ONLAR DA BİR MEZAR YERİ HAK EDİYOR!

Hayatımızdan gelip geçen insanlar olur, bir de hiç konuşmadan içimize işleyen dostlar... Kuyruğunu sallayarak yanımıza sokulan, gözümüzün içine bakan o tüylü canlar. Onlar bir hayvan değil, ailemizden biri. Evin sessiz neşesi, sabahın ilk gülümsemesi, akşamın huzurudur çoğu zaman.

Trabzon gibi doğaya, canlıya ve merhamete önem veren bir şehirde, artık bir ihtiyaçtan da öte bir sorumluluk haline geldi hayvan mezarlığı meselesi. Çünkü bu şehirde sokaktaki kediyi eliyle besleyen, sahile çıktığında yanına oturan köpeğe su veren binlerce yürek var. Ve bu şehirde evinde yıllarca yaşayıp, sonra bir sabah sessizce uyuyup giden can dostları için sessizce ağlayan insanlar da var.

O dostlar gittikten sonra ne yapıyoruz?

Cevabı acı ama gerçek: ya köyde bir ağacın altına gömüyoruz, ya da gizlice bir boş araziye... Oysa bu vedalar da hak ettiği gibi olmalı. Nasıl sevdiklerimize saygıyla, dua ile veda ediyorsak, onlara da bir yer, bir iz bırakmalıyız. Sadece toprağa değil, yüreğimize gömdüğümüz bu dostlar için Trabzon’da bir evcil hayvan mezarlığı şart.

Bu bir lüks değil. Bu, vicdanla ilgili bir mesele.

Trabzon bunu fazlasıyla hak ediyor. Bu şehirde her sokağın bir kedisi, her mahallenin bir köpeği var. Herkesin gönlünde, bir zamanlar kapının önünde bekleyen ya da pencereden bakan bir çift gözün izi duruyor. Bu izleri taşıyan bir şehir, o dostları uğurlayacağı onurlu bir yere de sahip olmalı.

Dilerim ki bu satırlar bir karşılık bulur. Belki bir belediye başkanının, bir yetkilinin yüreğine dokunur. Çünkü mesele sadece bir mezarlık değil. Mesele; sevdiğini kaybedenin elinden tutmak, vedasını kolaylaştırmak.

Unutmayalım:
Bir hayvanı sevmek, insanı insan yapar.
Ve sevdiğini onurlandırmak, insanca vedalaşmak da bu sevginin son adımıdır.