27.05.2025 KILÇIK
TRABZONSPOR'DA AKILCI PLANLAMA
Trabzonspor'da yeni sezon hazırlıkları başlamış durumda. Kulüp, sadece yeni bir kadro kurmak değil, aynı zamanda dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak istiyor. Bu nedenle yönetim ve teknik direktör Fatih Tekke, geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.
Toplantıda takımın genel durumu masaya yatırıldı. Kimlerin kalacağı, kimlerle yolların ayrılacağı konuşuldu. Özellikle transfer konusunda nasıl bir yol izleneceği üzerine görüş alışverişi yapıldı. Fatih Tekke, sayıca fazla transfer yerine, doğrudan katkı sağlayacak oyuncuların alınmasını önerdi. Bu yaklaşımı, kulübün içinde bulunduğu ekonomik koşullarla da örtüşüyor.
Tekke, yönetimi büyük harcamalarla zorlamak istemediğini açıkça ifade etti. Eldeki oyuncuların verimliliğini artırmak istiyor. Kadroda bulunan futbolcuların gelişimini önemseyen bir anlayış benimsiyor. Kaliteli birkaç takviye ile takımın yarışmacı kimliğini koruyabileceğine inanıyor.
Bu yaklaşım, sadece teknik direktörlük bakış açısı değil. Aynı zamanda kulüp kültürünü ve mevcut şartları doğru okuyan bir tavır. Yönetim de bu anlayıştan memnun. Çünkü sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir planlama gerekiyor.
Trabzonspor camiası, geçmişte büyük transferlerin yarattığı hayal kırıklıklarını unutmuş değil. Bu nedenle artık doğru adımlar atılması şart. Alınacak oyuncuların isimlerinden çok, sahada gösterecekleri performans önemli. Taraftar, forma için mücadele eden oyuncuyu sever. Sahada yürüyen değil, terleyen isimleri alkışlar.
Yeni sezon öncesi bu kararlı ve ölçülü yaklaşım, kulübün geleceği adına umut verici. Elbette her şey sahada belli olacak. Ancak hazırlık sürecinin doğru temeller üzerine inşa edilmesi, uzun vadede büyük fark yaratır.
Trabzonspor’un yeni sezon planlamasında göze çarpan en önemli detay, sade ama etkili bir yapı kurma isteğidir. Gereksiz riskler yerine, akılcı adımlarla ilerlemek tercih ediliyor. Bu anlayış, kulübü sadece bir sezonluk başarıya değil, sürdürülebilir bir başarıya götürebilir.
***
BURASI YOL MU, OTOPARK MI?
Trabzon’da bir yere gitmek artık sabır işi. Hele bir de yolunuz Numune Hastanesi ile Millet Bahçesi arasından geçiyorsa, yandınız demektir. Burası resmen otoparka dönmüş durumda. Sağlı sollu park etmiş araçlar yüzünden yol daralıyor, trafik kilitleniyor, insanlar sinirden direksiyonu ısıracak hale geliyor.
İncirlik Camii’nden Trabzon Lisesi’ne kadar olan bölüm, adım başı araba dolu. Kaldırımlar işgal altında, yol desen zaten bir şerit git, bir şerit gel. Ama onu da kullanamıyorsun. Çünkü herkes “Ben bir iki dakika durup çıkacağım” diyerek arabasını bırakmış gitmiş. O iki dakika hiç bitmiyor ama...
İşin tuhafı ne biliyor musunuz? Tam orada, Büyükşehir Belediyesi’ne ait koca bir otopark var. Bu kadar dar bir yolda para kazanma arzusu da neyin nesi? Bu alandaki tarfiğin akıcı olması lazım. Üstelikta acil servisn önü. Koyun can derdinde kasap et derdinde! Yapmayın Allah aşkına!
Böyle şehir mi yönetilir? İnsan bir uyarı koyar, bir ceza yazar, bir zabıta yollar. Hiçbiri yok. Yolun kenarına park eden park edene. Millet hasta taşıyor, ambulans geçemiyor. Bir kargaşa, bir karmaşa... Herkes şikâyetçi ama çözüm yok!
Trabzon’un göbeğinde böyle bir manzara gerçekten yakışmıyor. Bu kadar güzel bir şehir, böyle basit bir sorunu yıllardır çözemiyorsa, kimse kalkıp da "vizyon" falan demesin.
Kusura bakmayın ama belediyenin bu durumu görmezden gelmesi, ihmalkârlığın dik alasıdır. Yol, araba park yeri değil. Hele hastane yolunun hiç değil. Herkesin bir sorumluluğu var. Ama en başta da bu şehrin yönetiminde olanların.
Birileri artık bu işe el atsın. Çünkü bu yol, sadece bir yol değil. Burası insanların hayatına açılan bir damar. Tıkanırsa, sonuç ağır olur.
***
ORTAHİSAR BELEDİYESİ’NDE TELAŞ!
Dün, Ortahisar Belediyesi’ne kısa bir ziyaretim oldu. Önce basın birimindeki arkadaşlarla sohbet ettim. Hal hatır sorduk, bir bardak çay içtik. Ardından, “Madem buradayım,” dedim, Özel Kalem Müdürlüğü’ne de uğrayayım istedim. Bir selam verir, çıkardım diye düşündüm ama karşılaştığım manzara, düşündüğümden farklıydı.
Belediye binası, tam anlamıyla bir koşuşturma merkezi gibiydi. İnsanlar Başkan Ahmet Kaya ile görüşmek için adeta sıraya girmişti. Kimisi dosya taşımış, kimisi evrak getirmiş, bazıları sadece derdini anlatmak istemiş. O an anladım ki burada çalışmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değil.
Özel Kalem Müdürü Temel Eyüboğlu’nun temposu ise gerçekten dikkat çekiciydi. Aynı anda birkaç telefon çalıyor, içeriden biri sesleniyor, dışarıda bekleyen vatandaşın gözü içerde. Temel Bey, sakinliğini bozmadan hepsine yetişmeye çalışıyor. On dakikalık kısa ziyaretimde ben bile yoruldum, bu insanlar sabahtan akşama kadar aynı tempoyla çalışıyor.
Vatandaşların talepleri de büyük oranda benzer. “Başkanım, oğlum üniversiteyi bitirdi, belediyede bir iş bulsak?”, “Kızım KPSS’ye girdi ama henüz sonuç yok, bir el atsanız?” Gönül ister ki herkese yardımcı olunabilsin. Ancak gerçekler başka. Mevcut personel kadrosu, önceki dönemlerde fazlasıyla doldurulmuş. Başkan Ahmet Kaya’nın elinde bin kişilik kadaro fazlalığı! Hâl böyle olunca taleplerin işe alım kısmı ne yazık ki karşılıksız kalıyor.
Tüm bu yoğunluğun, stresin ve beklenti yükünün altında çalışanları görmek insanı düşündürüyor. Temel Eyüboğlu ve ekibi, bütün bu karmaşanın içinde görevlerini özveriyle sürdürüyor. Ne bağıran var, ne tersleyen... Sadece işini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar var.
Ortahisar Belediyesi’nde gördüklerim bana şunu gösterdi: Belediyecilik sadece yollar, kaldırımlar, binalar yapmakla bitmiyor. Asıl mesele, o binanın içindeki insanlarla doğru iletişim kurmak, sabır göstermek, anlayışlı olmak. Bunu başaranlara da hakkını vermek gerekiyor.
Kolay değil, gerçekten değil. Ama birileri bu zorluğu göğüslemeye devam ediyor.
***
BAYRAM GELİYOR, KURBANLIKLAR HAZIR
Yahu daha dün Ramazan bitti diyorduk, bak hele Kurban Bayramı da kapıya dayanıvermiş! Trabzon’da, özellikle Ortahisar’da bayram telaşı şimdiden başlamış bile. Hele Akoluk Mahallesi yok mu… Orası şimdilerde adeta küçükbaş-büyükbaş şenliği! Kurban pazarı kurulmuş, çadırlar yerleşmiş, hayvanlar “beni al” der gibi bakıyor alıcılara.
20 dönümlük devasa bir alanda, şehirdeki en büyük kurban pazarı kurulmuş. İçerisi adeta küçük bir şehir gibi. Veterinerinden zabıtasına, Tarım İlçe’den tut da güvenlikçisine kadar herkes işi gücü bırakmış, bu işe odaklanmış. Hayvanların kulak küpeleri, aşıları tek tek kontrol ediliyor. Allah var, bu sene işi sıkı tutmuşlar.
Eskiden köy yerinde hayvan pazarı denince akla çamur, ter kokusu, bağrış çağrış gelirdi. Ama şimdi? Yemekhaneler, çay ocakları, lavabolar, ofisler... Hatta kaçan hayvanlar için özel yakalama timi bile varmış! Vallahi “kaçan danaya jet müdahale timi” kurulmuş desem yeridir.