18.04.2025 KILÇIK

FIRTINA’DA HUMMALI BİR ÇALIŞMA VAR!

Sezonun bitimine sayılı haftalar kala, Trabzonspor’da işler sahadaki 90 dakikanın çok daha ötesine geçmiş durumda. Takımın başına geçtiği günden bu yana adım adım kendi sistemini kurmaya çalışan teknik direktör Fatih Tekke, gelecek sezonun planlamasına şimdiden başladı. Ancak bu, klasik bir “transfer listesi” oluşturma süreci değil. Bu, çok daha derin, çok daha stratejik bir yapılanmanın ilk adımları.

Fatih Tekke’nin elinde net bir oyun modeli var. Ve bu model, rastgele hamleleri kaldırmıyor. Sistemine uygun, sahaya çıktığında hiç zaman kaybetmeden uyum sağlayacak, doğrudan katkı verecek oyuncuların peşinde. Bu yüzden de her transfer, ince elenip sık dokunuyor. Ne bütçe sarsılacak ne de formayı giymesi aylar sürecek oyunculara yatırım yapılacak. Tekke’nin tek bir derdi var: Oynayacak oyuncu, hazır oyuncu, sisteme uygun oyuncu.

Kulüp de bu süreçte ekonomik disiplini elden bırakmadan, teknik heyetle koordineli bir şekilde çalışıyor. İzleme komitesiyle birlikte yürütülen transfer çalışmaları, sadece bireysel yetenek değil; karakter, sorumluluk ve taktik anlayış da gözetilerek yapılıyor. Çünkü artık hata payı yok. Her adım, geleceğin Trabzonspor’unu inşa etmek için atılıyor.

Fatih Tekke, sadece oyuncu izlemiyor; kadronun iç dinamiklerini de analiz ediyor. Kim kalmalı, kimle vedalaşılmalı, kim bu formanın ağırlığını kaldırabilir? Bu sorulara net yanıtlar bulmaya çalışıyor. Aynı zamanda sezon başı kampı için de planlamalar şimdiden başlamış durumda. Çünkü bu yeni yapılanma, tesadüflerle değil; disiplinle, zamanlamayla ve stratejiyle şekillenecek.

Taraftar şunu bilmeli: Görünürde sessizlik olsa da Trabzonspor’un içinde hummalı bir çalışma var. Bu kez adımlar daha temkinli, kararlar daha bilinçli. Geçmişten ders alan, geleceği sağlam temellere oturtmak isteyen bir yapı kuruluyor.

Ve bu sürecin başında, kendi şehrinin çocuğu Fatih Tekke var. Heyecanla değil, akılla yönetilen bir değişim. Umutla değil, planla inşa edilen bir gelecek. Bu hikâye, sessiz başlıyor. Ama eğer sabır gösterilirse… Gümbür gümbür bir Trabzonspor sahaya çıkacak.

***

HARİKA BİR 23 NİSAN PAYLAŞIMI

Ortahisar Belediyesi’nin sosyal medya ekibi gerçekten takdiri hak ediyor. Ahmet Kaya ve ekibi, sosyal medyada oldukça yaratıcı ve sorumluluk taşıyan içerikler üretiyor. Son olarak 23 Nisan için paylaşılan video, aslında komik ve eğlenceli bir içerikten çok, topluma önemli bir mesaj veriyor. Minik bir kardeşimizin, belediye başkanının koltuğuna oturup, başkan yardımcılarıyla toplantı yapması ve esnaf ziyaretleri gibi detaylarla hem izleyiciyi güldürürken hem de geleceğin liderlerine dair bir sorumluluk bilinci oluşturuluyor.

Bu tür içerikler, sadece belediyenin yaptığı işleri tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumda gençlere ve çocuklara önemli bir değer aşılıyor: Toplumsal sorumluluk. Bir çocuğun başkanlık makamına oturması, aslında sadece bir oyun değil, gelecekteki sorumlulukları nasıl ciddiyetle taşıması gerektiğini gösteren çok güzel bir örnek. Belediye, sosyal medya platformları üzerinden halkla çok daha yakın bir ilişki kurmayı başarıyor. Her video, halkı eğlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda ciddi bir mesaj da veriyor. Toplumun geleceği, bu tür farkındalıklarla şekillenecek ve sosyal medya, bu mesajları en doğru şekilde iletmek için önemli bir araç haline geliyor.

Kemal Bektaş'ın liderliğindeki ekip, bu içeriklerde hem eğlenceli hem de sorumluluk taşıyan bir denge kurmayı çok iyi başarıyor. Ciddi bir yönetim anlayışını, halkın ilgisini çekebilecek şekilde sunmak gerçekten zor bir iş, ama Ortahisar Belediyesi bunu başarıyla yapıyor. Hem toplumla güçlü bağlar kuruyor hem de her paylaşımla bir bilinç oluşturuyor.

***

BORÇLANMAK YERİNE KAYNAK ÜRETMEK!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, 2024 Yılı Faaliyet Raporu'nu Meclis’te onayladı ve büyük projelerin yanı sıra devralınan borçların yönetilmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Başkan Ahmet Metin Genç, mevcut borçların yönetilebilmesi için yeni borçlanmalara girmeyi planladıklarını belirtti. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var: Belediyenin devasa bir borç yükü var ve borçlanarak bu borcu daha da artırmak, kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede sürdürülebilirlik sorunları yaratabilir. Trabzon'un geleceği için bu borçların nasıl yönetileceği, halkın güvenini kazanmak adına çok kritik.

Bu noktada yapılması gereken en önemli şey, borçlanma yerine tasarruf tedbirlerinin uygulanması olmalıdır. Evet, büyük projeler ve yatırımlar önemli, ancak bu projelerin finansmanını sadece borçla değil, tasarrufla yönetmek daha sağlam bir strateji olacaktır. Belediye bütçesinin daha verimli kullanılması, kaynakların doğru yerlerde harcanması ve israfın önlenmesi, yalnızca borç yükünü hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda Trabzon’un finansal bağımsızlığını da artırır.

Bir belediyenin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için, borçlanma dışında farklı gelir kaynakları oluşturması kritik bir öneme sahiptir. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin gelire dayalı projelere daha fazla yatırım yapması gerekiyor. Yalnızca büyük inşaat projeleri ya da altyapı yatırımları, kısa vadede fayda sağlasa da uzun vadede belediyenin finansal dengesini güçlendirme açısından yetersiz kalabilir.

Trabzon'un en büyük avantajlarından biri, doğal güzellikleri ve turizm potansiyelidir. Belediyenin, turizm alanında gelir getiren projeler geliştirmesi, Trabzon’a özgü ek gelir modelleri yaratması, şehrin finansal sürdürülebilirliğini artırabilir. Örneğin, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ihracatına yönelik projelerle şehrin tarım ve sanayi ürünlerinin değerini artırmak da gelir yaratıcı stratejilerden biri olabilir.

Ayrıca, şehrin sosyal ve kültürel alanlarını kullanarak, halka hizmet veren alanların işletmeye dönüştürülmesi, belediyeye gelir sağlama adına önemli bir adım olacaktır. Daha fazla park alanı, sosyal tesis ve kültürel etkinlik alanları oluşturularak, buralardan gelir elde edilebilir.

Gelir artırıcı projeler kadar, harcamaların da dikkatli yönetilmesi büyük önem taşıyor. Belediyenin yaptığı harcamaların şeffaf bir şekilde izlenmesi ve gereksiz israfın önlenmesi gerekiyor. Başkan Genç’in ifade ettiği gibi, taşınmazlar üzerinden çalışmalar yapılacaksa, bu projelerde daha dikkatli ve hesaplı bir şekilde ilerlenmesi gerekiyor. Belediyenin tasarruf tedbirleriyle kaynakları verimli kullanması, borçlanma gereksinimini en aza indirebilir.

Özellikle büyük altyapı projeleri gibi yüksek maliyetli yatırımlarda, aşırı borçlanmak yerine, kamu-özel sektör iş birlikleri (PPP) gibi alternatif finansman modelleri araştırılabilir. Ayrıca, mevcut belediye personelinin verimliliği ve harcamalarındaki optimizasyon, bütçenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlar.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılı itibarıyla büyük projeleri hızla hayata geçirme hedefi, şehrin geleceği açısından önemli. Ancak, bu projelerin finansmanı konusunda daha temkinli olunması, borçlanma yerine tasarruf tedbirlerinin uygulanması gerektiği aşikâr. Ayrıca, borçlanma yerine yaratıcı gelir kaynakları oluşturarak, Trabzon’un ekonomik gücünü artırmak ve borç yükünü hafifletmek mümkün olacaktır.

Trabzon halkı, büyük projelere yatırımlar yapılırken, belediyenin aynı zamanda bütçesini daha verimli ve tasarruflu yönetmesini bekliyor. Bu, yalnızca şehri borçla büyütmek değil, aynı zamanda finansal bağımsızlık sağlayarak, şehri daha sağlam temellere oturtmak anlamına geliyor. Hem borç yükünü azaltmak hem de şehirde kalıcı yatırımlar yapmak için gelir getiren projelere daha fazla odaklanılmalı.

***

FEDERASYONDAN ÖNEMLİ BİR KARAR

Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı takım sayısını azaltma kararı, bana göre geç kalınmış ama doğru bir adım. Bu sadece bir sayı indirgeme meselesi değil, futbolumuzun kalitesini artırmak adına yapılması gereken köklü bir düzenlemenin başlangıcı. Çünkü yıllardır sahada yaşadığımız temel problem, fikstürün inanılmaz yoğun olması, takımların dinlenememesi, Avrupa'da mücadele eden ekiplerimizin Türkiye'deki maç trafiğiyle baş edememesi. Bu sadece fiziksel değil, zihinsel anlamda da ciddi bir yıpranma yaratıyor. Takımlar sahaya çıkıyor ama hazır değil, seyirci keyif alamıyor, kalite düşüyor.

Liglerdeki takım sayısı arttıkça sezon planlaması dağınık hale geldi. Pandemiden sonra düşme kaldırıldı, takımlar çoğaldı, sonra deprem felaketi derken sistem iyice rayından çıktı. Artık bir standarda dönülmesi gerekiyordu. Yeni alınan bu kararla birlikte, hem Süper Lig hem alt ligler nefes alacak. Daha düzenli bir sezon planlaması yapılabilecek, teknik ekipler oyuncularını daha iyi hazırlayabilecek, futbolcular daha az sakatlık riskiyle oynayabilecek. Bu, direkt olarak oyunun kalitesine yansır.

Türkiye Kupası da bu sistemin içinde yeniden değer kazanmalı. Şu an birçok kulüp için angarya gibi görülüyor ama doğru takvim, doğru ödül sistemi ve daha net bir formatla bu organizasyon cazip hale gelebilir. Kupa maçları sezon içinde keyifli duraklara dönüşebilir. Özellikle alt lig takımlarının kendini göstereceği bir platform olur. Ama bunun için gerçekten iyi bir planlama gerekiyor.

Ekonomik tarafı da ayrı bir mesele. Takım sayısı azaldığında yayın gelirleri daha az kulübe bölünecek, bu da kişi başına düşen payı artıracak. Ancak burası hassas bir denge. Bu gelirleri doğru kullanan kulüpler mi olacak, yoksa yine günü kurtarmak için har vurup harman savuranlar mı? İşte bu noktada kulüplerin finansal disiplinle hareket etmesi gerekiyor. Harcama limitleri sadece kâğıt üstünde değil, sahada da uygulanmalı. Genç oyuncuya yatırım yapan, altyapıdan oyuncu çıkaran kulüplerin önü daha fazla açılmalı, teşvik edilmeli.

Fakat bu süreçte en çok dikkat edilmesi gereken konu Anadolu kulüpleri. Bu kararlar büyükşehir takımları için avantaj olabilir ama küçük şehir kulüpleri için risk anlamına da gelebilir. Çünkü bu kulüpler sadece futbol oynamıyor, şehirlerine umut oluyor. Bir çocuğun hayal kurma sebebi, bir mahallenin gururu, bir ilin sesi oluyorlar. Bu yapılar yok olursa sadece lig değil, futbol kültürü de zarar görür. O yüzden geçiş süreci iyi yönetilmeli, sosyal boyutu da göz ardı edilmemeli.