ÖZAK, BU MANTIKLA MI TARİHE IŞIK TUTACAK!
Başarı tesadüf değil. Trabzon'da Osmanlı döneminde futbol oynanıyordu. 1911'de Türkler tarafından kurulan ilk kulüp Trabzon İdmanyurdu. 1914'te dünya savaşına katılıyorlar ve hepsi şehit oluyor. Milli mücadelenin Trabzon'daki önderlerinden Mustafa Hacı Tarakçıoğlu. Trabzon'a en faydalı insanlardan biri. Erzurum'a gitti, o çift minarenin yıkılmasını engelleyen kişi. Trabzon Mualimler Cemiyeti'ni kuruyor: Amacı muhacirlik yaşamış, Rus işgaline uğramış Trabzon'da hayatı yeniden kurmak, birlik ve beraberliği sağlamak. En iyi yollardan biri spor kulübü kurulması. Trabzon'da spor kulübü kurulmasının amacı. 20 Ocak 1921'de İdmanocağı'nı kuruyorlar. Öyle bir kulüpteki musiki, eserler olan kütüphane, tiyatro ve Türk halk musikisi olan bir kulüp. Kulüpler böyleydi. Eskrim bile vardı. İdmanocağı'nın bir özelliği var. Kazım Karabekir Paşa bu kulübe fahri başkanlık yaptı. Daha sonra İdmangrubu kuruluyor. Atatürk'e telgraf çekiliyor: Fahri başkanlığı kabul ediyor. 1923'te sarı lacivertli Necmiati kuruluyor. Rahmetli Erbakan'ın babası ağır ceza reisiydi. Hep sarı lacivert kravat takardı. Ben Necmiatiliyim derdi. Sebat Gençlik de kuruluyor. Sonra birleşiyorlar: İdman İttifakları Cemiyetleri oluşuyor. FIFA'ya müracat ediyorlar ve Türkiye FIFA'ya üye oluyor. Trabzon ve Trabzonspor'un Türk futbolunda önemli yer edinmesi apaçık ortada.
****
ÖZAK İDMANGÜCÜ CAMİASINDAN ÖZÜR DİLEMELİ!
Faruk Özak konuşmasında İdmanocağı ve Necmiati Kulüplerinden bahsetti. Peki, 1921 yılında ilk olarak İdman İrfan Yurdu adıyla kurulan, daha sonra adı 1924’de İdmangücü Kulübü olarak değiştirilen bir kulüpten neden bahsetmedi? Trabzon’da 7 yıl üstüste amatör şampiyonu olan İdmangücü Kulübü Türkiye’de gündem olurken, Faruk Özak’ın belleğinde hiç mi iz bırakmadı? 21 Haziran 1966'da İdmangücü, Martıspor ve Karadenizgücü takımları birleşerek kırmızı-beyaz renklerle "Trabzonspor Gençlik Kulübü"nü kurduğunu ve bu takımın bir yıl boyunca Lig’de yarıştığından haberi de mi yoktu. 1967’de İdmanocağı’nın ilhak ederek Trabzonspor’un bordo mavili renklerle yarışa devam ettiğini bilmemesi mümkün mü? Hadi gençler bilmiyor, aynı takımda forma giydiği İdmangüçlü arkadaşlarına da saygısı yok mu? Faruk Özak gibi birinin yaşanmışlıkları görmemezlikten gelip, tarihi gerçekleri yok sayması ve ikrar etmekten çekinmesi akıl ve mantıkla izah edilecek bir durum değil. Özak, Trabzon futbolu adına gerçekten halis duygularla birşey yapmak istiyorsa, bu tutumunu bir kez daha gözden geçirmeli...
İşin ilginç tarafı ise organizasyonun başında bulunan Hayri Güner İyi bir İdmangüçlü'dür. Toplantıda neden sesini çıkarmadı..
Yine Trabzonspor Divan Kurulu Üyesi gazeteci ağabeyimiz Osman Çavuşoğlu'da yıllarca İdmangücü Kulübü'nde yöneticilik yaptı. Neden bu yaşananlar karşısında tepki göstermedi. Anlamak mümkün değil!
İdmangücü camiası Faruk Özak’ın bu tavrını tarih bilgisizliğinden dolayı değil, tamamen iyi niyet dışı yaklaşımından kaynaklı olduğunu ifade ederlerken, Özak’ın ivedilikle İdmangücü’ne gönül verenlerden özür dilemesi gerektiğini vurguladılar…
***
MUSTAFA BIYIK ORTADA KALDI
Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, Koray Aydın’ın İYİ Parti Genel Başkanlığı seçimini kaybetmesinin ardından, İYİ Parti’den istifa etti ve bağımsız belediye başkanı olarak görevine devam ediyor.
Bıyık’ın istifasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçeceği konuşuluyordu. Fakat Yomra’daki sağlık ocağı, okul ve yollarla ilgili proje vaatleri bulunun Bıyık’ın iktidarla ters düşmeme adına bu kararını askıya aldığını biliyoruz. AK Parti ile de dirsek temasını kesmeyen Bıyık, her geçen gün eriyen ve istikbali adına gelecek görmediği AK Parti’ye de geçmeyerek arafta kalmış şekilde görevine devam ediyor. Zaten iktidar partisi de CHP gibi Bıyık’a kapıları kapatmış durumda. Bıyık’ın Yomra’dan çok kendi geleceğine yatırım yaptığını anlayan AK Parti ve CHP kurmayları, her geçen gün toplumda büyük irtifa kaybeden Bıyık ile yol yürümek istemiyor. Tabii ki bunda Bıyık’ın zikzakları ve net bir duruş ortaya koymamasının büyük bir etkisi var.
Mustafa Bıyık gelecek seçimlerde Ortahisar veya Büyükşehir Belediye Başkanı olma arzusu içinde…
En kötü ihtimalle milletvekilli olup Meclis’e gitmek istiyor. Bağımsız olarak bunu başaramayacağı için ya CHP ya da AK Parti’den şansını demek istiyor. Fakat bu iki partinin de belediye başkanlarını değişme şansı oldukça az. Milletvekili konusunda da sırada bekleyen ve parti içinde ciddi desteği bulununan onlarca isim var. Mustafa Bıyık’ın hem iktidar hem de ana muhalefet partisinden aday gösterilme ihtimali yüzde bir bile değil diyebiliriz.
***
BIYIK SON DERECE GERGİN VE STRESLİ
Mustafa Bıyık yerel seçimler öncesinde sağlık ocağı, okul ve yollarla ilgili olarak vatandaşlara vaatlerde bulunmuştu. Fakat bunları hayata geçirmek için elinde kaynak bulunmayan Bıyık, AK Parti’nin kendisine mesafeli yaklaşımından dolayı Bakanlar ile bir türlü görüşme gerçekleştiremiyor. Trabzon’da aradığını bulamayan Bıyık, geçtiğimiz günlerde Sakarya’da bulunan Yomralılar etkinliğine katılmıştı. Bıyık burada AK Parti Genel Başkan yardımcılarından biri ile görüşme niyetindeydi fakat olmadı. Ardından Ankara’ya Milli Eğitim Bakanlığına gitti. Kapılar yüzüne kapandı. Şu an belediyenin ciddi ödemeleri bulunuyor. Bu ödemelerin iktidarın desteği olmadan çözülme şansı yok. Trabzon’da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Trabzon Milletvekili Mustafa Şen ile bile görüşme gerçekleştiremeyen Bıyık, oldukça stresli ve gerilimli günler geçiriyor. Görünen o ki Bıyık bu günlerini bile mumla arayacak. İnsanlara karşı samimi ve net davranmayınca güven kaybı yaşayan Bıyık’ın siyasi yaşantısının sonuna doğru süratle ilerlediğini görmek mümkün. Çünkü Bıyık strese girdikçe sürekli hata yapıyor.
Bu arada Yoma Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, Yomra’da yapımını düşündüğü okul için gerekli kaynağı Yomralılar Vakfı üzerinde bulmaya çalışacak. Yomralı iş insanlarından ve Türkiye’deki hayırsever insanlardan gelecek bütçe ile okul inşaatını finanse etmeye çalışacak olan Bıyık’ın bu konuda ne kadar başarılı olup olmayacağını zaman gösterek. Zira bundan başka alternatifi kalmadı.
***
HANGİ PARAYA KARŞI HANGİ EMEK!
Trabzonspor'un düzenlediği "Süper Lig'de 50. Yıl" etkinliğinde Başkan Ertuğrul Doğan açıklamalarda bulunmuştu. Yeni sezonda hep olduğu gibi yine paraya karşı emeğin mücadelesini vermek için hazır olduklarını belirten Doğan, "Ufak tefek eksiklerimiz kaldı, onları da yakın zamanda tamamlayacağız" dedi. 1967'de kurulan Trabzonspor'un yarın (bugün) 57'nci yılı olduğunu, aynı zamanda Süper Lig'deki 50'nci yılını kutladıklarını söyleyen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Sultan Alpaslan 'geldik' demişti, Mustafa Kemal Atatürk 'gitmiyoruz' demişti. Onları örnek alıyoruz. Buraya inancımızla geldik ve hiçbir yere gitmiyoruz. Aksine yolumuz belli, ileri, hep ileri” ifadeleri dikkat çekmişti. Bu, ‘Geldik ve hiçbir yere gitmiyoruz” mesajı her halde Süper Lige gelip, hiç küme düşmemeyi kast etmiştir. Mesajın altında, ‘Yönetime geldik ama gitmeyeceğiz” gibi bir düşünce yoktur sanırım.
ALTYAPIDAN KAZANDIĞINIZ BİR TEK OYUNCU VAR MI?
Bu bir yana asıl üzerinde durulması gereken konu ise “Paraya karşı emeğin mücadelesi” söylemidir. Bunu daha önce de kullandı Başkan Ertuğrul Doğan… Terminolojik olarak ifade edelim önce… Emek, alın teri ve el emeğinden başka satacak hiçbir şeyi olmayanların ürünüdür. Para da yanında emekçiyi çalıştıran, onu sömüren ve kasasını dolduran burjuvazi ya da küçük burjuvazinin alanına girer. Şimdi Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş transferler yapıyor. Belki daha fazla para harcayabiliyor. Peki, Trabzonspor ne yapıyor? Bordo-Mavililer de durmadan transfer yapıyor. Yani para veriyor, futbolcu, teknik adam satın alıyor. Sonra mücadele ediyor. Sadece Ertuğrul Doğan döneminde şu ana kadar 26 transfer yapıldı. Peki, buna karşılık altyapıdan üretilen tek bir futbolcu var mı? Yani para harcayarak değil, emek verilerek getirilen, oynatılan ve takımın ana parçalarından biri olan futbolcuya rastladınız mı? Bu noktada Beşiktaş bile Trabzonspor’un çok çok üzerinde bir durum sergiliyor.
MAALESEF BÜYÜK PARA KÜÇÜK PARAYI YUTUYOR
Bakın Sayın Doğan: Eğer başarıyı sürekli transferde arıyorsanız ama rakiplerinize göre biraz daha az harcıyorsunuz diye emeğin mücadelesini vermiş olmazsınız. Bütçeniz yetmediği için daha az harcayarak ithal futbolcuyla ve teknik adamla başarıyı yakalama peşindesiniz. Yani paraya karşı paranın mücadelesini veriyorsunuz. Adeta kumar oynuyorsunuz, şanslı sayıyı tutturursanız büyük ikramiye gelecek ama tutturamazsanız amorti bile alamayacaksınız. Trabzonspor, paraya karşı emeğin mücadelesini verdiği yıllar 1973-83 yılları arasıdır. Ondan sonraki sürecin büyük bölümünde paraya karşı paranın savaşını vermiştir. Bir de Faruk Nafız Özak ve Özkan Sümer döneminde emeğiyle de üretmeye çalışmıştır. Bir de sizin de yönetimin içinde bulunduğunuz 2018-19 döneminde kadro dışı bırakılan futbolcular ve transfer yasağı ile birlikte üretim yapma çabası göstermiştir. Ama onu bile elinizin tersiyle itmiş, çöp sepetine atmıştınız. Şimdi siz paraya karşı emeğin değil, Paraya karşı paranın mücadelesini veriyorsunuz.
Büyük balığın küçük balığı yuttuğu gibi, büyük para da küçük parayı yutuyor. Hepsi bu… Gerçekten paraya karşı emeğin mücadelesini vermek istiyorsanız, üretin, yaratın, yaşatın, büyütün.
Bilmem anlayabildiniz mi?
***
DOĞAN, ULUSOY’U 4 GÜN BEKLETTİ Mİ?
Türkiye Futbol Federasyonu seçimleri yapıldı ve Mehmet Büyükekşi’ye karşı 5 oy farkla İbrahim Hacıosmanoğlu ipi göğüsledi. Bu hiç beklenmeyen bir sonuçtu. Fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın istemediği adayın kongrede boy göstermesinin bile mümkün olmadığı bilinirken Hacıosmanoğlu’nun seçime katılması ve birçok kulüpten destek alması ilginç bulundu. Çünkü Erdoğan yaptığı açıklamada Mehmet Büyükekşi’ye destek verdiğini ve devamlılığın gerekliliğini dile getirmişti. Bu seçim bitti, tartışmaları sürüyor. Geçtiğimiz gün çok iyi haber alan bir kaynağım ilginç bir bilgi aktardı bana… Dedi ki, “Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinden önce Haluk Ulusoy aday olacaktı ancak Trabzonspor destek vermeyince hiç ortaya çıkmadan bu kararından vazgeçti.”
BAŞKAN ERTUĞRUL DOĞAN ÖNCE OLUR VERDİ Mİ?
İyi haber alan kaynağım konuyla ilgili olarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Haluk Ulusoy aday olmak için önce Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan’ın kapısını çalmış… Çünkü, ‘Memleketimin kulübünden destek alamadıktan sonra, diğer kulüpleri yanıma çekmem mümkün değil’ diye düşünmüş… Ertuğrul Doğan da kendisine önce olumlu yaklaşmış fakat 4 gün beklemiş, hiçbir ses çıkmamış… Ardından da Ertuğrul Doğan ve Trabzonspor, İbrahim Hacıosmanoğlu için imza verince de yarışa girmeden köşesine çekilmiş. Fakat şimdi Ulusoy ve yakın çevresi Doğan’a ateş püskürüyorlar. Yakın bir gelecekte kendisini her platformda yıpratma yoluna giderlerse hiç kimse şaşırmasın. Haluk Ulusoy’un Trabzonspor camiasında büyük bir tabanı var ve sülale olarak da önemli etkiye sahipler. Yarın taşlar yerinden oynayabilir.”
ASIL DESTEKLENEN HACIOSMANOĞLU MUYDU?
Bu iddialardan sonra aklıma Recep Tayyıp Erdoğan’ın başbakanken Haluk Ulusoy’u nasıl harcattığını hatırladım. O günden sonra hep kendilerine yakın TFF başkanı seçtirdiler. Bu seçimden önce de kazanabilecek aday olan UEFA İcra Kurulu üyesi Rizeli Servet Yardımcı’yı nasıl da kenara ittiler. Adam hem adaylıktan çekildi, hem de UEFA’dan istifa etmek durumunda kaldı. Yani sonuçta Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan isteseydi, İbrahim Hacıosmanoğlu yarışa bile giremezdi. Demek ki Mehmet Büyükekşi’ye destek verir gibi yaparken aslında arka planda İbrahim Hacıosmanoğlu’nu öne sürdüler. Hacıosmanoğlu aday olduğunda herkes, “Tavşan aday” benzetmesi yapmıştı. Oysa tam tersiymiş… Mehmet Büyükekşi tavşan aday olarak sahneye sürülmüş… Yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’a en küçük bir saygısızlık yapamayacak olan Trabzonspor yönetimi, İbrahim Hacıosmanoğlu’nu açık açık destekleyebilir miydi?
***
KLOPP VE KROOS ÖRNEK OLUR MU?
Türkiye’de teknik adamlar ve futbolcular öylesine kariyer ve para düşkünlüğü içinde ki ne zaman, nerede bırakacaklarını bilmiyorlar. Teknik adamlar 80 yaşına gidiyor ama istiyor ki, yatalak bile olsa yine bir takımın başında olayım ve para kazanmaya devam edeyim… Futbolcular da aynı, koltuk değneklerine izin olsa, onlarla sahaya çıkacaklar. Futbolu bıraktıktan sonra da hemen teknik direktörlük yapacaklar. Hele futbolda zirve yapmış isimler bu konuda inanılmaz derecede hırs dolu… Bunun tek sebebi de çok yüksek paralar kazanma arzusundan kurtulamamaları ve bir de kenarda köşede kalmanın yaratacağı kişilik bunalımına girmemeleri… Oysa kültürel olarak kendini eğitebilmiş insan için kenarda köşede kalmak da, parayı bavullarla kazanmak da önemsizdir. Önemli olan bir insanın, insan ve kendisi olarak kalabilmesidir. Ama böyle düşünmesi gereken insan gerçekten hırslarından arınmış, narsizm saplantısı içinde debelenmekten kurtulmuş, egoist duyguları yenmiş olması şarttır.
İSTESELER BÜYÜK PARALAR KAZANIRDI
Bakın Alman Teknik Direktör Jurgen Klopp henüz 57 yaşında ve büyük başarılara imza atmış, en son Liverpool’da zirve yapmış bir isim… Ancak teknik direktörlüğü bıraktığını söylüyor. Adama dünyanın sayılı birçok kulübü teklifte bulundu. İngiltere Milli takımı önüne servet ve sonsuz olanaklar serdi. Fakat ‘hayır’ dedi… “Ben kenara çekiliyorum” diyerek kariyerini sonlandırdı. İstese yıllık 50 milyon Euro’ya bile imza atabileceği Kim bilir belki de önümüzdeki süreçte Alman futbolunun başına geçer, belki UEFA veya FİFA başkanlığına aday olur. Yani yine futbolun içinde olur ama farklı roller üstlenir. Bir de yine Alman futbolcu Toni Kroos var… Bugün 34 yaşında ama en son oynadığı kulüp Real Madrid dünyada almadık kupa bırakmadı. Bu takımın da beyni görevini üstlendi. Hiç sakatlık geçirmeden sezonu kapattı. İstese kulübünde de kalabilir en az 2 yıllık daha sözleşme imzalayabilirdi. Hem de 20-30 milyon Euro gibi bir parayı cebine indirebilirdi. Başka bir önemli takımda da forma giyebilirdi ki sayısız teklif almıştı bu oyuncu…
Klopp ve Kross’u düşününce Türk teknik adamlarını ve içi geçmiş ama sahada kalmak için kırk takla atan futbolcularımız aklıma geliyor.
Ve acı duyuyorum…











Faruk özak in idmangucunden bahsetmemesi tamamen art çok yazık başkanlığını yaptığı kulubun tarihini bilmemesi akılla izah edilemez heleki bu kişi hemde bakanlık yapmış Faruk özak İdmangucunden bahsetmemesi İdmangucunde hiçbir eksiklik olmaz bir sözümde orda bulunan İdmanguclulere baba bı dakka biz burdayiz ayıp olmuyormu gözümüze baka baka bizi yok sayiyorsun tabii gücün yanında olunursa agzinizi acamazsiniz çok yazık şiddetle kiniyorum