21.06.2024 KILÇIK
MİLLİ TAKIM VE ÇİFTE STANDARDIN DİKALASI
Ülkemiz gerçekten çifte standartlar konusunda hiç sınır tanımıyor. Yazık ki bu her alanda böyle… Medyanın yaklaşımının farklı olmasını beklemek de bu nedenle pek olası değil… Fakat Avrupa Futbol Şampiyonası’na oynanan ilk maçta yaşananların kamuoyuna yansıtılmasına insanın isyan edesi geliyor. Çünkü medya korkunç bir çifte standarda imza attı Gürcistan maçı sonrasında… Neredeyse tüm gazeteler, internet siteleri ve spor yayını yapan televizyonların önceliği ve bulutların üzerine çıkardığı isim Arda Güler… Tabii ki Arda harika bir futbol oynadı. Onun dışında sade, temiz bir oyunu vardı. Gol dışında ekstra yaptığı bir iş göremedik. Yani onu olağanüstü yapacak bir özel futbol resitali sunmadı. Oysa bu maçta savunmanın ortasında oynayan Samet Akaydın, 90 dakika boyunca, havadan, yerden kuş uçurmadı. Topu oyuna iyi soktu. Müthiş kademelere girdi. Rakibin çok tehlikeli geldiği ve ceza alanına kadar sokulduğu bazı pozisyonlarda yağdan kıl çeker gibi hamlelerle, topu söktü aldı.
SAMET AKAYDIN OLMASA 3 PUAN HAYALDİ
Samet Akaydın o muhteşem müdahaleleri yapmasaydı belki de Türkiye maçın son dakikalarında mağlup bile girmişti. Fakat özellikle uzatma dakikalarının sonlarında Gürcistanlı futbolcunun çok sert şutunu bilinçli bir şekilde kafayla çizgi üzerinden çıkarıp kornere göndermesi, o kornerin dönüp Gürcistan kalesinde üçüncü gol olması çok az konuşuldu, alkışlandı. Oysa Samet Akaydın’ın o müdahalesi Arda’nın attığı gole anlam kazandırdı. Türkiye’yi turnuvaya 3 puanla başlattı. Hem de bu Samet Akaydın milli takıma seçildiği günden itibaren sürekli eleştirilen, yerden yere vurulan bir isim…Hele son Polonya hazırlık maçının ardından adeta hain ilan edildi. Buna rağmen Avrupa Şampiyonasına muhteşem bir başlangıç yaptı. Ama kimse Samet’in ismini ağzına almıyor. Herkeste bir Arda Güler güzellemesidir gidiyor.
BU TRABZONLU DÜŞMANLIĞI BİTMEYECEK
Anlı şanlı Türk spor medyasının bu çifte standardının sebebi ne ola ki? Samet’in hem 3 büyüklerden birinde oynamaması, hem de Trabzonlu oluşu mu acaba? Yani Arda Real Madrid idmanlarında çalım attığında bile övgü düzen bu medyanın Ajax’ta harikalar yaratan Ahmet Can Kaplan’ı yok saymasını da unutmadık. Tam 1,5 yıl sakatlık nedeniyle oynayamayan Ahmet Can, formayı bulduğu anda Hollanda’nın en iyi savunma oyuncularının başında gelmeye başladı ama ülkemiz medyası ona kör, sağır ve dilsizdi. Ayın şekilde Gökdeniz Karadeniz Rusya’da muhteşem işler yaparken, Arda Turan’ın gökyüzünde gezdirildiğini de hatırlamamak olanaksız… Bir Türk futbolcu olarak Gökdeniz, Rubin Kazan’ın tarihine geçerken, yine TC. yurttaşı olup, Yurt dışında en uzun süre oynayan, en çok maça çıkan, en fazla gol atan ve en çok asist yapan Gökdeniz’den kaç kez söz etti bu ülkenin spor medyası? Ama Arda’nın Atletico Madrid’de gittiği restoran bile manşetleri süslüyordu. Yaşananlar gösteriyor ki bu medya çifte standarttan hiç vazgeçmeyecek. Trabzonlu futbolcular üvey evlat muamelesi bile görmeyecek.
Sonuçta kötüsün, kötü ruhlu ve kalplisin Türk medyası!...
***
DRAGUS GELMEDEN ÇİZMEYİ AŞTI
Trabzonspor’un yabancı olarak Türkiye’de oynayan oyuncular arasında transfer etmesini en çok istediğim oyunculardan biri de Denis Dragus’tu. Bu oyuncuyu sezon başından itibaren izlerken, bir ara Asbaşkan Zeyyat Kafkas’a da, “Bu Dragus’u iyi izletin, çok kaliteli bir kumaş” demiştim. Sonra da bu isim Bordo-Mavililerin ilk transferi oldu. Çok sevindim. Dragus, ülkesi Romanya ile birlikte Avrupa Futbol Şampiyonası’nda boy gösteriyor. Ukrayna maçında bir gol, bir asistle oynadı, biz de, “İyi ki alınmış2 dedik. Ancak ardından menajeri Manea, Romanya basınına konuşurken,, "Biz, Trabzonspor ile EURO 2024'ten önce imza attık, dolayısıyla yapacak bir şeyimiz yok. Denis'e inanıyorum ve Trabzonspor ile sözleşme imzaladığım anda ona uzun süre kalacağını düşünmediğimi söyledim. Trabzonspor'dan teklif geldiğinde, Avrupa'dan Draguş için elimizde somut bir teklif yoktu. Trabzonspor'un teklifi, mali açıdan olağanüstüydü. Ama evet, EURO 2024'ten önce imza attığım için biraz üzgünüm. Fakat sonuçta bonuslarla 2 milyon euro kazanacak" ifadesini kullandı.
BİR MAÇ İYİ OYNAMA BÖYLE ŞIMARTIYORSA
Bu açıklamalar hiç de yakışık olmadı. Dnagus bir maç iyi oynadı diye hemen atılan imzadan pişmanlık duyulduğuna dönük açıklamalar yapılabilir mi? Böyle bir açıklamanın yeni kulübüne büyük saygısızlık olduğunu fark edemez mi bir futbolcu menajeri? Sonuçta Standard Liege gibi bir kulüpte bile forma giyemezken, kiralık olarak Gaziantep FK’ya verilmiş, daha önce de kiralık gönderilmiş bir isim… Eğer Romanya ve Dragus Avrupa Şampiyonasına kötü başlayıp, kötü bitirseydi ve Trabzonspor kulübünü yönetenler ve teknik kadro, “Keşke bu oyuncuyu almasaydık. Avrupa Şampiyonasında seyretseydik. Meğer yatırıma değmezmiş” şeklinde açıklamalar yapsaydı, hiç doğru olur muydu? Kaldı ki, Dragus daha bir maç iyi oynadı. Hele bir durun bakalım, yarın tel tel dökülürse ne olacak? Tüm bunlar bir kenara, bir futbolcu adına konuşan menajer, rüyalarında göremeyecekleri rakamlarla imza attıkları ve henüz bir kez bile maça çıkmadıkları kulüple ilgili böyle bir saygısızlık yapmamalı… Umarım Dragus’un kafası da menajeri gibi çalışmıyordur. Böyle düşünen bir menajerin oyuncusunun Trabzonspor’a da pek yararlı olacağını düşünmüyorum.
Umarım yanılırım…
***
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ’NÜN TAVRI DOĞRU MU?
Trabzon’da tanınan bir spor adamı 18 ilçedeki gençleri ve çocukları zararlı alışkanlıklardan korumak, futbol ile yeteneklerini tespit etmek, onlarının yeteneklerini öne çıkarmak için 18 ilçede bulunan ortaokullarda okuyan öğrencilerin istatistiki bilgilerine ihtiyaç duyar. Önce Cimer aracılığıyla talepte bulunur ve “ilgili birimden alabilirsiniz” cevabı verilir. Daha sonra ilgili birimden resmi yazı ile talepte bulunulur. İl Milli Eğitim Müdürü kendi imzasıyla cevaben verdiği yazısında “hayır veremeyiz” şeklinde görüş belirtir. Ünlü spor adamı Milli Eğtim Müdürü’nün bu tavrı karşısında çok şaşırır! Çünkü kendisi de eğitimcidir. Eğitim adına çok önemli görevleri de yerine getirmiştir. “Devletin sırrını mı istedik” diye sorar. Hal böyle iken İl Milli Eğitim Müdürü’ne sormak gerek; Ortaokullarda çocukların geleceği için yapılan bir projede öğrenci sayılarının verilmesinde ne sakınca var? Bu çocukların geleceği sizi hiç mi ilgilendirmiyor?
***
ÖĞRENCİLER MEMLEKETLERİNE GERİ DÖNMÜYOR!
İki milyonun üzerinde örgün öğretim öğrencisi bu ay sonu eğitim-öğretime yaz molası veriyor. Ancak pek çok üniversite öğrencisi yaz aylarında çalışmak durumunda. Yazın çalışmak zorunda kalacak üniversiteliler, “Sıra arkadaşlarımızın bir kısmı yazı tatil yaparak geçirecekken bizlerin çalışmak zorunda kalması hiç adil değil” diyor. Trabzon’da KTÜ’de okuyan birçok öğrenci yazın memleketlerine gitmeyip Trabzon ve bölge de özellikle turizm tesislerine çalışarak yaz boyunca para kazanmanın derdine. Birçok aile ise maddi zorluklar yüzünden evlatlarını ya da üniversiten almak zorunda kalıyor ya da iki evladı aynı okuyorsa birini tercih etme mahcubiyeti yaşıyor. Ekonomik krizden kaynaklı birçok öğrenci okul kayıtlarını ya donduruyor ya da ayrılmak zorunda kalıyor
***
EMEKLİNİN GÖZÜ 3 TEMMUZ’DA
Emekli ve memur zammının kesinleşmesine 1 veri kaldı. 3 Temmuz Çarşamba günü de Haziran ayı enflasyonu açıklanacak. Bu rakamla beraber 16 milyon emeklinin ve 4 milyon memurun alacağı maaşlar kesinlik kazanacak. Yaklaşık 16 milyon emekli, dul ve yetimin yararlandığı banka promosyonunda kampanyalar sürerken, bazılarının alacağı ödemeler Temmuz'la birlikte daha da artacak. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Temmuz ayı enflasyon artışı yaklaşık yüzde 26, memur ve memur emeklilerinin Temmuz artışı ise yüzde 21 civarında olacak. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 2 senedir uygulanan refah payının Temmuz ayında da gündeme gelmesi bekleniyor.