20.05.2025 KILÇIK

ÇAYDA EMEK VAR, AMA KARŞILIK YOK

Karadeniz’in yamaçlarında yeşeren çay, sadece bir ürün değil; bir yaşam biçimi, bir kültür, bir alın teridir. Ancak ne yazık ki, bu topraklarda çay üretmek her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Üretici, tarlaya her girdiğinde daha fazla yoruluyor, ama karşılığında cebine daha az para giriyor. Sanayici desen, artan maliyetlerin altında eziliyor. Herkes çayın var olmasını istiyor ama bu yükün altına gireni kimse görmüyor.

2025 yılı için açıklanan 25,44 TL’lik yaş çay alım fiyatı, ilk bakışta umut verici gibi görünse de gerçekler öyle değil. Çünkü bu fiyat, artan girdi maliyetlerinin, yükselen işçilik ücretlerinin ve belirsiz piyasa koşullarının altında ezilen üretici için yeterli olmaktan uzak. Hele ki bir sezonda çayını 11 liraya satmak zorunda kalan üreticilerin hâli hâlâ hafızalarda tazeyken…

Çayın toplaması da artık başlı başına bir mesele. Eskiden komşu, akraba yardımıyla yapılan hasat, şimdi ya yüksek ücretli işçilere ya da elektrikli makinelere kalmış durumda. Ton başına 10 bin lira işçilik maliyeti, üzerine 18 bin liralık gübre, kredi faizi derken üretici zaten daha tarlaya adım atmadan borçlanıyor.

Sanayici tarafı da dertli. Kuru çay üretim maliyeti 127 lirayı bulmuş. Hal böyleyken çayın devamlılığı nasıl sağlanacak? İkinci ve üçüncü sürgün döneminde fabrikalar çay alımından çekilirse, üretici ürününü kime verecek? Emeği tarlada kalırsa, kim bunun hesabını verecek?

Üstelik hâlâ bazı bölgelerde 2024’ten kalma çay stokları duruyor. Bu da gösteriyor ki planlama eksik, koordinasyon zayıf. Mevsim koşulları da cabası: Don, sel, soğuk derken ürün kaybı yaşanıyor ama ne üreticiye güvence var ne sanayiciye destek.

Tüm bu tablo içinde hem üretici hem de sanayici diken üstünde sezona başlıyor. Ortada büyük bir emek var ama o emeğin karşılığı yok. Çayın sürdürülebilirliği, sadece fiyatla değil, aynı zamanda samimi bir destek politikasıyla, planlı bir yaklaşımla mümkündür.

Çay bu toprakların rızkıdır. Üreticinin tarlasından sofralara gelen her yudumda, binlerce insanın alın teri var. Eğer bu emeğe sahip çıkılmazsa, sadece bir tarım ürünü değil, bir kültür de kaybolur.

Artık söz değil, icraat zamanı. Çay üreticisi destek bekliyor; sadece fiyatla değil, yapısal çözümlerle, güvenceyle, uzun vadeli politikalarla. Çünkü bu işin şakası kalmadı. Çayın tadı kaçmadan, gereken yapılmalı.

***

SEBAT GENÇLİKSPOR’A TEŞEKKÜRLER…

Bu sezon Sebat Gençlikspor’un 2. Lig hayali gerçekleşmedi, ama yine de başlarını dik tutmalı ve gururlanmalılar. Kahramanmaraş İstiklalspor’a karşı alınan 2-1’lik mağlubiyetle, toplamda 4-1’lik skorla elendiler, ama sahada gösterdikleri mücadele her şeye bedeldi.

İlk maçta 2-0’lık mağlubiyetin ardından rövanşa çıkan takım, çok zorlu bir mücadele verdi. 10 kişi kaldılar, penaltı kaçırdılar ama yine de sonuna kadar pes etmediler. Şampiyonluk kolay kazanılmaz, bu yolda kaybedilenler de, kazanılanlar kadar değerli.

Sebat Gençlikspor’un oyuncuları, teknik heyeti ve yönetimi sezon boyunca her şeylerini ortaya koydu. Zor anlar yaşadılar, ama bu takımın azmi, yüreği ve Trabzon’a olan bağlılığı her zaman takdir edilmelidir. Taraftarlar da bu takımın yanında oldular, onları yalnız bırakmadılar.

Bu sezon belki 2. Lig’e çıkamadılar, ama bu mücadelenin karşılığını gelecek yıl alacaklarına inancımız tam. Bu yolda her kayıp, bir sonraki zaferin habercisidir. Sebat Gençlikspor, gelecek yıl çok daha güçlü olacak!

Tüm Sebat Gençlikspor camiasını kutluyor, seneye daha büyük bir zafer için yola devam etmelerini diliyoruz.

***

YAZIN GELİŞİYLE KARADENİZ CANLANIYOR

Trabzon'da havalar ısındı mı, işler bir başka olmaya başlar. Soğuk ve uzun geçen kışın ardından herkes, doğayla buluşmak için sabırsızlanıyor. Köylerine, yaylalarına çıkanlar, doğanın kucağında huzur bulmaya başlıyor. Yaylalar, rengarenk çiçeklerle dolarken, köylüler evlerini onarmaya, kışın zorluklarını unutarak yazın neşesine hazırlanmaya koyuluyorlar.

Deniz sezonunun açılmasına sayılı günler kaldı. Trabzonlu vatandaşlar, denizin serin sularına girmeyi, güneşin tadını çıkarmayı dört gözle bekliyor. Herkesin içi kıpır kıpır, yazın o sıcak günlerinde Karadeniz’e dalmak, kendini o ferahlatıcı suya bırakmak için sabırsızlanıyor.

Karadeniz’de yayla şenlikleri de başladı. Her köyde kemençelerin tınıları yükselmeye, horonlar dönmeye başladı. Mis gibi çay tarlalarında işler yoğunlaştı, fındık sezonu da yaklaşıyor. Her şey tam mevsiminde. Gurbetteki Trabzonlular da memleketlerine dönmek için gün sayıyor. Yaylalar şenlenmeye, köyler canlanmaya başladı.

Havanın ısınmasıyla Karadeniz bir başka canlanacak, yaylalardan deniz kenarlarına kadar her köşe daha da neşelenecek. Burası, yeşilinin, mavisinin, insanının içtenliğinin bir arada olduğu bir yer. İşte bu yüzden yaz, Karadeniz’de bir başka güzel. Herkes bir araya gelip, gönlünce eğlenecek, türküler söyleyecek, horonlar tepilecek. Karadeniz, tam anlamıyla uyanacak.

***

SABIRLA DESTEK, ABARTISIZ YORUM

Trabzonspor, genç futbolcularıyla hep büyük umutlar taşıyor ve bu oyuncular, sergiledikleri performansla taraftarları heyecanlandırıyor. Özellikle son dönemde Salih Malkoçoğlu gibi genç isimler, bu umutları daha da güçlendirdi. Salih, gösterdiği yetenekle A Takım’a adım atarken, Bodrumspor karşısında sahaya çıktığı 90 dakikada sanki yıllardır o seviyede oynuyormuş gibi rahat bir oyun sergiledi. Ancak bu tür başarılar, bazen yanlış bir şekilde abartılabiliyor.

Geçmişte Trabzonspor’da benzer durumlardan çokça örnek gördük. Genç futbolcular, birkaç iyi maçın ardından büyük beklentilerle karşı karşıya kalabiliyor. Bu da onların üzerinde gereksiz bir baskıya yol açabiliyor. Salih gibi yetenekli oyuncular, iyi bir performans sergilediklerinde, taraftarlar ve medya tarafından hemen “yıldız” yapılmak isteniyor. Bu da genç oyuncuyu strese sokabiliyor ya da havaya girmelerine neden olabiliyor. Oysa, onların gelişmesi için doğru bir rehberlik ve sabır çok daha önemli.

Salih Malkoçoğlu, hem Trabzonspor U19 Takımı’nda hem de A Takım’da gösterdiği performansla potansiyelini ortaya koydu. Ancak, bu sezon beklediği kadar forma şansı bulamayan Salih, Bodrumspor maçında ilk kez 90 dakika sahada kaldı ve 7,3'lük skorla takımın en iyi oyuncusu oldu. Bu, onun ne kadar olgunlaştığının ve doğru yönlendirmeyle büyük bir oyuncu olacağının sinyallerini verdi. Ancak, bu tür başarıların ardından, genç oyuncuların üzerindeki baskıyı artırmamak, onları kaybetmek yerine kazandırmak daha önemli.

Sonuçta, Salih gibi genç futbolcuları takdir etmek, onların potansiyelini görmek önemli ama bu takdiri abartmamak gerekiyor. Aksi takdirde, onları gerçekçi bir şekilde desteklemek yerine, baskılarla kaybedebiliriz. Gençlerin gelişim sürecinde sabırlı olmalı, onlara güvenmeli ve fırsatlar sunmalıyız. Böylece hem onların kariyerine hem de Trabzonspor'un geleceğine katkı sağlamış oluruz. Salih gibi genç oyuncular, Türk futbolunun geleceğidir ve doğru şekilde desteklendiğinde çok daha büyük işler başarabilirler.