22.07.2025 KILÇIK

BAŞKAN GENÇ’TEN VİCDANİ YAKLAŞIM

ürkiye'de siyasetin dili çoğu zaman kutuplaştırıcı, keskin ve acımasız olabiliyor. Aynı mahalleden çıkan insanlar bile farklı siyasi görüşlere sahip olduklarında birbirlerini görmezden gelebiliyor, hatta zamanla düşman gibi davranabiliyorlar. İşte tam da bu ortamda, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yaptığı açıklama, siyasetin ötesinde bir insani duruşun örneği oldu.

Ahmet Metin Genç, hakkında yargı süreci devam eden Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’la ilgili konuşurken ne siyasi kimliğini ön plana çıkardı, ne de polemik yarattı. Aksine, çocukluk arkadaşına duyduğu insani bağlılığı ve hukuka olan saygısını aynı cümlede buluşturdu.

Maçka’nın dar sokaklarında birlikte büyümüş iki çocuk… Bugün biri AK Parti’den Trabzon’un büyükşehir belediye başkanı, diğeri CHP’den Beylikdüzü’nün belediye başkanı. Yolları siyasette ayrılmış olabilir, ama belli ki gönül bağları hâlâ diri. Başkan Genç’in, “Kişiye özel hukuk olmaz. Ama Mehmet Murat Çalık gibi yargılanan birinin tutuksuz yargılanması gerekir” cümlesi, sadece bir arkadaşın değil, aynı zamanda bir hukukçunun da vicdanının sesiydi.

Elbette herkes hukuk önünde eşittir. Ama sağlık sorunları olan bir insanın tutuklu yargılanması, hem insani hem de hukuki açıdan tartışılabilir bir noktadır. Genç’in bu konuya dikkat çekmesi ve “adli tıp sürecinin hızlandırılması gerektiğini” vurgulaması, sadece Mehmet Murat Çalık’a değil, tüm benzer durumdaki insanlara yönelik evrensel bir çağrıdır aslında.

Dahası, Başkan Genç açıklamasını bitirirken “Trabzonlular olarak geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyoruz” diyerek, bireysel bir tutumdan çok, memleket dayanışması perspektifi sundu. Bu da gösteriyor ki bazen bir başkan, sadece bir yönetici değil; bir dost, bir hemşeri, bir insan olarak konuşur.

Bu ülkede siyasetin diline biraz vicdan, biraz da geçmişten gelen dostluklar eklense belki çok şey değişir. Ahmet Metin Genç’in bu duyarlı açıklaması, işte o değişimin küçük ama anlamlı bir işaretidir.

***

GENÇ’İN AÇIKLAMALARI DİKKAT ÇEKTİ

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, son günlerde yaşanan tartışmalara dair bir basın toplantısı yaptı. Açıklamaları yer yer sertti ama çoğu zaman açık ve netti.

Bazı görüşlerine katılmasam da, konuşurken samimi olduğunu hissettirdi. Sorulan sorulardan kaçmadı. Yanıtları uzatmadan, doğrudan verdi. Özellikle ihaleler, sosyal yardımlar ve raylı sistem konularında sayılarla konuştu. Bu da kamuoyunu bilgilendirme açısından önemliydi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e karşı sert eleştiriler yöneltti. Ancak konuşmasında “özür dilenirse hukuki süreci durdurabiliriz” demesi, siyasette hâlâ diyalog kapılarının açık olduğunu gösterdi.

Genç’in bu açıklamaları sadece bir savunma değil, aynı zamanda Trabzon’daki siyasi havayı da gösteren bir tabloydu. Katıldığım ve katılmadığım yerler oldu. Ama en azından içten ve net bir duruş gördüm.

***

İNSANLIK GÖREVİNİN SESSİZ KAHRAMANLARI

İnsanın hayatla en fazla sınandığı anlardan biridir bir yakının kaybı. Ne söylenir, ne yapılır, hangi kapı çalınır; çoğu zaman bilinmez. Bu karmaşanın içinde bazen bir telefonla başlayan sade bir hizmet, büyük bir anlam taşır.

Trabzon’da cenaze hizmetleri işte tam da bu anlara dokunuyor. Büyükşehir Belediyesi, defin, yıkama, nakil, taziye çadırı gibi işleri eksiksiz yerine getirirken aslında şunu gösteriyor: Burası sadece bir hizmet kurumu değil, zor gün dostu.

İşin teknik kısmı zaten sistemli. İyi organize olmuş bir ekip, hangi aşamada ne yapılması gerekiyorsa biliyor. Şehir içi, şehir dışı demeden, gece-gündüz ayrımı yapmadan, büyük bir titizlikle çalışıyorlar. Ama onları değerli yapan sadece bu değil. Bu işi görev bilinciyle değil, sorumluluk duygusuyla yapmaları.

Başkan Ahmet Metin Genç’in bu işe yaklaşımı da dikkat çekici. Bu hizmeti önemsediği, detaylara hâkim olduğu, her aşamasında ekiplerin yanında durduğu açıkça görülüyor. Bu bakış açısı sahaya da yansımış durumda. Çünkü bir işin ruhu, en tepeden başlar.

Bugün Trabzon'da biri vefat ettiğinde, aileler yalnız değil. Ne yapacağını düşünen birine, ne yapması gerektiğini bilen insanlar yardımcı oluyor. Belki de bu yüzden, Trabzon Büyükşehir Belediyesi cenaze hizmetleri, göz önünde olmayan ama toplumun hafızasında en çok yer eden işlerden biri haline geldi.

Bu yazı vesilesiyle, Başkan Ahmet Metin Genç’in şahsında, bu hizmeti ciddiyetle ve insanlık onuruna yakışır şekilde yürüten tüm belediye personelini takdir ediyorum. İyi ki varsınız.

***

SAHTE GAZETECİLİK TRABZON’U SARSIYOR

Bir şehri ayakta tutan üç temel taş vardır: eğitim, adalet ve bağımsız medya. Eğitim olmadan bilinç, adalet olmadan güven, medya olmadan da şeffaflık olmaz. Ne yazık ki Trabzon'da bu üçlüden özellikle biri; medya, gün geçtikçe eriyor, erimekle kalmıyor, yozlaşıyor, kokuşuyor.

Bugün Trabzon’da eline telefon alıp bir Instagram sayfası ya da ucuz bir haber sitesi kuran herkes kendine “gazeteci” diyor. Oysa gazetecilik, sadece haber paylaşmakla değil, haberi doğru, dengeli ve etik biçimde sunabilmekle mümkündür. Her önüne gelenin “gazeteci” diye ortalıkta dolaşması, bu mesleğin onuruna yapılmış en büyük saldırılardan biridir. Kamu kurumlarında, sivil toplum kuruluşlarında veya özel organizasyonlarda dolaşan bu sahte gazeteci görüntüsü artık sıradanlaştı. Sorulan sorular profesyonellikten uzak, davranışlar kaba, üslup ise seviyesiz… Çünkü ortada eğitim yok, etik yok, sorumluluk yok. Sadece bir "etiket" var: “Ben gazeteciyim.”

Oysa gerçek gazetecilik, yıllar süren bir çaba, birikim ve disiplin gerektirir. Okulunu okuyanlar, yıllarını basın emekçisi olarak geçirenler bugün bu "gölge gazeteciler" yüzünden köşeye itiliyor. Çünkü bu kişiler daha yüksek sesle bağırıyor, daha çok dikkat çekmeye çalışıyor. Dürüstlüğün yerini gösteri, haberin yerini dedikodu alıyor.

Burada en büyük sorumluluk devlete düşüyor. Haber portalı açmanın bu kadar kolay, denetimsiz ve kontrolsüz olması kabul edilemez. Bir restoran açmak için bile belge, denetim ve izin gerekiyorsa; bilgi paylaşımını yapan bir mecranın neden bir düzenlemeye tabi olmadığını sormak lazım. Dijital basın alanında faaliyet gösterecek her bireyin ve kurumun mesleki yetkinlik belgesi, editoryal kadro beyanı, vergi yükümlülüğü ve etik taahhütname sunması şart olmalıdır. Aksi takdirde bu mesleğin içi boşaltılmaya devam edecek. Bugün Trabzon, yarın Türkiye…

Trabzon’daki medya dernekleri, artık bu meseleye gözlerini kapatmamalı. Her toplantıya geleni gazeteci saymak, bu mesleğe ihanet etmektir. Artık belirli standartlar uygulanmalı. Basın toplantılarına katılım için bir liste, bir belge ya da bir asgari yeterlilik belirlenmeli. “Bu kişi kim? Ne zamandır bu işi yapıyor? Yayın organı nedir? Gerçekten halkı bilgilendirmek için mi orada, yoksa birilerine şirin gözükmek için mi?” gibi sorular sorulmadıkça medya kavramı sahipsiz kalacak.

Bir diğer büyük yanlış ise kamu kurumlarının ve bazı STK’ların, bu sözde gazetecilere alan açmasıdır. Sırf mikrofon uzatıyor diye, sırf bir kamera tutuyor diye bu kişilere özel muamele göstermek, onları meşrulaştırmak demektir. Bu da dolaylı olarak mesleğin altını oymaktır.

Gazetecilik, toplumun vicdanı ve hafızasıdır. Bu vicdanı kirletmeye, bu hafızayı silikleştirmeye kimsenin hakkı yoktur. Bugün Trabzon’da yaşanan bu medya kirliliği sadece gerçek gazetecilere değil, topluma da büyük zarar veriyor. Artık bu meseleye sessiz kalmamak gerekiyor. Medya, hak ettiği itibarı geri kazanmalı. Ve bu, sahte mikrofonların değil, gerçek kalemlerin işidir.