26.07.2025 KILÇIK

BİR KAP SU, BİR KAP MAMA

Güneş gittikçe yakıcı, gölgeler daralıyor. Bizler klimalı evlerde serinlemeye çalışırken, sokaktaki canlar—kediler, köpekler, kuşlar—hayatta kalma savaşı veriyor. Ne söyleyebiliriz? Bu onların suçu değil. Ama çözümde bizim payımız büyük.

Yaz aylarında sıcak hava sadece insanı değil, hayvanı da tüketiyor. Düşünün, susuz bir gün geçirdiğinizi. Gölge bulamadığınızı. Karnınız açken sokakta savrulduğunuzu… Zor değil mi? Onlar bunu her gün yaşıyor. Üstelik bizlerin gözü önünde.

Oysa çözüm basit: Evimizin, dükkanımızın, apartman girişimizin önüne bir kap su, bir kap mama koymak. Kimseye zararı yok. Aksine bir canın hayatını kolaylaştırmak kadar insana yakışan ne olabilir?

Bir kedi, susadığı için sokak ortasında dilini yere sürer mi? Görseniz içiniz sızlar. Ama o an yanından geçip gitmek mi, yoksa durup el uzatmak mı, işte mesele bu. Merhamet lüks değil, insan olmanın gereği.

Belediyelere de büyük görev düşüyor. Şehirlerin belli noktalarına otomatik suluklar yerleştirilebilir. Gölgelik alanlar, mama istasyonları kurulabilir. Doğa, sadece biz insanlar için değil. Paylaştıkça güzelleşiyor.

Unutmayalım: Bir kap su, bir kap mama... Belki de bugün bir hayat kurtarır. Sessizler çünkü konuşamıyorlar. Ama ihtiyaçları var. Ve bizim desteğimize muhtaçlar.

Yalnızca yaz aylarında değil, her zaman. Çünkü sevgi, mevsimlik değil.

***

TRABZONSPOR’DAN TARİHİ HAMLE

Türkiye kadın voleybolunun en üst liginde, Sultanlar Ligi’nde önümüzdeki sezon büyük bir değişim yaşanacak. Bahçelievler Belediyespor’un ligdeki katılım hakkını Trabzonspor’a devretmesiyle birlikte, Karadeniz ekibi tarihinde ilk kez kadın voleybolunun en prestijli liginde mücadele edecek. Bu gelişme, sadece bir kulüp değişikliği değil; aynı zamanda Trabzonspor açısından yeni bir dönemin, kadın sporuna verilen değerin artmasının ve voleybolun Türkiye’deki yaygınlığının simgesi olacak.

Bahçelievler Belediyespor’un kadro oluşturmakta yaşadığı zorluklar ve ligden çekilme kararı, aslında birçok kulübün içinde bulunduğu gerçekleri yansıtıyor. Kadın voleybolunda sürdürülebilir yapılanmanın önemi her geçen gün daha çok ön plana çıkıyor. Ancak bu zorluklar, Trabzonspor gibi büyük ve köklü kulüpler için bir fırsat penceresi açtı.

Trabzonspor’un Sultanlar Ligi’nde boy gösterecek olması, bölge sporuna yeni bir soluk getirecek. Transfer toplantılarının hızlanması ve teknik ekibin belirlenmesiyle birlikte, Bordo-mavili ekip kadın voleybolunda da iddialı bir konuma gelmek için kolları sıvadı. Taraftarların desteğiyle birleştiğinde, bu hamle Karadeniz’de voleybolun tabanını genişletmek adına kritik bir adım olabilir.

Elbette ilk sezon her zaman zorluklarla dolu olur. Ligin üst düzey rekabeti, deneyimli takımlarla mücadele etmek kolay değil. Ancak Trabzonspor’un köklü yapısı, sporculara ve kadın sporuna verdiği önem, başarı yolunda önemli avantajlar sunacak. Önemli olan sürdürülebilir bir vizyonla ilerlemek, sadece kısa vadeli başarı değil, uzun vadeli yapılanma hedeflemek.

***

ÇAKILLI YOL ÖLÜM SAÇIYOR!

Trabzon’un Maçka ilçesi Çatak Mahallesi’nden başlayarak Hamsiköy yönüne kadar devam eden Tarihi Trabzon - İran Transit Yolunda yapılan çakıllama çalışmaları sürücülere zor anlar yaşatıyor. Yol yüzeyinde bırakılan gevşek çakıllar, özellikle dar ve uçurum kenarındaki bölümlerde seyreden sürücüler için ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Yolun yapısı ve çalışma süreci göz önüne alındığında, bu güzergah üzerinde seyahat eden vatandaşların can ve mal güvenliği risk altında bulunuyor. Dar yolda araç kontrolünün zorlaşması ve kaygan çakıl yüzeyi, kazalara davetiye çıkarırken, bölge sakinleri ve sürücüler yaşanan tehlikeden şikâyetçi.

Yetkililerin çalışmalar sırasında daha titiz davranması ve sürücülerin bu riskli güzergahı kullanırken ekstra dikkatli olmaları gerekiyor. Ulaşım güvenliğinin sağlanması adına bir an önce yolun tamamlanması ve güvenlik önlemlerinin artırılması talep ediliyor.

Siz de bu yol üzerinde seyahat eden sürücülerden biriyseniz, lütfen hızınızı azaltın ve yol durumuna uygun şekilde hareket edin.

***

GAZETECİ Mİ, KİTAP TÜCCARI MI?

Trabzon’da gazetecilik yetmiyor artık, farkında mısınız? Kimin eline baksan bir kitap...
Ama öyle kitap dediğime bakmayın, “kitap görünümlü dosya” desek daha doğru olur. İçinde ne fikir var, ne bilgi. Kapağı şatafatlı, içeriği pamuk gibi hafif. Kim yazıyor bunları? Elbette mesleğinde iz bırakamayan bazı gazeteciler. “Gazeteciliğinizden ne oldu da yazarlığınızdan bir şey olsun?” demekten başka çare kalmıyor insana.

Adam haberin detayına inememiş ömrü boyunca, şimdi kalkmış kitap yazıyor. Üç eski köşe yazısı, iki anı, bir tanesiyle yapılan röportaj... Al sana kitap! Kitap değil, nostalji kutusu. İçinde bolca benlik, sıfır içerik.

Ama asıl marifet burada değil, asıl yetenek pazarlamada:
– 50 tane şu belediyeye,
– 30 tane şu kamu kurumuna,
– 20 tane de şu iş insanına...

Bunlar kitap yazmamış, bildiğin satış planı çıkarmış. Kitabın içeriği neymiş, konu neymiş, kim okurmuş; hiç dert değil. Yeter ki “kitap bastım” desin, yeter ki “kuruma satıldı” densin.

Ve acı olan şu: Bunu yapanların bir kısmı gazeteci. Yani halkı bilgilendirmekle, gerçeği ortaya çıkarmakla görevli olanlar. Ama şimdi görevleri değişti: “Kamu kurumlarına kitap satmak.” Evet, gazetecilik bitti, sıra promosyonculukta.

Üstelik utanma da kalmamış.
“Abi kitabım çıktı, destek olur musun?”
Ne için destek olacağız? Kâğıda yazılmış boşluklar için mi, yoksa yalandan bir “yazar” kimliği için mi?

Gerçek kitap emek ister. Araştırma, sabır, zaman... Ama bunlar kolay yolu seçiyor. Zaten mesleğinde derinleşemeyen, edebiyatta nasıl derinleşsin?

Ve sonra, bu kitaplar bazı kurumlar tarafından “destek” adı altında alınır. Okunmaz, arşive kaldırılır. Ama para kasaya girer.
“Yerel kültüre katkı” adı altında kamu kaynağı edebiyat çöplüğüne döner.

Gerçek yazarların sesi duyulmaz. Çünkü onların kitaplarında liste yok, satış planı yok, sadece emek var. Ama bu çağda emek satılmıyor, etiket satıyor.

“Gazeteciliğinizden ne oldu da yazarlığınızdan bir şey olsun?”
Bu cümleyi tekrar soruyorum. Cevabı belli: Bir şey olmadı. Ve olmayacak da.

Çünkü siz hâlâ kitap yazdığınızı zannediyorsunuz. Ama biz biliyoruz: Siz yalnızca kuruma fatura kesiyorsunuz.