TURİZM KENTİ TRABZON, AMA HANGİ TRABZON?
Turizm kenti Trabzon diyoruz…
Diyoruz da, gereğini yapıyor muyuz gerçekten?
Her fırsatta “Trabzon’un doğal güzellikleriyle turizm cenneti olabileceğini” söylüyoruz. Daha fazla turist gelsin, oteller dolsun, esnaf kazansın, şehir ekonomisi canlansın istiyoruz. Ama nedense bu dileklerin hiçbirine emek eşlik etmiyor.
Trabzon Havalimanı’na inen bir turistin gözüyle düşünelim biraz…
Uçağından inip sahil yoluna çıkan biri ne görüyor? Deniz kenarına sıralanmış, boyasız, sıvasız, kimisi yıkık dökük binalar… Şehrin doğusu ayrı karmaşa, batısı ayrı. Bu manzarayı gören bir yabancı, ister istemez “Burası turizm şehri mi yoksa terk edilmiş bir sanayi kasabası mı?” diye sormaz mı?
Hele ki Maçka yoluna sapıp Sümela Manastırı’na gitmek isteyenler için tablo daha da üzücü. Deliklitaş mevkisinden geçen biri, “geçmiş olsun” desek yeridir. Yollar, görüntü kirliliği, düzensiz yapılaşma… Oysa o güzergâh, Trabzon’un dünyaya açılan en özel kapılarından biri olmalıydı.
Peki çözüm ne?
Aslında çok büyük projelere, milyon dolarlık yatırımlara gerek yok. Küçük ama etkili dokunuşlarla Trabzon’un çehresi değişebilir. Havalimanı çevresinden başlayarak kentin girişlerinde mimari ve görsel düzenlemeler yapılmalı. İş yerlerinin tabelalarına bir standart getirilmeli. Kaldırımlara, kavşaklara daha fazla ağaç ve çiçek dikilmeli. Kent kimliğini yansıtan el sanatları, yöresel motifler, Trabzon’a özgü figürler bu alanlara yerleştirilmeli.
Meydan’dan Pazarkapı’ya, Esentepe’den Değirmendere’ye kadar her noktada bakımsız ve meczup binalar elden geçirilmeli. Çünkü şehir, vitrininden belli olur. Bizim vitrinimiz ne yazık ki tozlu, dağınık ve bakımsız.
Bir şehri turizm kenti yapan sadece doğal güzellikleri değildir; o şehre gelen misafiri nasıl karşıladığınız, nasıl bir ilk izlenim bıraktığınızdır.
Turist şehre adım attığında “Ne iyi ettik de geldik!” diyebilmeli.
Kısacası Trabzon, turizm potansiyeline değil; turizm bilincine yatırım yapmalı.
Çünkü hiçbir turist, “güzelliği gizlenmiş bir şehre” ikinci kez gelmez.
***
TRABZON’UN SOKAKLARI KARANLIKTA KALDI
Son zamanlarda Trabzon’un hemen her mahallesinde, her sokakta ortak bir şikayet yankılanıyor: “Sokak lambaları ya hiç yanmıyor ya da yeterince aydınlatmıyor.”
Akşam saatleri geldiğinde, birçok vatandaş karanlığa gömülmüş sokaklardan geçmek zorunda kalıyor. Kimisi markete gitmeye çekiniyor, kimisi çocuğunu dışarı çıkarmaya… Özellikle saat 20.00’den sonra sokaklarda yürümek neredeyse cesaret işi haline geldi. Vatandaşlar defalarca ilgili kurumlara başvurdu ama “şikayetler dikkate alınmadı” diyorlar.
Bir yanda karanlıktan şikayet eden vatandaşlar var, diğer yanda ise gündüz vakti yanan sokak lambaları.
Evet, yanlış duymadınız…
Dün Beşirli-Yenimahalle hattında seyir halindeyken, öğle saatlerinde tüm sokak lambalarının yandığını görünce ister istemez şaşırdım. Hava pırıl pırıl, güneş tepede ama lambalar sanki geceyi aydınlatıyormuş gibi parlıyordu.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Merkezi sistemde bir arıza mı var, yoksa lambaları kapatmayı mı unuttular?
Cevabını bilmiyoruz…
Ama bildiğimiz bir şey var; bir yanda vatandaş karanlıkta kalıyor, diğer yanda ise elektrik israf ediliyor.
Bu nasıl bir tezatlık?
Bir tarafta “aydınlatılmayan sokaklar yüzünden korku içinde yaşayan” insanlar…
Diğer tarafta “gündüz vakti boşa yanan lambalar.”
Bu tablo, sadece teknik bir aksaklık değil; düzensizliğin, ilgisizliğin ve denetimsizliğin resmi.
Trabzon’un sokakları gerçekten ışığa muhtaç!
Ama sadece elektrik ışığına değil…
Düzenin, sorumluluğun, vicdanın ışığına da.
***
VELİLERİ DOLAP PARASI İSYAN ETTİRDİ!
“Geleceğimizin teminatı çocuklardır” diyoruz her fırsatta. Peki, gerçekten çocuklarımıza ve onların eğitimine ne kadar değer veriyoruz?
“Eğitim ailede başlar, okulda devam eder” sözleriyle büyüdük biz. Ancak günümüz koşullarında aileler, çocuklarına iyi bir gelecek sağlayabilmek için var gücüyle çalışmak zorunda kalıyor. Bu da eğitimin büyük bir bölümünün okullara kaldığı gerçeğini karşımıza çıkarıyor.
Ailesi maddi olarak şanslı olan çocuklar özel okullara gönderiliyor; imkânı olmayan ailelerin çocukları ise devlet okullarına yöneliyor. Ancak mesele sadece okulun türü değil, eğitimin kalitesi. Eğitim, özel ya da devlet fark etmeksizin bir ülkenin geleceğini belirler.
Tam da bu noktada sormak gerekiyor: Devlet okulunda çocuklardan “dolap parası” istemek neyin nesi Allah aşkına?
İsmi bizde saklı kalsın; bir ilköğretim okulumuzda geçen dönem 250 TL olan dolap parasının bu yıl 1.000 TL’ye çıkarıldığı iddia ediliyor. Veliler isyan noktasında.
Bir yandan “Çocuklar bizim geleceğimiz” diyoruz, diğer yandan eğitimde fırsat eşitliğini kendi ellerimizle yok ediyoruz.
Ayıp artık, gerçekten ayıp!
***
ŞEHİR HASTANESİ ÇEVRESİNDE HAREKETLİLİK!
Yapımı devam eden Trabzon Şehir Hastanesi’nin 2026 yılında hizmete başlaması planlanıyor. Numune, Ahi Evren ve Kemik Hastaneleri, Şehir Hastanesi bünyesinde hizmet verecek. Yani vatandaşlar, öteye beriye gitmeden tek bir merkezde farklı hastalıklarının tedavisini gerçekleştirebilecek. Bu, işin hastane ve tedavi kısmı.
Fakat işin bir başka boyutu daha var. Şehir Hastanesi’nde 3 binin üzerinde personelin çalışması bekleniyor.
Mesela Boztepe’de bulunan Kemik Hastanesi’nde görev yapan bir personel, genellikle Meydan (Atatürk Alanı) civarında, Boztepe’de veya Çukurçayır’da oturmayı tercih ediyor. En fazla bir vasıta kullanarak işine gidiyor. Fakat Akyazı’da bulunan Şehir Hastanesi’ne gidebilmek için iki vasıta kullanmak zorunda kalacak.
Boztepe’de oturuyorsa önce Moloz’a (Pazarkapı Mahallesi) inecek, ardından ya belediye otobüsüne ya da Akçaabat dolmuşlarına binmek zorunda kalacak. Kurçeşme’de bulunan Ahi Evren Kalp ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde çalışan ve bu mahallede oturan birisi için de durum farklı değil.
Şehir Hastanesi’nin bulunduğu bölgeye tek vasıta ile ulaşabilmek için, orada çalışan personellerin Moloz’dan (Pazarkapı Mahallesi) itibaren Hızırbey, Yalı, Kurtuluş, Yenimahalle, Fatih, Toklu ve Beşirli mahallelerinde oturmaları gerekiyor. Batı yönünde ise Yıldızlı, Söğütlü ve Akçaabat tercihleri öne çıkıyor.
Bu yüzden az önce saydığım mahallelerde kira artışlarının diğer bölgelere göre daha yüksek olması bekleniyor. Özellikle Akyazı Mahallesi’nde başlayan birçok konut inşaatının, hastanenin açılışına yetiştirilmeye çalışıldığı öğrenildi.










