16.05.2025 KILÇIK

HİÇ ŞEY BİTMEDİ, YENİ BAŞLIYOR!

Futbol, sadece bir oyun değil; inancın, azmin, sabrın ve yeniden doğuşun sahaya yansıdığı bir mücadeledir. Sebat Gençlikspor’un yüreğiyle oynadığı bu sezon, birçok zorluğa rağmen buraya kadar gelmesi zaten bir başarı öyküsüdür. Ve bu öykü henüz tamamlanmadı.

Evet, ilk maçta istenmeyen bir sonuç alındı. 2-0’lık mağlubiyet kolay sindirilecek bir skor değil, bunu biliyoruz. Ama futbol, skordan çok daha fazlasıdır. Bir takım, inancını sahaya koyduğunda neler olabileceğini tarih defalarca yazdı. Sebat Gençlik de bunu yapabilecek karakterde bir takım.

Bu takım, yılmadı. Bu takım, sezon boyunca pek çok zor maçtan alnının akıyla çıktı. Şimdi önünde sadece 90 dakika var. Belki uzatma, belki penaltılar… Ama her şey hâlâ mümkün. Çünkü 3-0'lık bir galibiyet, bu turu geçmeye yeter. Ve bu, imkânsız değil.

İkinci maçta taraftarının önünde, kendi evinde oynayacak Sebat Gençlik. Bu şehrin sesi, bu kulübün nefesi, bu armaya gönül vermiş binlerce insanın yüreği tribünde olacak. Sahadaki her topa sadece 11 oyuncu değil, yüzlerce yürek koşacak.

Şimdi kenetlenme zamanı. Kırılma değil, toparlanma zamanı. Bu takım pes etmez. Çünkü adı üstünde: Sebat. Sabreden, mücadele eden, yıkılmayan bir ruhun adı.

İnancınızı kaybetmeyin çocuklar. Bu hikâye daha bitmedi. Asıl zafer, en karanlık anda gelen ışıktır.
Ve biz inanıyoruz: O ışık, sizinle gelecek.

Haydi Sebat Gençlik, bu tur sizin olabilir. Sadece inanarak oynayın. Gerisi zaten gelecek.

***

TRABZONSPOR’DAN YERİNDE TEPKİ!

Futbol, bazen sadece futbol değildir. Bazen bir memleketin onuru, bazen bir halkın adalet arayışı, bazen de sahada emeği hiçe sayılan bir kulübün sessiz haykırışıdır. Trabzonspor’un Ziraat Türkiye Kupası Finali’nden sonra yaşadığı şey tam olarak budur. Sadece bir mağlubiyet değil; yine, yeniden sistemin görmezden geldiği bir camianın adaletsizlikle sınanmasıdır.

Fatih Tekke, final sonrası “Gına geldi” derken aslında sadece bir maçın hakemini değil, yıllardır Trabzonspor’un üstüne çöken o görünmez ama etkili düzeni kast ediyordu. Kupayı kaybetmiş olabilir Trabzonspor, ama çok daha fazlasını kaybeden Türk futboludur. Çünkü adaletin olmadığı yerde, rekabet değil, tahakküm kazanır.

Trabzonspor’un kupa törenine çıkmaması, bir “mızmızlık” değil; bir duruştur. “Sahada kaybettiysen centilmence kutla” denir ama ya sahada kaybetmemişsen? Ya hakemin görmezden geldiği bir faulle yediğin gol, maçın kaderini değiştirmişse? Ve ya bu senin başına defalarca geldiyse?

Fatih Tekke’nin ifadesiyle: “İkinci yarı akıl almaz şekilde, %100 faul olduğunu düşündüğüm pozisyonla hiç VAR’a gidilmeden 2-0 geri düştük.” Bu sadece finalin değil, sezon boyunca biriken kırgınlıkların, çaresizliklerin ve öfkenin dışavurumudur. Çünkü bu pozisyon tek değil, ilk değil, son da olmayacak gibi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Merkez Hakem Kurulu (MHK), artık şapkayı önüne koymalıdır. Sürekli tekrarlanan "insanlık hali" açıklamaları, göz göre göre yapılan hataları örtmüyor. Eğer adalet, sadece “büyükler” lehine çalışıyorsa, bu oyunun hiçbir anlamı kalmaz.

Trabzonspor gibi Anadolu’nun direnişini simgeleyen bir kulüp, defalarca kez aynı hakem kararlarıyla hırpalanıyorsa, burada tesadüf değil; düzen vardır. Ve bu düzen, Türk futbolunu içten içe çürütmektedir.

Fatih Tekke’nin sözleri bir teknik direktörün öfkesi değil, bir Trabzonlunun, bir sporcunun, bir yüreğin feryadıdır. Bu feryadı anlamayanlar, futbolu sadece skor tabelasından ibaret görenlerdir.

“Onların da ailesi var, uzatmak istemiyorum…” diyen Tekke, aslında ne kadar dolu olduğunu ama aynı zamanda ne kadar insaflı davrandığını da gösteriyor. Ama onun gösterdiği insafı sistem göstermiyor. İşte sorun burada başlıyor.

Son Söz;

Trabzonspor’un kupa törenine çıkmaması bir protestodur. Sessiz, ama onurlu bir duruş. Bu duruşa kulak vermek yerine eleştirmek, futbolun özündeki adalet duygusuna ihanettir. TFF ve MHK, bu sesi duymalı, kulüplerin güvenini kaybetmenin bedelinin ne olduğunu anlamalıdır.

Çünkü artık gerçekten "gına geldi".

***

TEKKE HAKLI MI, HAKSIZ MI?

Ziraat Türkiye Kupası finalinde alınan mağlubiyet Trabzonspor camiasını derinden sarstı. Taraftarlar yine büyük hayaller kurmuştu; belki bir kupa, belki sezonun tüm kırgınlıklarını unutturacak bir zafer... Ama olmadı. Maçın ardından gelen tepkilerin büyük bölümü doğal olarak teknik direktör Fatih Tekke’ye yöneldi. Özellikle de son haftalarda formda olan Danylo Sikan’ın yedek kulübesinde oturması, "neden?" sorusunu herkesin diline doladı.

Fatih Tekke’nin maç sonrası yaptığı açıklamalar ise hem düşündürdü hem de tartışma yarattı. “Bazı oyuncuların eksikleri var, öğrenmeleri lazım” demek bir teknik adamın hakkıdır, hatta görevidir. Ancak bunu kamuoyunun önünde söylemek ne kadar doğrudur, işte orası biraz karışık. Bu sözlerin içinde haklılık payı olsa da, bir yandan da futbolcunun özgüvenini kırabilecek bir tarafı var.

Samimi olmak gerekirse, Tekke'nin söylediklerinde doğruluk payı var. Evet, Sikan hâlâ olgunlaşma sürecinde bir oyuncu. Her topu doğru zamanda, doğru şekilde oynayamıyor. Sahada hem fiziksel hem zihinsel açıdan gelişmeye açık yönleri var. Ama şu da bir gerçek ki; Sikan bu sezon Trabzonspor’un en etkili hücum oyuncularından biri haline geldi. Son haftalarda gösterdiği performansla "ben bu takımda oynarım" mesajını net şekilde vermişti.

Fatih Tekke’nin bu gerçeği görmezden gelmesi ya da başka bir ifadeyle bu form grafiğine rağmen onu finalde kulübede tutması, teknik bir tercih olabilir ama duygusal anlamda camiayı tatmin etmedi. Hele ki kaybedilen bir finalin ardından...

Fatih Tekke, Trabzonspor’un efsane isimlerinden biri. Bu camianın ne demek olduğunu en iyi bilenlerden. Oyuncularına zarar vermek istememesi, onları medya önünde rencide etmemeye çalışması çok değerli bir yaklaşım. Ancak aynı zamanda oyunculara güven vermek, özellikle formda isimleri cesaretlendirmek de teknik direktörlüğün bir parçası. Hele ki final gibi büyük maçlarda...

Sözlerinin satır aralarında aslında bir iç hesaplaşma da var gibi: "Ya çok çabuk düşüneceksin, ya da çok çabuk olacaksın" diyerek futbolun geldiği noktayı net bir şekilde özetliyor. Fakat bazen bu teorik doğrular, sahadaki duygusal gerçeklerle örtüşmeyebiliyor. Taraftar o gün sahada mücadele eden, formda ve motive bir Sikan görmek istiyordu. Belki Sikan o pozisyonları harcayacaktı ama en azından o cesaretli haliyle takımına enerji katacaktı. Bu ihtimal bile taraftar için anlamlıydı.

***

DAHA CESUR DAVRANMAK ZORUNDA!

Fatih Tekke, Trabzonspor’un teknik direktörlük görevine başladığı günden beri hem taraftarlar hem de futbol camiası için büyük bir umut kaynağıydı. Trabzonspor’un tarihine damgasını vurmuş, kulüp için çok değerli bir isim. Ancak, gelinen noktada, beklentilerin gerisinde kalan bir takım performansı ve sahada yansıyan belirli sorunlar var. Yine de, Fatih Tekke’yi eleştirirken, onun iyi niyetini ve kulübün başarısı için yaptığı fedakârlıkları unutmamak gerekiyor. Çünkü Tekke’nin niyeti her zaman Trabzonspor’u daha iyi bir noktaya taşımaktı. Ancak, bazen niyetle birlikte gelen cesaret, vizyon ve doğru tercihler eksik kalabiliyor.

Trabzonspor, çok köklü bir kulüp ve bir o kadar da genç oyuncularla dolu bir altyapıya sahip. Bu altyapı, uzun yıllardır Türkiye futbolunun en değerli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda, bu potansiyel ne yazık ki sahada pek fazla görünmedi. Fatih Tekke’nin göreve gelmesinin ardından, takımın sahip olduğu bu değerleri daha iyi kullanmak, genç futbolculara daha fazla fırsat tanımak gibi bir beklenti doğmuştu. Bu beklenti, hem taraftarlar hem de kulüp yönetimi için çok anlamlıydı; çünkü Trabzonspor, genç yetenekler ile yepyeni bir kimlik kazanma fırsatını elinde bulunduruyordu.

Ancak Tekke, genç oyunculara beklenen şekilde fırsatlar tanımadı. Bu, yalnızca oyuncuların gelişimine değil, kulübün geleceğine de ciddi bir zarar verdi. Gençlerin sahada daha fazla yer alması, hem dinamik bir takım oluşturacak hem de kulübün geleceğine yatırım yapacaktı. Ancak, mevcut kadronun ağırlığı ve yaş ortalamasının yüksekliği, dinamikliği zedeledi. Tekke’nin bu konuda daha cesur olabilmesi gerekirdi. Genç oyunculara şans vererek, sadece onların gelişimini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kulübün yeniden güç kazanmasını da mümkün kılabilirdi. Bunu başarmak için, zaman zaman risk almak gerekebilir. Futbol, sadece geleneksel başarılarla değil, yenilikçi adımlarla da şekillenir.

Tekke’nin daha yaratıcı ve cesur olmasını beklemek belki de Trabzonspor’un ihtiyacı olan yeniliği sağlayacak ilk adım olacaktı. Ama bunun yanında, takımın performansını da değerlendirmek gerek. Maç öncesi heyecan uyandırmayan kadrolar, taraftarlarda umutsuzluk yaratıyor. Maçtan önce sahadaki isimleri gördüklerinde, taraftarlar bir beklentiye giremediler; bu da duygusal bağın zayıflamasına yol açtı. Burada, teknik direktör olarak Fatih Tekke’nin, takıma sadece taktiksel değil, duygusal olarak da yaklaşması önemli bir noktadır. Futbolun sadece bir skor oyunu olmadığını, aynı zamanda bir hikâye, bir aidiyet meselesi olduğunu unutmamalıyız.

Ancak, Fatih Tekke’nin en büyük eksikliği, belki de tüm bu süreçte cesaretini yitirmemiş ve eskiye ait yöntemleri daha fazla benimsemiş olmasıydı. Statükocu bir yaklaşım, bir takımın ruhunu, kimliğini ve geleceğini tehdit eder. Bugün, Trabzonspor’un önünde bir fırsat var; bu fırsat, gençlere ve yeniliğe olan inançla değerlendirilmeli. Tekke, kulübün değerlerine saygı göstererek, genç futbolculara fırsat tanımalı ve bu sayede kulübün hem sportif hem de kültürel açıdan yeniden ayağa kalkmasına katkı sağlamalıydı.

Sonuçta, Fatih Tekke’nin teknik direktörlük tarzı, en azından şu ana kadar, beklentilerden uzak kaldı. Ancak bu durum, onun kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Aksine, kulüp için elinden geleni yapmak isteyen bir insan olarak görülebilir. Belki de, büyük bir değişim yaratabilmesi için biraz daha cesur ve risk alıcı bir yaklaşım benimsemesi gerekirdi. Bu, Trabzonspor için bir fırsat olabilir. Fakat, bu fırsatın kaçırılması, sadece sportif değil, kulübün kültürel kimliğine de zarar vermektedir.

Fatih Tekke’nin geleceği, sadece şu anki sonuçlarla değil, daha çok vizyonuyla, cesaretiyle ve aldığı risklerle şekillenecek. Trabzonspor’un ihtiyacı olan şey, yenilikçi bir yaklaşımdır. Ve belki de Fatih Tekke, şimdi bu fırsatı değerlendirmek için adım atmalı; genç futbolculara şans vererek, hem kulübü hem de kendisini yeniden inşa etmelidir. Çünkü Trabzonspor, bir zamanlar olduğu gibi, genç ve dinamik oyuncularla yeniden ayağa kalkabilir ve bu, ancak doğru adımlar atılarak mümkün olacaktır.