Adalet ve Kalkınma Partisi Trabzon İl Başkanlığı binasında düzenlenen programa; Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Metin Genç, İl Başkanı Sezgin Mumcu, Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan, Ortahisar İlçe Başkanı Seyit Hisoğlu ile çok sayıda partili katıldı. Programda, “28 Şubat sürecinin Türkiye demokrasi tarihine vurduğu darbe, yaşanan mağduriyetler ve darbeci zihniyetin yol açtığı toplumsal travmalar” vurgulandı.
Ancak basın toplantısında dikkat çeken önemli bir ayrıntı, AK Parti Trabzon milletvekillerinin programa katılmaması oldu. Bir gün önce oynanan Trabzonspor–Fatih Karagümrük maçını protokol tribününden takip eden milletvekillerinin, 28 Şubat gibi sembolik ve siyasi açıdan büyük önem taşıyan bir günde düzenlenen bu basın toplantısında yer almaması kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.
Özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat sürecine ilişkin hassasiyeti bilinirken, Trabzon milletvekillerinin İl Başkanı Sezgin Mumcu’yu bu programda yalnız bırakması, hem parti tabanında hem de 28 Şubat mağdurları arasında rahatsızlık yarattı. Partililer, darbe karşıtı duruşun yalnızca söylemle değil, böylesi kritik günlerde sergilenecek birliktelikle de ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.
Toplantıya katılan bazı partililer, milletvekillerinin yokluğunun verilen mesajın etkisini zayıflattığını savunarak, bu durumun parti içi iletişim ve koordinasyon açısından da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Programın ardından milletvekillerinin neden toplantıya katılmadığına dair resmi bir açıklama yapılmaması ise dikkat çekti.
***
HASTANE HAKKINDA ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR
Trabzon’da yapımı sona yaklaşan Trabzon Şehir Hastanesi, bu kez inşaatın büyüklüğüyle değil, zeminin güvenliğiyle ilgili tartışmalarla gündemde. Bir yanda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun “mühendislik açısından risk yok” açıklaması, diğer yanda Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’ın “zemin kaymasını durduramazsınız” uyarısı var. İlk bakışta bu iki görüş tamamen zıt gibi görünse de, aslında farklı noktalara dikkat çekiyorlar.Bakan Uraloğlu, hastanenin çok güçlü bir temel sistemiyle yapıldığını söylüyor. Binlerce kazıkla zemine tutunan, deprem anında binayı koruyan özel sistemlerin kullanıldığını vurguluyor. Verilmek istenen mesaj net: “Bu bina kurallara uygun yapıldı ve mühendislik hesaplarına göre güvenli.” Devletin resmi yaklaşımı da bu yönde.
Prof. Dr. Osman Bektaş ise başka bir tehlikeye dikkat çekiyor. Ona göre sorun ani bir deprem değil, toprağın çok yavaş ama sürekli bir şekilde denize doğru kayması. Bu hareket gözle fark edilmeyecek kadar küçük olabilir ama yıllar içinde birikirse sorun yaratabilir. Bektaş’ın itirazı, “Binanın altındaki toprak birlikte hareket ederse, kazıklar bu kaymayı ne kadar durdurabilir?” sorusunda düğümleniyor.
Burada önemli olan şu: İki taraf da farklı şeylerden söz ediyor. Bakanlık bugünkü mühendislik hesaplarına ve yapılan güçlendirmelere bakıyor. Bektaş ise uzun vadede zeminin nasıl davranacağına dikkat çekiyor. Yani biri “şu an ve mevcut kurallara göre güvenli”, diğeri “ileride ne olabilir” sorusunu soruyor.
Bu tartışmanın siyaset kavgasına dönüşmesi kimseye fayda sağlamaz. Konu, doğrudan halkın sağlığını ilgilendiriyor. Bir şehir hastanesi, sadece günlük tedaviler için değil, afet zamanlarında da en önemli merkezlerden biri olacak. Bu yüzden en küçük risk iddiası bile ciddiyetle ele alınmalı.
Halkın beklentisi çok basit: Güven. Bunun yolu da açık ve anlaşılır bilgiden geçiyor. Yapılan zemin etütleri, alınan önlemler ve bilimsel değerlendirmeler sade bir dille kamuoyuna anlatılmalı. Eğer risk yoksa neden yok, varsa hangi önlemler alınıyor, bunlar net şekilde paylaşılmalı.
Sonuçta mesele “kim haklı” meselesi değil. Mesele, Trabzon’un bu büyük sağlık yatırımının herkesin içini rahatlatacak şekilde hizmete açılması. Bilim insanlarının uyarıları da, devletin verdiği güvenceler de aynı masada konuşulabildiği sürece, toplum kendini daha güvende hisseder.
***
TRABZON’DA BORÇLAR ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR
Trabzon’da borç batağı büyüyor, binlerce kişi takibe düşmüş durumda. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Şubat ayı meclis toplantısında konuşan TTSO Üyesi Ahmet Kazaz, durumu açıkça ortaya koydu: “Türkiye genelinde 2024 yılına göre yasal takipteki alacaklar yüzde 101 arttı, Trabzon’da ise bu oran yüzde 245’e ulaştı”.
Kazaz, borçların sadece bireysel değil, şehrin ekonomisini de zorladığını vurguladı. Kredilerin büyük kısmının borç kapatmaya gittiğini, ihracatta da gerileme yaşandığını belirterek “Trabzon ekonomik göstergeler açısından alarm veriyor” dedi.
Bu tablo, sadece rakamlardan ibaret değil. Her bir borç, bir ailenin, bir esnafın, bir işletmenin zor günler geçirdiğini gösteriyor. Şehrin geleceği için artık ciddi adımlar atılması gerekiyor. TTSO toplantısında da söylendiği gibi, “Kent ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğe yönelik adımlar yeniden ele alınmalı”.
***
BÜYÜKŞEHİR EKİPLERİ SAHADA
Trabzon’un yüksek köylerinde kar, yine hayatı yavaşlattı; ama Büyükşehir Belediyesi ekipleri, vatandaşların mağdur olmaması için hummalı bir çalışmaya imza attı. Kırsalda yoğun kar yağışı nedeniyle kapanan 83 mahalle yolunun 69’u aynı gün içinde ulaşıma açıldı. Kalan 14 mahalle yolunda ise ekipler kesintisiz çalışıyor.
63 personel, 36 iş makinesi ve 6 destek aracı ile sahada yürütülen karla mücadele çalışmaları, adeta bir seferberlik havasında. Özellikle yüksek kesimlerde yol açma ve kar temizleme faaliyetleri aralıksız sürüyor; köylüler, kapalı yolların kısa sürede açılmasının rahatlığını yaşıyor.
Sağlık hizmetlerine erişim de unutulmamış. Diyaliz hastalarının ulaşımları öncelikli olarak sağlanırken, elektrik kesintisi yaşanan mahallelerde trafo yolları için Çoruh EDAŞ ekipleriyle koordineli çalışmalar yürütülüyor.
Ana arterlerde herhangi bir sorun yok; çalışmalar mahalle ve tali yollarda yoğunlaşmış durumda. Çığ riski bulunan bölgelerde ise ekipler kontrollü şekilde ilerliyor.
Kısacası Büyükşehir’in hummalı çalışması sayesinde köy yolları, kar yağışına rağmen aynı gün içinde açıldı ve kırsalda yaşayanlar günlük hayatına kesintisiz devam edebildi. Karın keyfi, Büyükşehir ekiplerinin emeğiyle güvenli hale geldi.










