18.12.2025 KILÇIK
HASTANE BİNASI ÜNİVERSİTEYE UYGUN MU?
Trabzon Üniversitesi’nin önümüzdeki döneme ilişkin planları, söylemden çok somut ihtiyaçlar üzerinden okunmayı hak ediyor. Hukuk Fakültesi’nin 2026 yılında Fatih Kampüsü’ndeki yeni binasına taşınacak olması, mevcut yerleşkelerdeki yoğunluğu azaltacak teknik bir düzenleme. Bu adımın, Kültür Merkezi kullanımına ayrılacak alanlar açısından da idari bir rahatlama sağlaması bekleniyor.
Üniversite yönetimi, Yabancı Diller ve Turizm Fakülteleri için idari yapılanmanın tamamlandığını, ancak merkezî bir bina sorununun sürdüğünü ifade ediyor. Bu noktada, Şehir Hastanesi’ne taşınma sonrası boşalacak hastane binalarının değerlendirilmesi pratik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Numune Hastanesi binasının Hukuk Fakültesi ya da yeni açılması planlanan fakülteler için kullanılabilirliği ise fiziki koşullar, maliyet ve dönüşüm süreci dikkate alınarak ele alınması gereken bir konu.
“Marka fakülte” söylemi iddialı olmakla birlikte, bunun karşılığının eğitim kalitesi, akademik kadro ve mezun çıktılarıyla ölçülebileceği unutulmamalı. Bina meselesi bu sürecin yalnızca bir parçası.
Özetle mesele, yeni alanlar bulmaktan çok, mevcut kamu binalarının üniversitenin gerçek ihtiyaçlarına uygun, planlı ve sürdürülebilir biçimde kullanılıp kullanılamayacağıdır. Bu da ancak şeffaf planlama ve uygulanabilir projelerle anlam kazanır.
***
ÇİLEKLİ’DE KURULAN BİR EĞİTİM MODELİ
Çilekli Düşler Köyü Yaşam Merkezi, bir sosyal tesis ya da klasik bir okul projesi değil; çocukları doğayla, üretimle ve günlük yaşam becerileriyle buluşturmayı amaçlayan alternatif bir eğitim alanı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklığında, atıl durumdaki bir okul binasının dönüştürülmesiyle hayata geçirildi.
Merkez, okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara yönelik. İçeride mutfak, ahşap, el sanatları ve çömlek atölyeleri; dışarıda ise hobi bahçeleri, hayvan bakımı, bilim etkinlikleri ve geleneksel oyun alanları bulunuyor. Amaç, çocukların yalnızca akademik değil; el becerisi, sorumluluk duygusu ve üretme alışkanlığı kazanması.
Bu yönüyle proje, eğitimi dört duvarın dışına taşıyan, yerel kültürle modern eğitimi buluşturan bir model öneriyor. Uzatmadan söylemek gerekirse Çilekli Düşler Köyü, bugünün çocuklarını hayata hazırlamayı hedefleyen, geleceğe dönük bir eğitim yatırımı olarak önem taşıyor.
***
BU MELODİ BU YOLA YAKIŞTI MI?
“Ceddin Deden, Neslin Baban…”
Bu ezgiyi duyup da içi titremeyen var mı? Ancak her melodinin bir zamanı, her uygulamanın da bir mekân hassasiyeti olmalı.
Gümüşhane–Trabzon D-100 Karayolu’na yapılan melodili yol uygulaması, fikir olarak ilgi çekici olsa da uygulama yeri ve biçimiyle ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Teknik mi, Duygusal mı?
Öncelikle işin teknik tarafı eksik. Yol üzerindeki titreşimler marşı olması gerektiği gibi yansıtmıyor. Uyarı levhaları yetersiz, hatta neredeyse yok denecek kadar az. Sürücü neyle karşılaşacağını bilmiyor.
Ama asıl mesele bu değil.
Bir Geçidin Hafızası Vardır
Bu uygulama Çatak Geçidi’nde yapılmış. Yani 23 Haziran 1988’de 64 insanın hayatını kaybettiği, Türkiye’nin hafızasına “Çatak Faciası” olarak kazınan noktada.
Bu geçit sadece bir yol değil.
Bu geçit bir hatıra.
Bu geçit bir yas.
Bugün hâlâ oradan geçen birçok sürücü, farkında olmadan radyosunun sesini kısıyor. Çünkü Çatak, neşeden çok saygı ister.
Seçilecek Onca Yer Yok muydu?
Toplam 95 kilometrelik Gümüşhane–Trabzon güzergâhında başka bir alan bulunamaz mıydı?
Mehter Marşı gibi tarihî ve güçlü bir ezgi, böylesi acıyla anılan bir noktaya mı denk getirilmeliydi?
Danışmak Unutuldu
Bir kez daha görülüyor ki; proje üretmek kadar, danışmak da önemli. Bölgenin hafızasını bilenlere, acıyı yaşayanlara, yolu her gün kullananlara sorulmalıydı.
Çünkü bazı yerler eğlencelik değildir.
Bazı yollar alkış değil, saygı ister.
***
TOPLU TAŞIMADA KARŞILIKLI ŞİKÂYETLER
Büyükşehir Belediyesi, belediye otobüslerini yeniledi. Klimasız araç kalmadı. Hemen hepsinde engelliler için alçaltma mekanizması bulunuyor.
Şikâyetlerde ise ne yazık ki hâlâ asimetrik bir döngü mevcut. Yolda kalan, otobüs seferi iptal olan, durakta unutulan ya da araca alınmayan yolcuların oluşturduğu talep ve şikâyetlere yazılı dönüş yapılmaması tepki uyandırıyor.
İdare daha önce özet bir açıklama yapmıştı: “Şikâyetlerde ön talep oluşturuluyor. ERP üzerinden inceleme durumu, inceleme yapılacak, cevap verilecek bildirim tarihi, bildirim türü, bildirim konusu, bildirim konusunun alt konusu gibi dönüşler yapılıyor. Gerekirse kamera kaydı incelendikten sonra ihlal tespit edilip edilmediğine bakılıyor. Sadece yolcu değil, yollardaki diğer sürücüler de şikâyette bulunabiliyor. Yolcunun şikâyeti geçerliyse ona göre şoför hakkında ihlal tespit tutanağı tutuluyor ve disiplin komisyonuna sevk ediliyor. Şoför suçsuzsa cevap metni oluşturuluyor. En sonunda müdürlerimiz kontrol ediyor.”
Yolcular ise tüm bu bürokratik şemaya karşın, soğuk kış günlerinde yaşanan benzer sorun ve şikâyetlerde kendilerine yazılı hiçbir cevap verilmemesinden ve üst itiraz yolunun gösterilmemesinden şikâyetçi.
Bu arada, otobüs şoförlerinin en büyük serzenişi duraklar. Otobüs duraklarının park yeri gibi kullanılması, şikâyetlerde ilk sıralarda yer alıyor.