20.04.2025 KILÇIK

23 NİSAN’DA ÖZEL ÇOCUKLARI UNUTMADI

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla hazırlattığı billboard ve raket çalışmalarında özel gereksinimli bir çocuğun fotoğrafına da yer vererek kamuoyuna dikkat çeken bir mesaj iletti.

23 Nisan dolayısıyla tüm çocukların bayramını kutlayan Başkan Genç, paylaşımında özel gereksinimli bir çocuğa da yer verdi. Bu tercih, kamuoyunda duyarlılık örneği olarak değerlendirildi.

Ahmet Metin Genç’in, özel bireyler ve ailelerine yönelik hassasiyeti daha önce de çeşitli yardım kampanyaları ve sosyal projelerle gündeme gelmişti. SMA hastası çocuklar için düzenlenen yardım organizasyonlarında ön saflarda yer alan Genç, hasta çocukların tedavi süreçlerine verdiği destekle de biliniyor.

Başkan Genç’in 23 Nisan mesajında özel gereksinimli bir çocuğa yer vermesi, sosyal medyada ve yerel kamuoyunda takdirle karşılandı. Bu yaklaşım, özel çocukların toplumsal hayata katılımına verilen önemin bir göstergesi olarak yorumlandı.

Kamuoyu adına Başkan Ahmet Metin Genç’e bu duyarlı yaklaşımından ötürü teşekkür edilirken, "Eleştiri ayrı, takdir ayrı" vurgusu yapılarak doğruya işaret etmenin ve takdir etmenin önemine dikkat çekildi.

***

KAÇIRMA! “İLK ADIMIN İZLERİ” ÇIKTI

Gazeteci-yazar Ceyhun Alemdağ’ın uzun süreli araştırmaları sonucu kaleme aldığı ve OD Yayınevi etiketiyle yayımlanan “İlk Adımın İzleri” adlı kitap, tarihseverlerle buluştu.

Selanik’ten başlayıp Bandırma Vapuru’na kadar uzanan dönemi ele alan eser, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğe giden sürecini dönemin tanıklıkları ve resmi belgeler ışığında anlatıyor. Yedi yıl süren arşiv taramalarıyla hazırlanan kitap, okuyucuya hem Atatürk’ün yaşam öyküsünü hem de Osmanlı’nın son dönem sosyo-politik yapısını kapsamlı şekilde sunuyor.

Alemdağ, kitabında Harp Akademisi yıllarından itibaren Trablusgarp, Balkan ve Çanakkale savaşları ile Doğu Cephesi’ndeki görevleri detaylı biçimde ele alıyor. Özellikle işgal altındaki İstanbul’da şekillenen bağımsızlık düşüncesi ve zihinsel dönüşüm süreci, belgelerle desteklenerek aktarılıyor.

Tarihsel olayları neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendiren Alemdağ, gazetecilik mesleğinden gelen belge odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Akademik bir temel üzerine kurulu olmasına rağmen anlatı diliyle de öne çıkan kitap, tarih araştırmacıları ve Atatürk meraklıları için başucu kaynağı olma niteliği taşıyor.

“Geleceğe yön veren bir geçmişin izinde” sloganıyla yayımlanan “İlk Adımın İzleri”, Cumhuriyet’in düşünsel altyapısına ışık tutmayı hedefliyor. Alemdağ, özellikle gençleri ve araştırmacıları, Atatürk’ün tarih sahnesine çıkışını derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.

 

***

AK PARTİ ORTAHİSAR’DA ETKİSİZ MUHALEFET

Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclisi, tam anlamıyla “görüntü var, ama iş yok” durumu yaşıyor. Yıllarca iktidarda kalıp, şimdi ana muhalefet pozisyonuna düşen bir parti, nasıl bu kadar etkisizleşebilir? Meclis toplantılarına gelen üyeler, adeta “ben de buradayım” diyerek oturuyorlar, başka bir katkı sağladıkları yok. CHP'nin attığı her adımı takip etmek zorunda kalıyorlar ve neredeyse hiçbir zaman gündemi belirleyemiyorlar. Ortahisar halkı, bu gruptan somut hiçbir şey beklemiyor, çünkü ne öneri var, ne de bir vizyon.

AK Parti Meclisi, ne yazık ki kendi içinde tamamen bölünmüş durumda. Herkes farklı fikirlerle orada, ama bir araya gelip de ortak bir strateji geliştirebilen yok. Bir grup, “bu işler böyle gider” diye duruyor, diğer grup ise “biz ne yapalım, zaten her şey bitmiş” havasında. Sonuçta ortaya çıkan tablo; sadece laf kalabalığı, ama bir arpa boyu yol alınamıyor. Hatta bazı üyeler, sadece “söz almak için” konuşuyor. Herkesin bir şeyler söylemeye çalıştığı, ama gerçekten hiç bir şeyin değişmediği bir ortam bu.

Ve tabii, yenilik dedikleri şey de “eskilerden bir şeyler yapmaktan” öteye gitmiyor. Sanki eskiye dönüp de bir şeyler uyduruyormuş gibi bir hava var. Oysa halk, somut projeler ve değişim görmek istiyor. Ancak bu AK Parti Meclisi, mecliste sadece oturup laf kalabalığı yaparak zamanı geçiriyor. Gerçek bir yenilenme, bir vizyon eksikliği var ve bu da her geçen gün daha belirgin hale geliyor.

Halk da artık farkında. AK Parti'nin bu “görünüşte var, ama aslında hiç bir şey yapmayan” tavrı, sadece kendi tabanını değil, tüm ilçeyi olumsuz etkiliyor. Parti üyeleri, zamanla birbirlerinden uzaklaşıyor ve” gerçekten bir şeyler yapabilmek” için gerekli enerjiyi bulamıyorlar. Eğer bu tavır devam ederse, Ortahisar'daki AK Parti Meclisi'ni pek fazla kimse ciddiye almaz.

***

CHP TRABZON: KRİZİ YÖNETEMEYENLERİN YÖNETİMİ

 CHP Trabzon İl Başkanlığı'ndaki durum, artık bir krizden çok bir “trajikomediye” dönüşmüş durumda. Gerçekten, bazen insan düşünüyor: Bu kadar mı plansız olunur, bu kadar mı günü kurtarma sevdalısı olunur? CHP Trabzon, bir siyasi parti olmaktan çıkmış, sanki kendi içinde sürekli kavga eden bir WhatsApp grubu gibi. Kimse kimseyi dinlemiyor, herkes kendi fikrini “tek doğru” sanıyor ve tabii ki sonunda hiçbir şey yapılmıyor. Ama iş vitrine gelince, herkes “Her şey çok güzel oluyor” tribinde. Hadi oradan.

Mustafa Bak’ın yönetimi ise apayrı bir hikâye… Yönetim dediğin yön verir, bu arkadaşlar yön bile tayin edemiyor. Siyaset sahnesine çıkmışlar ama senaryo yok, replik yok, oyunculuk sıfır. İzleyici salondan çıkmış, hâlâ monolog atılıyor. Trabzon gibi siyasi olarak kritik bir şehirde, CHP’nin bu kadar darmadağın olması gerçekten ancak kötü bir espriyle açıklanabilir. Sandık kurmak, imza toplamak gibi işlerde bile afallayan bir teşkilatın, yerel seçim kazanma vizyonu geliştirmesini beklemek... biraz Polyannacılık, biraz da illüzyon.

Ve hayır, mesele sadece yönetim değil. Mesele, “neden varız?” sorusuna verdikleri içi boş cevaplarda gizli. Proje mi? Yok. Yerel halkla temas? O da yok. Seçim stratejisi? Ancak seçim bittikten sonra üzerine konuşuluyor. Bu nasıl bir siyasi anlayıştır? CHP Trabzon şu an adeta “seçim yenilirse, yine bir bahane buluruz” mantığıyla ilerliyor. Zaten klasikleşmiş: Ya merkez destek vermedi, ya hava şartları, ya da halk anlamadı (!) Hep aynı terane.

Ve gelelim Özgür Özel’e... Evet, bazı umutlar bağlanmış olabilir ama kusura bakmasın kimse, Trabzon’daki bu yapısal çöküş, Ankara’dan gönderilecek bir “abi”yle düzelecek bir mesele değil. Özgür Özel de sihirbaz değil. Burada mesele, il başkanlığından mahalle temsilcisine kadar kökten bir yapılanma gerektiriyor. Yani “yeni vizyon” falan değil, önce sağlam bir iç temizlik lazım. Çünkü mevcut düzen, yerel siyaseti yönetecek kadroları değil, sadece "mevcut durumu idare edecek" insanları yetiştiriyor. İdare etmekten başka bir şey bilmeyenlerin yönettiği bir örgütten de, ne yazık ki sadece kaybediş çıkar.

Sonuç? CHP Trabzon, ya kendini acilen toparlayıp gerçek bir siyasi aktör gibi davranacak, ya da bu dağınıklığın içinde kaybolup gitmeye devam edecek. Artık “sorumluluk almayan ama çok şey söyleyen” siyasetçi profilinden çıkıp, “az konuşan ama çok iş yapan” bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. Yoksa bu gidişle CHP Trabzon, siyasi haritada sadece bir isim olarak kalır, etkisi sıfır olur.

Böyle bir ortamda hâlâ “her şey yolunda” diyebilen varsa, vallahi takdire şayan bir hayal gücüne sahip. Ama siyasette hayal gücü değil, vizyon kazandırır. Ve maalesef, şu an CHP Trabzon’un ne vizyonu var, ne de buna yelken açacak bir kaptanı.