23.06.2025 KILÇIK

HAVUZ BULANMAYA BAŞLADI!

Yüzme, hem sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralayan hem de her yaştan insanın keyifle yapabileceği bir spor. Trabzon’da Mehmet Akif Ersoy Kapalı Yüzme Havuzu ise şehirde bu imkanı sunan nadir yerlerden biri. Ancak son zamanlarda yaşanan fiyat artışları ve kullanım saatlerindeki kısıtlamalar, halk arasında ciddi bir rahatsızlık yarattı.

Öncelikle belirtmek isterim ki, çocuklar bizim geleceğimiz. Onlara en iyi ortamları sağlamak, onları sporla buluşturmak hepimizin ortak arzusu. Fakat çocuklarımızın yanında biz yetişkinlerin de hayat şartlarına uygun, rahatça faydalanabileceği bir yüzme havuzuna ihtiyacı var. Hele hele çalışanların iş çıkışı saatlerinde sadece bir saatte havuza sığmaya çalışması, hem yorucu hem de yetersiz bir çözüm.

Yaz aylarında kullanım saatlerinin 19:00-20:00 arasında sınırlandırılması, özellikle iş temposu yüksek olanlar için çok yetersiz. En azından iki saate çıkarmak, bu sporu yaşam biçimi haline getirenler için büyük fark yaratır. Çünkü spor, sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de bir ihtiyaç.

Fiyatlardaki artış ise ayrı bir konu. Giriş ücretlerinin neredeyse iki katına çıkması, dar gelirli vatandaşlar için sporu erişilmez hale getiriyor. Üstelik bazı gruplara uygulanan yüzde ellilik indirimler, sivil halkta “neden biz değiliz?” sorusunu doğuruyor. Şehit aileleri, gaziler ve emekliler gibi toplumun hassas kesimlerine destek olmak çok önemli. Aynı şekilde ekonomik durumu sınırlı olan emeklilerin de bu imkanlardan faydalanabilmesi gerekiyor.

Bir başka dikkat çeken husus ise uzun süredir kapalı olan diğer havuzun durumu. Büyük bir şehrin, spor şehri iddiasındaki bir ilin tek yüzme havuzu yıllardır arızalı. Bu, hem çocukların hem de yetişkinlerin spora erişimini engelliyor. Yetkililerin bu konuya öncelik vermesi ve tesisleri en kısa sürede açması, Trabzon halkına verilen değerin göstergesi olacaktır.

Sporun, sağlığın ve sosyal yaşamın herkes için erişilebilir olması gerektiğine inanıyorum. Mehmet Akif Ersoy Yüzme Havuzu’nda yaşanan sorunların çözümü, sadece teknik ya da maddi bir mesele değil; aynı zamanda toplumun her kesiminin eşit şekilde faydalanabileceği bir hizmet anlayışının göstergesidir.

Bu nedenle, hem kullanım saatlerinin yeniden düzenlenmesi hem de makul fiyat politikalarının uygulanması şart. İnsanlar spora ve sağlıklı yaşama teşvik edilmeli, önleri açılmalıdır. Unutmayalım ki; iyi yönetilen bir tesis, toplumun spor kültürünü ve yaşam kalitesini yükseltir.

Trabzon için, spora gönül veren herkes için bu konuda gereken adımların ivedilikle atılmasını umut ediyoruz.

***

MEDYA YOZLAŞMASI VE AYRICALIKLAR

Son yıllarda gazetecilik mesleği maalesef hızla değer kaybediyor. Gerçekten gazetecilik yapanlar ne kadar azsa, “gazeteci” kimliği altında menfaat peşinde koşanların sayısı o kadar fazla. Kimisi mesleğin etik ve ahlak kurallarını hiçe sayıyor, kimisi kamu kaynaklarını kendi çıkarı için kullanıyor. En başta gelen örnek ise, gazetecilere sağlanan sayısız indirim ve ayrıcalıklar.

Halkın ekonomik zorluklarla boğuştuğu bu dönemde, kamu ve özel sektörde gazetecilere sağlanan indirimler adeta bir yarışa dönüşmüş durumda. Ulaşımda, parkta, hatta eskiden uçak ve telefon indirimlerinde bile gazeteciler özel muamele görüyor. Peki, bu indirimler gerçekten hakkaniyetli mi? Asıl ihtiyacı olanlar değil, kamu hizmetleri ve indirimlerden en çok yararlanması gereken emekçiler, öğrenciler, yoksullar beklerken, gazeteciler bu ayrıcalıklardan faydalanıyor.

Oysa gerçek gazeteci, halkın sesi olan, hakkı ve gerçeği cesaretle savunan kişidir. Ancak günümüzde “gazeteci” adı altında, habercilikten çok lüks içinde yaşamaya odaklanan, etik kuralları hiçe sayan o kadar çok kişi var ki... Villalarda oturan, lüks araçlar kullanan, “gazeteci” kimliğiyle her türlü imkâna sahip olan bu kesim, toplumun diğer kesimlerinin çektiği sıkıntıları görmezden geliyor.

Eğer gazetecilik mesleği gerçekten bir emek işi ise ve gerçek gazeteciler toplumun hizmetindeyse, bu tür ayrıcalıkların öncelikle onlara değil, ekonomik sıkıntı yaşayan geniş halk kitlelerine verilmesi gerekir. Gazetecilik, ayrıcalık talep etmek için değil, toplumun refahını artırmak için mücadele edilen bir alandır. Toplumdaki diğer emekçiler gibi, gazeteciler de maaş alır, çalışır ve hakkını alır. Fakat bu, ayrıcalıkların bahanesi olmamalı.

Bir yandan topluma akıl vermek, yönlendirmek zorundasınız; diğer yandan her türlü imkânın size akmasını sağlamak... Buna gazetecilik değil, menfaatçilik denir. Gerçek gazetecilik ise dürüstlük, adalet ve topluma hizmettir. İndirimler, öncelikle gerçekten ihtiyaç sahiplerine verilmeli, gazetecilere yapılan bu gereksiz ve haksız ayrıcalıklar son bulmalıdır.

Sonuç olarak, gazetecilik yapıyorsanız önce mesleğin ahlakını benimseyin. Villalar, lüks arabalar, kamu indirimleri size değil; gerçek mağdur olan emekçilere, öğrencilere, dar gelirliye yakışır. Gazetecilik vicdan işidir, ayrıcalık değil. Onun için, eğer bu meslekten hakkıyla sorumluysanız, önce bu haksızlıkları sorgulayın ve toplumun gerçek ihtiyaçlarına kulak verin.

***

BİR HAFTA İÇİNDE FIRTINA KOPACAK!

Trabzonspor, 30 Haziran’dan itibaren yeni sezona güçlü bir başlangıç yapmak için kolları sıvıyor. Teknik direktör Fatih Tekke’nin eksiksiz bir kadro kurma isteği, transfer operasyonlarının hız kazanacağı sinyalini veriyor. Elinde kalması planlanmayan futbolcuların takımdan ayrılmasıyla birlikte, yeni takviyelerin en kısa sürede sahaya inmesi hedefleniyor.

Portekiz’den gelen 22 yaşındaki sağ bek Wagner Pina, bordo-mavililerin transferde attığı ilk adım oldu. Genç oyuncunun potansiyeli, Trabzonspor’un geleceğe yatırım yaptığını gösteriyor. Bu hamle, kadro yapısında yapılacak değişikliklerin sadece başlangıcı.

Hazırlık programı da oldukça yoğun. 10-11 Temmuz tarihlerinde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde yapılacak hazırlık maçıyla saha içi sınav başlayacak. Takım, ardından Erzurum’da kampa girerek tempoyu artıracak. 15-27 Temmuz arasında gerçekleşecek bu dönemde, oyuncuların fiziksel ve taktiksel seviyeleri maksimuma çıkartılacak.

Sezon öncesi son prova ise 1 Ağustos’ta Papara Park’ta gerçekleşecek. Taraftarla buluşmanın heyecanını yaşayacak bordo-mavililer, bu maçta Gürcistan’ın güçlü temsilcisi Dinamo Tiflis ile kozlarını paylaşacak.

Trabzonspor cephesinde önümüzdeki günler, sadece transfer değil, aynı zamanda yeni hedeflere yelken açmanın da habercisi. Yönetim, teknik ekip ve futbolcuların ortak hedefi; rekabetçi, dinamik ve motive bir takım ortaya koymak.

Camianın beklediği başarı, tüm bu hazırlıkların ve stratejik hamlelerin karşılığını almasıyla mümkün olacak. Şimdiden hissedilen hareketlilik, bordo-mavililerin yeni sezon için iddialı olduklarının en büyük göstergesi.

***

GERİLİM TRABZON’A TURİZM YAPTIRMIYOR

Son günlerde İsrail ve İran arasındaki gerilim, sadece Orta Doğu’nun değil, Trabzon’un da gündemini alt üst etti. Uçak seferlerinin art arda iptal edilmesiyle birlikte, Karadeniz’in incisi Trabzon’da turizm sektörü adeta nefessiz kaldı. 20 Haziran itibarıyla 18 uçak seferinin iptal edilmesi, gerçeği ortaya koyuyor: Trabzon’un turizminde alarm zilleri çalıyor.

Trabzon Oteller Birliği Başkanı Ahmet Aksu’nun ifadeleri durumu özetliyor. Otellerde rezervasyon iptallerinin yüzde 70-80’e ulaşması, sektörün içinde bulunduğu çıkmazı gözler önüne seriyor. “Zaten zor durumdaydık, şimdi bu savaş devam ederse çoğu otel kapılarını kapatmak zorunda kalacak” sözleri, yaşanan sıkıntının boyutunu anlatmakta yetersiz kalıyor. Burada sadece oteller değil, binlerce insanın ekmeği söz konusu.

Turizm sadece bir işletmenin işi değil; o işletmeden hayat bulan onlarca yan sektör, çalışan ve aile var. Pandemi, deprem, ekonomik dalgalanmalar derken bir de buna savaşın gölgesi eklendi. Bu durum, Trabzon turizminin geleceğini karartıyor. Otellerin kapanması, sadece işletme sahibinin değil, şehrin ekonomisinin de yara alması demek. Turizmde yaşanan bu durgunluk, maalesef birçok hayatın da zarar görmesi anlamına geliyor.

Devlet desteği ise artık bir seçenek değil, zorunluluk. Turizmcilerin sesine kulak vermek, bu süreci birlikte atlatabilmek için şart. El birliğiyle alınacak önlemler, yapılacak destekler, şehrin umut ışığını yeniden yakabilir.

Trabzon’un güzelliği, doğal zenginliği ve misafirperverliği hâlâ aynı; önemli olan bu zorlukların üstesinden gelmek. Umarım bu kara bulutlar en kısa zamanda dağılır ve Trabzon, hak ettiği parlak turizm günlerine yeniden kavuşur.