14.08.2024 KILÇIK

TRABZONLU VEKİLLER KAYIPLARA KARIŞTI!

AK Parti Trabzon Milletvekilleri’nin varlığı ve yokluğu pek belli olmuyor. Geçmiş yıllarda meclis tatil olduğunda bütün ilçelere en az iki ziyaret programı gerçekleştiren vekiller, bırakın ilçeleri ziyaret etmeyi Trabzon’a bile gelmiyorlar.

Trabzon’da çay ve fındık üreticisi mağduriyet yaşarken sesi soluğu çıkmayan vekiller, parti teşkilatlarında yaşanan dağınıklıkları toparlama adına da en ufak gayret göstermiyorlar.

Vekil olabilmek için halka binbir vaatte bulunan, meclise gittikten sonra vaatlerin üzerine kapatan milletvekilleri, Trabzon’daki yerel seçimlerin şokunu bir türlü atlatamadılar.

Bunun yanında fındık ve çaya gerekli taban fiyatın verilememesi, emekli aylıklarının yetersizliği ve alım gücünün azalmasından doğan halk tepkisine muhattap olmak istemeyen vekiller kendilerini dört duvar arasına hapsetmiş durumdalar…

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez sahadaki tek vekil olarak karşımıza çıkarken, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın da 20 Ağustos’ta Trabzon’a geleceği ve bir ay süre ile vatandaşlarla buluşacağı ifade edildi.

***

AVCI’NIN CANLI GÖRÜŞMESİNE GEREK VAR MI?

Trabzonspor büyük bölümünün performansına ve verdiklerine bakınca gerçekten kendisini hedefe taşıyamayacak kadar yeteneksiz isimleri almaktan geri durmuyor. Bu noktada Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın süreçleri gerçekten ilginçtir…

Bir tek şampiyonluk sezonunda transfer edilen 18 futbolcudan 4-5 tanesi işe yaramıştır. Diğerleri çöpe gitmiştir. Ancak ne hikmetse bu adam sanki transfer dehasıymış gibi sunuluyor. Hele hele transfer edilecek futbolculara haber yapılırken, “Abdullah Avcı, falanca feşmekân futbolcuyla görüntülü görüştü. Hedeflerini ve beklentilerini anlattı. Oyuncunun ikna olmasına büyük katkısı oldu” ifadeleri kullanılmıyor mu?

TRANSFERİ ÖDENEN REKOR PARALAR ÇÖZÜYOR

Gerçekten bunu yapanlar gazeteci değil, komedyen olsalar reyting ve seyirci rekorları kırarlar. Sanırım tümüyle algıları kapalı bunların. Ya kardeşim, Trabzonspor’un transfer ettiği futbolculara hele bir bakın…

Bulundukları kulüplerde kazandıkları parayı bir irdeleyin. Sonra da Trabzonspor’un onlara ekonomik ve sosyal yaşamda sunduklarını inceleyin. Böyle bal kaymaklı teklifi alan ve hayatında göremeyeceği paraya kavuşan bir futbolcuyla Abdullah Avcı görüntülü konuşsa ne olur, konuşmasa ne olur! Adamlara görüntülü verilecek parayı gösterdin mi iş bitti demektir!

Sonuçta yapılan transferlerde işi Avcı’nın görüntülü görüşmeleri değil, ödenen devasa paralar bitiriyor.

Anladınız mı be kara cahil kardeşlerim?

Anladınız mı?

***

BU YAPTIĞIN HİÇ OLDU MU ŞENOL HOCA?

Şenol Güneş, bağrından çıktığı, yoksul mahallelerinden yükseldiği Trabzon kentine artık yaz tatillerinde gelen, İstanbul’u kendisine mesken tutan bir isim…

Yaşadığı kente ve geçmişine yabancılaştığını her hareketiyle tüm kamuoyuna göstermekten geri durmuyor. Bakın 1 Ağustos akşamı Trabzon’da 1’nci Lige yükselişin 50’nci kuruluş yıldönümüydü. Eski başkan Faruk Nafız Özak da bir belgesel hazırlamıştı.

Bunu gösterdi, uzun bir konuşma yaptı. Gerçi çok eleştirildi ama yine de bu işin başını çeken isimdi. Şenol Güneş’i de bu etkinliğe davet ettiklerini öğrendim. Çünkü 1’nci Lige çıkan takımın kalecisiydi Güneş…

Faruk Nafız Özak da kaptanı…

Eğer Özak, 1992-96 yılları arasında Trabzonpor’da önce asbaşkan, sonra da başkan olmasaydı, bugün Şenol Güneş isminden söz etmiyorduk belki de…

Birçok Trabzonlu teknik adam gibi sıradanlaşmıştı. Kim bilir 2’nci, 3’ncü Liglerde takım çalıştırmayı kovalıyordu şimdilerde…

50’NCİ YIL ETKİNLİĞİNE KATILMA İHTİYACI DUYMADI

Faruk Nafız Özak kulübün zor günlerinde, Şenol Güneş’i teknik direktörlük koltuğuna taşıdı dönemin asbaşkanı merhum Kenan İskender ile birlikte…

Güneş kaç kez istifa etmeyi düşündü, hatta istifa ettiği anlar da oldu. Ama Özak ve arkadaşları her vesile ile istifayı diline dolayan Şenol Güneş’i ikna edip, takımın başında kalmaya ikna etti. Belki de ilk istifayı düşündüğünde, “Gidebilirsin” deseydi Güneş de en fazla Sakaryaspor, Boluspor, Antalyaspor gibi takımları çalıştırmakla yetinir, sonra soluğu 2’nci veya 3’ncü Liglerde alırdı. Kariyerinin ilk büyük çıkışını Faruk Nafız Özak’a borçlu olmasına rağmen onun bir organizasyonda çok etkin olduğunu bilmesine rağmen buna katılma ihtiyacı hissetmedi. Ertesi gün kulübün kuruluş yıldönümüydü, onda da yoktu ama asıl acı olan Şenol Güneş’in bir kaleci olarak Trabzonspor’da devleşmeye başladığı dönemin başkanı ve 20 kurucu üyeden hayattaki son isim olan Ahmet Salih Erdem’in cenazesine katılmadı.

KURUCU ‘BABA’NIN CENAZESİNE DE GELMEDİ

Oysa eğer Trabzon Belediye başkanı Suat Oyman’ın, “Ben artık bu işte yokum” dediği 1973 yılında Ahmet Salih Erdem, devlet memuru olmasına rağmen, “Ben varım” diyerek öze dönüş politikasını başlatmasaydı yine Şenol Güneş’in Trabzonspor kalesini ancak maraton tribününden görebilirdi. Ama Erdem’in başkanlığını yaptığı yönetimin açtığı yolda bir kanal bulan Güneş, Trabzonspor ile 6 şampiyonluk yaşarken takım kaptanlığı ve A Milli takım kaptanlığı yaptı. Eğer o öze dönüş politikası olmasaydı belki de Şenol Güneş ağabeyi Zekariya Güneş gibi bir isim olabilirdi. Ama onun bir büyük kaleci olmasının koşullarını yaratan, Trabzonspor’u kuran iradenin neferi olan kişinin de cenazesine katılmaya ihtiyaç duymadı. Bunun hiçbir mazeret kabul edilecek yanı olamaz. Ama aynı Şenol Güneş, üç beş gündür Trabzon’da Belediye başkanlarını, Valiyi, ASKF’yi falan geziyor, hal hatır soruyor. Kendini unutturmama çabasına girişiyor. Gerçekten yazık!

HEM DE ÇOK YAZIK!!!

***

MEUNİER ACABA GÖZÜNÜZÜ AÇAR MI?

Geçen sezon ara transfer döneminde Trabzonspor'a katılan ve yaz transfer sezonunda sözleşmesini tek taraflı fesih ederek Fransa takımı Lille’nin yolunu tutan Belçikalı sağbek Thomas Meunier’in yaptığı açıklamalar gerçekten acı vericiydi.

Meunier ne dedi peki, isterseniz önce açıklamalarını verelim;

Son olarak bir poker oyunu denerim. Trabzonspor transfer piyasasının kapanmasının arifesinde beni aradı ve teknik direktör çok yönlü bir adam istiyor. Amacım aslında milli takımla Avrupa'ya gitmekti. Yeniden yola devam etmeme izin verdiler. Dortmund'da sakatlıklar ve oynamama nedeniyle neredeyse bir yılı maç oynamadan geçirdim. Çok karmaşıktı, ileriyi planlayamadık, bir sonraki adımı göremedik. Bunun bir seviye meselesi olup olmadığını, fiziksel olup olmadığını, sona yaklaşıp yaklaşmadığımızı merak ediyorduk. Hedefime ulaşmıştım. Hazırlık maçında sakatlanmadan önce başarılı oldum. Trabzonspor ile üst üste 20 maç oynadım, en ufak bir sakatlık yaşamadım, her şey mükemmeldi. Buradaysam (Lille) bu da onların sayesindedir."

Son bölüme bakıldığında Trabzonspor’a minnetlerini ileten Thomas Meunier için alkış tutacaklar çıkabilir. Fakat asıl önemli olan açıklamaları, bu kulübü kullanmasıdır. Yani kendisini yeniden Milli takıma ve Avrupa’da önemli bir takıma taşıyacak bir sıçrama tahtası olarak görülmüş Meunier için Bordo-Mavili kulüp…

Bu kulübe bizler çok anlam yüklüyoruz. "Anadolu’nun devrimci markası’ diyoruz. “Anadolu İhtilalini yaratan kulüp” diyoruz.

“Güçlülerle sevişerek değil, savaşarak şampiyonluklar yakalamış dev” diyoruz. Yönetim ya da teknik kadro ne der bilmiyorum ama 33 yaşına merdiven dayamış Meunier’in açıklamalarından iyi bir ders çıkarmaları gerektiğine inanıyorum.

Demek ki yaşı 33 de olsa, bazı futbolcuların transferlerine zemin hazırlamayacaksınız. Sadece kendi istikbali ve para kazanma hırsı adına Bordo-Mavi formayı sırtına geçirmelerine izin vermeyeceksiniz. Yapmanız gereken, geleceği planlayan ama yaşı genç olan, uzun süre takıma hizmet veren ve giderken de önemli paralar kazanabilen, aidiyet duygusu taşıma ihtimali olan futbolcular ile ilgilenmelisiniz.

Umarım ne demek istediğimi anlayabilirsiniz!...

***

HAKEMLERDE DEĞİŞİM VAR MI?

 Türkiye Futbol Federasyonu başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu seçimlere  cok kısa bir süre kalarak aday olmuş ve büyük bir süpriz yaparak yarışı kazanmıştı.

Hacıosmanoğlu'nun diğer pek çok konuda olduğu gibi hakem sorununda da iddialı açıklamaları oldu. Hakemlere açık açık çıkın "maçınızı yönetin ben arkanızdayım" mesajını verdi.

Ne kadar etkili oldu, bunu söyleyebilmek için biraz erken ama hakemlerde biraz rahatlama olduğunu öğrendik. Süper kupa maçında hakem konuşulmadı.

Lig maçlarında konuşuldu ama tamamen algı ve geleceği kurtarma adına yapılmış boş laflar. Büyüklerin aleyhine hakemlerin düdük çaldığını gördük.

Bakalım Hacıosmanoğlu, "hakemlerin arkasında ne kadar duracak" bunu zaman gösterecek.

Bu arada her zaman değindiğimiz bir konu da yayıncı kuruluştaki hakem yorumcuları. Hacıosmanoğlu hakem programı yapan kadronun Türk Futboluna zarar verdiğini görmeli....

Bu hakem eskileri, genellikle kişisel hesaplarına göre yorum yapıp, kendi dünyalarından olmayan hakemleri doğramaya çalışıyorlar...

Trabzon özelinde ise özellikle Bülent Yıldırım ve Bahattin Duran için yüksek sesle itiraz dile getirilmelidir.

Hakemleri Trabzon aleyhine etkileme çabası içerisinde oldukları ve özellikle Trabzonlu hakemleri yıpratıcı çalışmaları gözardı edilmemeli.

Acun Ilıcalı'nın kanalında yorum yapan Fırat Aydınus ise sezona "intikam ateşiyle" başlamış!

Ekranda esip gürleyen Fırat Aydunus, geçmişte oynanan Trabzonspor -Başakşehir maçında çok net bir penaltıyı vermeyerek şampiyonluğu Başakşehir'e hediye etmişti.

Aydınus'un yorumları tamamen kulüplere şirin gözükme ve kendisine devre kestiren MHK'yi yıpratmak üzerine kurulu...

 Eski hakemlerin ekranlardaki yorumlarının geneli  TFF'de görev almak için oluşan amatör kurgulardan ibaret!

Ama birçoğu şansını kaybetmiş durumda!

Hakemlerin başarılı olması için gerekli olan bir başka konu ise sessizlik. Özellikle TFF başkanı Hacıosmanoğlu medyaya ne kadar az konuşursa Lig'ler okadar sorunsuz tamamlanır...

***

ULAŞTIRMA BAKANI TRABZONLU AMA TRABZONA BAKAN YOK !

22 yıldır ülkeyi ve Trabzonu yöneten aynı zamanda dizayn eden iktidar mensupları şehrin ulaşım akışını bir türlü planlayamamış ve günlük çözümlerden ileriye gidememişlerdir.

Gelinen noktada şehirde kişisel beklentilerden uzak muhalefet olmayınca da meydanı boş bulmuşlar ve şehri iyice sahipsiz bırakmışlardır. Ancak Cumhurbaşkanı hiçbir zaman Trabzonu boş bırakmadı her dönem kabinede an az bir bakan partide ise genel başkan yardımcısı seviyesinde etkili yetkili atamalar yaptı.

Ama atananlar ne yaptı derseniz sonuç ortada. Dün yolumuz Trabzon havalimanına düştü. Hem misafirimizi bırakalım hemde gündemde sıcaklığını koruyan yeni havalimanı projesine daha yakından odaklanalım dedik. Görüdüğümüz tablo bizi şaşırtmadı! Havalimanına yürüyerek bavulu ile ulaşmaya calışanların vay haline.

Sahil yolundaki kaldırımdan başlayarak terminal binasına kadar yaya yolları, kaldırımlar delik deşik. Bavullar yollardaki çukurlardan kırılıyor. İnsanlar kaldırım yerine araç yollarından yürüyor Bu bakımsızlık ve plansızlık turizm kenti Trabzona yakışmıyor. Oldukça yoğun gözüken havalimanında birkaç düzenleme yapılsa kesinlikle yeni bir havalımanına ihtiyaç olmadığını gözlemizle gördük. Otapark bölümü bile şuan tek kat ve en az 3 kata çıkartılarak kapasite arttırımına müsait.

Pistin uzatılması ise deniz doldurulup yeni bir pist yapılmasından kat kat daha ucuza gelir. Yeterki yapılacak projeler birilerine kazandırmak için değil, Trabzon halkına kazandırmak için planlansın.