30.07.2025 KILÇIK
SELAHADDİN ÇEBİ ÇIRPNIYOR!
Selahaddin Çebi, AK Parti Ortahisar eski ilçe başkanı olarak tanındı. Ancak son zamanlarda sosyal medyada yaptığı paylaşımlar, sadece partisinde değil, kamuoyunda da tartışmaların odağı haline geldi. Bir siyasi kimlik olarak AK Parti’yi temsil ettiği iddiası, davranışları ve söylemleriyle giderek gölgeleniyor.
Çebi’nin temel sorunu, “Ne kadar muhalefet edersem parti içinde o kadar görünür olurum” yanılgısıdır. Oysa siyasi arenada varlık göstermek, partiye zarar vermekle değil; millete ve partiye hizmet etmekle mümkündür. Sosyal medyada muhalefeti eleştirir gibi görünse de, aslında muhalefetin çarkına su taşıdığını fark edemiyor.
AK Parti Trabzon teşkilatı ve genel merkez, bu durumu net biçimde gördü ve gereken adımları attı. Çebi, önce ilçe başkanlığı görevinden alındı, ardından il koordinatörlüğü görevinden uzaklaştırıldı. Bu hamle, onun parti yönetimindeki etkisinin fiilen sonlandığını gösteriyor.
Ancak Çebi, yaşananları anlamak yerine sosyal medyada daha önce söylediklerinin tam tersini savunmayı tercih ediyor. Bu da hem parti içindeki konumunu hem de seçmen gözündeki itibarını ciddi şekilde zedeliyor. Bu tutum, siyasi olgunluktan ve sorumluluktan uzak, sadece günü kurtarma çabasından başka bir şey değil. Dahası, AK Parti tabanında da büyük tepki yaratıyor; bazı seçmenlerde CHP’ye karşı sempati oluşmasına neden olacak kadar zararlı bir durum ortaya çıkıyor.
Siyasette en kıymetli sermaye bağlılık ve tutarlılıktır. Selahaddin Çebi’nin sergilediği tutarsızlık, yalnızca kendi kariyerine değil, temsil ettiği partinin itibarına da ciddi zarar veriyor. Partinin içinden gelip, kendi parti çizgisinden bu denli uzaklaşan ve bu çizgiyi sosyal medyada sorgulayan bir ismin siyasetten çekilmesi, aslında AK Parti’nin geleceği için olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Zira siyasi yolculuk, bazen hataları görmek ve gerektiğinde geriye adım atmakla şekillenir. Selahaddin Çebi’nin durumu da bunun önemli bir örneği olarak hafızalara kazınacak.
***
TTSO’DA KRİZ BÜYÜYOR!
Trabzon iş dünyası her zaman güçlü figürlere, vizyoner liderlere ihtiyaç duydu. Çünkü bu şehir, sadece tarihiyle değil, ticaretiyle de ayakta durur. Ancak son yıllarda Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın başındaki isim, Erkut Çelebi, bu ihtiyaca cevap verebilecek en son kişiydi. Bugün geldiğimiz noktada, bu acı gerçeği artık kimse inkar edemiyor.
TTSO gibi stratejik bir kurumun başına oturmak, yalnızca makam koltuğuna oturmak değildir. Orası sorumluluk ister, irade ister, adalet ister. Ama sayın Çelebi ne yaptı? Kurum içindeki krizi izlemekle yetindi. Hatta daha kötüsü, sessizliğiyle krizleri büyüttü.
"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
Bu cümle, bir toplantıda Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş’ın Mehmet Çelebi’ye sarf ettiği söz. Açıkça bir tehdit, açıkça bir kibir gösterisi. Peki Başkan Erkut Çelebi bu sözler karşısında ne yaptı? Hiçbir şey.
Mehmet Çelebi, haklı tepkisini koydu, yalnız bırakıldı, saygısızlığa uğradı ve en sonunda istifa etti. Ve bu süreçte Başkan, yine sessizdi. Liderlik, kriz anında ortaya çıkar. Ama sayın Erkut Çelebi, bırakın liderlik sergilemeyi, adeta ortadan kayboldu.
"Bize reddettiriyorsunuz, sonra Başkan aynı maddeyi getirince geçiriyorsunuz."
Mehmet Çelebi'nin bu isyanı aslında sadece bir kişiye değil, çarpık bir düzeneydi. TTSO, bireysel güç gösterilerinin, şahsi yakınlıkların sahnesi haline geldi. Kurumun saygınlığı ayaklar altına alındı. Ve tüm bunlar olurken, Başkan Erkut Çelebi, olaylara müdahale etmek yerine sadece izlemeyi tercih etti.
Bir yöneticinin en büyük zaafı, adaletsizliğe sessiz kalmasıdır. Bugün TTSO’da yaşanan tam olarak budur. Kurumun içinde “biz” duygusu değil, “ben” egosu hüküm sürüyor. Ve bu tablonun baş mimarı, ne yazık ki, Erkut Çelebi’dir.
Bugün birçok meclis üyesi, “TTSO yönetilmiyor, idare ediliyor” diyor. Haksızlar mı? Elbette hayır. Çünkü ortada bir strateji yok, bir vizyon yok, bir birlik yok. Sadece günü kurtarma çabası, sadece belli kişilere alan açma politikası var.
Trabzon’un bu vizyonsuzluğa, bu kişisel iktidar oyunlarına tahammülü kalmadı. TTSO, şahsi kaprislerin değil, kolektif aklın yönetmesi gereken bir kurumdur. Eğer Başkanlık makamı, kişisel suskunlukların, güç odaklı ilişkilerin gölgesinde kalacaksa, o koltuk boş kalsa daha iyidir.
Sayın Erkut Çelebi’ye açık bir çağrıdır bu:
Ya gereğini yapın, ya da bu şehir sizi bir yönetim zafiyetinin adı olarak anmaya devam etsin.
***
CHP İL BAŞKANI KİM OLACAK?
CHP, 39. Olağan Kurultay takvimini başlattı. CHP Merkez Yönetim Kurulu'nda (MYK) alınan karara göre, delege seçimleri 13 Ağustos'ta, ilçe kongreleri 13 Eylül'de, il kongreleri ise 5 Ekim'de başlayacak. Parti yönetimi, olası bir erken seçim halinde kongre takvimine ara verileceğini bildirdi.
Kurultay sürecinin başlamasıyla birlikte gözler Trabzon'da yapılacak il kongresine çevrildi. Trabzon'da mevcut İl Başkanı Mustafa Bak'ın, Genel Merkez tarafından yeniden aday gösterilmeyeceği ve isminin "çizildiği" iddia ediliyor. Parti tabanından gelen, uzun yıllardır örgüt içinde aktif olan Bak’ın, iyi niyetli ve samimi bir isim olduğu, ancak il başkanlığı görevini yürütebilecek vizyon ve birikime sahip olmadığı görüşü öne çıkıyor.
Trabzon'da il başkanlığı için birçok isim kulislerde konuşuluyor. Eski il başkanı Güzide Uzun, yeniden aday olmayı düşünen isimler arasında yer alırken, Murat Özçilingir ve Haluk Batmaz gibi isimlerin de parti içinde destek arayışında oldukları ifade ediliyor. Öte yandan Akçaabat İlçe Başkanı Emre Şahin Köroğlu ve CHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mustafa Çankaya da adı geçen diğer isimler arasında bulunuyor.
Parti kulislerine göre aday olmak isteyen tüm isimlerin, Genel Merkez’in tutumuna göre hareket edeceği belirtiliyor. Özellikle örgüt desteği ve Genel Merkez ile ilişkilerin bu süreçte belirleyici olacağı değerlendiriliyor. Trabzon'da kongre süreciyle birlikte il örgütünde dengelerin değişebileceği, yarışın kızışarak devam edeceği öngörülüyor.
***,
YENİ BAŞKANDAN BEKLENTİ BÜYÜK
Türk futbolunun çatı kurumlarından biri olan Kulüpler Birliği Vakfı, yeni başkanını seçti. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un görevinden ayrılmasının ardından yapılan seçimde, Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan oybirliğiyle başkanlığa getirildi. Bu gelişme, yalnızca bir görev değişimi değil; Türk futbolunda özellikle Anadolu kulüplerinin sesi olabilecek bir dönemin başlangıcı olarak da yorumlanıyor.
Ertuğrul Doğan, Trabzonspor başkanlığı döneminde sadece kendi kulübünün değil, zaman zaman Türk futbolunun genel yapısı hakkında da net ve sert çıkışlar yaptı. Özellikle Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile yaşadığı fikir ayrılıkları, onun başkanlık döneminde nasıl bir duruş sergileyeceğine dair güçlü ipuçları veriyor.
Bugün Kulüpler Birliği Vakfı’nda görev alan bir başkanın, sadece masa başı toplantılarına katılan bir isim olmasının ötesinde, Türk futbolunun yapısal sorunlarını gündeme taşıma ve bunlarla mücadele etme sorumluluğu var. İşte tam da bu noktada, Doğan’ın başkanlığı önemli bir sınav olacak.
Özellikle Anadolu kulüplerinin gelir dağılımındaki eşitsizlikten yayın haklarına kadar birçok konuda yaşadığı kronik sıkıntılar, bugüne kadar gerektiği kadar güçlü şekilde temsil edilemedi. Doğan’ın bu temsiliyeti üstlenme iradesi göstermesi, hem Anadolu kulüpleri nezdinde hem de futbol kamuoyunda büyük bir beklenti yaratmış durumda.
Ancak mesele sadece sert söylemlerle sınırlı kalmamalı. Evet, Ertuğrul Doğan zaman zaman “yüksek perdeden” konuşmayı tercih eden bir figür. Ancak başkanlık koltuğunda artık diyalog ve diplomasiyle sonuç alma zorunluluğu da bulunuyor. Saha dışında verilen mücadelenin en az saha içindeki kadar önemli olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla sertlik ile çözüm arasındaki dengeyi kurmak, bu başkanlığın başarısını belirleyecek temel kriterlerden biri olacak.
Sonuç olarak; Kulüpler Birliği Vakfı'nın yeni başkanı Ertuğrul Doğan, artık sadece Trabzonspor’un değil, tüm Süper Lig kulüplerinin ortak sesidir. Özellikle Anadolu kulüplerinin hakkını arayacak bir lider figürü olma yönündeki beklenti yüksek. Bu beklentiyi karşılayacak mı, yoksa sert çıkışlarla sınırlı bir dönem mi yaşanacak, bunu zaman gösterecek.
Ama kesin olan bir şey var:
Türk futbolunda artık yeni bir ses var. Ve o ses, yüksek perdeden konuşmaya hazır.