18.08.2024 KILÇIK
ŞİMDİ HERKES MUHALİF Mİ OLDU?
Gazetecilik görevimiz devam ettiği süre içinde hangi başkan, hangi yönetim, ya da teknik adam iş başında olursa olsun sürekli yapılan transfer yanlışlarını eleştirdik. Sadece eleştirmekte kalmadık yol gösterdik. Tarihin derinliklerinden bugüne gelişte yaşananların Trabzonspor’a maliyetini, kattığı değerleri tek tek inceleyerek bir sonuç çıkararak yönetimlerin, teknik adamların neleri, nasıl yapması gerektiğini aklımız yettiğince dile getirdik. “Şundan çıkarım var, bundan reklam alırım. Bu çalıştığımız gazete ya da siteye destek veriyor, verir” demedik. Sadece ve sadece Trabzonspor’un tarihsel durumunu ele alarak çıkarımlarda bulunarak bugüne ışık tutmaya çalıştık. Çokça tehditler aldık, saldırıya uğradık. Dostlarımızın küskünlüğü sorununu yaşadık ama hiçbir şekilde bildiğimiz doğrulardan sapmadık. Ertuğrul Doğan başkanlığındaki yönetim iş başına geldiğinde de aynı şeyleri yaptık.
HER KOŞULDA VE ŞARTTA DOĞRU YOLU GÖSTERDİK
Yönetimin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini ifade ettik. Nenad Bjelica göreve getirilirken, “Yapmayın bu adam maceracı, kulübe çok sayıda transfer yaptırır, birçoğu çöp olur. Sonra işine son verilir ve tazminatını alır gider” dedik. Dinletemedik. Abdullah Avcı ile ilk göreve gelmeden önce görüşümüzü, “Bunun felsefesi Trabzonspor’a uymaz” dedik. Yine o dönemki yönetim bildiğini okudu… İkinci gelişine de cepheden karşı çıktık fakat Ertuğrul Doğan çok büyük anlamlar yüklediği bu ismi takımın başına getirdi. Yapılan her transferle ilgili mutlaka uyarı görevimizi yerine getirmeye çalıştık. Bu dönem ismi geçen tüm transferlerle ilgili olarak hep uyarıda bulunduk. Cihan Çanak. Denis Dragus ve Arseniy Bagatov dışındakilerinin yanlış transferler olduğunu defalarca yazdık çizdik. Bu noktada çok da sert eleştiriler yaptık. Bazen kırıcı olduğumuzun da farkındaydık ama tek derdimiz Trabzonspor’du. Yoksa biz de başka gazeteciler gibi konfor alanımızı genişletmeyi bilecek kadar akıllı ve zekiyizdir. Ama vicdanlıyız, zekâmızı kendi çıkarlarımız lehine kullanmayı onurumuza asla ve asla yediremezdik.
DUĞUN GEÇTİKTEN SONRA KINA İŞE YARAMAZ
Biz bunları yaparken, Türkiye’de ve Trabzon’da yayın yapan ne kadar bilinir gazete ya da site varsa, hatta TV’ler de, Başkan Ertuğrul Doğan’a, yönetimine, Teknik Direktör Abdullah Avcı’ya, yapılan transferlere övgü üzerine övgü diziyordu. Trabzonspor’un yine nasıl transfer şampiyonu olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyordu. Yönlendirilmiş taraftarların hava alanına koşup, kulübe zarar verecek futbolcuları karşılama merasimleri ne güzel yazılıp çiziliyordu. Ama işler ters gitti. Daha doğrusu olması gerektiği gibi şekillendi. Yani sonuçlar iyi gitmeyince bir bakıyorum da Ertuğrul Doğan yönetimine ve Abdullah Avcı’ya her koşulda destek verenlerin attıkları manşetler, yazdıkları yazılar adeta kalemlerden kan damlayacak şekle dönüşmüş… Nerede dünün alkıştan kızaran elleri… Yumruklar sıkılmış, saldırı emri almış gibi yazıp çiziyorlar. Bakın arkadaşlar… Daha doğrusu kendilerine gazeteci diyenler; Önemli olan işler kötü gittiğinde eleştirmek, tepki göstermek değildir. Asıl olan işlerin kötü gideceğini ve yanlışın nasıl ve nerede yapıldığını tespit edip bunu önlemeye çalışmaktır. Sizin yaptığınız şimdi nedir biliyor musunuz?
Düğün geçtikten sonra kına yakmak!
***
YAPMA BE ZEKİ UZUNDURUKAN!
Trabzonspor’un her gün birkaç tane futbolcu transfer yapmasını isteyen yayınlar yapan gazetelerin başında Fotomaç geliyor. Her gün ama her gün sayısız futbolcunun ismini manşetlerine taşıyor, “Trabzonspor transferde fırtına estiriyor”, “Yine bir yıldızın işi bitirildi”, “Fırtına transfer şampiyonu” falan başlıklarıyla haberleri görmesek o günü eksik sayar durumda hissediyoruz kendimizi… Aynı gazetenin birçok yorumcusu var ama bir tekinden bile, “Kardeşim bu Trabzonspor’un transfer stratejisi yanlış, kadro mühendisliği yerlerde sürünüyor. Kulübü batırmayın” şeklinde bir uyarı yaptıklarına hiç tanık olmadık. Ve bu gazeteyi Trabzonlu olan ama İstanbul’da doğup büyüdüğü için Galatasaray taraftarı olduğu bilinen Zeki Uzundurukan yönetiyor. Uzundurukan aynı zamanda Aspor’da da yorumculuk yapıyor. Her programda Bordo-Mavililerin transferde nasıl iş bitirici davrandığını ifade ediyor, Başkan Ertuğrul Doğan ve Teknik Direktör Abdullah Avcı’ya övgüler diziyordu.
TRANSFERLER YAPILIRKEN NEREDEYDİNİZ?
Oysa Trabzonspor her sezon benzer politikayı izleyip, sezon sonunda ise hayal kırıklığı yaşıyordu. Zeki Uzundurukan ve yönettiği gazete ya da programına çıktığı TV’de hiçbir eleştirisine tanık olmuyorduk. Bu kulübün parça parça etlerinin koparıldığını, adım adım iflasa sürüklendiğini dile getirmekten özenle imtina ediyorlardı. Ama Bordo-Mavili takım Rapit Wien ile oynanan rövanş maçında çok kötü oynayıp 2-0 mağlup olunca Zezi Uzundurukan, adeta küplere bindi. Maçtan sonra yapılan programa telefonla bağlandı ve Teknik Direktör Abdullah Avcı’ya demediğini bırakmadı. Bu transferlerin hangi akılla, hangi mantıkla yapıldığını sordu ve adeta bunları yapanları hain ilan etti. Ama Başkan Ertuğrul Doğan’a yine ayrıcalık tanıdı, ona fiske bile vurmadı. Bu durumda Uzundurukan’a, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” demek zorundayız… Bu bir… Ama asıl önemlisi Trabzonspor kulübünün bu transfer politikasını yöneten, Abdullah Avcı’ya hiç hak etmediği anlamlar yükleyerek iş başına getiren Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimdir. Eğer bir eleştiri yapılacaksa ilk bunlardan başlamak gerekir.
Yani asıl eleştirilmesi gerekeni es geçip, maaşlı bir isme yükleniyorsunuz Sayın Uzundurukan… Yapmayın!... Bizde bir söz vardır, “Ata vuramayan palanını döver” diye…
Sanırım siz de bunu yapıyorsunuz!
***
SGK’YA BORCUN YOK, PEKİ MALİYEYE?
Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla, “hizmet için buradayım” algısı yaratmaya çalışıyor. Eskiden bu yöntemle gönüllere girmeyi başaran Bıyık’ın, son hamleleri kamuoyunda karşılık bulmuyor.
Uzun zamandan beri ilgisizlikten zor günler geçiren Bıyık; “SGK borcum yok” diye açıklama yaptı. Oysa maliyeye borcu olduğunu ve bu borcu ödemek için ilçedeki cami yerlerini satmak zorunda kaldığını kimse konuşmuyor, yazmıyor. Yazdığınız ya da konuştuğunuz anda hakaret mesajları, esnafsanız zabıta mobingleri başlıyor. Bu nedenle kimse bulaşmak istemiyor. Vergi borcu nedeniyle camilerin satışı ile ilgili konu mecliste komisyona havale edildi. Bakalım Bıyık, bu satışı gururla medyaya taşıyabilecek mi? Peki ya, AK Parti cami satışına nasıl bakacak izleyip göreceğiz.
ŞİMDİ DE YOMRA VAKFI…
Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ın Kültür Merkezi ihalesi vererek bir noktaya taşıdığı firmaya; daha sonra eski Kaşüstü Belediye Binası ve içinde halen daha Sağlık Ocağı olan daireleri uygun fiyata sattı. Firma yetkilisini Yomra Vakfı’na başkan yaptı. Şimdi de Vakıf okul yapacakmış. Eski Kaşüstü Belediye Başkanı Mustafa Çam’ da bu işlere kreş yaparak başlamıştı. İbrahim Sağıroğlu Yomraspor’a yardım adı altında destek topluyordu. Vakıfta para olmadığına göre Belediye -Vakıf beraber hareket edeceği aşikâr…
Gelişmelerin takipçisi olacağız…
***
TUBA HANIM ÇAREYİ BAŞKENT’E KAÇMAKLA BULDU
Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı seçildikten sonra, vatandaşların belediyede işe girme talepleri ile karşı karşıya kaldı. Öyle ki; Kaya’ye selam verip tebrik edenler, “ oğlu, kızımı, yeğenimi, torunumu işe al” cümlesini ekliyorlar. Ülkenin içinde içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve işsizlik yüzünden çocuklarının geleceklerini garantiye almak isteyen yurttaşlar çareyi belediye de arıyorlar. Vatandaşların iş talepleri CHP’nin hem İl hem de Ortahisar İlçe Başkanlığı’na iletiliyor. Günde en az 100’ya yakın CV parti binalarına bırakılıyor. Ardından da umutlu bekleyiş sürüyor. Belediyede bine yakın işçi fazlalalığı olmasından dolayı bu talepler olumlu sonuçlandırılamıyor…
Bu arada Kaya ve Parti dışında iş taleplerinden en çok bunalan diğer isim ise Ahmet Kaya’nın eşi Tuba Hanım olduğunu öğrendik. Kaya’nın ikamet ettiği evinin bilen veya öğrenen kadın vatandaşlar, yarım saatte bir iş talebinde bulunmak için kapıyı çalıyorlar. Taleplerden bunalan Tuba Hanım çareyi Ankara’daki evlerine kaçmakla bulmuş. Vekilliği döneminde kiraladığı evi küçük kızı Ankara’da okuduğu için boşaltmayan Kaya’da, hafta sonları eşi Tuba Hanım’a eşlik ederek Başkent’te istirahate çekiliyor.
***
BU TABLO ASLINDA HERKESİ ÜZMELİ!
Türkiye’de yoksulluk artık ne yazık ki iktidarın halkına layık gördüğü bir durum… Toplumun büyük kesimi açlık sınırının altında ücretlerle yaşamını sürdürüyor. Hele emekliler gerçekten acınacak durumda… Emekliler her dönem ezildi ama tarih boyunca bugün yaşadıkları ekonomik yoksulluğun ve yoksunluğun zerresini bile hissetmediler. Artık dostlarıyla bir kafede, özel işletme olan çay bahçelerinde oturup, doya doya çaylarını, kahvelerini, meşrubatlarını içemiyorlar. Birçokları parklardaki bankların üzerinde buluşmak zorunda kalıyorlar. Bu durum Trabzon için de geçerli… Trabzon Ortahisar Belediye başkanı seçilen Ahmet Kaya’nın emekliler çay evi projesi vardı. Hala hayat bulmadı ya… Bu başka yazının konusu… Bunu duyan Büyükşehir Belediye başkanı Ahmet Metin Genç de hemen harekete geçti.
TÜM ÇAY BAHÇELERİ TIKLIM TIKLIM DOLU
Aşıklar Parkı (Fatih Parkı), Atapark ve Millet Bahçesinde çayı 3 liraya indirdi. Fakat Ganita-Faroz bölgesindeki kafe ve büfelerde çay 15 lira ya da 10 liradan satılmaya devam etti. Bu bölge Trabzon zenginlerinin uğrak yeri ya(!) Neyse! Çayın 3 veya 5 liradan, suyun da 5 liradan satıldığı çay bahçelerindeki izdihamı görünce insanın gerçekten morali bozuluyor. Kuşkusuz Büyükşehir Belediye başkanı, “Çayın ve suyun fiyatını düşürdük, halka büyük hizmet verdik” diyerek başları dik geziyorlardır. Ama aslında bu çay bahçelerindeki izdihamın, bu ülke insanının nasıl da yoksullaştırıldığının ve bunun baş sebebinin de iktidarlarının olduğunu hiç düşünme ihtiyacı hissetmezler. Bu yoksulluğu ortadan kaldırmak için neler yapmaları gerektiğine kafa yormazlar. Halkın üzerine çay poşeti fırlatmayı marifet sayanların, halkın bu yoksulluk görüntüsünden bir ders çıkarmalarını beklemek hayalcilikten başka bir şey değil zaten…
Umarım bir gün bu tablonun utancını hissederler…
Ama geç olmadan!!!