21.07.2024 KILÇIK

DOĞRU DÜŞÜNÜYORSUN AMA CESUR DEĞİLSİN!

Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan, Cumaresi akşamı Aspor’da canlı yayın konuğuydu. Burada birçok konuda açıklamalar yaptı. Fakat genellikle içi boş sözler sarf etti. Yani bir spor insanı olarak izleyip de alabileceğiniz tek cümlesi olmadı, olmuyor. Çünkü tribünden gelmiş bir başkan ama futbolun ya da sosyolojinin, ekonominin, siyasetin, Doğa’nın felsefeleri konusunda okumamış belli ki… O zaman da kısır bir döngü içinde benzer cümleleri sarf edip duruyor. Genellikle de tribünlere oynuyor. Kuşkusuz bazen beylik sözler söylüyor, özeleştiri yapıyor ama o kadar… Özeleştiri yapan insan aslında hatasını bir daha tekrarlamama gibi sözü de vermiş olur. Ancak Ertuğrul Doğan aynı deneyi yapıp, bunun yanlış olduğunu görmesine rağmen farklı sonuçlar beklemekten geri durmuyor. Aspor’daki programda kendisine sorulan soruları yanıtlarken, özellikle çok sayıda transfer yapıp, çok sayıda oyuncu göndermenin zararları konusunda, “Kesinlikle çok zararlı ancak bunun dışına çıkamıyoruz” yorumunu yaptı.

Başkan Ertuğrul Doğan, her yıl çok sayıda futbolcu sirkülasyonunun kulüplere verdiği zararın farkında ancak yarışmacı bir takım olabilmek için buna zorunlu olduğunu vurgulamaktan geri durmuyor. Bir de yeni gelen teknik direktörün oyun sisteminden dolayı çok sayıda oyuncu alıp, satmak zorunda kaldıklarının altını çiziyor. Bakın aşırı sirkülasyonun çok zararlı olduğunu vurgulayıp, sonra bunu yarışmacı takım olmaya ve teknik adam değişikliğine bağlaması kadar yanlış bir şey olamaz. Bir kere sürekli değişen kadrolarla sonuç alınamaz. Hatta iskelet kadro bile kurulamaz. İkincisi de bir kulübün sahada mücadele eden takımının belli bir futbol karakteri olur. Bu karaktere göre teknik direktör seçerseniz, yaptığınız transferleri de bu kritere göre takıma kazandırırsanız hiçbir şekilde sürekli oyuncu gönderip, yenilerini getirmenin zorunluluğunu hissetmezsiniz. Birkaç futbolcu gönderip, birkaç tane almayla, hatta üreterek hiç transfer bile yapmadan istediğiniz sonuçları alabilirsiniz. Doğan bunun farkına bir türlü varamıyor.

 

Aynı canlı yayında altyapıdan oyuncu üretme konusunda da, “Eksik geliyorlar, yetersiz geliyorlar, süre alamıyorlar” falan gibi mazeretlere sığındı. Bu noktada da eğer altyapıyla yola çıkıp sonuç alınamazsa tribünlerin 3 maç bile kendilerini koltuklarda oturtmayacağını ifade etti. Oysa geçen sezon 17 transfere rağmen ikinci yarının başında oynanan 5 maçta, 4 yenilgi, 1 beraberliğe rağmen koltuklarda oturmaya devam etmişlerdi. Ayrıca Uğurcan Çakır, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür, Abdulkadir Parmak, Hüseyin Türkmen’in aynı anda forma giymeye başladığı ve Murat Cem Akpınar, Arda Akbulut., Serkan Asan, Abdurrahim Dursun gibi altyapı oyuncularının takımı taşıdığı sezonda büyük transferlerle Trabzonspor 9’ncu sırada yer alıyordu. Ama bu güvenilmeyen altyapı oyuncularıyla 4’ncü sıraya sıçrama yapmıştı. Bunu bile unutuyor. Sahi altyapı eğitimi zayıf diye Duble Pass isimli firmanın katılımıyla müthiş patlama yapacaktı hani… Onlar gelince altyapıdan yetersiz oyuncular mı gelmeye başladı yoksa anlamadık. Sonuç olarak Ertuğrul Doğan iyi konuşuyor, tespitler de yapıyor ama cesur değil. Bunun için de tribünlere oynayıp, kulübü batırma aşamasına getirmekten geri durmadığı politikalarına sarılmaya devam ediyor.

Acı gerçek bu!

***

ULAŞ ÖZDEMİR BU KEZ İYİYE YAKLAŞTI

Turkuaz Grubu’nda Trabzon Büro şefliğinden Trabzonspor’da medyadan sorumlu genel müdür yardımcılığına sıçrayan ancak Ahmet Ağaoğlu döneminde görevinden ayrılan Ulaş Özdemir’in Başkan Ertuğrul Doğan’ın danışmanlığını yaptığını bilmeyen yok. O nedenle de TV’lerde çıktığı programlarda genellikle Doğan’ı üzmemeye çalışmasıyla biliniyordu ve bu nedenle de geçtiğimiz sezon içinde yapılan bir canlı yayında sorduğu çanak sorular nedeniyle kendisine tepki göstermiştik. Hatta ya gazeteciliği, ya danışmanlığı seçmesini de söylemiştik. Ancak Ulaş Özdemir iki görevini de sürdürmeye devam etmişti. Fakat geçen akşam Aspor’da Başkan Ertuğrul Doğan’ın stüdyo konuğu olduğu programda Özdemir, birkaç önemli ve bamteline basan soruları yöneltti Başkan Ertuğrul Doğan’a… Özellikle her sezon çift hanelerde futbolcu alıp, daha fazlasını göndermenin kulübün ekonomik büyük kayıplar verdiğine yönelik sorusunun yanında, üretim politikalarının neden gerçekleştirilmediğini dile getirmesi ve sürekli transfer yapıp yüksek bonservis bedeli ödenmesine karşın, aynı oranda oyuncu satıp kulübe gelir kazandırılamadığına yönelik eleştiri içeren soruları güzeldi. Tabii ki daha fazlası da sorulabilirdi. Ancak bu bile Ulaş Özdemir’i bizim nazarımızda önemli oranda olumlamaya yetti.

Dileğimiz böyle devam etmesi, hatta daha da cesur soruları sormayı denemesi…

***

HACIOSMANOĞLU’NUN KAZANMASI VE BİR ANI!

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri futboldan gelen insanların sadece para kazanmak için teknik adamlığı ölene kadar yapmak istemesi olsa gerek… Bu futbolcu eskileri, teknik adamlıktan da milyarlarca lira kazananlar sanırım yoksulluk içinde büyüdükleri için ölüm döşeğine kadar para kazanmak zorunda hissediyorlar kendilerini… Yoksa yeniden aç kalabileceklerini düşünüyorlar. Hani psikologlar, “Çocukluğuna gidelim” diyorlar ya, tam o hesap… Böyle olunca da futbolu, futbol kara cahilleri yönetmeye devam ediyor. Hem kulüp, hem de TFF bazında bunu neredeyse doğduğumuz günden itibaren yaşıyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinin fitili ateşlendiğinde artık futbolun içinden gelen ve toplumda belli saygınlığı olan kişilerin kolları sıvayacaklarını düşündüm ama bir tekinden cılız bir ses bile çıkmadı. Köşelerinde kazanacak adayı beklediler. Her halde ondan yeni iş koparabilmek ve banka hesap özetlerini daha da büyütmek için hayaller kurmaya da başlamışlardır.

HACIOSMANOĞLU BÜYÜK ZARAR VERMİŞTİ

Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığına siyaset tarafından oturtulan Mehmet Büyükekşi tam bir rezalet yönetim göstermişti. Tarihin en kötü TFF başkanı olarak kayıtlara geçti Büyükekşi… Onun karşısında çok daha düzgün bir başkan adayı bekledik. Futbolun gerçekten sorunlarını bilen ve çözüm yolları konusunda belli bir birikime sahip kişilerle birlikte olumlu bir adım atılmasını umduk. Ancak Mehmet Büyükekşi’nin rakibi İbrahim Hacıosmanoğlu oldu. Onun Trabzonspor başkan yardımcısı ve başkanıyken yaptıklarını hatırladıkça tüylerim diken diken oldu. Bu kulübün tarihine Muharrem Usta ve Ertuğrul Doğan ile birlikte en berbat başkan olarak geçti. Koltuğunu korumak için nasıl taklalar attığını, ne tür oyunlar oynadığını hatırladıkça cinlerim tepeme çıkmıyor değil… Ama bakıyorum da Trabzon kenti ve Trabzonspor taraftarının büyük bir kısmı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun verdiği zararları unutmuş ve sevinç sığlıkları atıyor. Ancak bu olay bana yaşamımdaki bir anımı hatırlattı.

OSMAN YAZICI’NIN UNUTULMAZ YANITI

Karadeniz Gazetesi’nde birlikte çalıştığım Osman Yazıcı’ya sanırım o günün Trabzonluları arasında tanımayan, bilmeyen yoktur. Osman Yazıcı çıkarcı, bencil ve vasat bir gazeteciydi. Gazeteyi kendi lehine kullanmaya çalıştığı gerekçesiyle Mustafa Şamil Ekinci tarafından iş akti feshedilmişti. O da, kendisi gibi Rizeli olan ve ANAP hükümeti sözcülüğünü yapan Mesut Yılmaz’ın kapısına dayanmıştı. Yılmaz da Osman Yazıcı’ya Petek Gazetesinde iş vermişti. Mesut Yılmaz başbakan olduğunda da Yazıcı’nın hayatı değişmişti. Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyeliği, Turban Otelleri yönetim kurulu üyeliği ve inanılmayacak bir şekilde Tuz Fabrikaları Genel Müdürlüğü makamlarına oturtulmuştu. Kendisiyle bir gün Trabzon’da karşılaştık. Hoşbeşten sonra Osman’a, “Ya senin gibi bir kişinin ne işi var bu kadar yönetim kurulu üyeliğinde ve Tuz Fabrikaları Genel Müdürlüğünde… Türkiye sizin gibilere rağmen hala iflas etmedi, batmadıysa gerçekten büyük bir ülkeymiş” diye takıldım. O da bana, “Adnancığım, sen ya da Trabzon beni tanıyor. Hakkımda böyle yargılarda bulunuyor. Ama Ankara’yı, oradaki insanları bilmiyor. İnan onları tanısanız aralarında en kalitelilerinin başında benim geldiğimi görürdünüz” diye karşılık vermişti.

Evet, biz İbrahim Hacıosmanoğlu’nu tanıyoruz ama ne yazık ki o futbolun içindeki bulunan kendisine anlı şanlı iş insanı, futbol adamı süsü verenlerin gerçek dünyalarını bilmiyoruz.

Kim bilir belki de Hacıosmanoğlu, onlar arasında sütten çıkmış ak kaşıktır!

Olabilir mi?

Olur valla!!!

***

TOPLUM SİZİ İSTEMİYOR

Liyakatsiz ve torpille devlet kurumlarının yönetim kadrosuna yerleşmiş idareciler.

-Kurumlarda kilit noktalarda çalışan ve sorun çözmekten ziyade sorundan yana tavır gösteren bürokratlar.

-Milletin sorunlarını aktardığında sorunu çözmek yerine duyarsız davranan, milleti dinlemeyen, hatta milleti fırçalayan siyaset temsilcileri

-Şehrin merkezinde yolları delik deşik eden ve tamir etmeyen belediye yetkilileri.

Vatandaşların en çok şikayet ettiği insanlar öyle veya böyle suyun başında.. Bu işler ne zaman düzelecek sorusu ise cevapsız..

***

TRABZON BÜROKRASİNDE ATAMALAR DEVAM EDECEK

Trabzon'da AFAD Başkanı Mustafa Hüseyinpasaoğlu oldu..AFAD kurumunda bir çok il ve müdür yardımcıları değişti.. Süleyman Soylu dönemdeki müdürlerin hepsi kizaga çekildi.. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya AFAD ta tam bir devrim yaptı.Rize ve Trabzon gezilerinde de AFAD  ziyaretleri yaptı.. Bu arada Trabzon'da sadece AFAD değil Sağlık Turizm Milli Eğitim başta olmak üzere bir çok kurum ve kuruluşlarda değişim yaşanacak…