ULUSAL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SU SEMPOZYUMU NİHAİ SONUÇ BİLDİRGESİ YAYMLANDI

Trabzon'da düzenlenen Ulusal İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu'nda, iklim krizinin çok boyutlu etkileri ve su yönetimi konuları bilim insanları ve uzmanlar tarafından ele alındı.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Trabzon Kent Konseyi ile çeşitli kamu ve akademik kurumların katkısıyla 24-25 Haziran tarihlerinde Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyuma, iki gün boyunca 800’e yakın kişi katıldı. Toplam 8 oturumda gerçekleştirilen etkinlikte, 4 açılış konuşmacısı ve 17 panelist sunum yaptı.

Sempozyumun sonuç bildirgesinde, iklim değişikliğinin artık geleceğe ait bir senaryo değil, günümüzün acil bir sorunu olduğu vurgulandı.

“Dünyanın Ateşi Yükseliyor”

İklim değişikliği uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, küresel ısınmayı insan vücudunun ateşinin çıkmasına benzeterek, “Ateşi yükselen dünyanın mikrobu da biziz” ifadesini kullandı. Sempozyumda, son 150 yılda 1°C’lik sıcaklık artışının doğada 150 bin yılda gerçekleştiği vurgulanarak, krizin hızına dikkat çekildi.

Türkiye ve Karadeniz İçin Alarm Veriliyor

Prof. Dr. Esengül Köse, sera gazı emisyonlarının 1990’a göre %54 arttığını belirtti. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Havzası’nın, iklim değişikliği açısından "sıcak nokta" (hotspot) olduğu kaydedildi.

Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz, Karadeniz dışında Türkiye genelinde yağışların azalacağı ve yaz aylarında sıcaklıkların 4-7°C artabileceği uyarısında bulundu.

Sağlık ve Göç Riskleri Artıyor

Prof. Dr. Murat Topbaş, iklim krizini “21. yüzyılın en büyük sağlık tehdidi” olarak tanımlayarak, su ve gıda kaynaklı hastalıklar, salgınlar ve psikolojik etkiler konusunda uyarılarda bulundu.

İklim değişikliğinin göçü tetiklediğine dikkat çeken Dr. Seda Özlü, afet kaynaklı iç göçlerin arttığını ve Karadeniz’e yönelik göç hareketlerinin hızlanabileceğini belirtti.

Su Kaynakları Ciddi Tehdit Altında

Su kaynaklarının nicelik ve nitelik olarak tehdit altında olduğu sempozyumda sıkça vurgulandı. Prof. Dr. Ülgen Aytan, su kirliliğinin sadece iklim değişikliğinden değil, kimyasal ve biyolojik atıklardan da kaynaklandığını söyledi.

Doç. Dr. Nazihan Ursavaş, kişi başına düşen su miktarının 1.323 m³ olduğunu belirterek Türkiye'nin “su stresi yaşayan ülke” kategorisinde yer aldığını açıkladı.

TİSKİ Genel Müdürü İbrahim Kul ise arıtılmış atık suların ve gri suyun geri kazanımının önemine dikkat çekti.

Çözüm: Uyum, Azaltım ve Risk Yönetimi

Sempozyumda, ulusal ve uluslararası yasal çerçevelerin yanı sıra yerel düzeyde bütüncül planlama ve iklim dirençli kent modellerinin önemi vurgulandı.

Prof. Dr. Dilek Beyazlı, doğa tabanlı çözümlerin artırılması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Dönüş Gençer ise, Türkiye’de 2024 yılında 1.033 meteorolojik karakterli afet yaşandığını ve afet yönetiminin çok boyutlu ele alınması gerektiğini kaydetti.

Doç. Dr. Ali Kürşat Erümit, yapay zekânın iklimle mücadelede kullanımını önerdi. Enerji politikaları konusunda konuşan Doç. Dr. Ufuk Töman, yenilenebilir enerjinin payının artmasına rağmen dönüşümün hızlanması gerektiğini söyledi.

Topluma Çağrı: Bilinçli Tüketim, Ortak Sorumluluk

Sempozyumun nihai çağrısında, politika yapıcılar, yerel yönetimler, kamu kurumları, bilim dünyası, medya ve vatandaşlara çeşitli sorumluluklar hatırlatıldı.

Özellikle bireysel farkındalık ve sivil toplum katılımı, iklimle mücadelede kritik öneme sahip başlıklar arasında yer aldı.

"Felaket Gelmeden Önlem Alınmalı"

Sonuç bildirgesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Felâket başa gelmeden evvel, önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır” sözlerine atıf yapılarak, iklim krizine karşı gecikmeden harekete geçilmesi gerektiği vurgulandı.

Ulusal İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu Düzenleme Kurulu, bu etkinliğin toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlamasını ve bilimsel temelli politikaların hayata geçirilmesine vesile olmasını temenni etti.