18.06.2024 KILÇIK
GENÇ’İN ORTAHİSAR HIRÇINLIĞI!
Ortahisar Belediyesi ile Büyükşehir arasındaki Boztepe Seyir Terası polemiği birkaç gündür gündemi meşgul ediyor. Ortahisar Belediyesi Seyir Terasını ziyaret edecek vatandaşlar için ücretlendirme yoluna gitti. Yerli vatandaşlardan 30, yabancılardan ise 60 TL alınmasına karar verdi. Konu kamuoyuna duyuruldu ve bu kararın Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa verildiği açıklandı. Fakat Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bu kararda Büyükşehir’in dahli olmadığını ifade ederek, Ortahisar Belediyesi yönetimini yalancılıkla suçladı. Ahmet Kaya’dan da bu açıklamayı düzeltmesini istedi. Ahmet Metin Genç, Ortahisar Belediyesi’ni Ahmet Kaya’ya devrettikten sonra sürekli bir telaş ve hırçınlık içinde. 10 yıl yönettiği belediyenin muhalefetin eline geçmesi ve bu zaman zarfında yaptıklarının yeni yönetim tarafından öğrenilmesi Genç’i hayli tedirgin etmiş durumda… Genç, ne bıraktığı borcu ne de belediye meclisinde aldığı veya almak istediği kararları kabul etmiyor. Ortahisar Belediyesi’nde alehine yapılan her açıklama sonrası hop oturuyor hop kalkıyor!,
***
MAHCUBİYET DUYUP, SUSMASI GEREKİR!
Sıfır borçla aldığı bir belediyeyi elle tutulur hiçbir icraat yapmadan 800 küsür milyon borçla bırakan Ahmet Metin Genç’in, artık konuşmak yerine susması gerekiyor. Boztepe Seyir Terası ve Balık Akvaryum dışında hiçbir icraatı olmayan, belediyenin elinde bulunan bütün kıymetli mülkleri satan, belediyeye hiç ihtiyaç olmamasına rağmen fazladan bine yakın personel alan, kendisine yakın isimleri işçi statüsünden çıkarıp devlet memuru yapan Genç’in gerçekleri kabul edip, mahcubiyetle kenara çekilmesi gerekiyor. Fakat kendisi öyle yapmıyor. Ortahisar Belediyesi’ne “aba altından sopa göstererek” ben istemezsen o olur, bu olmaz diyecek kadar da haddini aşıyor. Birilerinin çıkıpta Ahmet Metin Genç’e kentin sahibi değil, belediye başkanı olduğunu hatırlatması gerekiyor. Zannım odur kiİ; Ahmet Metin Bey, 5 yıllık sürenin hiç geçmeyeceğini ve ömür boyu o koltukta oturacağını zannediyor. Tıpkı kendisinden öncekiler gibi. Fakat yanıldığını anlamıyor. Genç, seçim döneminde biyografisini konu alan ve bizzat seslendirdiği mini bir video yayınlamıştı. O videoda, “ ben Ahmet Metin, Kuseralı (Ormanüstü) Ahmet Metin” demişti. Biz Ahmet Metin’i köyden çıktığı o saf ve yalın halindeki Kuseralı Ahmet Metin olarak görmek istiyoruz. Dileğimiz odur ki; ipin ucunu daha fazla kaçırmadan fabrika ayarlarına geri döner. Kendi isteği ile dönmez ise de seçimler geldiğinde vatandaş tarafından sandıkta döndürülür. Tıpkı geçmişte olduğu gibi…
***
DOĞAN ÇALIŞANINA BUNU YAPTI MI?
Trabzonspor’un başkanı Ertuğrul Doğan, kulübü yönetirken özellikle teknik adamlara ve futbolculara yüksek ödemeleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Görevine son verdiği, hatta istifa eden teknik direktörüne de yüklü tazminat ödemekten geri durmuyor. Örneğin geçen sezon kulübü adeta batıran transferlere imza atan Abdullah Avcı istifa etmesine rağmen çalışmadığı 2 aylık alacağı olan 8,5 milyon lirayla ödüllendirilmişti. Bu sezon başında da Nenad Bjelica’ya 1 milyon 600 bin Euro gibi uçuk bir tazminat ödeyen Doğan, ardından da 1 yıl 7,5 ay için Abdullah Avcı’ya 100 milyon lira ödeyip, yeniden iş başına getirdi. Bu kulübün teknik adamlarına bu kadar bonkör davranan Doğan’ın acaba kendi çalışanlarına da aynı muameleyi yapıp yapmadığını merak ettik. Bir kişi bize, “Ertuğrul Doğan memnun olmadığı bir çalışanına işten el çektirdi. İşine son verilen çalışan tazminatını talep etti ama kendisine mahkemeye gitmesi salık verildi. Şimdi bu çalışan mahkemede alacağı tazminat için çırpınıyor” şeklinde bir iddiada bulundu.
Doğru mu bilmiyoruz ama gerçekten araştırmaya ve yanıtlanmaya muhtaç bir iddia… Eğer bu iddia doğruysa Doğan’ın kendi cebinden para çıkmadığında ve kulübün kasasından ödeme yapıldığında ne kadar bonkör ama iş kendi işletmesine geldiğinde nasıl da cimri olduğu gerçeğiyle yüz yüze kalırız.
Umarım bu noktada Sayın Başkan bizi aydınlatacak birkaç söz söyleme nezaketinde bulunur…
***
İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİ NEDEN YOKTU?
Dün Büyükşehir Belediyesi’nde bayramlaşma töreni vardı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in ev sahipliğinde gerçekleşen Bayramlaşmaya Trabzon Valisi Aziz Yıldırım ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu da katıldı. Fakat diğer Trabzon Milletvekilleri Mustafa Şen, Yılmaz Büyükaydın ve Vehbi Koç vatandaşlarla buluşmaya gelmedi. AK Parti kaynakları Trabzonlu vekillerden Yılmaz Büyükaydın dışındakilerin Meydan Parkı’ndaki bayramlaşmaya katılacaklarını bildirdiler. Öyle de oldu. 31 Mart yerel seçimlerinde alınan başarısız sonuçların ardından Trabzon ile neredeyse bağlarını koparan AK Partili vekiller, Trabzonlu vatandaşlara nispet yaparcasına uzun süredir ortalıkta görünmüyorlardı. Heyecanlarını kaybetmiş, enerjileri tükenmiş ve halktan uzaklaşmış olan iktidar vekillerinin bu tavırlarının ne kadar bir süre daha devam edeceğini zaman gösterecek…
***
TEKNE VE KAYIĞI OLANLAR İSYANDA!
Türkiye ekonomik açıdan ne zaman duvara ülkeyi yöneten ve bu kötü tablonun sorumlusu olan iktidar faturayı halka keserek durumu kurtarma çabası gösterir. Bozulan ekonomik dengede yine en ağır yük yoksul kesimlerin sırtına bindirilir. Bu noktada servet transferleri de yapılır. Türkiye son yıllarda her açıdan olduğu gibi ekonomik olarak da çok kötü yönetiliyor. Sonuçta da sürekli bir ekonomik krizle boğuşmak, yüksek enflasyon karşısında da alım gücü gün geçtikçe azaldığı bir dönemi yaşıyoruz. İşte böyle bir girdabın içinde debelenirken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in aldığı ekonomik önlemler, çay, hububat ve köylünün ürettiklerine verilen taban fiyatlar gerçekten insanları isyan ettiriyor. Artık patlama noktasına gelme dorumu söz konusu…
Tasarruf söylemi Saray’a işlemiyor. Döviz garantili yap-işlet-devret modeline hiç uğramıyor. Böyle bir süreçte üretim de artırılamadığına göre ekonomik krizden çıkış yolu olarak her türlü vergiye bindirim üstüne bindirim yapılarak bütçeye girdiyi yükseltme mücadelesi de artık iktidarın tek seçeneği oluyor. İşte halk inim inim inlerken önceki gün Marina’da teknesi olan bir arkadaşla karşılaştım. Bir dokundum, bin ah işittim. “Kardeşim, teknenin birtakım işlemleri için Ulaştırma Bakanlığının Trabzon şubesine gittim. Tekneler için vergiler çok yükseltilmiş… Bu da resmi gazetede yayınlanmış… Ama hiç kimsenin haberi bile yok. Bu nedenle de ödemeler gecikince cezaya da uğramışız. Ben 100 bin lira cezalı vergi ödedim. Başka arkadaşlar çok daha fazla ceza ödediler. Bu vergilerin her yıl artarak süreceğini de bize bildirdiler. Ayrıca ticari olmayan kayıklardan bile yüklü vergi alınmaya başlanmış… Artık yapacak tek şey tekneleri satmak olacak her halde” sözleri dudaklarından döküldü.
Ne diyebiliriz ki!....
BORSA’DAN VERGİ ALMA KARARI NEDEN ERTELENDİ?
Marketin önünden geçmeye korkanların bile yaşamlarını zehir edecek sözde ekonomik önlemleri alanlar, tekne sahiplerine mi acır? Ama sanırım devasa yatları olanlara, bir de Borsa’da vurgun üstüne vurgun yapanlara dokunmazlar… Sahi bu Borsa’daki işlemlere vergi gelecekti ve kısa süre önce bundan vazgeçildi. Neden acaba? Oysa özellikle spekülatörler ve manipülasyon yapan para babaları vurgun üstüne vurguna imza atarken, bunlardan niçin vergi alınmasıyla ilgili karardan vazgeçilir? İnsanın aklına bin tane soru geliyor. Bunlardan biri de, “Acaba bu Borsa’da manipülasyonlarla büyük para vuranların siyasi iktidarla çok yakın bağları mı var ve onlara dokunulmaması emri geldi?” şeklinde…. Umarım bu sorunun yanıtı olumsuz değildir. Çünkü halkı iliklerine kadar sömürüp, büyük vurgunlar yapanların akıbeti, geçmişte büyük İmparatorluklar kurmuş ama kötü yönetimleri nedeniyle tarihin tozlu yaprakları arasına itilmişler gibi olacaktır.
Bundan kaçış olmaz!...
***
ÇAY BAHÇESİ DEĞİL BANKLAR TIKLIM TIKLIM!
Bayramın birinci günü evden bir çıkıp meydan turu yapayım dedim… Aşıklar Parkı’na (Fatih Parkı) gittim. Çay içerek biraz kitap okudum. Sonra kalktım ve Uzun Sokak, Maraş Caddesi, Kunduracılar Caddesi turu yaptım. Bayramın ilk günü olması nedeniyle caddeler diğer zamanlara göre tenhaydı. Şöyle bir Atatürk alanına yollandım. Burada baktım ki çoğunluğu emekli olduğu belli insanlar banklarda oturuyor. Tüm banklar dolu, tıklım tıklım… Gözüm hemen parkın üstündeki çay bahçesine takıldı. Masalarda tek tük insanlar oturuyor. Oysa eskiden köyden gelip hastaneye gidecek olanların da uğrak yeriydi Meydan Çay Bahçesi… O zaman belediye tarafından işletiliyordu ve hem çay, hem de diğer içecek ve yiyecekler ucuzdu. Şimdi ise bu çay bahçesi kiraya verilmiş ve en küçük bardakla satılan çayın fiyatı da 25 lira… Belediyenin gözünü para bürüyünce, halka hizmet etmeyi ranta kurban vermeyi ilke edinince olacağı da bu kuşkusuz..
DAR GELİRLE BİR ÇAY İÇMEKTEN BİLE KORKUYOR
Manzara inanın üzüntü verici… Bayramın birinci günü… İnsanlar bu anlamlı günde bir çay bahçesinde oturup çay, kahve içecek durumda değil demek ki! Arkadaşlarıyla yan yana banklara dizilip sohbet etmek zorunda kalan milyonlarca insan var ülkemizde… Buna karşın, günlük harcaması yüz binlerce lirayı bulanlar da azınlıkta da olsa yine ülkemizde yaşıyor. Bu yoksulluğu ve bu zenginliği yaratan ise ülkeyi yöneten iktidarlar… Son 22 yılın sorumluluğu da Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına ait kuşkusuz… Ne yazık ki servetleri küçük bir azınlığın elinde toplanmasını sağlayan iktidar, dar gelirlinin, emeklinin, çiftçinin bir çay bahçesinde oturup çay içerek arkadaşlarıyla çay sohbeti yapmasının bile önüne geçti. Ülkede yine ekonomik kriz, yine tüm yük dar gelirlinin sırtında…
Ve bu iktidar mensupları hala halkın yüzüne bakabiliyor hiçbir sorumluluk duygusu taşımadan...