26.06.2025 KILÇIK

TETİKÇİ ARIYORSAN AYNAYA BAK!

Bir WhatsApp grubu var. Gazetecilerin kendi aralarında haber, duyuru, fotoğraf, bazen bir cenaze, bazen bir düğün, bazen de bir sanat etkinliği paylaştığı bir grup.

Kimse kimseye zorla bir şey dayatmıyor. Buraya gelen haberleri kullanmak isteyen arkadaşlarımız kullanıyor, beğenmeyenler ve haber değeri olmadığını düşünenlerde bakıp geçiyor.

Konu bu kadar basit!

Ama yok!..

Birileri yine alınmış, gücenmiş, bozulmuş.

Ortahisar Belediyesi ile ilgili bir haber paylaşılmış.

Ee? Ne var bunda?

Her belediye gibi onların da haberi yapılır.

Birileri de tutmuş, "tetikçilik" demiş!

 Hem de utanmadan, sıkılmadan!

Hangi yüzle?

Kim söylüyor bunu? Hayatı boyunca kalemini hakkaniyetli kullanmamış, bugün Büyükşehir’in sesi soluğu olmuş tipler!

Ortahisar Belediyesi mevzu olunca hemen kabarmışlar!

Sebep?

Haber onların dümen sularına uymuyor!

Kusura bakmayın da siz yıllardır gazetecilik falan yapmıyorsunuz. Siz "menfaatiniz nerede varsa" o çarka su taşıyorsunuz!

Şimdi kalkıp meslek onuru dersi vermeye kalkmanız da, işin ironisi.

Tetikçi kim, gazeteci kim; aynaya bakınca insan kendinden biraz utanır! 

Dün kitap satamadığınız Büyükşehir Belediye başkanına neler yazdığınız ortada!

Dediğimiz gibi; haber  WhatsApp grubunda paylaşılmış. İsteyen alır değerlendirir, isteyen görmezden gelir silip atar!

Grubun amacı belli, işleyişi ortada. Herkes razı. Bir tek siz rahatsızsınız.

Çünkü işin içinde sizin onayınız yok!

Bakın, işin özeti şu;

Oluşturmak istediğiniz düzende herkes ya sizin gibi olacak ya da düşman!

Gazeteci haberin kimden geldiğine değil, ne olduğuna bakar!

uzatmadan son söz;
Tetikçi arıyorsanız aynaya bakın!

***

CEMİYET TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞNE GİDECEK!

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti… Şehrin medyasının kadim ve saygın kuruluşu. 300 küsur üyesiyle büyük bir aile ama yıllardır bir soru işareti var: “Kimin gazeteci, kimin sadece üye olduğu belli değil.” İşte tam da bu karmaşaya son vermek için yönetim, tüzük değişikliği kararı almaya hazırlanıyor. Evet, henüz almadılar ama alacaklar; bu kesin.

Ve burada durup alkış tutmak lazım. Çünkü bu hamle, bugüne kadar gelinen en doğru adım olacak. “Gazeteci kimdir, üyelik kriterleri ne olmalı, aidatlar nasıl düzenlenmeli, oy kullanma hakkı kimlere verilmeli?” sorularına net cevaplar arıyorlar. Sonunda diyorlar ki: “En az 5 yıllık basın kartı olanlar gerçek üyedir. Aidatını düzenli ödemeyen oy kullanamaz. Meslekte uzun yıllarını vermiş olanlar oy hakkını korur. Keyfi üyelik ve oy kullanımlarına artık dur diyeceğiz.”

İşte bu, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin itibarını geri getirecek. Çünkü 2 yıl gazetecilik yapıp sonra başka kapılara yönelen, veya yıllarca şehir dışından gelip gelip oy kullanan “gazeteci adayları”yla bu iş yürümez. Kendi kurumlarının derneklerine üye olması gereken kişiler buraya üye olursa cemiyet değil, karmaşa çıkar.

Yönetim, henüz kararı almamış olabilir, ama niyet ve hazırlıklar tam gaz. Bu bile bir başarıdır. Çünkü cesaret gerektirir. Zor bir iş, haklısınız. Kimi “Aman oy kullanmayalım, gelsin herkes!” der, kimi “Biz bu tüzükle kime neyi kapatıyoruz?” diye sorar. Ama bu yönetim doğru soruları soruyor ve doğru cevaplar için çalışıyor.

Özetle, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetimi tüzük değişikliği kararı alacak ve bu karar, cemiyetin yüzünü yeniden parlatacak. Artık kim “gazeteci” biliyoruz, üyelik kriterleri netleşiyor. Aidatlarını ödemeyen seçme-seçilme hakkını kaybedecek. Mesleğin hakkını verenlere öncelik tanınacak.

Doğru yol bu! Sonunda!

Bravo Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetimi, sizi bekliyoruz. Haydi bakalım, bu sefer işi hakkıyla yapın!

***

GAZETECİ Mİ, KİTAP TÜCCARI MI?

Trabzon’da gazetecilik yetmiyor artık, farkında mısınız? Kimin eline baksan bir kitap...
Ama öyle kitap dediğime bakmayın, “kitap görünümlü dosya” desek daha doğru olur. İçinde ne fikir var, ne bilgi. Kapağı şatafatlı, içeriği pamuk gibi hafif. Kim yazıyor bunları? Elbette mesleğinde iz bırakamayan bazı gazeteciler. “Gazeteciliğinizden ne oldu da yazarlığınızdan bir şey olsun?” demekten başka çare kalmıyor insana.

Adam haberin detayına inememiş ömrü boyunca, şimdi kalkmış kitap yazıyor. Üç eski köşe yazısı, iki anı, bir tanesiyle yapılan röportaj... Al sana kitap! Kitap değil, nostalji kutusu. İçinde bolca benlik, sıfır içerik.

Ama asıl marifet burada değil, asıl yetenek pazarlamada:
– 50 tane şu belediyeye,
– 30 tane şu kamu kurumuna,
– 20 tane de şu iş insanına...

Bunlar kitap yazmamış, bildiğin satış planı çıkarmış. Kitabın içeriği neymiş, konu neymiş, kim okurmuş; hiç dert değil. Yeter ki “kitap bastım” desin, yeter ki “kuruma satıldı” densin.

Ve acı olan şu: Bunu yapanların bir kısmı gazeteci. Yani halkı bilgilendirmekle, gerçeği ortaya çıkarmakla görevli olanlar. Ama şimdi görevleri değişti: “Kamu kurumlarına kitap satmak.” Evet, gazetecilik bitti, sıra promosyonculukta.

Üstelik utanma da kalmamış.
“Abi kitabım çıktı, destek olur musun?”
Ne için destek olacağız? Kâğıda yazılmış boşluklar için mi, yoksa yalandan bir “yazar” kimliği için mi?

Gerçek kitap emek ister. Araştırma, sabır, zaman... Ama bunlar kolay yolu seçiyor. Zaten mesleğinde derinleşemeyen, edebiyatta nasıl derinleşsin?

Ve sonra, bu kitaplar bazı kurumlar tarafından “destek” adı altında alınır. Okunmaz, arşive kaldırılır. Ama para kasaya girer.
“Yerel kültüre katkı” adı altında kamu kaynağı edebiyat çöplüğüne döner.

Gerçek yazarların sesi duyulmaz. Çünkü onların kitaplarında liste yok, satış planı yok, sadece emek var. Ama bu çağda emek satılmıyor, etiket satıyor.

“Gazeteciliğinizden ne oldu da yazarlığınızdan bir şey olsun?”
Bu cümleyi tekrar soruyorum. Cevabı belli: Bir şey olmadı. Ve olmayacak da.

Çünkü siz hâlâ kitap yazdığınızı zannediyorsunuz. Ama biz biliyoruz: Siz yalnızca kuruma fatura kesiyorsunuz.

***

ORTAHİSAR’DA KEYFİLİĞE SON VERİLMELİ!

Ortahisar Belediyesi yönetimi, görevini yapıyor; işi, hizmeti ve düzeni sağlamaya çalışıyor. Ancak ne yazık ki bazı memur ve işçiler bu sorumluluğu yerine getirmiyor. Verilen görevler sorgulanıyor, eleştirilip direnç gösteriliyor. Görev yeri değişikliklerine itiraz edenler, iş saatlerine riayet etmeyenler, işi savsaklayanlar var. Bu tablo, belediyenin işleyişini olumsuz etkiliyor.

Burada asıl mesele, liyakatin göz ardı edilmesi. Yönetim değiştikten sonra ortaya çıkan bu tavırlar, liyakat esas alınmadığı için işin ciddiyetten uzaklaşmasından kaynaklanıyor. Belediye kadrosu, yeteneğe, çalışkanlığa ve sorumluluk bilincine göre şekillendirilmelidir.

Ahmet Kaya ve yönetimi, bu noktada güçlü adımlar atmalı. Yasalar çerçevesinde hareket ederek, görev ve sorumlulukları netleştirip, liyakat esaslı bir yapı kurmalı. Böylece hem belediye verimliliği artar, hem de çalışanlar arasında adalet sağlanır.

Sonuç olarak, belediye yönetimi elinden geleni yapıyor; sıra, çalışanların işine sahip çıkmasında ve liyakatın ön planda tutulmasında. Çünkü iş, keyfiliğe değil, sorumluluğa dayanmalı.