16.11.2025 KILÇIK
MÜFETTİŞ RAPORU GERÇEĞİ ORTAYA KOYDU
Ortahisar Belediyesi’nde işçi alımlarıyla ilgili günlerdir süren tartışmalar sonunda netlik kazandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı müfettişlerinin denetleme raporu, ORBEL şirketine 125 personelin işe alındığını ortaya koydu. Belediye Meclisi’nde gündeme gelen ve AK PARTİ Meclis Grup Başkanvekili Yavuz Şanver’in “300 ile 330 arasında işçi alımı yapıldığını” iddia ettiği rakamlar gerçeği yansıtmıyor.
Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyit Zorlu, süreci şöyle özetliyor: “Aylardır ‘300’den fazla işçi alımı yaptılar’ yalanlarıyla Başkanımıza ve kurumumuza iftira atanları, birazcık vicdanları varsa, kamuoyu önünde Kaya Başkanımızdan ve halkımızdan özür dilemeye davet ediyorum”. Müfettiş raporu da Zorlu ve Başkan Kaya’nın açıkladığı rakamları doğruladı.
Bazı siyasetçiler ve gazeteciler resmi açıklamalara rağmen kamuoyunu yanıltmaya devam etti. Şanver’in ortaya attığı “300’den fazla işçi alındı” iddiası, resmi verilerle çürütüldü ve bu tür açıklamaların hem kurumsal güveni zedelediği hem de yanlış yönlendirdiği ortaya çıktı. Zorlu, “Maalesef halkın oylarıyla seçilen bazı siyasetçiler, sorumlulukla hareket etmek yerine bu iftira ve yalana ortak oldular ve konuyu belediye meclisimize taşıdılar” diyerek durumu özetledi.
Maliye müfettişlerinin raporu, resmi rakamların “Tasarruf Tedbirleri Genelgesi yayımlandıktan sonra alınan memur 4, ORBEL A.Ş personeli 125, toplam 129” olduğunu gösterdi. Vakıfbank’tan promosyon alacak personel sayısı da Başkan Kaya ve Zorlu’nun açıkladığı rakamlarla birebir örtüştü. Bu tablo, Zorlu’nun “verdiğimiz rakamlar, müfettiş raporlarıyla da teyit edildi” sözlerini doğruluyor.
Zorlu’nun çağrısı net: “Bir siyasetçinin düşeceği en kötü durum; yalanının ortaya çıkmasıdır. Aylardır ‘300’den fazla işçi alımı yaptılar’ yalanlarıyla Başkanımıza ve kurumumuza iftira atanları, kamuoyu önünde Başkanımızdan ve halkımızdan özür dilemeye davet ediyorum”. Gerçekler ortadayken, bazı siyasilerin ve gazetecilerin sessizliği, doğrular karşısında çaresizliğin göstergesi niteliğinde.
Ortahisar Belediyesi’ne yapılan iş başvurularının sayısını takip etmek ve şeffaf açıklamalarda bulunmak, Zorlu’nun ve Kaya’nın gösterdiği sorumluluğu ortaya koyuyor. Bu tablo, sadece yalan söyleyenleri değil, gerçekleri savunanları da güçlendirdi. “Algılarla değil, gerçek rakamlarla siyaset yapılması gerektiğini” bir kez daha gösterdi.
***
ŞEHİDİMİZİN ADI KÜTÜPHANEDE YAŞIYOR
Geçmişten gelen değerlerimiz ve genç nesillere aktarmamız gereken hatıralar, bazen bir binanın duvarına, bazen de bir kitap rafına sığar. Mardin’in Derik ilçesinde, 2016 yılında hain bir saldırıda şehit edilen Trabzonlu Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk’ün adı artık bir kütüphanede yaşayacak.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bu anlamlı açılış için Mardin’deydi. Şehrin farklı noktalarında gerçekleştirilen ziyaretlerin ardından, Derik Anadolu Lisesi’nde kurulan kütüphanede buluşulan kalabalık, şehidin hatırasına saygı duruşunda bulundu. Başkan Genç’in de ifade ettiği gibi, "Bugün güzel şehrimiz Mardin’deyiz. Derik ilçemizde bulunuyoruz ve burayı kendi şehrimiz gibi görüyoruz. Trabzon ile Mardin arasında yıllar içinde kurulan güçlü gönül bağında bir nebze emeğimiz olduysa ne mutlu bize."
Şehit Kaymakam Safitürk’ün aziz hatırasını yaşatmak, onun değerlerini genç kuşaklara aktarmak sadece bir kütüphaneyi açmakla sınırlı değil; bu, güçlü bir organizasyon ve planlama ile mümkün olabilen bir eylemdir. "Vatanına hizmet etmiş, iz bırakmış, değer üretmiş bir evladımızın, merhum Kaymakamımız Muhammet Fatih Safitürk’ün şehadet yıl dönümünde onu anmak için toplandık. Allah gani gani rahmet eylesin. Cenab-ı Allah’ın açık buyruğudur. Şehitlere ölü demeyiniz, onlar diridirler fakat siz göremezsiniz. Rabbim onu cennetiyle mükafatlandırsın, hepimizi de cennette buluştursun."
Bir kütüphane sadece kitaplardan ibaret değildir; aynı zamanda hatıraları, değerleri ve bir toplumun ortak belleğini koruyan bir mekandır. Başkan Genç’in de vurguladığı gibi, "Hizmetleriyle iz bırakan, şehadete yürüyen bir değerimizi anıyoruz. Aziz hatırasının mekanlarda yaşatılması, onun ürettiği değerlerin hafızalara ve gelecek nesillere nakşedilmesi adına bu kütüphane çok kıymetli bir eserdir."
***
ONLARIN DÜNYASI, BİZİM SORUMLULUĞUMUZ
Trabzon’da uzun zamandır sosyal medyada sokak hayvanlarıyla ilgili tartışmalar yaşanıyor. Konuya siyasetçiler, iş insanları, hayvan hakları savunucuları, hayvanseverler ve sıradan vatandaşlar dâhil oluyor.
Bazı kişiler, sokaklara bırakılan mamalar yüzünden kedi, haşere ve fare sayısının arttığını, buna gerek olmadığını savunuyor. Hatta bir adım daha ileri giderek, vahşi sokak hayvanlarının saldırganlık hallerini paylaşarak kamuoyunda “korku ve nefret” iklimi oluşturmaya çalışıyorlar.
Diğer bir kesim ise, sokakta yaşayan hayvanların gıdaya ihtiyaç duyduğunu ve düzenli şekilde beslenmeleri gerektiğini söylüyor. Araç ve yaya trafiğinin artması, çöplerden beslenen hayvanların kimyasal atıklar nedeniyle hayati tehlike yaşadığını gösteriyor. Bu konuda yüzde yüz haklılar.
Sokaklarda yaşam mücadelesi veren canlarımız, kentlerin betonlaşması ve çöplerin yer altı konteynerlerine taşınması nedeniyle büyük sıkıntılar çekiyor. Belediyeler, hayvansever dernekler ve duyarlı vatandaşlar, bu canların hayata tutunabilmesi için büyük bir özveriyle çaba gösteriyor.
Bir de hayatta “bir tavuğa bile su vermeyen” insanların bu konuda saçma sapan yorumlar yapması gerçekten üzücü.
Unutmayalım ki Allah, insanlar dışında da birçok canlı yarattı. İnsan nefes alıyor, konuşabiliyor, derdini anlatabiliyor ve sorunlarını çözebiliyor. Fakat hayvanlar, insanlar yüzünden ne avlanabiliyor, ne beslenebiliyor, ne de barınabiliyorlar.
Allah’ın bu dilsiz kullarını hor görmek, canavarlaştırmak ya da yok saymak kabul edilebilir bir durum değil. Bizler birer canlı olarak nasıl haklara sahipsek, onların da aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız.
İnsanlar haklarını kanunlardan ve anayasadan alır; ama hayvanların anayasası vicdandır. İçinde biraz vicdan kırıntısı olanlar, ne demek istediğimizi çok iyi anlamıştır.
***
ENGELLİLER İÇİN HAYAT ZORLAŞIYOR
Trabzon’un sahilinde yürürken çoğu zaman üst geçitlerin insan hayatını kolaylaştırdığını düşünürüz. Bazıları gerçekten iyi tasarlanmış; konforlu, güvenli ve ulaşımı kolay. Ama bazı üst geçitler… Ah, onlar sanki zamanla yarışmayı bırakmış gibi; 30-40 yıllık geçmişleri var ve günün koşullarına göre sadece “pansuman edilmiş.”
Peki, bu üst geçitlerde kim düşünülmemiş? Engelli vatandaşlarımız.
Sahil peronuna giden bazı üst geçitler, yalnızca sağlıklı bireylerin kullanımına göre düzenlenmiş. Tekerlekli sandalye kullanan, koltuk değneğiyle yürüyen ya da yürümekte zorlanan bir kişi için bu geçitler neredeyse aşılmaz birer engel. Bu durum, sadece bir altyapı sorunu değil; aynı zamanda onların kent yaşamında görünmez kılınması anlamına geliyor.
Havaalanında yapılan yeni bir üst geçitte durum biraz daha iyi. Engelli vatandaşların geçişini kolaylaştıracak asansörler var. Ama ne yazık ki, bu asansörlerin ikisi de aynı anda hizmet vermiyor. Ya biri çalışıyor, ya diğeri. Küçük bir aksaklık, onların gününü karartabiliyor.
Kentte yapılan her türlü yatırımda engellilerin varlığı artık unutulmamalı. Onlar, hayatın içinde bizlerle birlikte var olan ve toplumun eşit haklara sahip üyeleri. Zaten hayat konforları sınırlı olan bu insanların, bir de şehir planlamasında yok sayılması kabul edilemez.
Trabzon’un yetkililerine sesleniyorum: Lütfen engelli vatandaşlarımızı unutmayın. Şehir, sadece sağlıklı bireylerin değil; herkesin, her yaştan ve her fiziksel durumda insanın yaşayabileceği bir yer olmalı.