27.02.2025 KILÇIK
GENÇ’İN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSULAR
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ilk dönemlerinde sergilediği tarafsız ve sakin liderlik anlayışıyla halkın takdirini kazanmış, bu sayede şehir genelinde genç yaşlı her kesimden ilgi görmüştü. Ancak, son zamanlarda sergilediği tutumlar ve alınan kararlar, kendisine duyulan güvenin yeniden değerlendirilmesine neden olmuş gibi görünüyor.
Ahmet Metin Genç’in AK Parti’nin il başkanlığı kongresinde Zeki Kavanoz lehine gösterdiği yoğun çaba, parti içinde etkili bir figür olarak yerini sağlamlaştırmış olsa da, bu durum tarafsızlık algısına ciddi şekilde zarar vermiştir. Kongre sonrasında ise, yönetim kadrosunun oluşturulmasında belirgin bir rol oynadığı, kendisine yakın isimleri listeye dahil etmeyi başardığı söylenmektedir. Bu tutum, bir yandan tecrübesini ve siyasetteki becerisini gösterirken, diğer yandan şeffaflık ve adalet konularında soru işaretleri oluşturmuş görünmektedir.
Bir diğer dikkat çeken durum da, Ahmet Kaya’nın toplum içindeki itibarının artmasının, Ahmet Metin Genç tarafından bir tehdit olarak algılandığı yönündeki görüşlerdir. Siyaset sahnesinde uzun yıllar bulunmuş bir isim olarak, Genç’in zamanla yıprandığı açıktır. Ancak bu yıpranmada sadece yerel dinamiklerin değil, AK Parti’nin genel oy kaybı yaşamasının da etkili olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Genç’in şehirdeki basın kuruluşlarıyla olan ilişkisi de önemli bir konudur. Bazı medya kuruluşlarına verdiği destek, kendisini medyada etkili bir konuma taşımış olmakla birlikte, bu ilişkiler eleştirilerin yeterince dile getirilmediği izlenimi yaratmıştır. Medyanın sessizliği, şeffaflık anlayışını zedelemiş görünmektedir. Halk arasında bu durum, Genç’in liderliği konusunda soru işaretleri oluşturmuş olsa da, bu eleştiriler henüz Genç’in genel kamuoyundaki konumunu ciddi anlamda sarsmamış görünmektedir.
Öte yandan, belediye personeli ve şehir halkı arasında dile getirilen şikayetler göz ardı edilmemelidir. Ahmet Metin Genç’in karar alma süreçlerinde yalnızca dar bir çevreye önem verdiği ve bu kişilere önemli pozisyonlar tahsis ettiği sıkça ifade edilmektedir. Bu durum, liyakate dayanmayan atamaların huzursuzluk yarattığı ve şehirde memnuniyetsizliklerin artmasına sebep olduğu yönünde eleştirilere yol açmıştır.
Ahmet Metin Genç’in Trabzon için gerçekleştirdiği olumlu çalışmaları ve şehre olan ilgisi inkar edilemez. Bazı projelerde gösterdiği kararlı duruş, takdir toplamaya devam etmektedir. Ancak, halkın beklentilerini karşılamak ve kaybolan güveni yeniden kazanmak için daha şeffaf ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı benimsemesi gerekmektedir.
***
BATMAZ, ERKENDEN Mİ HAVAYA GİRDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, siyasete girdiği ilk günden bu yana alçakgönüllü tutumu ve özverili çalışmalarıyla halkın takdirini kazanmış bir isimdir. Ortahisar Belediyesi'nin CHP'ye kazandırılmasında yaptığı fedakârlıklar, onu Trabzon'daki siyasi arenada önemli bir figür haline getirmiştir. Batmaz, partisinin başarısı için büyük bir güç olmuştur. Ancak, her lider gibi, o da hem övgülerin hem de eleştirilerin hedefi olmuştur.
Partililer, Batmaz’ın ilçe başkanı olduktan sonra daha farklı bir tutum sergilemeye başladığını söylüyorlar. Bazı üyeler, Batmaz’ın halkla olan samimi ilişkilerinin zayıfladığını ve kendisini fazla büyük görmeye başladığını belirtiyorlar. Bu tür eleştiriler, özellikle Trabzon gibi siyasetin kırılgan dengeler üzerine kurulu olduğu bir şehirde dikkat edilmesi gereken ciddi bir konu. Siyasette alçakgönüllülük ve halkla güçlü bağlar kurmak çok önemli. Bu tür algılar, Batmaz’ın kişisel itibarını ve partinin Trabzon’daki gücünü olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, Batmaz’ın Ortahisar Belediyesi’ni kazanmasındaki rolü kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Onun teşkilatı harekete geçirme ve moral verme yeteneği, seçimdeki başarının en önemli faktörlerinden biri olmuştur. Ancak bir liderin başarısı yalnızca seçim zaferiyle ölçülmez. Bu zaferin ardından halkla kurduğu ilişkiler ve bu ilişkileri sürdürebilme yeteneği de büyük bir önem taşır. Batmaz’ın halkla olan bağlarını güçlendirmesi ve partililerin beklentilerine kulak vermesi, bu süreçte atması gereken önemli adımlardır.
Batmaz’ın eleştirileri bir tehdit olarak değil, bir fırsat olarak görmesi ve buna göre hareket etmesi, onu daha güçlü bir lider yapacaktır. Böylece hem kendisi hem de partisi daha parlak bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerleyecektir.
***
AKÇAABAT BELEDİYE BAŞKANI NE İŞ YAPAR!
Osman Nuri Ekim’in Akçaabat Belediye Başkanlığı dönemindeki yönetim anlayışı, halk tarafından genellikle eleştirilmektedir. Tarih ve kültürle dolu bir şehir olan Akçaabat’ta halkın temel ihtiyaçları göz ardı edilip gereksiz görülen projelere odaklanılması, halkın desteğini giderek azaltmaktadır. Bu durum, sadece kaynakların boşa harcanması değil, aynı zamanda günlük yaşamda karşılaşılan sorunların artmasına da yol açmaktadır.
Pulathane Bulvarı, bu durumun en belirgin örneklerinden biridir. İlçenin önemli bir ulaşım hattına dönüşmesi amaçlanan bu proje, yıllardır bir türlü tamamlanamamış ve halkın sabrını zorlamıştır. Böyle büyük bir projenin tamamlanamaması, belediyenin düzen ve icra kabiliyetinin eksikliğini göstermektedir. Halk, sözde kalan vaatler yerine, somut sonuçlar beklemektedir.
Spor Lisesi’nin yapımı, halkın önceliklerinin doğru belirlenmediğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Gereksiz olduğu halde yapılan bu bina yüzünden ilçenin değerli koşu pisti yok edilmiştir. Bu durum, gençlerin spora erişimini zorlaştırmış ve Akçaabat’ın toplumsal ve kültürel yaşamına zarar vermiştir. Yöneticilerin bu tür plansız kararları, sadece bugünü değil, beldenin geleceğini de olumsuz etkilemektedir.
Bir diğer önemli konu ise sokak hayvanlarının oluşturduğu tehlikelerdir. Başta saldırgan köpekler olmak üzere, sokaklarda başıboş dolaşan hayvanlar, özellikle çocuklar ve yaşlılar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Vatandaşların şikayetlerinin cevapsız bırakılması, belediyenin halkın güvenliğini sağlama görevini yerine getirmediğini göstermektedir. Bu meselenin çözülmesi için yeterli önlemlerin alınmaması, sadece güvenlik zafiyeti değil, aynı zamanda vicdanî bir eksikliktir.
Yol çalışmaları ise ilçenin diğer bir problemi olmuştur. Düzgün yolların sık sık kazılması ve asfaltların sürekli olarak kırılıp yapılması, ilçeyi "yamalı bohça" hâline getirmiştir. Bu tür plansız çalışmalar, hem devletin yaptığı yatırımların değerini düşürmekte hem de halkın günlük yaşamını fazlasıyla zorlaştırmaktadır. Bu durum, kaynakların verimsiz kullanıldığını ve yönetimin düzenli bir işleyişten mahrum olduğunu gözler önüne sermektedir.
Sanat ve estetik projelerine yapılan yatırımlar ise halkın temel ihtiyaçları karşılanmadığı sürece anlam kazanmamaktadır. Güvenlik ve huzurun olmadığı bir yerde sanat ne kadar değerli olabilir? Halkın öncelikli beklentisi, huzurlu ve güvenli bir yaşamdır. Ancak belediyenin önceliklerinin bu gerçeklerle uyumsuz olduğu açıkça ortadadır.
***
FATİH DEVLET HASTANESİ NE ZAMAN DÜZELECEK!
Köşemizde, Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yer alan Fatih Devlet Hastanesi'nin içler acısı hâlini sizlerle paylaşmıştık. Ancak, yazımızın yayınlanmasının ardından aldığımız tepkiler, hastanenin maruz kaldığı sefaletin çok daha geniş bir yelpazeye yayıldığını ortaya koydu. Bu yazı yalnızca bir hastane şikâyeti olmaktan öte, toplumumuzun sağlık alanındaki büyük bir çöküşü gözler önüne seriyor.
Fatih Devlet Hastanesi'nde vazife gören personelin pek çoğunun ihmalkâr tutumları, sağlık hizmetlerinin âheste bir şekilde işlemesine sebep oluyor. Özellikle firma işçilerinin, devlet kademesine geçtikten sonra işlerine olan düşkünlüklerinin azalmış olması halk arasında genişçe şikayet konusu. Devlete intisap etmiş bu işçiler, kendi eski görev anlayışlarını terk ederek, yalnızca maaş almanın derdine düşmüşler. Hastaların talepleriyle ilgilenmek, temizlik hizmetlerini sağlamak ve acil müdahale için hazır bulunmak gibi vazifeler, aksak bir şekilde yürütülüyor.
Görünen o ki, bir hastanenin işleyişi yalnızca doktor ve hemşirelerle ilgili değildir. Temizlikçisinden güvenliğine, teknisyeninden yöneticisine kadar her bir bireyin hemhâl olması gerekir. Fakat hastanede yaşanan karmaşa, işlerin kendi başlarına devrildiğini ve herkesin sadece kendi başının çaresine baktığını gösteriyor. Bu durum, hastaların sağlık hizmetlerine erişiminde ciddi sıkıntılara yol açıyor.
Hastalar, hekimlerin kendi mesleklerine karşı gösterdikleri ilgisizliğin farkındalar ve doktorların işgüzarlıkları üzerine şikayetlerde bulunuyorlar. Acil servisteki yoğunluk, mesai saatleri sonrasında daha da arttıkça, hastaların birçoğu ayakta tedavi edilmeye çalışılıyor. Doktorların ise sayıca fazla hastayla ilgilenmekte zorlandıkları, dolayısıyla her hastaya gereken ilgi ve özeni gösteremedikleri vurgulanıyor.
Birçok hasta yakını, "Acil servise gittiğimizde neredeyse hiç kimseyi görmüyoruz. Doktorlar, sadece kısa bir muayene ile hastaları gönderiyorlar, ancak bu şekilde tedavi edildiklerini hissetmiyoruz," diyerek yaşadıkları hayal kırıklıklarını dile getiriyorlar. Oysa ki bir hastanın tedavi süreci yalnızca birkaç dakikadan ibaret olmamalıdır; her bir hastanın, doktorundan gerekli ilgiyi ve özeni görmesi elzemdir.
Acil servisteki yoğunluk, şikayetlerin en çok dile getirildiği noktalardan biri. Hastaların fazla olması, servislerdeki tıkanıklıkları iki katına çıkarıyor. Mesai saatleri dışında acil servisteki hasta sayısının artışı, burada çalışan personeli de zor durumda bırakıyor. Birçok hasta, uzun süre sırasının gelmesini beklerken, bazıları ise ayakta tedavi edilmek zorunda kalıyor. Bu da sağlık hizmetlerinin etkili bir şekilde sunulmadığını gösteriyor.
Bir hasta, yaşadığı durumu şöyle anlatıyor: "Acil serviste o kadar fazla insan var ki, hemşireler bile hasta kabul etmekten yorulmuş durumda. Bekleyen hasta sayısının bu kadar fazla olması, doktorların tedaviye dahi geç kalmasına yol açıyor," diyerek, hastanenin mevcut hâlini eleştiriyor. Bu da, sağlık hizmetinin yavaş işlemesinin, sağlık çalışanlarının ve hastaların sağlığını tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.
Bir başka mühim mesele ise hastane yönetiminin yaşanan bu sıkıntılara karşı gösterdiği ilgisizliktir. Pek çok kişi, hastane yönetiminin bu sorunlara karşı derin bir kayıtsızlık sergilediğini dile getiriyor. Hastane yöneticileri, problemleri çözmek yerine zamanla kendi kendilerine hallolmasını bekliyorlar. Oysa ki sağlık, sadece birkaç kişiyi ilgilendiren bir mesele değil; tüm toplumu ilgilendiren hayati bir sorundur.
Birçok sağlık çalışanı, "Mesai saatleri dışında da hasta bakmak zorunda mıyız? Bizim de özel hayatımız var!" şeklinde serzenişte bulunarak, hem sağlık hizmetlerinin iç yüzünü hem de yöneticilere olan güvensizliklerini dile getiriyorlar. Bu durum, hem hekimlerin iş motivasyonunu düşürmekte hem de hastaların sağlık ihtiyaçlarını tam olarak karşılamamaktadır.
Halk, bu sorunların bir an önce çözülmesini arzuluyor. Fatih Devlet Hastanesi'nin, bir an önce normalleşmesini, vatandaşların en iyi şekilde sağlık hizmeti alabilmesi için gerekli adımların atılmasını talep ediyorlar. Bu hastanenin her bir çalışanı, halkın sağlığını muhafaza etmek için çalışmalıdır. Ancak, şu anda halkın karşılaştığı tablo, sağlık hizmetinin yetersizliğini gösteriyor.
Fatih Devlet Hastanesi’ndeki mevcut durum, yalnızca hastanenin kendisine ait bir sorun değildir. Bu, halkın genel sağlığına ve güvenliğine dair büyük bir mesuliyettir. Bu hastane, şehrin en büyük sağlık sağlayıcılarından biri olmasına rağmen, karşılaştığı bu sorunlar, sistemin ne denli zaafiyet içinde olduğunu göstermektedir. Hastane yönetiminin, sağlık hizmeti kalitesinin artırılması için derhal harekete geçmesi, sağlık çalışanlarının moralini yükseltmesi ve kurumun daha verimli bir şekilde çalışması için gerekli adımları atması elzemdir.