
SADECE ŞEHRİ DEĞİL, CANLARI DA SAHİPLENİYOR
Bazı insanlar vardır; görevleri ne olursa olsun, insan olmanın gerektirdiği en temel erdemleri unutmadan yaşarlar. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de bu isimlerden biri. Onun hayvanlara duyduğu içten bağlılığı, yalnızca görev süresince değil, özel hayatında da görmek mümkün. Şu an evinde dört can dostuna ev sahipliği yapıyor; üstelik hepsi bir zamanlar sokakların sessiz misafirleriydi.Sayın Genç’in eşi de bu sevgiye ortak olmuş durumda. Yalnızca evlerinin içinde değil, toplumsal sorumluluklarında da hayvan haklarını ön planda tutuyor. Hayvanlarla ilgili faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla omuz omuza çalışıyor, gönüllülerin tedavi ettirdiği hayvanların veteriner masraflarına kendi kişisel bütçesinden katkı sunuyor.
Bu, sadece görevle açıklanabilecek bir davranış değil; bu, kalpten gelen bir hassasiyetin dışa yansıması.Elbette bu bakış açısı yalnızca bireysel düzeyde kalmıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hayvan rehabilitasyon merkezinde yürütülen tüm faaliyetleri yakından takip ediyor ve kurumun tüm imkânlarını buradaki can dostlarımız için seferber ediyor.
Bu duyarlılık yeni değil; Ortahisar Belediye Başkanlığı döneminde de kendini fazlasıyla göstermişti. Beşirli Sahili’nde kurulan kedi kliniği bunun en somut örneklerinden biri. İlk etapta sadece Ortahisar’daki hayvanlara hizmet vermek üzere açılan bu merkez, zaman içinde ilçeler arası bir şefkat köprüsüne dönüştü.Bugün biliyoruz ki Sayın Genç’in hayvan hakları konusundaki vizyonu yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirmeye aday. Yeni klinik projeleri, bu sorumluluğu tüm ilçelere yayma düşüncesi ve toplumun bilinçlenmesine yönelik adımları; Trabzon’u daha yaşanabilir ve duyarlı bir şehir yapma yolunda umut veriyor.
Hayvan sevgisi; bir kentin, bir toplumun vicdanıdır. Bu vicdanı hem ailesinde hem görevinde taşıyan Ahmet Metin Genç’e ve ailesine gönülden teşekkür ediyor, bu örnek tutumlarının herkese ilham olmasını diliyoruz.
***
ÇELEBİ’Lİ TTSO İRTİFA KAYBEDİYORTrabzon Ticaret ve Sanayi Odası'nda (TTSO) sular durulmuyor. Geçtiğimiz günlerde iş insanı Mehmet Çelebi'nin yönetim kurulu üyeliği başta olmak üzere tüm görevlerinden istifa etmesi, odada uzun süredir kulislerde konuşulan rahatsızlıkları su yüzüne çıkardı. Resmî açıklamada “mental yorgunluk” gerekçesi öne sürülse de, işin perde arkasında çok daha derin bir yönetim krizi yatıyor.Kulis bilgilerine göre, TTSO Başkanı Erkut Çelebi’nin yönetim tarzı oda içinde büyük rahatsızlık yaratmış durumda. Yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan kararların ya rafa kaldırıldığı ya da başkanın keyfiyetine göre uygulandığı ifade ediliyor. Öyle ki, birçok karar doğrudan Erkut Çelebi'nin onayına bakıyor. Kabul ettiği uygulamaya giriyor, istemediğini ise yok sayıyor. Bu durum, kurumsal işleyişi tamamen kilitliyor.
Erkut Çelebi’ye yönelik en sert eleştirilerden biri, "tek adam yönetimi" kurduğu yönünde. Göreve gelirken “ortak akıl”, “şeffaflık” ve “katılımcılık” gibi sözlerle iş dünyasının desteğini alan Çelebi, gelinen noktada bu vaatlerin tam tersini yapar hale geldi. Yönetim kurulunu adeta devre dışı bırakarak kendi bildiğini okuyan Çelebi, TTSO’yu bir şirket gibi değil, adeta bir aile işletmesi gibi yönetmeye çalışıyor.
Başkanın özellikle yurt dışına yönelik projelerinin tam bir hayal kırıklığı olduğu konuşuluyor. Gerçekleştirilen projelerin somut bir fayda sağlamadığı, yapılan harcamaların ise TTSO üyeleri nezdinde sorgulandığı belirtiliyor. Trabzon’un ekonomik sorunlarına çözüm üretemeyen Çelebi, buna rağmen kamuoyuna “başarı” algısı yaratmaya çalışmakla da eleştiriliyor.
TTSO’nun iş dünyası nezdindeki saygınlığının her geçen gün erozyona uğradığı, üyelerin odadan uzaklaştığı, kuruma olan güvenin zedelendiği ifade ediliyor. Mehmet Çelebi'nin istifası bu güvensizliğin sadece görünen yüzü. Birçok üyenin ise sessiz kalmayı tercih ettiği, ancak bir sonraki seçimlerde bu yönetim tarzına karşı sandıkta hesap sormaya hazırlandığı konuşuluyor.
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Erkut Çelebi’nin yeniden aday olmayı düşündüğü ifade ediliyor. Ancak kulislerde, “bu yönetim anlayışıyla bırakın yeniden seçilmeyi, adaylığı bile tartışmalı hale geldi” yorumları yapılmakta.
***
FARABİ’DE DERİN SESSİZLİK SÜRÜYORKaradeniz’in köklü sağlık kurumlarından birinde yaşananlar, ne yazık ki çok fazla konuşulmuyor ama kulislerde, koridorlarda ve hasta yakınlarının arasında fısıltı halinde yayılıyor. Enfeksiyon kaynaklı ölümler artıyor. Temizlik yetersiz. Tedavi süreçleri ise ‘acaba nasıl geçiririz?’ mantığıyla yönetiliyor.Bu tablo, basit bir aksaklık değil; yıllardır süregelen, üstü örtülen, görmezden gelinen büyük bir sorun. Halkın sağlığı ile ilgili böylesine kritik bir konuda böylesi ihmaller zinciri yaşanırken, ne yazık ki en üstlerde herhangi bir sorumluluk alma, açıklama yapma ya da harekete geçme çabası yok. Kulislerde herkes biliyor, ama herkes susuyor.
Bu suskunluk, belki bir tercih değil, ama kesinlikle kabul edilemez. Sağlık gibi bir insan hakkı söz konusuysa, şeffaflık ve hesap verebilirlik en temel şart olmalı. İhmaller zincirinin daha fazla uzaması, kayıpların artması anlamına geliyor. Ve her geçen gün biraz daha kanıyor bu yara.
Kulislerde konuşulanların ışığında açıkça görülüyor ki, bu durumun sorumluları sadece hastanedeki birkaç kişiden ibaret değil. Bu ihmal, sistemin ve yönetim anlayışının temel bir sorununu işaret ediyor. Herkesin bildiği ama kimsenin üstüne gitmediği, “ben yapmadım, ben görmedim” duvarının arkasında kalması gerekenler var.
Bu sessizlik, toplumun sağlığına vurulan en ağır darbe. Ve bir gün mutlaka bu ihmal zincirinin son halkası kopacak. O zamana kadar kamuoyu, bu seslere kulak vermeli, yetkililer ise üzerlerine düşeni yapmalı.
Unutulmamalı ki; sağlık, hiçbir zaman görmezden gelinemeyecek kadar önemli ve kutsal bir meseledir. Kuliste konuşulanları sadece fısıltı olarak bırakmak, yaşananları örtbas etmek değil; hesap vermek ve çözüm üretmek gerekiyor artık.
***
MUMCU’NUN GİDİŞATI İYİ DEĞİL!Trabzon AK Parti teşkilatında yaşanan son gelişmeler, siyasetin ne kadar acımasız ve zor bir oyun olduğunu bir kez daha gösterdi. İl Başkanlığı koltuğunu tekrar kaptırmamak için, dava arkadaşlarını bir bir arkada bırakıp kendi yoluna giden Doktor Sezgin Mumcu, ne yazık ki bugün “istenmeyen adam” olarak anılıyor.Siyasette en değerli sermaye güven ve sadakattir. Ama Mumcu, yıllarca birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarını tek tek terk etti, bu iki kıymetli değeri hiçe saydı. Üstelik, kendi koltuğunu korumak uğruna, eleştirenleri bile yönetim kuruluna alarak parti içinde derin bir kırılmaya neden oldu. Bu durum sadece bir çatlak yaratmakla kalmadı; Trabzon AK Parti teşkilatının moralini de yerle bir etti.
Bir de halkla ilişkiler var tabii... Mumcu, ne yazık ki burada sınıfta kaldı. Diğer siyasi partilerin temsilcileri esnafın, vatandaşın arasında dolaşırken, o kendini parti binasına kapadı. Bakan, milletvekili ziyaretlerinde görünse de, bu durum ne tabanı ne de halkı memnun etti. Sosyal medyada cenaze ya da hasta ziyaretleriyle var olmaya çalışması ise, siyasetin samimiyetinden ne kadar uzak olduğunu ortaya koydu.
AK Parti Genel Merkezi’nin de durumu fark edip birkaç kez uyardığı konuşuluyor. Ama Mumcu, bu uyarılara kulak asmadan kendi bildiğini yapmaya devam ediyor. Koltuğunu koruma hırsı yüzünden partiye verdiği zarar her geçen gün büyüyor. Eğer bu tavır devam ederse, genel merkezden radikal hamleler gelmesi kaçınılmazdır.
Siyasette güven bir kere kaybedilirse, yerine konması çok zordur. Trabzon teşkilatı, artık bu acı gerçeği görmek zorunda. Çünkü siyasetin özünde samimiyet ve dayanışma vardır; eğer bunlar yoksa, geriye sadece kırgınlık ve yıkım kalır.