25.09.2025 KILÇIK
TRABZON’UN KIRSAL YOLLARI ÇIĞLIK ATIYOR
Trabzon’un kırsal yollarında araç kullanmak bazen bir maceraya dönüşüyor. Sıradan bir yolculuk, aniden karşınıza çıkan sık ağaç dallarıyla tehlikeli hâle gelebiliyor. Bu dallar sadece yolun genişliğini daraltmakla kalmıyor, aynı zamanda sürücünün görüş açısını da ciddi şekilde kısıtlıyor.
Çözüm basit gibi görünebilir: dalların kısaltılması ve yol kenarlarının düzenli olarak temizlenmesi. Ama işin özü, bunu bir ihmal değil, bir sorumluluk olarak görmekte. Çünkü güvenli bir yolculuk, sadece sürücünün değil, tüm köy halkının hakkıdır.
Trabzon’daki sorumlu belediyesler ve karayolları bakım ekipleri ve ilgili köy muhtarlıkları, kırsal yolların bakımına öncelik vererek hem güvenliği artırabilir hem de yaşam kalitesini yükseltebilir. Unutmayalım ki küçük bir müdahale, büyük kazaların önüne geçebilir.
Yol kenarındaki bir dal, belki de hayatımızı değiştirecek küçük bir detaydır. Onu görmezden gelmek yerine temizlemek, hem aklımızı hem de kalbimizi rahatlatır.
***
ELEKTRİKSİZ GÜNLER, VATANDAŞIN SABRINI ZORLUYOR
Trabzon’da gün geçmiyor ki bir mahalle elektriksiz kalmasın. Evlerimizde televizyon izlemeye çalışıyoruz, çocuklarımız ders yapıyor, işyerlerinde işler yürütülüyor… Ama birden her şey duruyor. Karanlıkta kalıyorsunuz, telefon şarjınız bitiyor, yemek hazırlamak zorlaşıyor, bazen sadece nefes almak bile sıkıntılı hâle geliyor.
Yetkili firma her seferinde “bakım ve onarım” diyor. Ama bu açıklama artık içimize su serpmez hâle geldi. Çünkü sürekli kesilen elektrik, insanı yordu, sinirlendirdi ve hayattan kopartıyor. Herkesin hayatı farklı ama kesintilerin etkisi ortak: Mağduriyet.
Trabzon’un yetkililerinden ve elektrik firmasından beklentimiz basit: Planlı, düzenli, kesinti süresini minimuma indiren ve vatandaşın hayatını aksatmayacak bir çalışma. Bizler, fatura ödeyen, şehrin her köşesinde yaşayan insanlarız. Sözde değil, özde çözüm istiyoruz.
Elektrik kesintisi sadece ışığın sönmesi değil, hayatın akışının da kesilmesi demek. Trabzon halkı bunu artık hak etmiyor.
***
TRABZON'DA ESKİ BİNALAR, BÜYÜK TEHLİKE!
Trabzon’un sokaklarında yürürken gözümüzün önünden tarih geçiyor. Ama ne yazık ki bu tarih her zaman güvenli değil. Şehrimizde birçok tarihi bina var; yasal olarak yıkılmaları mümkün değil, sadece usulüne uygun tadilat yapılabiliyor. Ancak bazı binalar öyle bir hâle gelmiş ki, çökme tehlikesi kapıda.
Ortahisar Kaymakamlığı’nın karşısındaki binalar buna örnek. Çevrelerine güvenlik amaçlı tahtalarla sarılmış, ama bu önlem ne kadar yeterli? İnsanlar yanından geçerken hâlâ içten içe tedirgin oluyor. Bir de üstüne estetik kaybını ekleyin; Trabzon’un tarihi dokusuna yakışmayan bir görüntü ortaya çıkıyor.
Maalesef bu durum şehirde sadece birkaç bina ile sınırlı değil. Birçok yapı hem insan hayatını riske atıyor hem de şehrin güzelliğini gölgeliyor. Yetkililerin bir an önce bu binalarla ilgili gerçekçi ve acil tedbirler alması şart. Tarih sadece duvarlarda değil, güvenle de yaşatılmalı.
***
SANAT SOKAĞINI OTOPARKA ÇEVİRDİLER!
Sürmene’nin göbeğinde bir “Sanat Sokağı” var. Adı büyük, iddiası yüksek… ama gerçekte içi bomboş. Bir yabancı buradan geçse ve “Sanat nerede?” diye sorsa, utanacak, cevap veremeyeceğiz. Bu, Sürmene’ye yapılmış büyük bir ayıp, kültürel bir ihmal!
Evet, ışıklandırma çalışmaları sokağa estetik bir görüntü kazandırmış olabilir. Akşamları yürüyüş yapanları cezbediyor, parkın yenilenmesiyle birlikte bölge modern bir havaya kavuşmuş gibi görünüyor. Ama ne yazık ki her güzelin bir kusuru vardır ve bu kusur, Sanat Sokağı’nın ruhunu tamamen yok ediyor.
Otopark çizgileri, sokağın ortasında birer tokat gibi duruyor. Estetik ve sanatın konuşması gereken yerde, sarı çizgiler konuşuyor. Ruhsuz, cansız, boş bir alan. İnsan geçiyor, bakıyor ve düşünüyor: “Burası sanat sokağı mı, yoksa otopark mı?”