22.05.2025 KILÇIK

CÜNEYT ZORLU HAKLI

Trabzon’da son günlerde su faturalarıyla ilgili ciddi bir tartışma yaşanıyor. Faturaların yüksekliği vatandaşları rahatsız ederken, bu bedelin kim tarafından alındığı konusunda kafa karışıklığı var.

Cüneyt Zorlu, kamuoyuna net rakamlar sunarak Ortahisar Belediyesi’nin bu faturadaki payının çok düşük olduğunu söyledi. 789 liralık bir faturada Ortahisar’ın aldığı tutarın sadece 11,70 TL olduğunu açıkladı. Geri kalan bedelin TİSKİ ve Büyükşehir Belediyesi’ne ait olduğu belirtiliyor.

Bu açıklamalar, su faturalarındaki yükün asıl sorumlusunun kim olduğunu ortaya koymak açısından önemli. Halkın doğru bilgilendirilmesi yerel yönetimlerin temel görevidir. Fatura detaylarını gizlemek ya da sorumluluğu başka kuruma atmak güven kaybına yol açar.

Ortada bir sorun varsa, bunun çözümü şeffaflıktan geçer. Algı yaratmak yerine gerçekleri paylaşmak daha doğrudur. Belediyelerin hesap vermesi, açıklamaları somut verilerle desteklemesi gerekir.

Cüneyt Zorlu’nun tavrı, bu süreçte net ve açık oldu. Sorumluluktan kaçmadı, belgeleriyle konuştu. Bu tür duruşlar, yerel yönetimlerin halkla ilişkisini güçlendirir.

Tartışmanın kişiselleştirilmeden, kurumların sorumluluğu çerçevesinde yürütülmesi daha sağlıklı olur. Amaç suçlu aramak değil, sorunları çözmek olmalı.

***

ORTAHİSAR’IN YÜKÜ PAYLAŞILMALI!

Şimdi açık konuşalım:
Bu sokak hayvanı meselesi öyle üç-beş tweetle çözülecek, lafla geçiştirilecek bir mesele değil. Hele ki Ortahisar gibi şehrin göbeğindeki bir yer, tek başına bu yükü sırtlanamaz. Ama gelin görün ki işin kolayına kaçan kimi belediyeler, ellerindeki sokak hayvanlarını bir arabaya doldurup, "nasıl olsa Ortahisar’da barınak var" deyip bizim ilçeye salıveriyor.

E peki bu işin ucu kime dokunuyor? Ortahisar halkına, sokakta yaşayan can dostlarımıza ve en önemlisi de bu yükün altında ezilmemek için çırpınan Ortahisar Belediyesi’ne…

Ahmet Kaya, bu meseleyi laf olsun diye gündeme taşımıyor. “Biz yasanın gereğini yapıyoruz” diyor, daha ne desin? Belediye olarak sokak hayvanlarına mama fabrikası kurmuş, barınağı büyütmeye çalışıyor, kliniği genişletiyor, doğal yaşam alanı için devletin kapısını aşındırıyor ama cevaplar yavaş, destek yok, sorumluluk paylaşılmıyor.

Bakın Başkan ne diyor:
“Bizim sokaklardaki köpekleri mahalle mahalle tanıyoruz. Hayvanseverler, onların beneklerini bile bilir. Ama her gün yepyeni yüzler çıkıyor karşımıza… Bunlar nereden geliyor?”

Bu, göz ardı edilecek bir çığlık değil. Bu, “ben sorumluluktan kaçmam, ama bu yükü tek başıma taşıyamam” diyen bir yöneticinin feryadı. Başkan Kaya, sorumluluk almaktan kaçmıyor, ama diyor ki:
"Bu işi birlikte çözelim."

Bir çocuk gelip demiş ki “köpek başına para veriyorlar, toplayıp Ortahisar’a bırakıyorlar”… Bu cümle bile aslında bize neyin ne kadar yanlış gittiğini tek başına anlatıyor.

Kusura bakmayın da, sokak hayvanı sevgisi sadece sosyal medyada fotoğraf paylaşmakla olmaz. Gerçek sevgi, onların yaşam hakkını, sağlığını, güvenliğini korumak için taşın altına elini koymakla olur. Ahmet Kaya bunu yapıyor. Ama sadece Ortahisar değil, bu memleketteki her belediye aynı sorumluluğu taşımalı.

Vali Bey de sağ olsun, olaya el atmış. Ama bu mesele sadece toplantıyla, yazıyla çözülmez. Uygulamada samimiyet ve adalet lazım. Ortahisar sokaklarına, “bizden gitsin, onlar uğraşsın” diyerek hayvan salmak; hem hukuksuz, hem vicdansız bir iştir.

O yüzden diyoruz ki:

Başkan Kaya yalnız değildir. Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovmasınlar. Bu mesele vicdan meselesidir. Birlikte çözülür, beraber çözülür. Ama önce herkes görevini yapacak. Kaçmadan, kıvırmadan.

Ahmet Kaya’ya bu süreçte destek olmak, sadece bir belediye başkanını değil, vicdanlı bir duruşu sahiplenmektir.

***

KARADENİZ GAZETESİ’NE TALİP ÇOK!

1979 yılında kurulan ve Trabzon’da yarım asra yaklaşan bir süredir yayın yapan Karadeniz Gazetesi’nin kapatılmasına yönelik alınan karar, şehirde hem basın çevrelerinde hem de kamuoyunda dikkatle izleniyor. Gazetenin bağlı bulunduğu şirketin kapatılacağı bilgisi çalışanlara bugün iletildi. Yayın hayatının ise 31 Mayıs 2025’e kadar sürdürüleceği açıklandı.

Karar doğrultusunda gerekli resmi belgelerin ilgili mercilere teslim edildiği öğrenilirken, bu gelişmenin ardından Trabzon’da bazı iş insanları, siyasetçiler ve sanayiciler gazeteyi satın alarak faaliyetlerini sürdürmesi için çeşitli girişimlerde bulunmaya başladı. Ancak edinilen bilgilere göre, gazetenin patronları Türkay ve Soner Yılmaz kardeşler, şu ana kadar bu tekliflere olumlu yanıt vermedi.

Süreç içerisinde gazetenin değerinin 15 ila 20 milyar lira arasında olduğu konuşulurken, bazı kanaat önderlerinin aracı olarak devreye girdiği de iddialar arasında. Buna karşın, gazete yönetimi satış yerine kapatma kararını sürdürme eğiliminde görünüyor.

Kapatma kararının gerekçeleri kamuoyuyla detaylı olarak paylaşılmazken, sektördeki genel ekonomik koşullar, artan baskı maliyetleri ve azalan reklam gelirlerinin yerel basın üzerindeki etkisi bilinen bir gerçek olarak öne çıkıyor.

Gazetenin yayın hayatına son vermesi durumunda, çok sayıda basın mensubu işsiz kalacak. Bunun yanı sıra, Trabzon’daki medya çeşitliliğinin azalması, yerel demokrasi ve basın özgürlüğü açısından da değerlendirilen bir başka boyut olarak dikkat çekiyor.

Süreç 31 Mayıs'a kadar belirsizliğini koruyacak gibi görünüyor. Bu tarihe kadar yeni bir gelişme yaşanıp yaşanmayacağı, olası bir satış ya da çözüm arayışının sonuç verip vermeyeceği ise henüz netleşmiş değil.

***

TFF TRABZON’DAN İNTİKAM MI ALIYOR!

Trabzonspor, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tutarsız ve çifte standartlı cezaları nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşıyor. Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, 45 günlük hak mahrumiyeti ve 336 bin TL para cezasını kendi cebinden ödese de bunu sala hak etmiyor. Ancak, TFF’nin bu cezaları, sadece Trabzonspor’u değil, Türk futbolunu da olumsuz etkiliyor.

TFF, uyguladığı cezalarla, kulüp başkanlarının kulüplerinin haklarını savunmasını zorlaştırıyor. Özellikle, TFF’nin önceki açıklamalarına rağmen, kulüp başkanlarına ceza vermekle ilgili çelişkili kararları, futbolun yönetimine olan güveni sarsıyor. Bu tür uygulamalar, kulüp başkanlarının adaletin sağlanması adına cesur adımlar atmalarını engelliyor.

Trabzonspor’un yaşadığı mağduriyet, yalnızca bu kulübü değil, tüm futbol camiasını etkileyebilir. TFF’nin şeffaflık ve tutarlılıktan uzak uygulamaları, Türk futbolunun geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kulüp başkanlarının kulüplerinin haklarını savunma konusunda cesaretli olmalarını engelleyen bu cezalar, Türk futbolunun gelişimini de olumsuz yönde etkiliyor.