ÇAY SEKTÖRÜ MALİ VE YAPISAL KRİZDEN GEÇİYOR
Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yavuz Selim Çakıroğlu, Türkiye çay sektöründe mali kırılma ve operasyonel çözülme sürecinin yaşandığını belirterek, üretim yapan sanayicinin yerine paketleme firmalarının ön plana çıktığını söyledi.
Çakıroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye çay sektörünü ekonomik ve yapısal açıdan değerlendirdi. Sektörde yapısal çözülme, finansal baskı, kalite erozyonu ve denge arayışının belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Çakıroğlu, “Sektörün karşı karşıya olduğu bu kriz yalnızca finansal göstergelerle sınırlı değildir. Üretimden tüketime, kamu politikasından piyasa davranışlarına kadar geniş bir yelpazede denge kaybı yaşanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“YÜKSEK FİNANSAL BASKI VE KALİTE DÜŞÜŞÜ KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR”
Çakıroğlu, sektörün merkezinde yüksek işletme sermayesi ihtiyacı, kredi maliyetleri ve kalite düşüşü ile hileli üretim pratiklerinin bulunduğunu belirtti.
“Türkiye çay sektöründe en büyük maliyet kalemi hammadde tedarikidir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu hammaddenin ödemesini peşin veya kısa vadeli yapmak zorunda kalıyor. Yükselen kredi faiz oranları ve finansmana erişim zorlukları, kuru çay imalatçısı sanayiciyi kısa vadeli ve çoğu zaman yıkıcı finansal manevralara mecbur bırakıyor.” dedi.
“ÜRÜN BOZDURMA MODELİ GÖRÜNMEZ BİR BORÇ DÖNGÜSÜ OLUŞTURUYOR”
Son yıllarda yaygınlaşan “ürün bozdurma” veya “peşin satış” modelinin, sektörde görünmez bir finansman ağına dönüştüğünü ifade eden Çakıroğlu, “İmalatçı, elindeki çayı çoğu zaman maliyetinin altında, sermayesi güçlü paketleme firmalarına satarak anlık nakit akışı sağlıyor. Ancak bu işlem uzun vadede rekabet gücünü eriten bir borç döngüsüne neden oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“SANAYİCİ ZARARINA SATIŞ YAPMAK ZORUNDA KALIYOR”
Paketleme firmalarının, sektördeki finansal sıkıntıyı kullanarak ucuz hammaddeyle haksız fiyat üstünlüğü elde ettiğini belirten Çakıroğlu, “Gerçek üretici olan sanayicinin emeği değersizleşirken, finansal kazananlar paketleme şirketleri oluyor.” dedi.
Türkiye genelinde yaklaşık 400 paketleme firmasının faaliyet gösterdiğini aktaran Çakıroğlu, bu firmaların büyük kısmının üretim yapmadan sadece fason ambalajlama ve pazarlama yoluyla kazanç sağladığını kaydetti.
“Özellikle üç harfli zincir marketler, bu sistemin merkezinde yer alıyor. Bu marketler, maliyetin çok altında çay satışı yapabilmek için ucuz hammadde teminine yöneliyor. Böylece çay fiyatları maliyetin bile altına düşüyor.” ifadesini kullandı.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ADİL DEĞER ZİNCİRİYLE SAĞLANABİLİR”
Çakıroğlu, sektörde sürdürülebilirliğin kısa vadeli fiyat rekabetiyle değil, değer zincirinin adil paylaşımı ve kalite güvencesiyle sağlanabileceğini vurguladı.
Bu kapsamda, Çaykur’un marka ve paketleme gücünün artırılması, küçük üreticilere finansal koruma sağlanması, piyasa denetimlerinin sıklaştırılması ve kalite standartlarının yeniden tesisi gerektiğini söyledi.
“SANAYİCİYİ CEZALANDIRAN, PAKETÇİYİ ÖDÜLLENDİREN YAPI KURULDU”
Son yıllarda çay sektöründe, yaş çay yaprağını işleyerek üretim yapanların adeta cezalandırıldığını, buna karşın paketleme firmalarının ödüllendirildiğini savunan Çakıroğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugünkü durum yalnızca mali bir çöküşü değil, emeğin, kalitenin ve güvenin sistematik olarak aşındırıldığını gösteriyor. Gerçek çözüm, Çaykur’un yeniden sanayicinin yanında konumlanması ve dürüst işletmelerin ayakta kalabileceği etik, dengeli bir piyasa mimarisinin kurulmasıyla mümkündür. Çayın gerçek değeri sadece fincanın rengiyle değil, her aşamadaki üreticinin emeğinin hakkıyla ölçülür.”