2 PUAN KAYIP MI 1 PUAN KAZANÇ MI?

Sezona UEFA Avrupa Liginde ön elemelerde başlayan Trabzonspor, hem Ruzomberok, hem de Rapit Wien maçlarında güven veren bir görüntü ortaya koymamıştı. Ancak Süper Ligin atmosferi çok farklıydı. Sonra her yeni başlangıç bir umuttu…

Bu nedenlerle Karadeniz Fırtınası için, Ligin oynayacağı ilk maçında Sivasspor deplasmanda bir umut vardı. En azından rakip Avrupalı değildi ve oyun planı açısından disipline olmayabilirdi. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa Bordo-Mavililerin, Süper Lige iyi başlaması ve açılan yaraların bir kısmını kapatması mümkündü! Beklenti işte bu umudun yeşermesi ve sezona 3 puanla başlanmasıydı. Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın sahaya sürdüğü 11’e bakınca şaşırmadık dersek yalan olur. Neşteri tam vurmuş…

Rapit Wien maçından Eren Elmalı, Lunsdsram, Batista Mendy ve Ozan Tufan’ı altın makasa alıp, sol beke Borna Barisic’i yerleştirip, orta sahaya Okay Yokuşlu, Enis Bardhi takviyesinin yanında Trezeguet’i de sol kanatta hücum silahı olarak sahaya sürdü. Belli ki, Rapit Wien maçının ağır orta sahasının faturasını ağır ödemiş olmanın etkisiyle bu alana daha çabuk Bardhi’yi yerleştirip, Okay’la da arkadan oyunu kurma prensibini hayata geçirmeyi, Visca’nın yanında Trezeguet gibi hızlı bir isimle de hücuma zenginlik katma amacındaydı. Eren Elmalı zaten 3 maçta da vasatın altındaydı ve Barisic’in sol bek oynaması bekleniyordu. Bu değişimin, daha doğrusu rotasyonunun oyuna ve sonuca nasıl yansıyacağı merak konusuydu. 

İLK YARININ FUTBOL KALİTESİ DÜŞÜK, MÜCADELESİ YÜKSEKTİ

İki takım da bir birlerinin gücünü ölçmek için temkinli bir başlangıç yaptı. Bordo-Mavililer özellikle kanatları kullanarak uzun toplarla pozisyon arama çabasındaydı. Fakat Trabzonspor rakip alanda biraz daha fazla gözükme çabasındaydı. Henüz 5’nci dakikada Okay’unuzun topuyla buluşan Trezeguet’ın ceza yayı üzerine çıkardığı topa Cihan Çanak düzgün vursa belki de bu oyun anlayışıyla gol erken de gelmiş olacaktı. Şu bir gerçekti ki, ilk dakikalarda Bordo-Mavililer golü daha fazla düşünen takım görüntüsündeydi.

Sivasspor savunmayı yaparken kalabalık oyuncu kullanınca Bordo-Mavili ekip orta sahadan çıktığı anlarda, rakip ceza alanına girme şansı pek bulamadı. Bu noktada Trezeguet, Visca, Bardhi  ve Cihan gibi dripling yeteneği olan futbolcuların bunu kullanmasına ihtiyaç vardı ama onlar da bu özelliklerini kullanmakta zorlandılar. 

Trabzonspor’da hem orta saha, hem de kanat oyuncularının santrafor Denis Dragus’u pozisyona bile sokamaması önemli eksikti. Çalışmalarda, bir santrafor nasıl pozisyona sokulacağına dair tekrarlar hiç yapılmıyor mu? Sivasspor adeta bir deplasman takımı niteliğindeydi ve hızlı hücumlarla pozisyon aradı fakat birkaç önemli atağı final paslarının kalitesizliğiyle harcadılar. Bu birkaç hızlı atağın Stevan Savic gibi bir tecrübenin çıkarken yaptığı pas hatalarından kaynaklanması ise düşündürücüydü. İlk30 dakikanın tek etkili pozisyonu Enis Bardhi’nin frikikten köşeye gönderdiği topu kalece Nikolic’in çıkarmasıydı. Bu pozisyondan sonra Sivasspor etkili ataklar geliştirdi, özellikle 37’nci dakikada Alex’in vuruşunu Uğurcan’ın nefis bir refleksle kornere çelmesi skorun değişmesini engelleyen faktördü. Uyku modundan sonra özellikle 35’nci dakikadan sonra maç hareketlendi, top bir o kalede, bir bu kaledeydi.

Bu da gol habercisi gibiydi. Golün gelmemesinin nedeni ise final toplarının kötü kullanılasıydı. Sonuçta futbol kalitesi yüksek olmayan, pozisyonu az ama mücadelesi fazla olan bir 45 dakika izledik. 

SON DAKİKALARDAKİ BASKI SONUÇ VERMEDİ

İlk yarıda zaman zaman pas hataları yapan Stefan Savic ikinci yarının başında kenara alındı ve Batista Mendy yine stoper olarak sahaya sürüldü. Bu yarıda Trabzonspor’un daha atak ve pozisyon yaratan bir görüntü içinde olması bekleniyordu ama Sivasspor hızlı hücumlarla hep endişeye neden olacak ataklar geliştirdi. Eğer 50’nci dakikada Azizbak, Uğurcan ile karşı karşıya düzgün vursa skoru değiştirmesi ve Bordo-Mavilileri endişeli bir süreç yaşaması içten bile değildi. Bordo-Mavili ekipte kanatlar üretken olamadı bir türlü… Bekler de çıkıp, hücuma katkı yapamadı.

Orta saha oyuncularının da ne şutu, ne derin topu, ne ara topu düşünecek isimlerden oluşmaması önemli handikaptı. Bu tablo içinde Dragus’un rakibinden çaldığı topa sahip olan Visca’nın pasında Bardhi’nin çok net pozisyonda topu direğe nişanlaması şansızlıktı. Aynı şekilde Uğur Çiftçi’nin yarım volesinin üst direkte patlaması da Sivasspor adına çok önemli bir pozisyondu. Avcı, oyunu rakip alana yığmak için Cihan Çanak’ın yerine 61’nci dakikada Nwakaeme’yi oyuna almak zorunda kaldı.

Sakatlanan Okay da yerini Lunstram’a bıraktı. Çok şey beklenen Nwakaeme’nin 66’ncı dakikada kaptırdığı gol az kalsın golle sonuçlanıyordu ama Kaptan Uğurcan Çakır yine gemisini kurtaran kaptandı. 

Trabzonspor’un ortadan ya da kenardan yüksek toplarla gol arama girişimlerinde Radakovic adeta duvar ördü ama aynı şekilde Sivasspor’un en etkili gol silahı Manaj da Mendy’nin kıskacıstan kurtulup pozisyon bile bulamadı. Edin Visca’nın Uğur Çiftçi, Trezeguet’in de Murat Paluli’nin markajında etkili olamamaları da pozisyon zenginliğini olumsuz etkilerken, Dragus yalnızları oynadı. O da kendi gayretleriyle bir şeyler yapmaya çalıştı. Bordo-Mavili ekibe gol gerekliyken Dragus’un kenara alınması ve Ozan Tufan gibi bir orta sahanın sahaya sürülmesi ve Nwakaeme’nin tek forvet oynatılma aşaması enteresandı.

Bu futbolcunun zaten eski günlerinden eser yoktu. Oysa sahada hiçbir şey üretmeyen bir Bardhi vardı. O Bardhi’nin Trabzonspor’a gol kazandıracak bir pozisyondaki tercih hatası az kalsın Sivasspor’u golle buluşturuyordu. Avcı bu isme 87 dakika dayandı ve mucize yaratsın diye yerine Enis Destan sahaya sürüldü. 

Son dakikalarda Sivasspor iyice çekildi. Trabzonspor da bir gol için yüklenmeye başladı. Birkaç da önemli pozisyon yakalandı ancak bunlar cömertçe harcandı. Ve maçın bütününe bakıldığında iki takım için de 3 puan lükstü, kaybettikleri ikişer puan ve aldıkları 1’er puandı. Maçın hakemi Cihan Aydın birkaç faul kararı dışında iyi bir yönetim gösterdi.