TRABZONSPOR YENİ SAYFA AÇIYOR
Trabzonspor bu sezon büyük beklentilerin çok gerisinde kaldı ve bu durum camiada üzüntü yarattı. Teknik direktör değişiklikleri, saha içindeki istikrarsız performans ve üç büyük rakiplere karşı alınan kötü sonuçlar takımın moralini olumsuz etkiledi. Lig, kupa ve Avrupa’daki erken veda, sezonu kupasız ve başarısız şekilde tamamlamamıza neden oldu.
Ancak bu sezon yaşananlar, aynı hataların tekrar edilmemesi gerektiğini açıkça gösterdi. Yönetim, teknik ekip ve futbolcuların üzerine düşeni yapması, genç oyunculara daha çok şans verilmesi ve takım içi birlikteliğin sağlanması gerekiyor. Trabzonspor tarihindeki başarılarını hatırlayarak, disiplinli ve kararlı bir şekilde toparlanmalı.
Önümüzdeki sezon için umutlarımızı kaybetmemek, yapılan yanlışlardan ders çıkarmak ve takımı yeniden güçlü bir noktaya taşımak şart. Taraftar desteğiyle birleşen bu gayretle Trabzonspor eski günlerine geri dönebilir.
***
BEŞİRLİ–DEĞİRMENDERE HATTI ÇİLE YOLU
Son birkaç gündür Beşirli tarafına yolum düştükçe bir cümle dönüp duruyor kafamda: “İyi ki erken çıktım.” Çünkü çıkmasam, sabahın köründe yüzlerce metrelik araç kuyruğunun içinde öylece bekliyorum. Motor çalışıyor, radyo konuşuyor ama biz ilerleyemiyoruz.
Trabzon’un batı ucunda, Beşirli Mahallesi’nde bir süredir yol bakım ve onarım çalışmaları yapılıyor. Elbette bu işler gerekli, buna kimse itiraz etmiyor. Ama zamanlama diye bir şey var. Okulların açık olduğu, sınavların yaklaştığı, insanların sabah işe yetişme telaşında olduğu şu dönemde bu kadar yoğun bir çalışmayı yürütmek, doğrusu pek akıl karı değil.
Bir sabah okul servislerinin telaşına denk geldim. Öğrencilerin yüzünde uykusuzlukla karışık bir stres... Geç kalacaklarını biliyorlar. Zaten bazıları derse geç girmiş bile. Düşünsenize, daha güne başlarken stresle başlıyorsunuz. Aynı şey işe yetişmeye çalışanlar için de geçerli. Kimi elinde telefon, patronuna gecikme mesajı atıyor. Kimi minibüsten inip yokuş yukarı yürüyor, trafiği arkada bırakmak için. Ama ne çare?
Büyükşehir Belediyesi çalışıyor, anlıyoruz. Yol yapılacak, bakım olacak. Ama bu şehirde yaşayan insanlar da var. Bizler. Çocuklarımız, annelerimiz, işçiler, memurlar... Kısacası her sabah bir yere yetişmek zorunda olan binlerce kişi.
Bir de Değirmendere var. Akıllı kavşak denmiş ama inanın oraya her gelişimde aklım karışıyor. Ne araçlar rahat geçebiliyor ne de yayalar güvenle karşıya geçiyor. Trafik sıkışıklığı burada da çözülmüş değil. Şu sıralar Trabzon trafiği adeta Beşirli ile Değirmendere arasında sıkışmış durumda. Nereye gitsen bir çile, bir bekleyiş.
Evet, bu şehrin güzelleşmesi için çalışmak gerekiyor. Ama yaşanabilir olması için planlı çalışmak da şart. Belki birileri duyar sesimizi diye yazıyorum bu satırları. Çünkü artık herkes yorgun, herkes bir çözüm bekliyor.
***
TİFLİS’TEN DERS, TAŞKENT’TEN UMUT
Geçtiğimiz aylarda Gürcistan’ın başkenti Tiflis’ten Trabzon’a başlatılan uçuşlar, kısa sürede sona erdi. Beklenen ilgiyi göremedi, verilen sözlerin arkasında durulmadı. Ne yazık ki, umutla başlayan o hat, bir hayal kırıklığı olarak akıllarda kaldı. O yüzden şimdi, aynı terminalde yeni bir ülkeden gelen yolcuları karşılamak farklı bir anlam taşıyor.
Bu kez uçak Özbekistan’ın başkenti Taşkent’ten kalktı. İlk uçuş doluydu, karşılamalar renkliydi. Bayraklar sallandı, horonlar oynandı. Elbette bu güzel bir başlangıç. Ama bu kez sevinç kadar dikkat de var gözlerde. Çünkü Trabzon bu filmi daha önce izledi.
Taşkent-Trabzon seferlerinin her Cumartesi yapılması planlanıyor. İlk etapta 17 uçuş ve yaklaşık 6 bin turist hedefleniyor. Rakamlar mütevazı ama gerçekçi. Asıl mesele, bu ziyaretçilerin memnun ayrılması, memnun kalanların da başkalarına bu deneyimi anlatması. Çünkü turizmde sürdürülebilirlik, bir seferlik dolu uçaklardan çok, tekrar eden ilgiyle ölçülür.
Trabzon’un doğası, tarihi, mutfağı bu ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Ancak gelen turistin konaklamadan ulaşıma, yönlendirmeden dil desteğine kadar her alanda iyi bir deneyim yaşaması gerekiyor. Özellikle ilk izlenimler çok kıymetli. Çünkü bu uçuşlar sadece bir ulaşım hattı değil; bir imaj testi.
Tiflis örneği, bize beklentiyle yapılan bir başlangıcın nasıl hızla sönümlenebileceğini gösterdi. Taşkent ise ikinci bir şans olabilir. Fakat bu kez sadece heyecan yetmez. Planlama, iletişim ve kararlılık şart.
Trabzon’a her uçak inişi, potansiyeli yüksek ama kırılgan bir süreci beraberinde getiriyor. Umarız bu kez gökyüzünden gelen fırsat, yerde karşılığını bulur.
***
GÖNÜLLER BAYRAMDA, CEP BOŞ
Haftaya mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Bayram demek, gönüllerin birleşmesi, sofraların paylaşılmasıdır. Ama bu sene işler biraz başka… Dertlerimiz, sıkıntılarımız yüzümüze tokat gibi vuruyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki hayvan pazarları, eskisi gibi şen şakrak değil. Besiciler, günlerdir ellerinde kalan hayvanlarla umutla bekliyor; satamadıkları için yüzleri asık. Trabzon’da da durum farksız; doğudan gelen kardeşlerimiz, “Hayvan elimizde kaldı, ne yapacağız şimdi?” diye dert yanıyor.
“Para pul olunca, kurbanlık olur mu?” der mahalle bakkalı. İşte aynen öyle. Vatandaş alacak ama alacak ne var ki? Alım gücü erimiş, fiyatlar cep yakıyor. Bayramın en güzel yanı, ibadet ve paylaşmak iken, bu sene o neşe biraz eksik. İnsan diyor ki, “Kurban kesmek ibadettir ama bu şartlarda kesmek hem dert hem de lüks.”
Dini görevliler, uzmanlar da boş durmuyor; “Kurban seçimi nasıl olmalı, nasıl kesilmeli, etler nasıl saklanmalı, nasıl paylaşılmalı,” diye anlatıyorlar. Çünkü bayramın ruhu, sadece eti kesmek değil; yardımlaşmak, paylaşmak, komşunun sofrasına bereket katmaktır. Bizim atasözümüz de boşuna dememiş: “Aç komşu varken tok yatılmaz.” Bayram, sofraların değil, gönüllerin paylaşıldığı gündür.
Memleketine gidemeyen, kurban kesemeyenler var. Onlar için bayram biraz buruk geçiyor. Evinde sadece vaaz dinleyip, “Keşke ben de kesebilseydim,” diye iç geçiriyor.
Bu sene belki paralar cüzdanlarımızda değil ama gönüllerimizde bayram coşkusu eksik olmasın.










