19.08.2024 KILÇIK

ANNELER BİLE FUTBOLA MÜDAHİL OLUYORSA!..

Trabzonspor’da yıllardır yanlış yönetim politikası kulübün içinin günden güne boşalmasına sebep olurken, bunda son Başkan Ertuğrul Doğan yönetiminin ve Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın rolü de yadsınamaz… Başkan Doğan yönetici olduğu dönemde kulübün borcu sadece 890 milyon liraydı. Bugün borç 6 milyar lirayı da aşmış gibi gözüküyor. Avcı ilk göreve geldiğinde borç 1 milyar lira civarındaydı. Kısa bir Nenad Bjelica dönemi hariç tüm transferleri yöneten isim oldu. Yapılan bu borcun en önemli aktörlerinden biri haline geldi. Bu borca karşılık alınan futbolcuların takıma yararlılığı ise yerlerde sürünüyor. Takım bir sezon şampiyon oldu diye onun nimetleri yeniyor. O şampiyonluk dışında tam bir fiyasko yaşandı. Ama şampiyonluk diyeti ödene ödene bitirilemiyor. Tüm bunlar yaşanırken, futbolcuların adalet duygusundan yoksun bir teknik direktörle çalıştıklarına inandıkları gerçeği de adım adım su yüzüne çıkıyor. Burada işaret fişeğini atan isim ise Enis Destan’ın annesi Gül Destan oldu. Bakın Anne Destan sosyal medya hesabından nasıl bir paylaşımda bulundu:

YAPTIĞI AÇIKLAMALAR YENİLİR YUTULUR DEĞİL

"Sayın hocam buradan sesleniyorum. Oğlum Enis ile aranızda ne sorun var? Enis oynamak istiyor! Siz son 5 veya 10 dakikada süre veriyorsunuz. O yetmiyor bir de ters konuşuyorsunuz. Takım kaç haftadır yeniliyor. Son derece üzgün bir de üstüne gidiyorsunuz! Neden? Enis'in kılına zarar gelirse dünyayı dar ederim! Bunu herkes bilsin! Enis, pırıl pırıl yetenekli pivot santrfor. Süre verildiği takdirde elinden gelenin fazlasını yapıyor. nis takımı için sahada savaş verirken hakemle tartışabilir. Gayet normal. Takımı önemsemese, değer vermese umurunda bile olmaz. Bunun için bahanelere sığınıp da Enis'e hakaret edemezsiniz! Siz defalarca arayarak Enis'i transfer ettiniz, şimdi neden bu şekilde davranıyorsunuz? Diğerini 90 dakika, Enis'i 5 dakika... Sizin adaletiniz bu mu? Enis takımın 1. forveti olması gerekirken. Sizlere diyorum ki oğlumla uğraşmayın! Sonra sizinle de uğraşırlar bilmem anlatabildim mi? Oğlunuz yaşında, bir baba gibi davranın. Kaybetmezsiniz. Kazanırsınız. Bilmem anlatabildim mi?"

BU AÇIKLAMALAR DOĞRU DEĞİL ANCAK!...

Kuşkusuz tüm anne babalar için evlatları çok önemlidir. Hiçbirinin kılına zarar gelmesini istemezler. Fakat bir futbol kulübünde yaşanan olaylar için bir annenin ilk böylesine bir isyanla Teknik Direktörü yenilir yutulur olmayan bir tepki gösterdi. Belli ki Enis Destan Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’yla yaşadığı sorunların yarattığı travmaları ailesiyle paylaşmış… Anne de o duygusallığıyla isyanını dile getirmiş…. Fakat her ne olursa olsun, futbol takımının iç işlerine ailelerin böylesine girmesi hiç doğru değil… Bir anne olarak Gül Destan hanım oğlunu korumak ve yaşandığını düşündüğü haksızlığı dile getirmek için bu yolu seçmiş ancak bana göre hata etmiş… Çünkü böyle yaklaşımlar ancak oğlunun futbol hayatına zarar verir. Evet, bize göre de Abdullah Avcı kesinlikle adil bir teknik adam değil… Onun gözüne girebilmek için yaşınızın kemale ermesi ve sizi çok istemesi gerekiyor. Aksi takdirde hiçbir şekilde takım için değerlendireceği futbolcu olamazsınız. Altyapıda kaç tane pırıl pırıl gencin hayatını kararttı. Bu takıma önemli paralarla transfer edilen kaç genç oyuncunun kariyerini bitirdi. Bunlardan biri de Enis Destan olmak üzere… Ama yine de bir anne de olsanız böyle açıklamaları kamuoyu önünde yapmamalısınız.

DOĞAN VE YÖNETİM BU KRİZİ ÇÖZEBİLMELİ

Bu yaşayanlardan sonra Abdullah Avcı’nın Enis Destan’ı kadroya almadığı her maçta sizden intikam duygusuyla bunu yaptığı düşünülecek. Oynattığında da, “Annesinin gazabından korktu bundan dolayı oynatıyor” denecek. Yani neresinden bakarsanız sıkıntılı bir süreç yaşanacak. Fakat Abdullah Avcı’nın da artık kendisini güncellemesi gerekiyor. Aslında istifa etmesi en doğrusudur ama o tazminat almadan gitmez… Burada Başkan Ertuğrul Doğan’a ve yönetime önemli görevler düşüyor. Teknik kadro ve futbolcuların en azından bir kesimi arasında yaşanan bu gerilimli ortamı sona erdirmek zorundalar. Bunun yanında Abdullah Avcı gibi bir teknik adamla da Trabzonspor’un kendi misyonu ve vizyonuyla birlikte ayağa kalkmasının da olanaksız olduğunu bilecekler. Bu isimle yolların ayrılması halinde ise ona benzer bir teknik adam değil, üretken, cesur, genç oyuncuya değer veren ve Trabzonspor konusunda duyarlılığı olan isimler üzerinde durması gerekir. Son söz Enis Destan’ın annesinin bu açıklamaları takım içindeki sorunlar açısından uyarıcı olmuştur. Ama kötü bir gelişmedir. Sorunu çözecek olan da yönetimdir. Zaten yönetim becerisi böyle kriz günlerinde ortaya çıkmaz mı?

Artık nutuk çekmeyi bırakan gerçek yöneticilik bekliyoruz!

***

OLMUYOR ALİ KEMAL HOCAM OLMUYOR!

Ali Kemal Denizci… Benim de içinde bulunduğum futbolu ve Trabzonspor’u çok seven çocukların 1973 yılında başlayarak futbolu bıraktığı güne kadar idolümüzdü. Onu izlemek, süratiyle rakibi ezer gibi geçerken at yelesi gibi adeta havada uçuşan saçlarına da hayrandık… Ama asıl onun sağ kanatta rüzgar niteliğindeki hızına, rakibin başını döndüren çalımlarına ve o kötü zeminlere rağmen santraforlara, “al da at” dercesine yaptığı ortalara gıpta ederdik. Her çocuk bir gün Ali Kemal Denizci olma hayali kurardı Trabzon’da… Kişiliği de beğenilen bir isimdi, alçak gönüllüydü. Çocukluk, gençlik dostlarından, arkadaşlarından uzaklaşmamıştı. Faroz Mahallesi onun vazgeçilmeziydi. Lüks semtlerin özlemini duyan bir egosu yoktu. Tüm bu olumlu yanlarına rağmen ne yazık ki bir teknik adam olarak çıkış yapamadı. Belli ki kendine her yönüyle büyük yatırımlar yapmamıştı. Bir dönem Trabzonspor’un başına da geldi ama başarılı olamadı. Sonuçta teknik adamlık kariyerine virgül koymak zorunda kaldı.

TÜM CAMİA ONDAN NET TAVIR BEKLİYORDU  

Sonra Ahmet Ağaoğlu yönetimi döneminde kulüpte teknik danışmanlık yapmaya başladı. Ertuğrul Doğan yönetiminin de yine teknik danışmanı olarak bu görevi sürdürüyor. Onun böylesine bir görevde bulunması Trabzonspor için avantaj olmalıydı. Hem Başkanı, hem yönetimi, hem de teknik kadroları üretim politikalarına mutlaka ikna etmeliydi. Ama o bunu yapmadı. Bağrından çıktığı Trabzon topraklarının yetiştirdiği oyuncular kenara itilirken, yabancı sevdasına kapılmış etkili isimlere karşı söz söylemedi ya da sözü geçmedi. Bakın yapılan transferlere… Hem geçen sezon, hem bu sezon şu ana kadar 28 oyuncu alındı ama 8’i takıma yararlı olacak durumda değil…Bu noktada Ali Kemal Denizci gibi bir efsanenin tavrını net bir şekilde ortaya koymasını beklerdik ama olmadı. Peki ne yaptı? Bu kulübü batağa sürükleme yolunda emin adımlarla yürüyen Abdullah Avcı için, “Algı operasyonu yapılıyor. Beş maç sabredilsin. Eğer işler kötü giderse ben de istifasını isterim” sözlerini sarf etti. Bu da hiç yerli yerinde bir açıklama değildi. Belli ki Abdullah Avcı’ya zaman kazandırmak istiyor ama onun bu kulübün teknik direktörü olmadığını uzun zaman önce görmesi gerekirdi. Ve kötüyü ne kadar iş başında tutarsanız, görevde bulunduğu dakika zararı o denli büyük olur.

Ali Kemal Denizci ağabeyimiz belli ki bunu da unuttu.

***

BU SEZON DA SÜPER LİG ZOR BİTER!

Geçtiğimiz sezon Trendyol Süper Ligi tarihinin en karanlık günleri yaşanmıştı. Bir yanda sahaya inip hakem döven kulüp başkanı, bir yanda takımını sahadan çeken yöneticiler, diğer yandan sahaya giren taraftarlar, futbolcuların taraftar dövmeleri… Süper Kupa’nın oynanamaması, kulüp başkan ve yöneticilerinin birbirlerini ağır şekilde eleştirmesi, TFF’nin çaresizliği hala belleklerde… Sezonun bitirilmesiyle birlikte herkes bir ‘oh’ çekmişti. Yeni sezon da iple çekilmişti. Artık TFF başkanı ve yönetimi değişmiş, kurul başkan ve yönetimlerine yeni atamalar yapılmıştı. Bazı hakemler işten el çektirilmiş, yetenekli genç bir hakem nesli sahaya sürülmüştü. Bu kez işlerin çok iyi gitmesini bekliyorduk. Ama daha ilk haftada iki teknik direktör hakemlere tepkiden dolayı kırmızı kartla tribünlere gönderildi. Yani daha ilk haftadan gerilim tırmanma eğilimindeydi. Kasımpaşa teknik direktörü Sami Uğurlu tam 7 maç, Eyüpspor Teknik Direktörü Arda Turan da 1 maç müsabakalardan men cezası aldılar. Bu arada Jose Mourinho da, Türkiye koşullarına uyarak anında hakemleri ima ederek Türkiye’de işlerin çok farklı yürüdüğünü ifade edip, sisteme çabuk adapte olduğunu da göstermişti.

MAHALLENİN YARAMAZ ÇOCUĞU; ALİ KOÇ!

İkinci hafta maçları başladı, önce hiçbir maçta olay yoktu. Fakat Göztepe-Fenerbahçe karşılaşmasında yine istenmeyen olaylar meydana geldi. Fenerbahçe kulübünün başkanı Ali Koç, Türkiye’nin ayrıcalıklı ailelerinden birinin çocuğu olduğunu her yerde gösterecek. Taraftarların bir kısmı tribüne alınmamış diye sahaya giriyor ve taraftarlarına destek vermek için tribünlere yöneliyor. Sahada görevli bir kişi tarafından itilerek yere düşürülüyor. Arbede yaşanıyor. Koskoca Fenerbahçe kulübünün başkanı, sanki mahallenin afacan çocuğu… Her vesileyle bir olaya karışmak zorunluluğu hissediyor. Sürekli sahaya girmeyi bir marifet sayıyor. Tüm başarısızlıklarını da ya rakiplere, ya hakemlere, ya TFF ve kurullarından kaynaklı olduğunu söylüyor. O kadar sevimsiz bir noktaya geldi ki İzmir’de sahaya girdiğinde bir görevli tarafından itilerek yere düşürülen kişi durumunu yaşıyor. İnsan biraz makamına uygun davranır, olgun görüntü verir. Ama nerede o aklı başında yaklaşım…

Sonuç olarak görülen o ki, Trendyol Süper Ligi yine gerilimli başladı ve böyle devam edecek. Umarım bu kez de ligi kazasız belasız bitirme başarısı gösterebiliriz. Yoksa Türk futbolunun prestij ve imaj kaybıyla dünyanın en kötü örnek olarak gösterilecek noktaya taşınması kaçınılmaz…

***

AK PARTİ KADIN KOLLARI NEDEN ÇALIŞMIYOR?

AK Parti’nin Trabzon’daki en kritik teşkilatlarından biri kadın kolları idi. Safiye Seymenoğlu ile başlayan Bahar Ayvazoğlu ile devam eden Meryem Sürmen ile tavan yapan birimin bugünlerde varlığı ve yokluğu arasında fark pek belli olmuyor. Özellikle Ayvazoğlu ve Sürmen dönemlerinde kapı kapı, köy köy dolaşan Kadın teşkilatının şimdilerde ise sadece ismi var. Elle tutulur, gözle görülür hiçbir faaliyeti yok. Bugün ki başkanı açılışlar, nikâh törenleri dışında görmek mümkün değil. Üstelik kadın kolları yönetiminde başkan dışında kimlerin olduğunu bırakın kamuoyu parti teşkilatındaki isimler bile bilmiyor. Başkan Ayfer Cihan, bütün organizasyonlara kendisi gidiyor. Hatta geçtiğimiz günlerde babası vefat eden Cihan, iki gün sonra partinin genişletilmiş istişare toplantısına katılmış, “yasınız var siz neden geldiniz” sorusuna, “yerime gelecek kimse yok” cevabını vermişti. İşte AK Parti Trabzon Kadın Kolları’nın Trabzon’daki son halinin özeti bu.