18.07.2025 KILÇIK

EMEĞİ TERAZİYE KOYUN!

Eskiler “Alın teri kurumadan emeğin karşılığı verilir” derdi. Amma velakin gelin görün ki, memlekette bazen ter kurur, ücret buhar olur. Fındık bahçesinde göğsü güneşe dönen, sırtı toprağa yaslanan emekçinin çilesi çok, karşılığı az.

Bu yıl Trabzon Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu erkenden toplandı, fındık sezonu başlamadan “kimin ne alacağı” masaya yatırıldı. 17 Temmuz’da Arsin Ziraat Odası’nda yapılan toplantıda Başkan Hasan Kozoğlu “Bu iş başıboş olmaz” dedi, yol haritasını çizdi.

Yevmiye belli: 1.200 TL. Ek olarak yemek 100, taşıma işçisine bir 100 daha. Güzel, düzen var, niyet iyi. Ama gel gelelim, o sıcağın altında bir gün çalışan birinin hakkı bu mudur? Sabahın serininde yola düşen, öğle sıcağında kavrulan, akşam omzu sızlayan o insanlar… 1.200 lira nedir? Bir kasa fındık mı, bir günlük mutfak mı?

Üstelik o parayla hem çocuk okutacak, hem kira verecek, hem ekmek alacak.

Aşçının, çuvalcının, patoza çalışanların da fiyatı belli. Herkesin emeği önemli ama şu unutulmamalı:
Emeğe biçilen bedel, terin ağırlığına denk düşmeli. Hele bu devirde, enflasyonun gölgesinde, 1.200 TL bir çift ayakkabı bile etmiyor.

“Bu sadece tavsiye kararı” deniyor, eyvallah. Ama tavsiye deyip geçmeyelim; bu ülkenin tarlası bu insanların sırtında yeşeriyor.
Bahçelerde çoluk çocuk değil, adalet ve hakkaniyet dolaşsın. Emek yerini bulsun.

Ve unutulmasın: Fındık altınsa, onu toplayanlar cevherdir.

Trabzon’un yeşilinden, hakkın sesinden selamla...

***

TRABZON’U ÖZCAN TEMSİL ETTİ

Trabzon’un deneyimli gazetecilerinden Selahattin Özcan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından organize edilen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” anma programları kapsamında Ankara ve İstanbul’da düzenlenen etkinliklere katıldı.

Türkiye’nin 81 ilinden birer gazetecinin davet edildiği organizasyonda Trabzon’u Özcan temsil etti. Gündüz programlarını takip ederken, akşamları da şehirlerin tarihi ve turistik yerlerini gezme fırsatı buldu.

Özcan, herkesin daha rahat kıyafetlerle katıldığı etkinliklerde takım elbisesiyle dikkat çekti. Hem mesleğini hem de şehrini temsil etme bilinciyle hareket ettiğini söylemek mümkün.

Böyle etkinliklerde hem resmi görevleri yerine getirmek hem de farklı şehirlerin kültürünü görmek gazeteciler için iyi bir fırsat oluyor. Selahattin Özcan da bu anlamda görevini yaptı, şehrini temsil etti.

***

KLİMA ÇALIŞMIYOR, DENETİM YETERSİZ

 Yaz mevsimi tüm sıcaklığıyla kendini gösteriyor. Güneş tepede, hava ağır... Özellikle toplu taşıma araçlarında geçen dakikalar adeta eziyete dönüşüyor. Trabzon’un meşhur serinliği, kalabalık içinde anlamını yitiriyor. Hele bu kalabalık bir dolmuşun içinde yaşanıyorsa, durum daha da içinden çıkılmaz hâl alıyor.

Şehirdeki minibüsler, uzun süredir yolculara ferahlık sunmak yerine, neredeyse birer hareketli buhar odasına dönüşmüş durumda. Soğutma sistemleri mevcut, ancak çalıştırılmıyor. Onun yerine şoförler, aracın kapısını açık bırakarak havalandırma sağlamaya çalışıyor. Ancak bu uygulama, serinlikten çok tehlikeyi beraberinde getiriyor.

Çocuklu aileler için bu durum, adeta bir kâbusa dönüşüyor. Küçük bir sarsıntıda dışarıya savrulma ihtimali, yalnızca çocuklar için değil, yaşlılar ya da ayakta seyahat eden herkes için ciddi bir güvenlik riski doğuruyor. Bu sadece konfor değil, yaşam hakkı meselesi.

Burada sorumluluğu yalnızca sürücülere yüklemek eksik olur. Kent yönetimi, trafik denetim ekipleri ve ilgili meslek kuruluşları bu tabloyu görmezden gelemez. Şikâyetler

yıllardır iletiliyor, sorun biliniyor. Fakat ne yazık ki yapılan kontroller “yüzeysel” kalıyor. Bir gün sonra her şey eski hâline dönüyor. Oysa çözüm geçici değil, köklü olmalı.

Ayakta taşınan yolcular, havasız araçlar, bunaltıcı ortam… Ulaşım bir hizmetse, bu hâliyle sadece eziyet sunuyor. Gelişmiş bir şehirde, vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştırması gereken sistemin bu kadar ihmalkâr işlemesi kabul edilemez.

Trabzon, doğal güzellikleriyle övünüyor. Ancak bu güzellik, yaşam kalitesine yansımıyorsa eksiktir. İnsan odaklı yaklaşımlar, önlem almakla başlar. “Serinlik” uğruna kapıları açık bırakmak çözüm değil, ihmalkârlığın simgesi.

Artık gerçek bir değişim zamanı. Denetimler artırılmalı, kurallar uygulanmalı. İnsan sağlığı ve güvenliği, göz ardı edilecek bir ayrıntı değil; her hizmetin temelidir.

***

BEKLENEN TURİSTLER HALA GELMEDİ

Trabzon, her yaz olduğu gibi bu sezon da turistleri ağırlamayı bekliyordu ama maalesef beklentiler karşılanmadı. Ortadoğu’daki siyasi gerilimler, özellikle Arap turistlerin seyahat alışkanlıklarını değiştirdi ve Trabzon’un turizm gelirlerinde ciddi düşüş yaşandı. Resmi rakamlar yabancı ziyaretçi sayısında artış olduğunu söylese de, çoğu gelen turist günübirlik ziyaretçi olarak kalıyor; otel dolulukları istenilen seviyede değil.

Sorun sadece dış etkenlerle sınırlı değil; Trabzon’un turizmde tek bir pazara fazla bağımlı olması, riski büyütüyor. Şehrin doğal ve kültürel zenginlikleri aslında çok daha geniş kitlelere hitap edebilir, ama doğru tanıtım ve çeşitlendirilmiş stratejiler geliştirilmezse bu potansiyel kullanılamaz.

Şimdi Trabzon’un zamanı; beklemek yerine harekete geçmeli, yeni pazarlara açılmalı, kendini daha etkin anlatmalı. Aksi takdirde bu yaz, sadece turizmde değil, şehirdeki umutlarda da soğuk bir dönem yaşanacak.