26.07.2026 KILÇIK

TURİSTLERE TRAFİK CEZASI VAR, TAHSİLAT YOK!

Temmuz ve ağustos... Trabzon'un en hareketli dönemi. Körfez ülkelerinden gelen binlerce turist otelleri dolduruyor, restoranları hareketlendiriyor, alışveriş merkezlerine canlılık katıyor. Araç kiralama firmaları ise neredeyse filo yetiştiremiyor.

Madalyonun bir de görünmeyen yüzü var.

O yüz, trafikte ortaya çıkıyor.

Yabancı plakalı ya da kiralık araç kullanan bazı turistler trafik kurallarını ihlal ediyor. Hız sınırını aşıyor, hatalı park yapıyor, kırmızı ışık ihlali... Sonrasında cezalar yazılıyor. Asıl sorun da tam burada başlıyor.

Anlatılanlara göre özellikle kiralık araç kullanan bazı turistler, kesilen cezaları ödememekte direniyor. Hatta cezayı gizlemeye çalışanlar bile var. Araç teslim edilirken bu kez araç kiralama firmaları ile turistler karşı karşıya geliyor. Firma parasını almak istiyor, turist ise ödememekte ısrar ediyor.

İş büyüyünce gerilim de kaçınılmaz oluyor.

Polis de hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bir yanda devletin uygulaması gereken mevzuat, diğer yanda turiste karşı oluşabilecek olumsuz görüntü... Kimse "Trabzon'da turistlerle tartışma çıktı" manşetlerini görmek istemiyor. Bu nedenle çoğu zaman oldukça temkinli davranılıyor.

Yabancı plakalı araçlarla ülkeden ayrılırken sistemde borçlerı görünüyor. Gümrük kapılarında bu borçların tahsil edilmesi gerekiyor. Ancak sektör temsilcileri, uygulamada zaman zaman aksaklıklar yaşandığını, bazı alacakların tahsil edilemediğini dile getiriyor.

Burada kimse turisti suçlamıyor.

Kurallara uyan, şehrin ekonomisine katkı sağlayan binlerce misafir elbette var. Ancak kuralları ihlal eden az sayıdaki kişi bile hem kamu otoritesini hem de sektörü zor durumda bırakabiliyor.

Asıl soru şu...

Devletin sisteminde görünen bir trafik cezası neden eksiksiz şekilde tahsil edilemiyor? Kiralık araçlarda sorumluluk nasıl netleştirilecek? Araç kiralama firmaları her sezon aynı tartışmayı yaşamak zorunda mı kalacak?

Turizm sadece misafiri ağırlamak değildir.

Kuralları herkes için eşit uygulayabilmektir. Hem turist memnuniyetini koruyacak hem de kamu alacağını güvence altına alacak yeni bir sistem kurulmazsa, bu konu her yaz Trabzon'un konuştuğu kronik sorunlardan biri olmaya devam edecek.

***

HAVALİMANINDA İKİ SORU, CEVAP BEKLEYEN İKİ SORUN

Trabzon'un turizm sezonunda en yoğun noktalarından biri hiç şüphesiz havalimanı... Şehrin vitrini. Misafirin Trabzon'la ilk tanıştığı yer. Ama ne yazık ki o vitrindeki görüntü pek de iç açıcı değil.

Özellikle X-Ray kontrol noktalarında yaşanan yığılmalar artık günlük rutine dönüşmüş durumda. Yolcular uzun kuyruklarda beklerken, "Neden ikinci kontrol noktası açılmıyor?" sorusu da giderek daha yüksek sesle soruluyor.

Vatandaşın dikkat çektiği bir başka konu ise bazı özel güvenlik görevlilerinin yoğunluk sırasında kendi aralarında yüksek sesle sohbet etmeyi sürdürmesi. Oysa bekleyen yüzlerce insanın beklentisi çok net; daha hızlı yönlendirme, daha etkin organizasyon ve daha fazla kontrol noktası...

Yaz sezonunda yolcu sayısının katlandığı biliniyorsa, buna göre personel ve çalışma planı da yapılmalı. Aksi halde yaşanan her gecikme, Trabzon'un ilk izlenimine zarar veriyor.

Gelelim ikinci konuya...

Bu kez adres AJet.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun daha önce uçuşlarda ücretsiz su verileceğine ilişkin açıklamaları hafızalarda duruyor. Ancak çok sayıda yolcudan gelen şikâyetler, uygulamanın sahada farklı yürüdüğünü gösteriyor.

İddiaya göre kabin ekipleri yalnızca talep eden yolculara açık bardakta su veriyor. Kapalı şişe su ise satış kapsamında değerlendiriliyor. Durum böyle olunca da yolcular, "Madem ücretsiz su verilecekti, neden farklı bir uygulama var?" diye soruyor.

Hele ki yaz sıcağında... Üstelik 4-5 bin TL arasında değişen bilet ücretleri ödeyen yolcular açısından bir bardak su tartışmasının yaşanması, şirket adına da olumlu bir tablo oluşturmuyor.

Kimsenin beklentisi lüks ikramlar değil. Ama su, özellikle yaz aylarında temel bir ihtiyaç. Açıklamalarla uygulamanın aynı çizgide olması da kurumsal güven açısından büyük önem taşıyor.

Trabzon Havalimanı'nda biri yerde, diğeri gökyüzünde yaşanan bu iki konu artık kulaktan kulağa konuşulmaktan çıktı. Şimdi gözler hem havalimanı yönetiminde hem de AJet'te... Bakalım bu eleştiriler dikkate alınacak mı, yoksa yolcular aynı sıkıntıları yaşamaya devam mı edecek?

***

TRABZONSPOR'DA 2 AĞUSTOS HAZIRLIĞI...

Trabzonspor'da geri sayım başladı.

2 Ağustos yaklaşıyor. Bordo-mavili kulübün 59. kuruluş yıl dönümü bu yıl sadece bir törenle geçiştirilmeyecek. Aksine... Gün boyu sürecek organizasyonlarla Trabzon yine bordo-maviye bürünecek.

İşin mutfağında ise hummalı bir çalışma var.

Özellikle Trabzonspor Divan Kurulu... Günlerdir adeta seferber olmuş durumda. Divan Başkanı Mahmut Ören ve ekibi, davetlilere tek tek ulaşmaya çalışıyor. Kimse eksik kalmasın isteniyor. Kimse "haberim olmadı" demesin diye...

Bir ayrıntı dikkatimizi çekti.

Basın mensuplarına gönderilen davetiyeler öyle toplu hazırlanmış davetiyeler değil. Her biri isim isim düzenlenmiş. İmzalanmış. İncelik gösterilmiş. Küçük gibi görünür belki ama... Kurumsallığı gösteren de tam olarak bu ayrıntılar oluyor.

Program da oldukça yoğun.

Sabah Ziyabey'de buluşma... Ardından Atatürk Alanı'na kortej yürüyüşü. Meydandaki törenin ardından şehir turu. Son durak Papara Park. Bir tarafta 59. kuruluş yılı, diğer tarafta Trabzonspor'un Süper Lig'deki ilk şampiyonluğunun 50. yılı... Akşam ise fener alayı.

Yani anlayacağınız...

2 Ağustos'ta Trabzon'da sıradan bir pazar günü yaşanmayacak.

Yurt dışından gelen gurbetçiler de katılacak organizasyona. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelecek taraftarlar da... Meydanda, kortejde, statta... Her yerde bordo-mavi olacak.

Bize gelen bilgilere göre hazırlıklar artık son aşamaya gelmiş durumda.

Anlaşılan o ki...

2 Ağustos'ta sadece Trabzonspor'un yaşı kutlanmayacak. Bu şehrin, bu renklere olan sevdası da bir kez daha meydanlara taşacak. Coşkulu olacak. Kalabalık olacak. Trabzonspor'a yakışır bir gün olacak. Yeter ki hava da bordo-mavililerin yüzünü güldürsün.

***

MAÇKA'DA PARK KAOSU BÜYÜYOR

Trabzon'un gözbebeği ilçelerinden biri Maçka... Sümela Manastırı başta olmak üzere doğal güzellikleri, tarihi dokusu, serin havası ve huzurlu atmosferiyle yaz aylarında binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak ilçeye yakışmayan bir görüntü var ki, artık görmezden gelinemez hale geldi.

Trafik...

Aslında Maçka'nın şehir merkezi yıllardır aynı. Vadi üzerine kurulu, yollar dar, hareket alanı sınırlı. Bu gerçeği herkes biliyor. Fakat var olan sıkışıklığı daha da büyüten bir alışkanlık var.

Gelişigüzel park...

"İki dakika işim var" denilerek bırakılan araçlar, birkaç dakikada kilometrelerce uzayan kuyruklara dönüşüyor. Yolun sağı dolu, solu dolu... Karşılıklı park edilen araçlar yüzünden iki otomobil yan yana geçmekte zorlanıyor. Trafik zaman zaman tamamen duruyor.

Üstelik mesele sadece araç yoğunluğu da değil.

Kaldırımlar da araçların gölgesinde kalıyor. Özellikle akşam saatlerinde Sümela Manastırı'nı gezdikten sonra ilçe merkezinde yürümek isteyen turistler, kaldırımlarda rahat hareket edemiyor. Kimi zaman yola inmek zorunda kalıyor. Bu görüntü ne Maçka'nın turizm kimliğine yakışıyor ne de ilçenin misafirperverliğine.

İşin bir başka boyutu ise otopark eksikliği. Evet, ilçede park alanı yetersiz. Ancak bu durum, aracın önüne gelen her noktaya bırakılmasını haklı göstermiyor. Esnafın önü kapanıyor, trafik kilitleniyor, yayaların güvenliği riske giriyor.

Burada görev sadece belediyeye ya da emniyete düşmüyor. Vatandaşın da sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü trafik sadece kurallarla değil, kültürle de yönetiliyor.

Önce uyarılar yapılmalı. Ardından kuralları hiçe sayanlara gerekli cezai işlemler kararlılıkla uygulanmalı. Birkaç gün sürecek denetim bile ilçedeki alışkanlıkları değiştirebilir.

Maçka her geçen yıl daha fazla turist ağırlıyor. Turizm sadece yeni tesis yapmakla gelişmez. Düzenli sokaklar, akıcı trafik ve rahat yürünebilen bir ilçe merkezi de en az doğal güzellikler kadar önemlidir.

Yoksa insanlar Sümela'nın eşsiz manzarasını konuşurken, Maçka merkezindeki park karmaşasını da anlatmaya devam eder. Buna da en çok, Maçka'nın kendisi