30.08.2024 KILÇIK
BU DURUMDA DOĞAN NASIL TRANSFER YAPIYOR!
Trabzonspor’un KAP’a zorunlu açıklamaları olmazsa kulübün düştüğü ekonomik bataklığın kimse farkına varamayacak. Gerçi futbolcularla ya da teknik adamlarla yapılan sözleşmelerde KAP bildirimlerinin hiçbirinde ne imaj parası, ne bonuslar yer alıyor. Aslında birçok futbolcu KAP bildiriminin iki katı kazanıyor da bundan kimsenin haberi olmuyor. Mesela Marc Bartra KAP bildirimine göre sözde 1,5 milyon Euro alıyordu. Oysa bonuslar ve imaj parasıyla birlikte eline yılda tam 4,5 milyon Euro geçiyordu. Gomez de 1 milyon 750 bin Euro değil, tam 3,5 milyon Euro’yu cebine indiriyordu. Paul Onuachu bile 1 milyon 750 bin Euro olarak açıklanmıştı ama bir iddiaya göre 3 milyon Euro kazanmış geçen sezon… Nicolas Pepe’nin de 3 milyon 300 bin Euro değil, 5 milyon 250 bin Euro kazanması söz konusuymuş… Neyse yine de KAP bildirimleri bize bir ölçüde bilgilenme açısından önemli veri olabiliyor.
***
TRABZONSPOR’UN YÜZÜNÜ YERE DÜŞÜRÜYORLAR
Konumuz aslında KAP bildirimleri falan değil… Bu KAP bildirimleri sonunda kulübün uçan kuşa borcu bulunduğu bir kez daha teyit edildi. Burada özellikle futbolcu menajerlerine 10 milyon Euro’ları bulan borçlar nedeniyle mahkemelere taşınmış dosyaları gördük. Gözlerimiz faltaşı gibi açıldı. Bir kere, futbolcunun bağlı bulunduğu menajerlik firmasına ödeme yapmazsanız, o menajerin oyuncusunu olumsuz yönde etkileyebileceğini hiç aklınız kesmiyor mu? Yani kendi ayağınıza kurşun sıkıyorsunuz farkında bile değilsiniz. Bir başka konu da kulüp menajerlerin paralarını bile ödeyemezken, Ertuğrul Doğan yönetimi geçen sezon 17 transfer yaptı. Bu sezon da şu ana kadar 11 futbolcu aldı, bir iki tane daha yolda… Gerçekten insanda biraz utanma olur. Biraz olsun kulübe aidiyet duygusu taşıyan kişi, borçlar nedeniyle mahkeme kapılarında sürünen bir kulübe bu kadar pahalı ve gereksiz transfer yapar mı?
Yapmaz değil mi?
Demiyorlar ki, “Biz yarın görevleri bırakıp gideceğiz. Bu kulübü, UEFA, FİFA, Türk mahkemeleri önünde güvenilmez, sözünde durmayan, borcuna sadık olmayan bir kulüp olarak nasıl lekeleyebiliriz?”
Demiyorlar; Çünkü bu kulübü yönetenlerin Trabzonspor’a karşı en küçük bir aidiyet duygusu bulunmuyor.
***
VE AVCI BU DURUMDA TRANSFER İSTİYOR YA!
Trabzonspor’un zorunlu KAP bildirimiyle birlikte menajerlere olan borçlarını nasıl ödemediğini bir kez daha gördük. Bunlar da sadece mahkemelik olan dosyalar… Kim bilir yarın daha nelerle karşılaşacağız… Asıl üzerinde durmak istediğim konulardan biri ise Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın bağlı bulunduğu Poligon Sportif şirketine de 4 milyon 987 bin liralık bir borcun bulunması ve bunun ödenmemesinden dolayı mahkemede hesap verilmesi… Başkan ve yönetimi yukarıda zaten mahkum ettik. Ancak kendi menajerlik şirketine olan borcu bile ödemediği için mahkemelik olan Trabzonspor’da teknik direktörlük yapan Abdullah Avcı nasıl bir utanmaz bir yüze sahip ki, sürekli olarak transfer talebinde bulanabiliyor. Düşünebiliyor musunuz, kendi bağlı bulunduğu şirket bile ekonomik kriz yaşayan bir kulüpten alacağını tahsil edemiyor, mahkemeye gidiyor. Ama o şirketin teknik direktörü aynı kulüpten transfer üzerine transfer talebinde bulunuyor. Bunca transfere rağmen, “Pivot santrafor” diye tutturabiliyor. Anlayın bu Abdullah Avcı’nın etik değerlerinin nasıl yerlerde süründüğünü. Anlayın artık Avcı’nın Trabzonspor’u zerre kadar düşünmediğini ve sadece kendi egosunun peşinden kulübü de sürüklemeye çalıştığını…
Ve Başkan Ertuğrul Doğan’ın da, dolayısıyla yönetimin de böyle bir isimle çalışmaya devam ederken ne kadar sorumsuz olduğunu da bir anlamaya çalışın olur mu?
Biz çok iyi anlıyoruz da…
***
YUSUF YAZICI KENDİSİNE YAZIK EDİYOR!
Trabzonspor altyapısından yetişen, büyük bir yıldız gibi parlayan ve 5 sezon önce henüz 22 yaşındayken Fransa’nın Lille takımına transfer olan Yusuf Yazıcı’nın sözleşmesi sona erdi. Haziran ayının başında sözleşmesi sona eren Yusuf için çok sayıda takımın ismi geçti. Bir gün Milan’a, diğer gün Napoli’ye, sonra Galatasaray, ardından Beşiktaş ve Fenerbahçe’ye transferi gerçekleşirken son dönemlerde de yine bir Fransız kulübü olan Nice’ye gitme ihtimalinin yüksek olduğu dile getirildi. Avrupa’da transferde artık son günler geldi. Türkiye’de de 13 Eylül’de bitecek. Yusuf Yazıcı gibi daha önce profesyonel yaşamı mükemmel kabul edilen bir futbolcunun sözleşmesinin bitmesine rağmen hala daha hiçbir kulüple anlaşamaması kafaları karıştırdı.
TATİL SÜRESİNİ UZATMAK MI PARA MI SORUN?
Oysa Yusuf Yazıcı kalitesinde ve yaşındaki bir futbolcunun, transfer sezonu başladığı gibi kafasındaki bir kulübe transferini gerçekleştirmesi, sezon başı çalışmalarda yer alması ve Lig ya da Avrupa arenasındaki maçlara her yönüyle hazır girmesi gerekirdi. Çünkü sezon başı hazırlıkları bir futbolcu için büyük önem taşıyor. Üst düzey liglerde mücadele edecek bir futbolcu için bireysel çalışmaların çok da önemli olmadığı biliniyor.. Yusuf’un bu yaşta, böylesine bir kararsızlık sergilemesi ve neredeyse 2 aya yakın bir süre takım idmanından uzak kalmayı göze alması, “Acaba evliliği yeni gerçekleştirdi ve balayını daha da uzatmak için mi böyle bir tavır sergiliyor?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Ayrıca, “Bonservisim elimde, çok yüksek para kazanayım” mantığıyla mı bunu yapıyor belli değil… Bu tür gerekçelerin söylentileri bile insanı üzmeye yetiyor…
ARTIK AKLINI BAŞINA ALMASI GEREKİR
Şu bir gerçek ki, her iki gerekçeden hangisi olursa olsun Yusuf Yazıcı düzeyindeki bir profesyonelin hiç tercih etmemesi gereken bir yol olduğuna işaret ediliyor. Yusuf’un imzasının bu kadar gecikmesiyle birlikte aslında futbol piyasası için en azından bir yılını kaybettiğini düşünenlerin sayısı da bir hayli fazla… Yusuf Yazıcı yeteneğindeki bir futbolcu Lille’de ilk yalında harikalar yaratılırken, kendisiyle ilgili çok olumlu yazılar yazılıyor ve, “Kendisine yatırım yapıyor, özel hocalar eşliğinde çalışıyor, okuyor, araştırıyor. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor” deniyordu. Sonra anlaşılmaz bir düşüşe imza atmıştı. Ama artık bu oyuncunun aklını başına alıp, futbola dönerek, bundan sonraki sürecinde yeteneklerini en üst seviyede sergileyerek, futbolseverlere olan borcunu ödemesi gerektiğinin altı çiziliyor. Umarız Yusuf Yazıcı bu uyarıları dikkate alır.
Yoksa kendi kaybeder!
***
YAVUZ AYDIN BİR GELDİ, PİR GELDİ!
İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, uzun bir aradan sonra Trabzon’a geldi. Ayağının tozu ile baba ocağı Beşikdüzü’ne giden Aydın, burada vatandaşlarla ve esnafla buluştu. Sorunlarını dinleyip, notlar aldı. Özellikle fındık üreticilerine “bir sordu, bin ah” işitti. Üniversiteye bu yıl başlayacak olan gençlerin sıkıntısı ise yürekleri dağladı desek yalan olmaz. Birçok genç, şehir dışında ünversiteyi kazandıklarını fakat maddi imkânsızlıklardan dolayı eğitime başlayamayacaklarını dile getirdi. Aydın’dan kendilerine burs bulmasını istediler. Pazar yerinde ev hanımları ile karşılaşan Aydın, onlarada zaman ayırarak, sorunlarını dinledi. Pazara çıktıklarında hayat pahalılığı yüzünden meyve ve sebze alamadan eve döndüklerini dile getiren ev hanımları, çocuklarına yemek pişirecek malzeme bulmadıklarını ifade ettiler. Evlatlarına kıyafet alıp, harçlık veremediklerini de dile getiren ev hanımları, ekonominin bir an önce düzene girmesini istediler.
Vatandaş ziyaretlerini Büyükliman bölgesinde gerçekleştiren Aydın’ın, daha sonrada doğudaki ilçelerde halk ile biraraya geleceği ifade edildi.
***
TRAFİKTEKİ SORUN KALDIRIM KENARINDAKİ ARAÇLAR!
rabzon’da Arap turistlerin ve gurbetçilerin yavaş yavaş kenti terk etmesinin ardından nispeten trafik biraz daha rahatlamış oldu. Dakikalarca süren uzun kuyruklar artık yerini sakinliğe bıraktı diyebiliriz. Fakat trafikte çözülemeyen en önemli sorun kaldırım kenarlarına çekilen araçlar. Şimdilerde trafikte yaşanan en büyük sıkıntı bu. İnsanların evlerinin ve işyerlerinin önlerine park ettikleri araçları yüzünden hem de yayalar hem sürücüler ciddi sorunlar yaşamakta. Özelliklede toplu taşıma araçları için yapılan duraklara park edilen araçlar yolcu ve toplu taşıma araç sürücülerine zor anlar yaşatıyor. Bu yüzden de sık sık hafif çapta kazalara tanıklık ediyoruz. Şehirlerarası uzun yollarda sık aralıklarla radar sistemi koyan trafik ekiplerinin, burada ceza kesmek yerine kent içindeki hatalı şekilde park edilen araçları değerlendirmeye alması gerekir. Trafik polisi ekiplerinin günün belli saatlerinde Beşirli- Peliti arasında devriye atarak hatalı park etmiş araçlara ceza kesmeleri daha caydırıcı olur diye düşünüyoruz. Böylelikle yaz aylarında yaşanan bu keşmekeşlik diğer mevsimlerde vatandaşların trafikta daha rahat seyir etmelerine neden olacaktır.