25.08.2024 KILÇIK

FENERBAHÇE’Yİ ÖRNEK ALIN OLUR MU?

Trabzonspor şampiyonluklara ambargo koyarken, üretim modelini Türkiye’ye sokan kulüp olarak herkes tarafından örnek gösterilirdi. Şampiyon olamayan İstanbul kulüplerine de, “Trabzonspor’u örnek alın” diye çıkışılırdı. Bundan üç beş yıl önce de yine Uğurcan Çakır, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür, Abdulkadir Parmak ve Hüseyin Türkmen gibi altyapı orijinli futbolcuların Süper Ligi salladığı dönemde de Bordo-Mavili kulübün artık yeni ve farklı bir hikaye yazmaya başladığı yazılıp çiziliyor ve gıpta edilen bir noktaya geliyordu. Ama Yusuf Yazıcı’nın paraya çevrilmesi için yapılan satışıyla birlikte her şey yine eskiye döndü. Yani taklit politikalarla başarıya gitme arayışına girişildi. Hele 2021-22’de şampiyonluk gelince sanki yönetim tüm eylemlerinde doğruyu yapıyor, Abdullah Avcı’nın da bulunmaz bir Hint Kumaşı olduğu anlayışı egemen oldu.

SİZ BU POLİTİKAYI NEDEN GÜTMÜYORSUNUZ?

Gerçi Yusuf Yazıcı, Alexander Sorloth gibi isimlerin yüksek bedellerle satılması örnek gösteriliyordu ama Trabzonspor kaliteli futbolcularını paraya tahvil ettikçe ve yerlerine çok düşük kalibrede isimler aldıkça battıkça battı. Bordo-Mavililer son yüksek satışını da Ahmet Can Kaplan ile yaptı. Ajax’tan 9,5 milyon Euro geldi. Ama takım da tepe takla gitti. Oysa bu isimler mutlaka tutulmalı ve yanlarına kaliteli bir iki takviye yapılmalıydı. Neyse konumuz bu değil… Şimdi bakın Fenerbahçe bundan 5 yıl önce Arda Güler isimli 14 yaşındaki bir oyuncuyu Gençlerbirliği’nden altyapısına transfer etti. Bu oyuncu 16 yaşında A takıma çıktı. Geçen sezon da Real Madrid gibi bir dünya markasına 30 milyon Euro net para karşılığı satıldı. Bonuslarla birlikte bu rakamın 50 milyon Euro’yu bulacağı söyleniyor. Bu Arda Güler, genç milli takımlarda çok küçük yaşta oynarken Trabzonspor İzleme Komitesi’nin hiç mi dikkatini çekmedi.

İKİ İSİMDEN 65 MİLYON EURO KAZANDILAR

Yoksa raporu verildi de, “Bu yaşta oyuncuya para mı ödenir?” şeklinde bir görüş mü ortaya attı yönetim. Neyse, Arda gitti, ya Ferdi Kadıoğlu’na ne demeli… Bundan 6 yıl önce Trabzonspor’a önerildi. Çünkü futbolcunun ailesi Trabzonluydu. Ama, “O da başka gurbetçiler gibidir, yeteneksizdir” denilerek yüzüne bile bakılmadı. Fenerbahçe’ye transfer oldu. Harikalar yarattı. A Milli takımın değişmezi oldu. İki yıl önce sözleşmesi bitiyordu. Trabzonspor bastırıp alma gereği bile duymadı. Eren Elmalı’yı tercih etti. Fenerbahçe ile sözleşme uzatan Ferdi Kadıoğlu şimdi 24 yaşında ve Premier Lig ekibi Brminghton’a tam 35 milyon Euro karşılığı gitti. Yani Fenerbahçe iki transfer sezonunda iki gen isimden tam 65 milyon Euro kazandı. Bu Trabzonspor’un borcunun yarısına karşılık geliyor yani… Trabzonspor ne yapıyor peki… Son 2 yıldır bir tek futbolcusunun satışından 3 milyon Euro bile kazanamadı ama aldığı oyunculara 70-80 milyon Euro ödedi…

Şimdi böyle olunca da Trabzonspor’u yönetenlere, “Fenerbahçe’yi örnek alın” demek de hakkımız olsa gerek…

İçimiz yansa da, yüreğimiz parçalansa da!...

***

ENİS’İN 11’E DÖNÜŞÜ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!

Enis Destan’ın bu sezon başından itibaren Denis Dragus ile çift santrafor oynaması gerekiyor. Bunu daha önce de yazdık. Dragus da, Enis de yalnız oynadıklarında çok verimli olamıyorlar. Ama Abdullah Avcı, tek forveti tercih ettiği için geçen sezon önemli bir çıkış yakalayan Enis’i kulübeye hapsederken, Dragus’u sahaya sürmeyi tercih etti. Fakat geçen hafta Enis’in annesi, Gül Destan, sosyal medya hesabından zehir zemberek bir açıklama yaparak Teknik Direktör Abdullah Avcı’yı adeta tehdit etti. Aklını başına almasını istedi. Sosyal medya da anneden yana tavır koydu. Bize göre ise bir annenin böyle işlere asla ve asla bulaşmaması gerektiği şeklindeydi. Fakat ne oldu? Abdullah Avcı gibi laf cambazlığıyla insanları avucunun içine alan sözde ilkeli teknik adam, Enis Destan’ı St. Gallen maçında 11’de sahaya sürdü.

ANNE GÜL DESTAN, AVCI’YA DİZ ÇÖKTÜRMÜŞ OLDU

Peki bu hiç oldu mu? En azından insanın birkaç maç daha sabretmesi, “Annesi tehdit etti, Enis Destan’ı korkaklığından dolayı 11’de sahaya sürdü2 şeklindeki algıyı da yok etmesi gerekmiyor muydu? Her ne kadar Asbaşkan Zeyyat Kafkas araya girip, Enis’in annesi adına Avcı’dan özür dilemesini sağlamışsa da bile yine de olayın sıcaklığı devam ederken böyle bir karar çok su kaldıracak bir nitelik taşıyordu. Abdullah Avcı böylece hiçbir biçimde, hiçbir zaman ayaklarının üzerinde duramayacağını, baskıya boyun eğme konusunda korkakların tavrı içinde olacağını dosta düşmana göstermiş oldu. Enis Destan’ın annesinin de artık oturduğu semtte, arkadaşlarıyla sohbet ederken, telefon konuşmalarında, “Abdullah Avcı’ya bakın nasıl diz çöktürdüm” ifadeler kullanması da artık normaldir… Trabzonspor’un sahada emanet edildiği kişinin vizyonsuzluğuna ve geleceği görme noktasındaki yetersizliğine bakar mısınız?

Yazık!

Gerçekten çok yazık!!!

***

SAİT GÜRSOY BUNU HEP YAPIYOR!

Arsin’in önceki dönem Belediye Başkanı Sait Gürsoy bu dönem zikzakları ile gündeme geliyor. Arsin’den yeniden belediye başkan adayı gösterilmeyince, mevcut Refah Partili Belediye Başkanı Hamza Bilgin’e destek veren Gürsoy, makam uğruna davasını ilk terk eden isim olmuştu.

Murat Zorluoğlu’nun yeniden adaylığının sallantıda olduğu son meclis toplantısında, Murat Zorluoğlu’nu hedef alan Gürsoy, Arsin’de yaşanan su sorunu ile ilgili Zorluoğlu’nu sorumlu tutmuş, ağır eleştiriler getirmişti. Aynı Gürsoy, Diyarbakır Valisi olan Murat Zorluoğlu’nu ilk ziyaret eden ikişilerin başında yer almıştı. Gürsoy, şimdilerde Arsin’de sahip olduğu otelde bol bol misafir ağırlayarak gündemin nabzını tutup, siyasi geleceğine yatırım yapıyor…

***

AK PARTİ CİHAN İLE FETRET DEVRİ YAŞIYOR

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan, Ayşe Sula Köseoğlu’nun yolundan gidiyor. Halk adına icraatlardan çok kendisini ön plana çıkartarak siyaset yapmayı tercih eden Cihan, Trabzon’da kadın kollarına fetret devrini yaşatıyor. Açılışlara ve düğünlere katılarak bunları sosyal medyasında  sanki çok "büyük bir iş yapıyormuş" gibi paylaşan Cihan, gündemde kalmayı amaçlıyor. Geçmişte bu yöntemi eski milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu uyguluyor ve kamuoyundan çok tepki alıyordu. Köseoğlu’nun yeniden milletvekili adayı gösterilmemesinin en büyük sebeplerinden biri de buydu. Her iki ismin de aynı tavırları sergilemeleri, parti tabanında hoş karşılanmıyor. Parti teşkilatı ve vatandaşlar Cihan’ı düğünlerde ve açılışlarda değil, köy ve mahallelerde halkın içinde görmek istiyor.

Cihan’ın bu şekilde bilinçsiz siyaset yapmasının arkasında Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in olduğu iddia ediliyor. Yomra ile hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen birinci sıra belediye meclis üyesi adayı olarak yerleştirilmesi, Trabzon Büyükşehir Belediye encümeni yapılması, belediyenin sigorta işlerinin Cihan’ın sahibi olduğu şirkete verilmesi hep Genç’in sayesinde oldu. Partide ve toplumda hiçbir ağırlığı olmayan ve kadın kollarına “fetret devri” yaşatan birine Genç’in bu kadar yatırım yapması parti içinde de ciddi huzursuzlukların yaşanmasına neden oluyor…

***

EMEKLİ ÇAYEVİ ÇALIŞMASI HIZLANDI

Ahmet Kaya’nın Trabzon Ortahisar Belediye başkan adayı olduğunda ilk iki önemli vaadi Kent Lokantası ve Emekli Çay eviydi. Lokanta hizmete girdi. Halk da bir güzel karnını, hem de ucuza doyuruyor. Fakat emekli çay evi noktasında süreç çok uzadı. Kaya ve arkadaşları uygun bir yer aradılar ama bir türlü bulamadılar. Emekliler çaylarını 1,5 liradan içerken kışın lokalinde ısınabilecekleri, yazın bahçesinde serinleyebilecekleri bir yer arayışına sonunda nokta kondu. Emeklilerin çaylarını çok düşük fiyatla içerek dinlenebilecekleri ‘çay evi’ için Zeytinlik Mahallesi girişinde, Tanjant Yolunun geçerken yıkılan caminin tam üst kısmında ve Sanat Evinin alt tarafında yer alan Ortahisar Belediyesine ait alan düzenlenmeye başladı. İnşaat çalışması sürüyor. Aslında Ahmet Metin Genç döneminde burada çalışma başlamıştı ama onun projesi engelli çocuklar eğitim yeri şeklindeydi. Ahmet Kaya ise hem aynı projeyi devam ettirip, yanına da Emekli Çay Evini eklemiş olacak.

Ne diyelim?

İnşaatın ve düzenlemelerin bir an önce bitmesini bekliyor emekli…

Biraz hız yapılırsa çok iyi olur!