17.08.2024 KILÇIK
YABANCİ OYUNCULARI NEDEN KİMSE İSTEMİYOR?
Trabzonspor yıllardır yabancı futbolcu transferi gerçekleştiriyor. Aldığı bu 200’ün üzerindeki yabancılar arasında sonraki satışından para kazandığı isim sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Alırken ödediği bonservis bedelinin çok üzerinde satış yapabildiği isim ise yok dersek yeridir. Aynı şey son yıllarda iyice can sıkıcı bir hal almaya başladı. Çünkü Bordo-Mavililerin bonservis bedeli ödemeden transfer ettiği futbolcularla yolları ayırmak istediğinde büyük bölümüne bir de tazminat ödemek durumunda kalıyor. Kimi bonservis bedeli ödediklerine de gönderirken yüklü para ödemekten geri durmuyor. Transfer edip işine pek yaramayan hiçbir futbolcusu için Süper Ligden her hangi bir kulüpten, “Tamam bonservis bedeli ödemeyelim ama tüm alacağı ücreti karşılayalım ve transferine izin verin” şeklinde teklif gelmez… Niçin bu oyuncular, Süper Lig ya da Avrupa’nın orta karar kulüplerinin hiçbir şekilde dikkatini çekmez. Kelepir olursa belki onlara yan bir gözle bakarlar ama bir lira bonservis istemeye kalktığınızda sırtlarını dönüp giderler.
BİR KULÜP DE BU İSİMLER İÇİN DEVREYE GİRMEZ Mİ?
Bakın şu anda da kaç futbolcu gönderilmek isteniyor. Süper Lige yeni çıkan Eyüpspor, Bodrumspor ve Göztepe gibi kulüplerin yabancı sayısı çok azdı. Biri de, “Şu Trabzonspor’un bırakmak istediği futbolcular tam bize göre… Çünkü Trabzonspor’un ligde hedefi şampiyonluk, bu oyuncular belki onları hedeflerine taşıyamaz ama bizde çok işe yarar” neden demedi ve tek bir oyuncuya talip olmadı. Oysa aynı kulüpler Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’tan futbolcu almak için birbirleriyle yarışıyorlar. Bunun sebebi ne biliyor musunuz? Çünkü siz içi boş, üçüncü, dördüncü sınıf futbolculara onların rüyalarında göremeyeceği transfer ücretlerini ödüyorsunuz. O futbolcular da giderken sizin kazandırdığınız paraları talep ediyorlar. Tabii ki hiçbir kulüp de bu kadar düşük kalitedeki futbolcuya, sizin anlamakta zorluk çektiğimiz o verdiğiniz paraları vermez. Sorunun temeli bu ve hiçbir şekilde rüyalarında görmedikleri paraları verdiğiniz futbolcuların yarattığı ekonomik krizlerden dolayı yüzünüz kızarıyor mu, utanıyor ve vicdanınız sızlıyor mu?
Evet, vicdanınız sızlıyor mu?
***
BİZ BU KULÜBÜN GERÇEK DOSTUYUZ!
Yıllardır yazıyoruz çiziyoruz, Trabzonspor’un çok iyi olması için çırpınıyoruz. Bugüne kadar gazetecilik tarihimizde Bordo-Mavili kulübün ne bir başkanı, ne bir yöneticisi, ne bir teknik adamı, ne bir futbolcusu ve ne bir personelinden tek kuruşluk çıkar temin etmedik. Hatta yanlış anlaşılır diye kulüpte herhangi bir görevde bulunanlarla bile yemek yememeye özen gösterdik. Yemeği yesek bile ilk hesabı ödeme şartı koyduk… Hiçbirine ne maddi, ne manevi borçlu kalmak ve yarın kalemimizi oynatırken buna göre hareket etme eğilimi gösterebileceğimizden ve vicdanımıza karşı hesap veremeyeceğimizden endişe duyduk. Tek derdimiz oldu o da bu kulübün başarılı olması… Hiç kimsenin adamı olmadık. Kimseyi kullanmadık, kimse bizi kullanamadı. Ancak yaptığımız yayınlar birçok kişi tarafından adeta Trabzonspor düşmanlığı olarak görüldü. Oysa tek istediğimiz Bordo-Mavili kulübü bu ülkenin futbolda en büyüğü haline getiren yönetim tarzı, teknik kadro ve kadro planlamasına dönüş yapmasıydı.
BİZ YAPILMASI GEREKENLERİ YAZIYORUZ
Biliyorduk ki, hiçbir kurum ya da kişi, kendine ait bir felsefesi veya ideolojisi yoksa sürdürebilir başarıyı yakalaması mümkün değildi. Biliyorduk ki bir futbol kulübü kendini var eden kentin kültüründen koparsa yok olmaya mahkûmdu. Ve “Bir insanın emeğini, beynini, zamanını satın alabilirsiniz ama onun kalbini asla satın alamazsınız. O nedenle başarmak için duygusal zekayi kullanmak gerek” sözünün Trabzonspor için ne kadar önemli olduğunun da farkındaydık. Acı ki bu kulübü yıllardır yönetenler İstanbul takımlarını taklit etme sevdasıyla parasını, pulunu, zamanını heba etti. Oysa yapması gereken üretime yatırımdı. Ürettiğiyle önce hayatta kalması, sonra ayağa kalkması ve ardından da bir sprinter gibi hedefe koşmasıydı. Bunu 1983 yılından itibaren sarsılmaz bir iradeyle savunduk. İş başında hangi başkan ya da yönetim veya teknik adam olursa olsun, bu üretim ilkelerine aykırı davranan herkesin karşısında olduk. Amacımız borçsuz ama zirvede bir Trabzonspor’un temellerinin atılmasıydı. Hedefimiz yönetim ve üretim biçimiyle elde ettikleriyle birlikte tüm dünyaya örnek olmasıydı.
BU KULÜBÜ RANT ARACI OLARAK GÖRMÜYORUZ
Ne yazık ki geldiğimiz süreçte ısrarla üzerinde durduğumuz modelden her geçen gün uzaklaşıldı. Bugün Ertuğrul Doğan başkanlığındaki yönetim ve Abdullah Avcı yönetimindeki teknik kadro kurdukları ekiple birlikte aciz bir görüntü veriyor. Sadece bu sezon kasadan toplamda 2 milyar 100 milyon lira çıkaracak olan 10 transfere imza atılmasına rağmen, kendisinden çok daha düşük bütçaeli kadrolara sahip takımlara karşı aciz futbol oynamakla kalmadı son olarak da Rapit Wien gibi piyasa değeri 23 milyon Euro olan takıma elendi. Hem de iki maçı kaybederken kalesinde devleşen Kaptan Uğurcan Çakır sayesinde tarihi hezimetlerden kurtuldu. Bu tablo canımızı yakıyor. Öyle göstermelik Trabzonsporlular gibi değil… Başkanın, teknik adamın, yöneticilerin kuyruğuna takılmayı marifet kabul edenler gibi değil… Kurulduğu günden itibaren renklerine aşık olmuş, gerçek bir Trabzonsporlu olarak acı duyduk, duyuyoruz. Bu kulübü yönetenler de, teknik adamları da, taraftarları da şunu asla unutmasın… Biz şartlara göre değil, her zaman Trabzonsporluyuz.
Bu kulübü bir rant aracı olarak görmüyoruz. Alacağımız birkaç reklamla yanlışlara göz yumanlardan hiç değiliz.
Çünkü biz Trabzonspor’un gerçek dostuyuz.
***
DEMEK Kİ AVCI’YA YÖNETİMİ HATIRLATTIK!
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, ilk görev döneminde de o süreçte asbaşkanlık koltuğunda oturan Ertuğrul Doğan’a hep farklı muamele ederdi, her toplantıda ona güzellemeler yapardı. İkinci gelişinde de Doğan’ı yere göğe sığdıramayan bir Avcı vardı. Her konuşmasında, “Başkanımız Ertuğrul Doğan inanılmaz çalışıyor, büyük özverilerde bulunuyor” söylemleri dikkat çekerken, biz de geçtiğimiz günlerde, “Bu kulüpte bir tek Başkan Ertuğrul Doğan çalışmıyor. Bir yönetimi var. Abdullah Avcı bu yönetimi yok mu sayıyor?” diye eleştiri getirmiştik. Bunda da haklı olduğumuzu biliyorduk. Sonuç olarak bir kulübün sadece başkanı yoktur, yönetimi de vardır. Onlara bağlı çalışan personeli de yabana atamayız. Yani birine övgüler dizerken diğerlerini taca atmak yakışık alır bir durum değildi.
ARTIK SADECE BAŞKANDAN SÖZ ETMİYOR
Çünkü Doğan kulüp başkanı olarak birçok konuda ön planda olsa da bugün Trabzonspor’un altyapısıyla, tesislerdeki işleyişle, sahaların bakımıyla, ticari ürünlerin satışıyla, halkla ilişkilerle ve daha bir sürü konuyla alakalı yoğun çalışan, işinden, eşinden, çocuklarından fedakarlık eden yöneticilerin olduğunu biliyorduk. Her ne kadar kulübü bütünsel açıdan kötü yönetseler de sonuçta çalışma konusunda ayrım yapmanın yanlışlığını dile getirmiştik. Sonuçta Abdullah Avcı, hem Rapit Wien maçı öncesi, hem maç sonrası yaptığı açıklamalarda, “Başkanımız Ertuğrul Doğan ve yönetimimiz yoğun ve özverili çalışma temposu içinde” ifadelerini kullandı.
Demek ki uyarımız işe yaradı… Avcı da yönetimi hatırladı.
Ne diyelim, bu bile olumlu gelişme…
***
İLLA BİRİLERİNİN ÖLMESİ Mİ GEREKİYOR!
Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı toplu taşıma araçlarının baştan aşağıya revizyondan geçirilmesi gerektiğini defalarca dile getirmemize rağmen somut bir adımın atılmadığını görüyoruz.
Özellikle eski belde ve köylere servis yapan küçük otobüslerin durumu içler acısı. Bu otobüslerle yolculuk yaptığınızda “traktöre mi” yoksa otobüsemi bindiğinizi anlamak son derece güç. 15 dakikalık seyahatlerde bile motor sesine tahammül etmek mümkün değil.
Fren sistemleri tamamen çökmüş durumda. Otobüsler yolda adeta “zıplayarak” gidiyor desek abartı olmaz!
Vatandaşlar özellikle dar ve virajlı köy yollarında ciddi korku ve panik yaşıyor.
Allah göstermesin gerekli önlemler alınmaz ise her an ciddi kazaların yaşanması içten bile değil! Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, hafif raylı sistemden önce otobüsleri yenileme yoluna gitmeli.
Zaten maddi imkânsızlıklar yüzünden belediye otobüslerini tercih eden vatandaşlara bir darbe de siz vurmayı! Yaşam konfor ve kalitesi maddi imkânsızlıklar yüzünden yok olan insanların en azından can güvenliklerini sağlayın!
***
GENÇLERİ HAYALLERİ YOK OLUP GİDİYOR
Yükseköğretime girmeye hak kazanan öğrenci adayları maddi imkânsızlıktan dolayı istedikleri üniversitelere kayıt yaptıramıyorlar.
Geçtiğimiz yılda durum bundan farklı değildi. 2023 verilerine göre 105 bin 772 öğrenci, parasızlıktan üniversiteye gidememişti.
Bu yıl ki şartlar geçen yıla nazaran daha da ağır. Hayat pahalılığı yüzünden gençlerin bırakın başka bir kentte, yaşadıkları şehirlerde bile üniversite de okumaları neredeyse imkânsız hale geldi.
Trabzon’da bile yoksulluk nedeniyle, üniversitelere kayıtların ciddi oranda azaldığını söylemek mümkün. Öyleki geçen yıl bu sayı 215 bin 211'den, 92 bin 856'ya kadar geriledi.
Son yıllarda Türkiye’deki üniversite sayılarının katlanarak artması, eğitimde kaliteninde düşmesine neden oldu. Okudukları bölümlerin iş sahalarının yetersiz olması, iş bulabilecek oldukları bölümlerde ise yeterli puana erişememeleri gençleri ciddi bir çıkmazın içine sokuyor.
Bu yüzden de bulabildikleri işlerde çalışıp, günü kurtarmanın hesabını yapıyorlar. Üniversite’ye gitmek isteyenler ise maddi imkânsızlıklar yüzünden bu hayallerine kavuşamıyorlar.