PEKİ, AVCI GİTTİ SORUNLAR BİTTİ Mİ?
Taraftarların artık tribünden de sürekli ‘istifa’ bağırdığı, sosyal medyanın ise her gün çok ağır bir şekilde eleştirdiği ve bizim daha ilk günden karşı çıktığımız Abdullah Avcı’nın Trabzonspor’daki ikinci dönemi de hüsranla sona erdi. Kuşkusuz Bordo-Mavili renklere gönül veren birçok insan ‘oh’ dedi, rahatladı. Düşünün bir esnaf iş yerinin önüne, “Abdullah Avcı gitti, ekmek 3 gün bedava” dövizi yazdı. Tabii ki Abdullah Avcı’nın ayrılması Bordo-Mavili kulübün çıkarları açısından bakıldığında çok önemli bir gelişme… Çünkü onun genetik kodlarıyla Trabzonspor’un misyonu kesinlikle uyumlu değildi, hatta taban tabana zıttı. Acı ki Bordo-Mavili kulübü yönetenler bunu 10 Kasım 2020 tarihinde de görmemişlerdi. Hele ikinci gelişindeki durum tam bir aymazlık ve skandaldı. Peki, Abdullah Avcı gitti, Trabzonspor için sorunlar bitti mi?
BİZ AVCI’YA KARŞI ÇIKTIK PEKİ NEDEN?
Önce kendimizi ifade edelim isterseniz. Biz Abdullah Avcı’yıa 2020 yılında gelirken de karşı çıktık. Hatta birçok kişiyle konuşarak takımın başına getirilmemesi için çaba harcadık ama başarılı olamadık. Abdullah Avcı’yı isminden, cisminden, boyundan posundan dolayı değil, sadece onunla ilgili yaptığımız bir takım araştırmalardan sonra böyle bir net tutum izledik. Çünkü Abdullah Avcı genç futbolcu kazanma konusunda Türkiye’nin en kötüsüydü. Altyapı üretim politikası ise evlere şenlikti. 10 yılın üzerinde hizmet ettiği Başakşehir’de altyapıdan sadece Mahmut Tekdemir’i takıma kazandırmıştı. Genç transferi olarak da Cengiz Ünder’i Altınordu’dan almış ve bu isim yıldızlaşmış, Roma’nın yolunu tutmuştu. Transferi çok seviyordu. Başakşehir ve Beşiktaş’ta 150’ye yakın oyuncuya imza attırmıştı. Bu futbolcuların büyük bölümü yaşlı ve içi geçmiş yıldız eskisiydi.
DEVLETİN GÜCÜYLE BAŞARILI GÖZÜKTÜ
Başakşehir’de görece başarılı görülüyordu. Ama iktidarın tüm güçleri arkasındaydı. İstanbul Büyükşehir’den tutun da merkezi yönetime kadar herkes bu kulübün zirveye çıkması için çabalıyordu. TFF, MHK ve hakemler de Başakşehir, dolayısıyla Abdullah Avcı’nın başarısına adeta odaklanmıştı. Yani arkasına iktidar gücünü alarak belli bir seviye kazanmıştı. Oysa Trabzonspor güçlülerle sevişerek değil, savaşarak büyük olmuştu. Abdullah Avcı, Beşiktaş’ta ve A Milli takımda da çok kötü dönemler geçirmişti. Yani iki kez bağımsız olarak işler yürüteceği kulüp ya da kurumlarda tam bir fiyaskoydu. İsmi çeşitli cemaatlerle anılan bir teknik adamdı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde de Abdullah Avcı’nın Trabzonspor’da başarılı olamayacağını, olsa bile bunun çok pahalıya patlayacağını ön görerek kendisine cepheden karşı çıktık. Haklılığımız da belgelendi.
AVCI’NIN İKİNCİ GELİŞİ TAM BİR SKANDALDI
İkinci gelişinde de gerçekten hayret uyandıracak bir karar alınmıştı. Çünkü Trabzonspor’dan başarısız olarak giden bir teknik adam 7 ay yatmış, hiçbir yeni takım çalıştırmamış, yeni bir hikâye yazmamıştı. Yani Abdullah Avcı, Trabzonspor’dan ayrıldıktan sonra birkaç takım çalıştırır, başarılı olur, üretkenliğiyle yeniden zirveye çıkar ve sonra onunla çalışmak isterseniz söylenecek söz yoktur. Ama böyle olmadı. Adam aldığı 8,5 milyon lira tazminatı bir güzel afiyetle yedi, tatil yaptı ve sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi Bordo-Mavili takımın başına getirildi. Sonrası da her yönüyle hayal kırıklığı… Geçen sezon kötü olmasına rağmen 3’ncülük başarı diye yutturulmaya çalışıldı. Bu sezon tam bir felaket yaşandı ve ona büyük saygı duyan, bilgisine ve kalbine inanan Başkan Ertuğrul Doğan bile pes etmek durumunda kaldı. Abdullah Avcı bir yanlış tercihle takımın başına yeniden gelmenin kurbanı oldu. Ama ekonomik ve altyapıdan üretim politikaları açısından Bordo-Mavili kulübe tarihinde hiç yaşamadığı büyük zararları verdi.
GEÇMİŞTE YÖNETİM BÜYÜK HATA YAPMIŞTI
Şimdi Abdullah Avcı devri kapandı. Peki Trabzonspor bundan sonrasını kurtarabilir mi? Bakın şunun altını net bir şekilde ve kalınca çizelim. Bir kulübün her alanda başarısı ya da başarısızlığının ilk ve tek sorumlusu başkanı ve yönetimidir. Çünkü teknik adamları getiren yönetimdir. Transferleri yapan, kulübün tüm icraatlarının altına imza atan başkanlar ve yönetimlerdir. Yani seçtiği teknik adamların belirlediği oyuncular transfer edilmiş ve başarısızlık kaçınılmaz hale gelmişse, ilk düğmeyi yanlış ilikleyen suçludur, sorumludur. Eğer Ertuğrul Doğan ve arkadaşları, Abdullah Avcı’’da ve yapılan transferlerde, ya da gönderilen futbolculardaki yanlışlara devam ederse bugünleri bile arayabiliriz. Avcı’nın ilk dönemi sona erdiğinde ne yapmışlardı? Orhan Ak’ı takımın başına getirmişlerdi. Ak, Abdullah Avcı’nın ekibindeydi, onunla bir başarı nasıl beklenebilirdi? Hemen ardından geçici olarak İhsan Derelioğlu takımı çalıştırdı tam bir düzelme meydana gelecekken Nenad Bjelica isimli maceracıda karar kılındı. Oysa İhsan Derelioğlu ile sezon sonuna kadar devam edilebilir ve başarı ya da başarısızlığa, üretim ya da üretimsizliğe göre yeni bir yol haritası çizilirdi.
YENİ HATALI İSİMLERLE ZARAR VERİLMEMELİ
Ertuğrul Doğan yönetiminin yeni teknik direktör kriterlerini belirlerken önünde de çok uzun bir zaman olurdu. Trabzonspor’a hem oyuncu üretecek, hem yarıştıracak, liderlik özelliği ile herkesten saygı görecek, kendisini sevdirecek, aidiyet duygusu olan, hırslı, hücum futbolu oynatan, asla pes etmeyen bir teknik adam arayışında zamanın uzun olmasından dolayı çok önemli bir hata yapılmazdı. Ne yazık ki aceleci kararlarla birlikte Trabzonspor’un hem parası heba edildi, hem de prestiji yerle bir oldu. Şimdi de aynı durumun yaşanması söz konusu… Yani yanlış bir isim olan Abdullah Avcı giderken, yeni bir yanlış isme yönelmek kadar saçma karar olamaz. Örneğin Sergen Yalçın, örneğin Fatih Terim… Bunlar Bordo-Mavili kulübün asla düşünmeyeceği isimler olmalı… Trabzonspor kulübünde bir sportif direktörlük oluşturulmalı, altı iyi doldurulmalı, aidiyet duygusu yüksek, kulübe karşı sorumluluk hissiyle hareket eden bir teknik adam getirilmeli ve buna da uzun süre sabır gösterilebilmelidir. Aksi takdirde, “Keşke Abdullah Avcı gitmeseydi” demek zorunda kalır taraftar ve bu kez şimşekler Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetime yönelir…
Umarım bu kez yanlışta ısrar etmezler…
Aksi takdirde Trabzonspor’a yazık ederler!
***
AVCI ‘ERTO’ VE TRABZON’U DEĞİL PARAYI SEVİYORMUŞ!
Trabzonspor’da bir kesim taraftar Abdullah Avcı’ya toz kondurmuyordu. Sanki bu isim doğma büyüme Bordo-Mavili takımın taraftarıydı, tribünlerinden yetişmişti. Böylesine bir sevgi ile adeta bezlere sarıp sarmalayım onu herkesten korumaya çalışıyordu. Avcı da her vesileyle birlikte Trabzonspor’u ne kadar sevdiğini, bu kulübün tarihine ne büyük saygı duyduğunu anlatıyor, sürekli taraftarlara methiyeler dizip, onları yanına çekme çabası gösteriyordu. Hatta Özkan Sümer ve Ahmet Suat Özyazıcı’nın kasketlerini bile kullanmaktan geri durmuyordu. Bir de Başkan Ertuğrul Doğan’a acayip sevgi beklediğini ifade ediyordu. Ancak bizler sürekli Avcı’nın kesinlikle ne Doğan’ı, ne de Trabzonspor’u zerre kadar sevmediğini dile getiriyorduk, tek derdinin kulübü iliklerine kadar sömürüp, cebini ve banka hesaplarını şişirmek olduğunu vurguluyorduk. Bize müzmin Abdullah Avcı düşmanı gözüyle bakıldı. Oysa biz insan sarrafıydık ve Avcı konusunda da yanılmayacağımızdan adımız gibi emindik.
BİR KEZ OLSUN İSTİFA ETMEYİ DÜŞÜNMEDİ
Abdullah Avcı, ilk göreve geldiğinde 7,5 milyon lira yıllık kazanıyordu. Sonra birden bu rakam 25 milyon liraya yükseltildi. Sezon bitmeden tazminat talep etmeden istifa ettiğini açıkladı ama sonra sezon sonuna kadar olan 8,5 milyon liralık çalışmadığı sürenin parasını cebine indirdiğini öğrendik. Sonrasında yeniden göreve geldi. Bu kez kendisine 20 ay için 100 milyon lira ödenecekti. Geçen sezon 40 milyon lira aldı. Bu sezon ise 60 milyon lirayı cebe indirecekti. Takıma tam 11 transfer yaptırdı. Kulüp ekonomik açıdan felç geçirdi. Ama işler rezalete dönüştü. Bir kez olsun istifayı düşünüp, kulübün önünü açmayı bile düşünmedi. Başkan Doğan’a zerre sevgisi olsaydı, onun önünü açmak için istifa ederdi. Bunu aklının ucundan bile geçirmedi. Sonra işine son verildi. Çalışmadığı bir yıllık 60 milyon lirasını ve yardımcıları için de 10 milyon lirayı talep etti. Yönetim kendisiyle görüştü ve sonuç olarak 30 milyon kulüpten iddiaya göre 30’da Ertuğrul Doğan’ın şahsından 60 bin lirayı cebine koyarak ayrılmayı içine sindirdi. Bu da sanki çok önemli bir özveriymiş gibi gösterildi. Bu yaşananlar gösterdi ki Abdullah Avcı’nın ne ‘Erto’yu, ne de Trabzonspor’u sevgisinin olmadığı, sadece paraya âşık olduğudur.
Bunu kafanızın bir yerine artık yazın olmaz mı?
***
BELEDİYELERDE KİMİN DOSYALARI BEKLİYOR?
Trabzon Büyükşehir Belediye Basın biriminde göreve başlayan bir meslektaşımız bir zamanlar belediyelerde çalışan gazeteciler için “yandaş-mesleklerine ihanet ediyorlar-etik değerleri yok sayıyorlar” diyordu .Gün geldi bu sözleri sarf eden arkadaşımız, şimdi hem görüş olarak hem de etik değerler noktasında eleştirdiği kabullenmediği yerde göreve başladı…
Ortahisar Belediyesinde çalışan bir başka meslektaşımızda “belediyede gazetecilik yapanları hor gören paylaşımlar yapıyordu”…
Ne demişler “büyük lokma ye büyük konuşma gelir başına!”
Trabzon’da belediyeler bu dönem gazetecilerin de ilgi odağı olmuş durumda. Gazeteciler belediyelerde işe girebilmek için bütün ilişkilerini devreye sokuyor. Hem Trabzon Büyükşehir hem de Ortahisar Belediyesinde dosyalar üst üste beklemede. Camianın önemli isimleri de aracılık noktasında üzerlerine düşeni yapıyor! Herkes iş,aş,ekmek mücadelesi peşinde ne yaparsın…
***
CEMİYET İÇİN ADAYLAR SAHAHA ÇIKIYOR
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti hakkında Trabzon 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği mevcut yönetimin feshi ve bir önceki kongrenin iptali kararı sonrası cemiyet yönetimi hala belirsizliğini koruyor. Olağanüstü kongre kararı alma eğilimi şu anda ağır basıyor. Nisan ayında yapılacak normal kongre öncesi bazı gazeteciler “Bu böyle gitmez ortada aleni hukuksuzluk var cemiyetin itibarı yerle bir oldu. Bir inat uğruna başkanlık yapan bir kişinin egosuna mı cemiyeti teslim edeceğiz” şeklinde tepkilerini dile getiriyor. Bu arada Trabzon Gazeteciler Cemiyetine yeni bir dava açma hazırlığında olan isimler de var. Onlarda maddi ve manevi tazminat hazırlığında. Öte tarafta ise TGC başkanlık için adaylar kulis faaliyetlerine başladı. TAKA Gazetesinden Zihni Ağırman Çay TV’den Halil İleli emekli serbest gazeteci Nevzat Yılmaz ve Yeni Şafak Gazetesinden Ali Kemal Yazıcı adaylık noktasında isimleri öne çıkıyor










