22.06.2024 KILÇIK

TFF’NİN SEÇİM RÜŞVETİ ALMAN’YA SEHAYATİ Mİ?

Türkiye’de siyasetten, spora, iş dünyasından sivil topluma kadar ne yazık ki rüşvet vermek adeta alışkanlık haline gelmiştir. Bakın bugün ülkemizde seçim yok. İktidar nasıl da işçiyi, memuru, emekliyi, köylüyü eziyor, inim inim inletiyor. Asgari ücrete zam yapmayacağını söylüyor. Tarım ürünlerine verdiği zam oranları tam bir komedi… Emekli ve çalışanların zam oranlarını en asgari düzeyde tutabilmek için elinden geleni yapacak. Dolaylı, dolaysız vergilerle gelir düzeyi düşük kesim adeta inim inim inletiliyor. Oysa seçim olsaydı, bunların hiçbiri yapılamazdı. Halka şirin gözükmek, oy kapabilmek için sayısız vaatte bulunulur, emekli, çalışana daha yüksek zam verilir, köylünün ürününün değeri tavan yapar ve vergiler de en az seviyede tutulurdu. Böyle bir ülkede Türkiye Futbol Federasyonunun doğru hareket etmesini beklemek mümkün mü?

BÜYÜKEKŞİ’NİN BAŞKA KAZANMA ŞANSI VAR MI?

Ülkemizde futbol özerkleştikten sonra ne acı ki siyasete çok daha göbekten bağlı hale geldi. TFF başkanı, yönetimi, kurullarını seçen siyasi iradenin ta kendisi… Kulüp başkanları ve yöneticilerini bile iktidar siyaseti belirliyor. Böyle olunca da futbolu yönetenler de tıpkı siyasi iktidar gibi davranmaktan geri durmuyor. Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki TFF yönetimi, son dönemlerde çok tartışılıyor. Sebebi de Almanya’ya 613 kişi özel davetli olarak götürmüş… Gerçi bu yalanlandı ve sayı daha düşük verildi ama inanmak mümkün değil… İngiltere gibi futbolun ana vatanının federasyonu Almanya’ya bir tek davetli götürmemiş…Fransa Futbol Federasyonu 27, İsviçre 14, İspanya 40, Portekiz 33 davetliyle yetinmiş… Türkiye bu noktada hep bonkördür de, ama bu kez sanırım Avrupa Şampiyonası daveti seçim rüşvetidir. Biliyorsunuz Temmuz ayının sonunda TFF seçimleri var. Bu Federasyon başkanı ve belirleyeceği yönetiminin yaptıkları icraatlar ile seçilmesi olanaksız. Ancak böyle önemli seyahatlere götürdüğü ve amacı futbola hizmet olmayan kişilerin oylarını alabilirse o koltukları koruyabilir değil mi?

Demem o ki, seçim varsa ‘rüşvet’in ismi Avrupa Futbol Şampiyonasına davet olur…

***

TRABZONSPOR ARTIK TRABZON’DAN YÖNETİLMELİ

Önceki gün Ses Ver Trabzon.Com sitesinin haber manşetinde kongreyle ilgili bir haberi yazmıştık. Bu konuyu, şimdi de Kılçık köşesinde biraz daha genişleterek ele alalım istedik. Çünkü Trabzonspor çok kötü ellerde ve heba olmak üzere… Bu gidişe mutlaka bir ‘dur’ denmesi gerekiyor. O nedenle Bordo-Mavili kulübün önderlerinden bir ses duymak isteğiyle aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.

Trabzon’da artık şehrin bir silkelenmesi ve kendisine gelmesinin beklendiği bir sürece girildi. Böyle bir giriş neden yaptık peki? Bilindiği gibi önümüzdeki Aralık ayında seçimli Olağan Genel Kurul var. Ertuğrul Doğan, kulübü fütursuzca yönetirken, kendini tek adam ilan etmişken, camiada aklı başında hiç kimsenin sesine kulak vermezken ve buna rağmen hala daha herkesten destek beklediğini söylerken, Trabzon kentinin artık bu vahim gidişe bir dur demesinin zamanının gelip geçtiği dile getiriliyor. Bu kent Trabzonspor’u küllerinden defalarca yarattı. Ayağa kaldırdı. İstanbul’da sırça köşklerde yaşayan başkanlar, Trabzonspor’u batırırken, Trabzon’un onurlu ve dik duruşlu, bir de kulübü çok sevenleri ise her defasında diriltmeyi başardı. Bu kez de aynı duygular içinde hareket edilerek Bordo-Mavili kulübün kendi kimliğine büründürülerek Türk futbolunun en önemli figürü haline getirilmesi bekleniyor.

TRABZONSPOR, TRABZON’U ÇAĞIRIYOR

Trabzonspor tam 18 yıl 6 aydır İstanbul’da ikamet eden başkanlar tarafından bir de Trabzon’u küçümseyerek yönetiliyor. Nuri Albayrak ile 2006 yılında başlayan Süreç, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta ve Ahmet Ağaoğlu ile devam etti. Şimdi de Trabzon’da doğmuş büyümüş ama son 5 yılında İstanbul’da ikamet etmeye başlayan Ertuğrul Doğan kulübün başkanı olarak görev yapıyor. Doğan’ın kulübü ekonomik batağa saplamasına ve anlamsız politikalarıyla adeta aile şirketi gibi görmesine karşın sanki büyük hizmetler veriyormuş ve ‘olmazsa Trabzonspor da olmaz’ havası estirmesi artık bardağı taşırdı. Bilindiği gibi Trabzonspor bu kentte ikamet eden Özkan Sümer ile 2000 kongresiyle ayağa kalkarken, Atay Aktuğ döneminde de önemli başarılar kazanmış fakat bir sezon yaşanan kötü sonuçlarla birlikte hemen kongre kararı alınmıştı. İstanbul’da yaşayan başkanların kulübü çok kötü yönettiği ve her geçen gün iflasa sürüklediği gözler önüne serilirken, Trabzon kenti yeniden başkanlık makamının kentte oturan ve Trabzonspor değerlerine saygılı bir ismin kolları sıvamasını istiyor.

ARTIK BAŞKANLIK MAKAMI TRABZON’A GELMELİ

Trabzon kentinin uzun süredir üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmedi, sürekli olarak cebinde biraz para olan ve iktidara yakın isimlerden çare bulmaya kalkması çok büyük tepki çekiyordu. Kulübün her geçen Trabzon’a yabancılaştırıldığı ve artık İstanbul’da ikamet eden başkanlardan kurtulma zamanının geldiğine inanılıyor. Böyle bir aşamada kalbi Bordo-Mavili renkler için atan cesur insanlara ihtiyaç duyuluyor. Ertuğrul Doğan gibi tribünden gelmiş ama futbolu hiç bilmeyenlerin bile cesaretle yönetmeye talip olduğu yerde, artık Trabzonspor’u Trabzon’dan yönetebilecek yetenekte isimlerin güç birliği yaparak ayaklanması isteniyor. Bu noktada eski genel sekreter Yusuf Ziya Yılmaz, “Camia beni başkanlık görevine layık görürse, hazırım. Bir felsefeyle, kulübün köklerine saygılı olacak programla birlikte başkanlık görevini yapabilirim” mesajı vermişti. Yılmaz’ın bu yaklaşımı olumlu bulunmuştu. Fakat henüz kendisine yönelik her hangi bir destek açılmasının gelmemesi ise camia adına şaşırtıcıydı.

BAKALIM TUNA’YA BASKI SONUÇ VERECEK Mİ?

Böyle bir noktada eski asbaşkanlardan Erol Tuna’nın da başkan adayı olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Hatta Özkan Sümer’in vefatından sonra İstişare Kurulu başkanlığı görevini yürütmek istemediğini söylemişti. Tuna bu koltukta oturduğunda yönetimi kamuoyu önünde eleştirmenin zor olduğuna da işaret etmişti. Eski asbaşkan Erol Tuna, “Yönetimleri daha rahat eleştirebilmemin yolu, bu koltuktan ayrılmamdır” diyerek yakın çevresine ilk kıvılcımı yaktığı ileri sürülmüştü. Yapılan tüzük değişikliği ile birlikte İstişare Kurulu da tarihe gömülmüştü. Tuna’nın özellikle kendisine ait Hilton Oteli’nde Trabzonspor ile ilgili endişeleri ve planları olan birçok eski yöneticiyle bir araya geldiği, zaman zaman yemekler yediği, burada kulübün durumunun masaya yatırıldığı ifade ediliyor. Yine Erol Tuna’nın birçok eski yönetici ile otelinde Trabzonspor’un lig maçlarını izlediği, bu arada kendisine de, “Başkanlığa aday ol” baskısı yapıldığı vurgulanıyor. Erol Tuna’nın ise tüm bunlara sessiz kaldığı ifade ediliyor.

BİRÇOK KİŞİYLE BİR ARAYA GELİYOR, KONUŞUYOR

Kuşkusuz eski Asbaşkan ve İstişare Kurulu Başkanı Erol Tuna’nın, geride bıraktığımız süreç içinde Divan başkanlık seçimleri öncesinde orta yolu bulma çalışmaları yapması, adayları bir araya getirmesi, kendisine ısrarla “aday ol” denmesine karşın bunu kabul etmemesi, olası bir kulüp başkanlığı adaylığının mümkün olduğunu göstermeye yetiyor. Ancak bu konuda Erol Tuna’nın henüz resmi bir değerlendirme de yapmadığı kaydediliyor. Tuna’nın özellikle Hilton Oteline gelen ve sık sık sohbet ettiği herkesin, “Artık aday ol ve yanındayız” sözleri sarf edenlerin sesine kulak verip vermeyeceği merak ediliyor. Fakat Trabzon kentinin artık Faruk Nafız Özak, İskender Önal, Hayrettin Hacısalihoğlu, Erol Tuna, Yusuf Ziya Yılmaz ve daha birçok duyarlı isimlerin bir araya gelip bu kulübün anayasasını oluşturup, sonra da çok güçlü bir yönetim kurulunu meydana getirerek, Trabzonspor’a sahip çıkmaları gerektiğine işaret ediliyor. “Hayat cesurları sever” sloganının unutulmadan, hiç kimsenin kenarda köşede kalarak Trabzonspor’un ölüm fermanının imzalandığı süreci izleme zamanı olmadığının da altı kalın kalın çiziliyor.

***.

 

AYAKTA YOLCU ALMAK SERBEST Mİ?

Trabzon’da yaz sıcakları ve bunaltıcı nem oranı başladı bu durum yaşamın her alanında etkili oluyor. Özellikle de toplu taşıma araçları vatandaşları inanılmaz zorluyor. Toplu taşıma araçlarını yaşlılar hastalar ve engelliler ile birlikte toplumun her katmanı kullanıyor. Gerek şehir için gerekse şehir içi çalışan otobüs ve dolmuşların çoğunda klima yok. Olanlarda zaten çalıştırmaktan kaçıyor. Bütün bu yetmiyor dolmuşlar bazen ayakta yolcu alma işini öyle abartıyorlar ki oturan yolcu kadar ayakta yolcu taşıyorlar. Oysa “ayakta yolcu alınmayacak”  yasağını da kendileri koyuyor. Artık öyle bir hale geldik ki bütün kuralsızlıkların tek nedeni ekonomiye bağlanmış durumda. Şoför esnafı biz ne yapalım deyip her şeyi artan maliyetlere havale ederken vatandaşta kaderine razı mecburen bu olumsuzluklara katlanmak zorunda kalıyor. Karşılıklı saygı anlayış dayanışma bu duygular artık yaşamıyor

***

KİRADA OTURAN EMEKLİLER YANDI!

Maaş ve emekli aylığıyla geçinip kirada oturan milyonlarca dar gelirliyi Temmuz ayında büyük bir zam bekliyor.  Temmuz'da kiralar yüzde 65.21 zamlanırken memur ve emeklinin maaş zammı yüzde 20-25’te kalacak. Asgari ücretlilerle 10 bin liralık en düşük emekli aylığına ise hiç zam yapılmayacak. Halen 12 bin lira alan emeklinin aylığı Temmuz'da 15 bin 96 liraya, 12 bin liralık evin kirası ise 19 bin 825 liraya çıkacak. Zam uçurumu yüzünden bugün ev kirasının üzerinde olan milyonlarca dar gelirlinin maaşı ev kirasının altında kalabilir. Haziran ayı enflasyon tahminleri üzerinden yapılan hesaplamalara göre, Temmuz ayında memur ve memur emeklilerine yüzde 20.3, işçi emeklilerine yüzde 25.8 civarında zam yapılacak. Zam farklılıkları yüzünden halen 17 bin 2 lira asgari ücret alıp 12 bin lira kira ödeyen ve eline 5 bin 2 lira para kalan bir işçi Temmuz'da maaşına hiç zam alamayacak ancak kirası 19 bin 825 liraya çıkacak. Dolayısıyla aynı evde oturmaya devam edebilmesi için maaşının tümünü kiraya verdiği gibi ilave 2 bin 823 lira daha para bulması gerekecek.

***

BÖLGENİN SORUNU HES PROJELERİ!

CHP Artvin Milletvekili ve TBMM idare Amiri Uğur Bayraktutan HES’lerin Karadeniz ekosisteme zarar verdiğini savundu. Artvin’de madenlerle ilgili sorunları dile getiren Milletvekili Uğur Bayraktutan, HES’ler için de uyardı. Milletvekili Bayraktutan, “Karadeniz'de sadece Artvin’e özgü değil Rize, Trabzon'da, diğer illerde… Rize'de fazla yok ama Trabzon'da ve diğer illerde de var: Bir HES problemimiz var. Hidroelektrik santrali denen cinayette can suyu değil de can çekişme suyuyla derelerimiz yok ediliyor, önümüzdeki günlerde, 19 Haziranda Çifteköprü’de HES’lere ilişkin bir toplantı var; bütün duyarlı olan yurttaşlarımızı, vatandaşlarımızı bekliyoruz.” açıklamalarında bulundu.