SAHADAKI FIRTINA NASIL BİR SİNYAL VERDİ!
RAKİP ZAYIF OLMASINA RAĞMEN
Trabzonspor, önceki akşam ilk kez kendi taraftarının önünde mücadele etti. UEFA Avrupa Ligi 2’nci ön eleme rövanş maçında Slovenya’nın Ruzomberok takımını konuk etti. Rakip, ülkesinde bile şampiyonluk yaşamamış, sadece kupayı kazanmış, sıradan bir takım… Toplam piyasa değeri 6 milyon 700 bin Euro… Yani Bordo-Mavililerin Fransız futbolcusu Batista Mendy kadar bile bir piyasa değerine sahip değiller. Tüm takıma ödenen paralar, Trabzonspor’un Stefan Savic’e KAP bildirimiyle verdiği 3 milyon 500 bin Euro’nun çok çok altında… Böyle bir takımla mücadele etmesine rağmen, hem ilk maçta, hem de rövanş karşılaşmasında Bordo-Mavililer hiç hazır gözükmedi. Zayıf bir rakiple oynamasına rağmen 90 dakika boyunca tempolu, oyunu kontrol eden ve takım hücumu ve savunmasını doğru yapan bir görüntü vermedi.
EN HAZIR İSİM KALECİ UĞURCAN OLDU
Bordo-Mavili ekipte en hazır isim kaleci Uğurcan Çakır olurken, iki maçta da yaptığı harika kurtarışlarla turun kolay geçilmesini sağladı. Yeni sağbek Pedro Malheiro’nun ilk maçtaki görüntüsü hiç de iç açıcı gözükmedi. Hücuma etkili çıkamayan Portekizli futbolcu, savunmada da istenilen düzeyde değildi. Bu kadar para verilen ismin Serkan Asan’dan ne fazlalığı olduğu merak edildi. Stoperler Stefano Denswil ve Batista Mendy uyumsuz görüntü verirken, Eren Elmalı saman alevi gibiydi. Barisic kısa süre oynadığı için bir fikir vermedi. Orta sahada Jhon Lundstram sade ve temiz oynamaya çalışan futbolu basite indirgeme çabasında bir futbolcu görüntüsü verdi. Fakat topu kullanırken hızlı olamaması, ağır bir oyuncu olması ise handikap olarak kabul edildi. Bu yönüyle Trabzonspor’un eski kaptanı Hüseyin Çimşir’i hatırlattı.
EDİN VİSCA YİNE GENÇLERE TAŞ ÇIKARDI
Ozan Tufan zaman zaman topla iyi çıkışlar yaptı, arkadaşlarına da birkaç gollük pozisyon hazırladı fakat fiziksel olarak tam hazır görüntü vermedi. Orta alanın merkezini zaman zaman boşalttı ve rakibin ataklarının gelişmesinde önemli eksikliği hissedildi. Cihan Çanak genç yaşına rağmen usta işi işler yapmaya çalıştı. Uzun süreli güven duyulup oynatılması halinde takımın orta alanda hücuma dönük oyuncu sorununu çözebilir fakat o da kopuk kopuk oynadı. Zaman zaman oyunda hiç gözükmedi. Bazen yıldız gibi parladı. Edin Visca, yaşına rağmen takımın en enerjik isimlerinden biri olarak görüldü. Sağ kanattan çok top taşıdı, arkadaşlarına zaman zaman çok iyi toplar çıkardı. Fakat bazen de klasına yakışmayacak şekilde kötü toplar attı. Ama yine de takımın en etkili hücum silahı olarak ön plana çıktı.
BÜTÜNSEL TAKIM OYUNU YETERLİ DEĞİL
Bordo-Mavili ekibin yeni transferlerinden Denis Dragus, tek santrafor olarak forma giyerken arkadaşlarından gerekli pasları alamadı. Bir kez net pozisyona girdi ve vuruşu kötüydü ama attığı golde klasını konuşturdu, ayakta alkışlandı. Topla adam eksiltme özelliği ve hızıyla da iş yapabileceği görüntüsü verdi. Mahmoud Trazeguet de her zamanki gibi çok istekli, çok hırslı olmasına rağmen bir türlü final topu kullanamama hastalığından kurtulamadı. Bu nedenle de birçok pozisyonu harcadı. Taraftarın en merak ettiği isim Anthony Nwakaeme sonradan oyuna girdi, hareket getirdi fakat sonuç üretemedi. Eski gücüne henüz ulaşamadığı sinyallerini verdi. Sonuç olarak Bordo-Mavili takım, bir bütün olarak da, tek tek de tam hazır görüntü vermedi. Tüm başarı birkaç futbolcunun sırtına binmiş bir yapının değişmediği dikkatlere sunuldu.