19.02.2025 KILÇIK

NEDEN KADIN YARDIMCI BELİRLENMEDİ?

Ortahisar Belediyesi’nde başkan yardımcılığı pozisyonlarına bir yenisi daha eklenmesi, belediyenin hizmet kapasitesini artırma çabalarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak, bu adım atılırken göz ardı edilen önemli bir detay dikkat çekiyor: Yönetimde hâlâ bir kadın başkan yardımcısı bulunmuyor. Bu durum, Trabzon gibi köklü bir şehirde toplumsal eşitlik adına daha kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Belediyenin bugüne kadar şehir için gerçekleştirdiği projeler ve hizmetler takdirle karşılanıyor. Ortahisar’ın gelişimi için atılan adımlar, belediyenin Trabzon’un en büyük ilçesine değer katma çabasını gösteriyor. Ancak bu çaba, toplumun tüm kesimlerini eşit şekilde temsil etme konusunda eksiklikler barındırıyor. Cüneyit Zorlu, Alparslan Özdemir, Alper Öztürk, Mustafa Özer İskender ve Ernul Arslan’dan oluşan başkan yardımcıları ekibi, deneyim ve yetkinlik açısından başarılı isimlerden oluşsa da, bu kadroda bir kadın ismin yer almaması büyük bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

Kadınların yer almadığı bir yönetim anlayışı, toplumsal eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, çağdaş bir belediyecilik vizyonuyla da örtüşmüyor. Kadınların yönetimde temsil edilmesi, yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda belediyenin demokratik yapısını güçlendirecek önemli bir adım olacaktır. Bu noktada, Ortahisar Belediyesi’ne düşen, mevcut başarılarını kadınların da katılımıyla daha ileriye taşımaktır.

Ortahisar Belediyesi bugüne kadar altyapı, sosyal projeler ve kentsel dönüşüm konularında ortaya koyduğu çalışmalarla halkın güvenini kazanmış bir yapıya sahip. Ancak bu güvenin sürdürülebilirliği, toplumsal eşitliği sağlamaktan geçer. Kadınların sadece seçmen olarak değil, yönetim kademelerinde de yer alması, daha güçlü ve kapsayıcı bir yönetim anlayışını beraberinde getirecektir.

Belediye yönetimine, bu eksikliği gidermek için somut adımlar atma çağrısı yapıyoruz. Kadınların toplumun aktif bir parçası olduğunu gösteren bir yönetim anlayışı, sadece belediyenin değil, Trabzon’un da vizyonunu yansıtacaktır. Bu adım atıldığında, Ortahisar Belediyesi’nin çağdaş bir örnek olarak öne çıkacağından şüphe yoktur.

Eşit temsil ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla Ortahisar’ın daha da ileriye taşınacağına inanıyoruz. Bu noktada eleştirilerimizi dile getirirken, belediyenin bugüne kadar başardıklarını takdir ediyor ve daha iyisini yapabilecek potansiyele sahip olduğunu biliyoruz. Kadınların yönetimde yer alacağı bir Ortahisar için umutlu bir gelecek diliyoruz.

****

TRABZON ŞEHİR HASTANESİ: BÜYÜK GÖSTERİŞ, DERİN ENDİŞE

Trabzon Şehir Hastanesi, uzun yıllardır bölge halkına vaat edilen dev bir proje olarak tanıtılıyor. Ancak inşaatın hızla ilerlediği ve yüzde 50’nin tamamlandığı söylense de, hastanenin geleceği üzerine yapılan tartışmalar, bu gösterişli yatırımın arkasındaki ciddi riskleri gün yüzüne çıkarıyor. 900 yatak kapasitesine sahip olacak bu yapı, halkın sağlık hizmetleri için heyecan uyandırırken, temelindeki sorunlar güvenilirliğini sorgulatıyor.

Zemin güvenliğiyle ilgili yapılan açıklamalar, dikkatli bir gözle bakıldığında, eksik ve yüzeysel kalıyor. “5 bin kazık çakıldı” şeklindeki ifadeler, bir yatırıma duyulan güveni sağlamaya yetmez. Bu kazıkların nasıl ve nereye çakıldığı, sahil dolgusunun neden olduğu hidrostatik basınca ve deprem riskine karşı alınan önlemlerle ilgili ayrıntılı bilgi hâlâ paylaşılmadı. Bölgenin depremsellik durumu bilinirken, bu detayların kamuoyundan saklanması kabul edilemez. Hastane inşaatının sürdüğü bu zeminin gerçekten güvenli olup olmadığı konusunda şeffaf bir inceleme yapılmadan bu projeyi tamamlamak, büyük bir ihmalkârlık olacaktır.

Hastanenin konumlandırıldığı yer de başlı başına bir tartışma konusu. Akyazı Stadyumu’nun hemen yanında yer alan bu devasa yapı, bölge trafiğinin mevcut durumunu tamamen kilitleme potansiyeline sahip. Özellikle maç günlerinde yaşanacak yoğunluk sırasında hastaneye ulaşım veya acil durumların yönetimiyle ilgili hiçbir plan kamuoyuyla paylaşılmadı. Zaten Trabzon’un sınırlı yol ağı, mevcut trafik yükünü kaldırmakta zorlanırken, böylesine büyük bir tesisin ek yükü nasıl kaldıracağı büyük bir soru işareti. Eğer bu soruna bir çözüm üretilmezse, hastane çevresi yalnızca maç günlerinde değil, normal günlerde bile bir kaosa dönüşebilir.

 

Yetkililerin projeyle ilgili şeffaf olmamaları, halkın güvenini ciddi şekilde zedeliyor. Trabzon Şehir Hastanesi gibi büyük bir yatırım, göz boyama ve aceleyle değil, bilimsel gerçeklere ve detaylı planlamalara dayanılarak tamamlanmalıdır. Ancak bugüne kadar yapılan açıklamalar, teknik incelemelerden çok, gösterişli sunumlarla sınırlı kaldı. Trabzon halkı, artık yüzeysel açıklamaları değil, net ve somut güvence bekliyor. Bu hastanenin deprem ve denizden kaynaklı risklere karşı dayanıklı olup olmadığı, bölgede ulaşımın nasıl sağlanacağı gibi sorular yanıtlanma

dıkça, bu proje bir sağlık yatırımı olmaktan çok, büyük bir risk unsuru olarak görülecek.

Trabzon Şehir Hastanesi’nin açılışı, ancak bilimsel gerçeklerle desteklenmiş bir güven ortamında yapılmalıdır. Aksi hâlde bu proje, Trabzon’un gurur kaynağı olmaktan çok, ihmalkârlığın ve plansızlığın sembolü olarak hatırlanacaktır.

***

AKÇAABAT SAHİL PROJESİNDE BEŞ YILDIR SOMUT ADIM ATILMADI

Akçaabat sahil projesi, yaklaşık beş yıldır gündemde olmasına rağmen, hâlâ somut bir ilerleme kaydedilmedi. Sürekli ertelenen bu proje, vatandaşların sabrını taşırırken, yetkililerin sergilediği tutum ciddi şekilde eleştiriliyor. Siyasilerin sahile gidip poz vermekle yetinmesi, halkın gözünde bu projenin bir seçim propagandasından öteye geçemediğini gösteriyor.

Başlangıçta Beşirli’den Akçaabat’a kadar uzanacağı vaat edilen proje, son açıklamalarda Söğütlü-Yıldızlı arasına sınırlandırıldı. Bu değişiklik, verilen sözlerin unutulduğunu ve projenin kapsamının daraltıldığını ortaya koyuyor. Ayrıca, geçen beş yıllık sürede herhangi bir somut ilerleme sağlanamaması, yetkililerin projeyi gerçekleştirme konusundaki ciddiyetini sorgulatıyor.

Projede yürüyüş ve bisiklet yollarının yer alması olumlu bir gelişme olarak görülse de, deniz tarafındaki güvenlik risklerinin göz ardı edilmesi büyük bir plansızlık örneği. Deniz tahkimatı yapılmadan başlatılacak herhangi bir düzenleme, yalnızca maddi kayıplara değil, vatandaşların güvenliğinin tehlikeye atılmasına da neden olacaktır. Bu konuda defalarca uyarı yapılmış olmasına rağmen yetkililerin harekete geçmemesi, devlet kaynaklarının bilinçsizce harcandığını gözler önüne seriyor.

Akçaabat'taki gençlerin istihdam sorunları hâlâ çözülmemişken, üretime dayalı bir proje yerine sadece sahil düzenlemesi gibi göstermelik işlerle zaman kaybediliyor. Siyasiler ve belediye başkanları, sahilde aynı pozları verip duruyor. Oysa halk, projelerle değil, bu projelerin hayata geçmesiyle ilgileniyor. Boş vaatlerle vakit kaybetmek yerine, somut adımlar atılması gerekiyor.

Bu proje, plansızca başlatılıp defalarca revize edilirse, devleti zarara uğratacak ve vatandaşların beklentilerini boşa çıkaracaktır. Yetkililere açıkça çağrıda bulunuyoruz: Devletin kaynaklarını hor kullanmaktan vazgeçin. Öncelikle sağlam bir deniz tahkimatı yapın, ardından halkı bir an önce denizle buluşturacak adımları atın. Artık Akçaabatlılar, bir yaz mevsimini daha denize giremeden geçirmek istemiyor.

Çok laf, az iş devri bitmeli. Sözünüzü tutun ve bu projeyi hakkıyla tamamlayın.

***

KIŞ AYLARINDA SOKAK HAYVANLARINI UNUTMAYALIM

Soğuk kış günleri, sokakta yaşayan hayvanlar için hayatta kalmanın en zor olduğu zamanlardır. Kar yağışı ve düşük sıcaklıklar, onların yiyecek ve barınma ihtiyacını karşılamasını imkânsız hale getirebilir. Ancak hepimiz, küçük adımlarla onların yaşamını kolaylaştırabiliriz.

Evinizin önüne koyacağınız bir kap yemek ya da su, onların hayatta kalmasına büyük katkı sağlayabilir. Eski karton kutulardan veya plastik kaplardan yapacağınız basit barınaklar, onları soğuktan koruyarak daha güvenli bir ortam sunabilir. Ayrıca, soğuk havalarda arabaların altını kontrol ederek ve kimyasalların dışarı dökülmemesine özen göstererek onların güvenliğini de sağlayabilirsiniz.

Bu basit ama anlamlı adımlarla, sokak hayvanlarının bu zor günleri daha kolay atlatmasına yardımcı olabiliriz. Unutmayalım ki, küçük bir iyilik büyük farklar yaratır. Sokaklarımızı paylaştığımız bu sevimli dostlarımızı kış boyunca yalnız bırakmayalım.