30.09.2025 KILÇIK
SİYASETİN DİLİ DEĞİŞTİ, TOPLUM SESSİZ KALMIYOR
2000’li yılların, yani milenyum zamanlarının gelmesiyle birlikte Türk siyasetinin dilinde ciddi değişiklikler yaşandı.
Siyaset sertleşmeye başladı ve tabiri caizse, ağzından çıkanı kulağın duymayacağı şekilde yapılır hâle geldi. Özellikle milletvekili aday belirlemelerinde partiler, tercihlerini retorik ağırlıklı ve ego sahibi adaylardan yana kullanmaya başladı. Haliyle topluma sirayet eden bu dil, ilkokul sıralarına kadar indi. İnmek zorunda kaldı; çünkü bahsettiğimiz dil, artık bir eğitim aracı hâline gelen televizyon ve internet sayesinde günlük hayatımızın normalleri arasına girdi.
İnsanlar, yemek programında kavga eden vatandaşı, mecliste isim yazamayan yöneticiyi, halkın sorunlarına gülen kanun yapıcıyı izler hâle geldi. Sıkça karşılaştığımız bu davranışlar, artık yerelden genele yayılarak yaşayanları zorluyor; mücadele azmini, hoşgörüyü ve anlamlandırmayı yok ediyor. Şapkayı önümüze koymanın zamanı çoktan geçti, ama biz gazeteci sorumluluğumuzu tekrar edelim. Bu yazıyla tarihe not düşelim.
***
YAPAY ZEKANIN TRABZONU”NDA NER VAR NE YOK
Gençler, yapay zeka desteği ile Trabzon’un en favori 10 mekanını ortaya çıkardı. Resmi, klasik, mali, tarihi ve bürokratik hiçbir kriteri aktifleştirmeden, Trabzon denince akla gelen en iyi yerler şeklinde bir filtre uygulandı. Peristera Manastırı, Ayvalık Kilisesi, Kale, Sera, Meydan, Köşk, Ayasofya, Boztepe, Sumela ve Uzungöl 10’dan 1’e doğru sıralandı.
Bizim dikkatimizi çeken şu oldu: yapay zeka asla teknolojiye, yeniye ve suni olana kıymet vermiyor. Kültürel ve kadim olanları öne çıkarıyor. Dini mekanlara çok önem veriyor ve insanlığın da herhangi bir yere bu kriterler üzerinden önem verdiğini değerlendiriyor.
Üniversite gençlerin uyguladığı “en”lerde sahil hattı yok. Akyazı yok. Akvaryum yok. AVM’ler yok. Uzunsokak yok. Ganita bile yok. Gençlerin ve yapay zekanın gör dediği alternatif Trabzon, doğal ve eski olanı seviyor. Yine de deniz olmadan yapılmış bir sıralamayı ‘yapay zekanın tutarsızlığı’ şeklinde değerlendirenler de var. Herkes görüşünü paylaşabilir.
***
UZUNGÖL HAKKINDA YANLIŞ BİLGİLERE SERT TEPKİ
Uzungöl’de işler yolunda… Ancak son günlerde bazı açıklamalar gündemi meşgul etti. Belgesel yapımcısı Orkun Olgar ve Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş’ın, "Uzungöl’ün doğası bozuldu" yönündeki söylemleri, turizmciler tarafından sert bir dille eleştirildi.
Dernek yetkilileri, özellikle kamu görevlilerinin kendi sorumluluk alanı dışındaki iller hakkında olumsuz yorum yapmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ayrıca, Olgar’ın içeriklerinde eski görseller kullandığı, yöredeki işletmeler ve halkla görüşmediği, hatta Uzungöl’ü ziyaret edip etmediğinin bile şüpheli olduğu ifade edildi.
Öte yandan, Uzungöl’ün değeri ve korunma durumu bilimsel verilerle net: 2022’de yapılan Özel Çevre Koruma Alanı Plan Revizyon Çalışması, Uzungöl’ün %95 oranında korunduğunu ortaya koyuyor. Turizmciler, bölgede doğa ve turizmin dengeli şekilde sürdürüldüğünü söylüyor.
Ziyaretçi sayısındaki artış ise Uzungöl’ün cazibesini ve değerini açıkça gösteriyor. Dernek yetkilileri, "Eksik ve yanıltıcı açıklamalar Uzungöl’ü gölgeleyemez. Cevher değerinden bir şey kaybetmez, aksine parlamaya devam eder" mesajını verdi.
Uzungöl Turizmciler Derneği, hem devlet desteğiyle hem de sektörün gayretiyle bölgenin Türkiye’nin gözde destinasyonlarından biri olmaya devam edeceğini duyurdu.
***
TURİZM SIRLAR SEKTÖRÜ DEĞİL, HERKES KONUŞABİLİR
Kış turizminde Trabzon’un pastadan pay alabilmesi için şehirde herkes seferber durumda. Yeni turizm rakamları açıklandı; Trabzon yavaş da olsa yükselişini sürdürüyor. Yeni Şehir Hastanesi’nin sağlık turizmine kazandırılması için yoğun hazırlık ve gayret gösteriliyor. Oteller önümüzdeki ay bakıma giriyor. Turizm Fakültesi için ise bütün STÖ’ler güçlerini birleştirdi; yer ve mekan arayışı devam ediyor.
Tüm bu hareketliliğe karşın İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, gazetecilerin telefonlarına çıkmaması, bürokratik statükoyu benimsemesi ve turizmin iletişim yönünü eksik bırakması nedeniyle eleştirilere maruz kalıyor. Aslında Erdoğan, işinde oldukça iddialı; iş çevresine göre kendini başarılı buluyor, şehirde birçok komisyon ve kurulda yer alıyor ve protokolü seviyor.
Ancak soru şu: Trabzon turizmine ve bu yöndeki beklentilere cevap verebiliyor mu? Bu tartışılıyor. Son olarak ulusal basından temsilcilerin davet edildiği bir iletişim etkinliğine konuşmacı olarak çağrılmıştı; ama duyduğumuza göre orada da konuk olarak kaldı ve yeterince konuşamadı.
Konu turizm olunca herkes bir şeyler sormaya, konuşmaya ve destek olmaya çalışıyor. Unutulmamalı ki turizm sırlar sektörü değil; bürokrasi de bilgilerini, görüşlerini ve önerilerini seslendirmeli.