23.07.2025 KILÇIK
FARABİ'NİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ!
Trabzon’un göbeğinde, Karadeniz’in ve Doğu Anadolu’nun sağlık umudu olarak yıllarca dimdik ayakta duran bir kurum vardı: Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi. Eskiden adı anıldığında güven verirdi. Bilimle, deneyimle ve liyakatle örülmüş bir duvardı adeta. Bugünse ne yazık ki o duvarın taşları birer birer dökülüyor.
Farabi Hastanesi sadece bir sağlık kurumu değil, aynı zamanda bölgenin akademik ve etik değerlerini de temsil eden bir merkezdi. Birçok hastane daha doğmamışken Farabi, ihtisas sahibi profesörleriyle bölgenin sağlık yükünü tek başına sırtlıyordu. Ancak özel hastanelerin açılmasıyla birlikte bu yapı sarsıldı. Nitelikli hekimlerin bir kısmı emekliye ayrıldı, bir kısmı özel sektöre yöneldi. Geriye ise çoğu zaman taşeron sistemine dayalı, motivasyonu zayıf bir kadro kaldı.
Bugün Farabi Hastanesi’nde enfeksiyon oranları yükseliyor. Hijyen koşullarından söz etmek güç. İnsan sirkülasyonu yoğun ama denetim zayıf. Güvenlik deseniz, adeta yok hükmünde. Gecenin bir yarısı, elinizi kolunuzu sallayarak hastanenin içine girmeniz işten bile değil. Kimi zaman bu “açıklık”, suç teşkil edebilecek durumlara bile davetiye çıkarıyor.
Dışarıdan bakıldığında ise bambaşka bir tablo çiziliyor. Etkili PR çalışmalarıyla, yerel basının suskunluğuyla hastane adeta bir başarı hikâyesi gibi sunuluyor. Ancak Trabzon halkının yüzde 80’inin memnuniyetsiz olduğu bir kurumdan nasıl başarı çıkar? Yerel gazetecilerle başhekimle arayı bozmamak için konuyu gündeme getirmiyorlar!
Başhekim Celal Tekinbaş’ın niyeti iyi olabilir. Belki de bu bozuk düzeni tek başına düzeltmeye çalışıyordur. Ama artık tek başına iyi niyet yetmiyor. Farabi Hastanesi, yalnızca onun çabasıyla ayağa kalkamaz. Bu noktada sorumluluk, doğrudan Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı’ya düşüyor.
Sayın Rektör, eğer arka planda yürüttüğünüz kıymetli çalışmaları Farabi’nin kötü yönetimi nedeniyle gölgelemeyecekseniz, bu yangına müdahale etmelisiniz. Çünkü Farabi, yalnızca bir hastane değil; KTÜ’nün akademik onurudur, bölge halkının umududur. O umut, şu an can çekişiyor.
Bugün susarsak, yarın çok geç olabilir.
***
SICAKLIK VAR, DENETİM YOK!
Önümüzdeki günlerde yapılacak Şoförler Odası seçimi yaklaşırken, şehirde dikkat çeken bir rahatlık havası var. Ancak bu rahatlık, ne yazık ki düzenin sağlandığı bir huzur değil; denetimsizliğin getirdiği bir boşluk.
Mevcut başkan Ömer Usta yeniden aday. Anlaşılan o ki, koltuğunu korumak adına şoför esnafını fazla sıkmak istemiyor. Hal böyle olunca şikâyetler ya cevapsız kalıyor ya da dosyalarda tozlanmaya bırakılıyor.
Bu ilgisizlik, bazı şoförler için adeta bir teşvik olmuş. Kendi keyiflerine göre araç süren, yolcuya saygı göstermeyen, en temel trafik kurallarını bile hiçe sayan bir tutum hâkim. Klimasız dolmuşlar sıcak havada adeta fırına dönmüş durumda. Üstelik klima olsa bile açılmıyor. Ayakta yolcu taşımak hâlâ bir alışkanlık. Yolcuların tepkisi ise çoğu zaman ya duyulmuyor ya da tersleniyor.
Sadece fiziki koşullar değil, üslup ve davranışlarda da büyük bir bozulma var. Tartışmaktan çekinmeyen, agresif tavırlar sergileyen sürücüler, yol güvenliğini ikinci plana itmiş durumda. Şikâyet edildiğinde ise sonuç değişmiyor. Denetim yok, uyarı yok, yaptırım hiç yok.
Oda yönetimi, seçim uğruna görevini askıya alamaz. Bu suskunluk, sadece vatandaşın değil, kurallara uymaya çalışan dürüst şoförlerin de aleyhine işliyor. Görevde kalmak isteyen bir başkanın, önce sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir. Sandık günü geldiğinde koltuğu değil, adaleti hatırlayanlar kazanır.
Şehir, yaz sıcağında sadece hava değil, ihmalkârlıkla da yanıyor.
***
ARSİN AK PARTİ’DE FIRTINA SESSİZLİĞİ
Arsin AK Parti teşkilatında tansiyonun yüksek, seslerin ise kısık olduğu bir süreç yaşanıyor. Parti içinden sızan bilgilere göre, ilçe başkanı beş belediye meclis üyesini doğrudan disipline sevk etti. Bu gelişme teşkilat içinde adeta şok etkisi yarattı. Olayın perde arkasında uzun süredir biriken rahatsızlıkların ve iç hesaplaşmaların olduğu konuşuluyor.
İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun süreci yakından izlediği fakat etkin bir müdahale yapamadığı ifade ediliyor. Parti kulislerinde, “Mumcu’nun bilgisi var ama iradesi yok” yorumları yapılırken, ilçe teşkilatında dengeler her geçen gün biraz daha bozuluyor.
Gerginliğin merkezinde ise Yeniden Refah Partisi’nden AK Parti’ye geçen Belediye Başkanı Hamza Bilgi var. Ne AK Parti kadroları ne de eski Refah Partililer bu geçişten memnun. Özellikle AK Parti'nin kendi içinden gelen isimlerin dışarıda bırakılması, teşkilatın belirli kanadında ciddi kırgınlıklar yaratmış durumda.
Bu iç gerilimin büyümesiyle birlikte, bazı ilçe yöneticilerinin görevden alınması ya da istifaya zorlanması gibi senaryoların da masada olduğu konuşuluyor. Ancak parti kulislerine göre Ankara’ya da yansıyan bu krizin, şu aşamada zincirleme bir kopuşa yol açmaması için şimdilik beklemeye alındığı belirtiliyor.
Ancak görünen o ki, Arsin AK Parti’de işler yolunda değil. Alınan belediyeye rağmen, teşkilat içinde bir bütünlük sağlanamadı. Görünen tablo sakin, ama içten içe kırılgan. Gidişat böyle devam ederse Arsin’deki siyasi denge sadece AK Parti içinde değil, yerel yönetim ayağında da ciddi şekilde sarsılabilir.
***
KARAYEMİŞİN KAYIP HİKAYESİ
Karadeniz’in sofralarından eksilmeye başlayan karayemiş, artık bir hayal gibi. Eskiden dalında fazlasıyla bulunan, önemsenmeyen bu meyve, bugün nadiren bulunuyor. Bu durum sadece bir meyve sorunu değil; ihmalin, bilinçsizliğin ve doğaya yabancılaşmanın göstergesi.
İklim değişiyor, doğa zorlanıyor. Ama asıl kırılma insanın doğaya olan ilgisizliğiyle yaşanıyor. Karayemiş ağaçları yıllarca bakımsız bırakıldı, budanmadı, zararlılarla mücadele edilmedi. Sonuç verim kaybı, ulaşılmazlık.
Bizim görevimiz sadece şikayet etmek değil. Geçmişten gelen zenginliklere sahip çıkmak, toprağa özen göstermek zorundayız. Karayemiş, sadece bir meyve değil; Karadeniz’in kültürüdür, hafızasıdır. Onu kaybetmek, kendimizi kaybetmek demektir.
Artık geç olmadan, doğaya sahip çıkmak zamanı. Karayemişin kaybı, göz göre göre gelen bir trajedi olmamalı.