29.06.2025 KILÇIK

DEĞİŞTİRİN BU PARKELERİ!

Trabzon’un en büyük alışveriş caddelerinden biri olan Kunduracılar Caddesi, yüzlerce insanın günlük yaşamına ev sahipliği yapıyor. Ancak, özellikle yağmurlu havalarda yaşanan bir sorun, bu canlı caddenin sakinlerini ve ziyaretçilerini adeta korkutuyor: Kaygan parkeler.

Yoğun yaya trafiğine sahip bu caddede, kaygan zemin yüzünden hemen hemen her gün vatandaşlar kayarak düşüyor. Bu durum sadece küçük düşmelerle kalmıyor, bazen ciddi yaralanmalara, acil servis müdahalelerine ve hatta uzun süreli sakatlıklara sebep olabiliyor. Yağmurla birleşince adeta bir tuzak haline gelen bu parkeler, her yaştan insan için risk oluşturuyor.

Böylesine merkezi ve popüler bir yerde bu sorunun görmezden gelinmesi mümkün değil. Belediyenin ve ilgili kurumların acilen harekete geçmesi gerekiyor. Kaymaz malzemelerin kullanılması, yol yüzeyinin yenilenmesi, uyarı levhalarının yerleştirilmesi gibi basit ama etkili önlemlerle bu sorun büyük oranda çözülebilir.

Vatandaşlar olarak bizlerin de bu konuda duyarlı olması, yaşanan tehlikeleri yetkililere bildirmesi ve sosyal medya gibi platformlarda sesimizi yükseltmesi önemli. Çünkü ancak ortak çaba ve bilinçle bu tür tehlikeli durumların önüne geçilebilir.

Kunduracılar Caddesi, Trabzon’un en işlek ve en canlı noktalarından biri. Burası, herkes için güvenli ve konforlu bir alışveriş ve gezinti alanı olmalı. Kaygan parkeler, bu hayali gölgelememeli. Yetkililer bir an önce adım atmalı, bizler de süreci yakından takip etmeli ve desteklemeliyiz.

Unutmayalım ki, küçük bir önlem, büyük kazaların önüne geçer.

***

BU İDDİALAR DOĞRMU?

Son günlerde kurumumuza ulaşan bazı vatandaş bildirimleri, kamu hizmeti anlayışımız adına oldukçadüşündürücü. İddiaya göre; Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı TİSKİ Genel Müdürlüğü’ne ait bazı hizmet araçları, mesai saatleri dışında yaylalarda, dağ yollarında, kırsal alanlarda görülüyormuş. Üstelik bu görüntülerin sosyal medya platformlarında da paylaşıldığı ifade ediliyor.

İddia edilen o ki, resmi görevle ilgisi olmayan bu gezilerde kamuya ait araçlar, bazı personellerin keyfi kullanımına sunulmuş. Ailece doğa gezileri mi dersiniz, hafta sonu kaçamakları mı… Herkesin ortak sorusu şu: Bu araçlar gerçekten kamu işi için mi yollarda, yoksa özel işler için mi dağ bayır geziyor?

Eğer bu iddialar doğruysa, ortada hem kamu kaynaklarının israfı hem de kamu vicdanını yaralayan ciddi bir etik sorun var demektir. Çünkü vatandaş, suyunun düzgün akması, arızanın zamanında giderilmesi, altyapı hizmetlerinin sorunsuz işlemesi için vergisini ödüyor. TİSKİ araçlarının doğa turuna değil, göreve gitmesini bekliyor.

Sorumluluk sahibi her kurum gibi TİSKİ yönetiminin de bu iddiaları ciddiyetle ele alması ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapması gerekir. “Bir iki araç gitmişse ne olur” mantığı, kamuda görev yapan hiçbir yöneticiye yakışmaz. Küçük bir ihmalin bile güveni nasıl sarstığını görmek için vatandaşın tepkisine kulak vermek yeterlidir.

Bu mesele sadece bir araç meselesi değil; kamuya duyulan güvenin, adaletin ve hesap verebilirliğin meselesidir. Kamu malı, kimsenin şahsi malı değildir. Unutmayalım ki; "emanet" kelimesi kamu hizmetinin özüdür.

Buradan yetkililere çağrımızdır:
İddialar doğruysa gereği yapılsın, değilse kamuoyu açıkça bilgilendirilsin. Aksi halde sessizlik, şüpheyi besler; şeffaflık ise güveni büyütür.

***

SATIR ARALARINDA GİZLİ MESAJ

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın, Uğurcan Çakır'ın Fenerbahçe’ye transfer olacağı yönündeki iddialara verdiği tepki, klasik bir “yalan haber” düzeltmesinin çok ötesine geçti. Açıklamasında kullandığı “Orantısız güç kullanmak durumunda kalırım” ifadesi, kamuoyunda dikkatle takip edilen bir çıkış oldu. Ancak bu cümleyi askeri ya da fiziki bir tehdit olarak okumaya gerek yok.

Buradaki "orantısız güç", aslında medyaya yönelik güçlü bir ifşa tehdidi. Satır aralarına gizlenen mesaj net:
Eğer bu haberleri yazmaya devam ederseniz, hangi gazeteci, hangi kurum bu iddiaların arkasında duruyorsa tek tek açıklayacağım. Sizi kamuoyunun önüne atarım.

Bu çıkış, Trabzonspor’un özellikle Fenerbahçe gibi doğrudan rakiplerle ilişkilendirilen transfer dedikodularına karşı artık daha agresif bir medya politikası izleyeceğinin işareti. Uğurcan Çakır gibi kulübün sembol isimlerinden birinin böyle haberlerle yıpratılması, yönetim nezdinde kabul edilemez bir noktaya ulaşmış görünüyor.

Başkan Doğan, adeta medya kuruluşlarına “oyunu kuralına göre oynayın” mesajı verdi. Şimdi gözler, bu açıklamadan sonra kimlerin susup, kimlerin yazmaya devam edeceğinde…

***

SEBAT GENÇLİK’TE BİRLİK ZAMANI

Sebat Gençlik Spor’un olağanüstü kongresi geride kaldı. Atalay Armutçu 58 oyla başkan seçildi, Cemil Bektaş ise 53 oy aldı. Yarışın ne kadar başa baş geçtiği ortada. Ama asıl önemli olan, bu seçimin sadece bir kazananı değil, ortak bir sorumluluğu işaret etmesi.

Çünkü artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Bu kulüp, herkesin ortak değeri. Bu seçimde oy kullanmış ya da kullanmamış olmanız fark etmez. Yönetimde yer almanız ya da tribünde olmanız da. Şimdi gereken, herkesin elini taşın altına koymasıdır.

Sebat ismi, yalnızca bir kulüp değil, bir duruşun adıdır. Bu duruş, zorluklar karşısında yılmamak, mücadeleden vazgeçmemektir. Tribünde ses olan gençler, sahada ter döken futbolcular, kulübü ayakta tutmaya çalışan yöneticiler... Herkes aynı hikâyenin parçalarıyız.

Sayın Atalay Armutçu’nun işi kolay değil. Ama yalnız da değil. Yeter ki kişisel kırgınlıkları bir kenara bırakalım. Geçmişte ne yaşandıysa yaşandı; bugün, ileriye bakma zamanı. Şimdi küserek değil, birleşerek büyüme zamanı.

Sebat Gençliği’nde büyük bir potansiyel var. Bu potansiyeli açığa çıkarmak için sağduyulu bir akılla hareket etmek şart. Ne hayalcilik zamanı bu, ne de karamsarlık. Gerçekçi ama umutlu bir yol mümkün.

Bu bir çağrıdır: Gelin, bu kulübün etrafında yeniden kenetlenin. Ayrışmadan, ötekileştirmeden. Çünkü Sebat, bir kişiden ya da bir yönetimden ibaret değil. Sebat hepinizn. Ve biz birlikte olursanız, bu gençlik çok daha fazlasını başarabilir.