünüz mü?
Fatih Tekke ile görüştünüz, anlaşma neden sağlamadınız?
Taraftar ağırlıklı olarak “Fatih Tekke’nin göreve gelmesini” istiyor. Eğer Tekke ile anlaşma sağlayamazsanız, taraftardan gelecek tepkileri göğüsleyebilecekmisiniz?
Trabzonspor’da Abdullah Avcı ile bu işin gitmeyeceği haftalar öncesinden belli idi. Bu konuda sizin ve yönetiminizin B planı varmıydı?
Varsa bu konu neden bu kadar uzadı? Yoksa niye yoktu?
Buna benzer onlarca soru sorulması ve kamuoyunun aydınlatılması gerekirken, seyirciler jer zaman olduğu gibi “arkası yarın kuşağı” izlemek zorunda kaldılar!
***
ZEYYAD KAFKAS MÜZAKERE SÜRECİNDE SAMİMİ Mİ?
Trabzonspor asbaşkanı Zeyyad Kafkas’ın yeni teknik direktör belirleme sürecinde Ertuğrul Doğan’dan çok,, Faruk Özak ile istişarelerde bulunduğu kentte yüksek sesle dillendiriliyor.
Hatta iddialar öyle ayyuka çıkmış durumdaki, “ Zeyyad Bey, Trabzonspor ile ilgili bütün konuları Faruk Özak ile istişare edip, değerlendirdikten sonra Ertuğrul Doğan’a bilgi veriyormuş” görüşü öne sürülüyor.
Aslında bu konuda Zeyyad Kafkas’ın Trabzonspor’un tecrübeli isimlerinin görüşlerini alması, istişare yolunu açık tutması ve beyin fırtınası yapması son derece kıymetli bir tutum. Keşke bunu daha fazla isimlerle gerçekleştirip uygulamaya koyabilse…
Buradaki hassas nokta, Kafkas’ın niyetinin ne olduğu ile alakalı bir durum.
Çünkü Zeyyat Bey her zaman güçlünün yanında mevzi almayı sever!
Diğer kriterler onun için çok önemli değildir. Güç bende olsunda “nasıl olursa olsun” düsturundan asla vaz geçmez!
Böyle bir yapıdaki insanların attığı her adımın bizleri “işgillendirmesi” gayet doğal bir durum.
Kafkas kendisine mi yoksa Trabzonspor’a mı yatırım yapıyor? Bunu ilk baktığınızda anlamanız biraz zordur. O yüzden bizde Kafkas’ın içinde bulunduğu her oluşuma temkinli yaklaşıp, süreci titizlikle takip ediyoruz!
Kamuoyunda konuşulan bir başka konu ise Zeyyad Bey’in Aralık ayında yapılacak genel kurulda, Ertuğrul Doğan tarafından yeniden oluşacak yönetim listesine alınmayacağı yönünde. Tabi, genel kurula kadar hayli bir zaman var. Aralık ayına kadar bu köprünün altından çok sular akar1
Bu arada Zeyyat Bey’e tavsiyem; bu yazının ardından benim sesimi kısmak, belli bir kalıba sokmak için birilerini aratıp üzerimde baskı kurmaya kalkma! Zira ikinci hamlende o kadar hoşgörülü olmam bilesin!
***
AVCI NEDEN İYİ DURUŞ SERGİLEDİ Kİ?
Abdullah Avcı Trabzonspor’da görev yaptığı ilk andan itibaren kulübü iliklerine kadar sömürdü. Üç büyük kulübün yarışın içinde olmadığı, TFF’nin, MHK’nin, hakemlerin ve VAR’’ın hiçbir şekilde önünü kesmeye çalışmadığı bir sezon şampiyonluk yaşandı diye neredeyse milli kahraman haline getirilen Avcı, sonraki tüm süreçlerde hem ekonomik yıkımın, hem de sahada rezaletlerin baş sorumlusu oldu. Bu tabii ki onu göreve getirenlerin sorumluluğunun azalmasına sebep olmaz. Trabzonspor iyiyi de, kötüyü de yaşıyorsa bunun en önemli nedeni yönetimdir. Teknik adamlar ve futbolcular daha sonra gelir. Avcı yaptırdığı transferler, imzaladığı yüksek maliyetle sözleşmelerle Bordo-Mavilileri adeta kıyım kıyım kıymaktan geri durmadı. Bu sezon da tüm olanaklar önüne serildi ama çok başarısız bir süreç yaşanınca karşılıklı anlaşmayla iş akdi fes edildi.
ERDEMLİ DAVRANIŞ İSTİFA ETMESİ OLURDU
Aslında Abdullah Avcı biraz vicdan sahibi olsaydı yaşananlardan sonra istifa ederdi. Ama bunu yapmadı, işine son verilmesini ve tazminatını alıp, giderken de kulübü ekonomik açıdan zarara uğratma yolunu seçti. Giderken, “Alacaklarının yarısından vazgeçti” açıklaması yapıldı. “Oysa kendisine 30 milyon lira ödendi” denmesi gerekiyordu. Burada bir güzelleme ve koruma güdüsü egemen… Aslında çalışmadığı sürenin tazminatının yarısını da Başkan Doğan’ın kendi cebinden karşıladığı iddia edildi. Bu iddialara her hangi bir yalanlama gelmedi. Neyse, bazı gazete ve internet siteleri, “Abdullah Avcı giderken duruş gösterdi ve alacaklarının yarısından feragat etti” şeklinde haberlerin yayınlanması gerçekten şaşkınlık verici bir durumdur. Sanki adam bir lira almadan ve kulübe verdiği zararların bir bölümünü de üstlenerek ayrıldı. Adam giderayak resmi açıklamaya göre 30 milyon lira aldı ve arkasına bile bakmadan Trabzon’dan ayrıldı. Bunca başarısızlığa, kötü futbola rağmen bu mu duruş sergilemek? Duruş sergilemek, erdemli davranıp, istifa etmeyi gerektirirdi.
O ZAMAN BJELİCA’NIN HEYKELİNİ DİKİN!
Abdullah Avcı’ya bu övgüleri dizenlere ben de Nenad Bjelica’yı hatırlatmak isterim. Adam iki sezon önce son 8 haftada takımın başına geldi. 2 yıl 1 ay için yardımcıları dahil 5 milyon 100 bin Euro karşılığı anlaştı. Adamın geçen sezon 8’nci hafta sonunda işine son verildi. Bjelica da önce tüm alacaklarını, yani 5 milyon Euro’yu talep etti. Başkan Ertuğrul Doğan yaptığı sıkı pazarlık sonunda rakamı 1 milyon 600 bin Euro’ya indirdi. Yani Bjelica neredeyse alacağının 3’te 2’sinden vazgeçmiş oldu. İstese FİFA’ya gider yardımcılarıyla birlikte sezon sonuna kadar olan 5 milyon Euroı’luk parasını tıkır tıkır tahsil ederdi. Demek ki alacağının büyük bölümünü bırakan Bjelica’nın da heykelini dikmemiz(!) gerekiyor Avcı güzellemesi yapanların mantığına göre… Kaldı ki hala daha Abdullah Avcı’nın bir yıl boyunca alacağı olan paranın yarısından feragat ettiğine dair net bir bilgi yok. Yani 30 milyon lirasını kulüp, 30 milyon lirasını Başkan Ertuğrul Doğan karşıladıysa işte o zaman “Avcı duruş sergiledi” diye yazıp çizen ve konuşanlara tam bir kapak olur.
Gerçi bazı kişilere kapak olsa ne olur!
Onların utanacak yüzü yok ki!
Yanlış mıyım?










