16.04.2025 KILÇIK

NEDİR BU ZAFER SARHOŞLUĞU!

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti seçimleri sona erdi. Sandık konuştu, üyeler tercihini yaptı. Mevcut başkan Ersen Küçük’e “devam” dedi. Süreç tamamlandı, sonuç net: Hayırlı olsun, demokrasi kazandı… Kazanması gereken neyse artık.

Ancak seçim sonrası öyle bir tablo oluştu ki, insan ister istemez kendini bir seçim kutlamasından çok, sanki bir devrim gecesinin sabahında bulmuş gibi hissediyor. Bu hissi yaratan kişi de tahmin edeceğiniz üzere, seçim kazanmayan ama sanki 12 puan farkla galip gelmiş gibi davranan gazeteci arkadaşımız Ahmet Çağlar Yıldırım.

Ahmet Bey, öyle bir sevindi, öyle bir kutladı ki… Bir an “Acaba biz mi kaçırdık? Aday olmuştu da gizli gizli mı yürüttü kampanyayı?” diye düşünmeden edemedim. Yok, hayır. Aday falan değilmiş. Ama sevinci gören biri, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti değil, adeta Ahmet Çağlar Yıldırım Başkanlığı kazanmış zanneder.

Ersen Küçük bile kazandığı seçim sonrası bu kadar heyecanlanmadı. Makul, dengeli, ağırbaşlı bir duruş sergiledi. Öte yandan Sayın Yıldırım’ın sosyal medyada verdiği gazı görünce, insan “Acaba 26 yılın birikmiş suskunluğu bir anda mı patladı?” diye düşünmeden edemiyor.

Ahmet Bey ile Kuzey TV’de çalıştığımız yılları hatırlıyorum. Ben spor servisinde şeflik yaparken, kendisi haber servisinde kameraman-muhabirdi. Trabzonspor deplasmanları olunca onu yanıma alırdım, o da objektifin arkasından dünyayı izlerdi. Ne mutlu ki o yıllardan bugüne dek hiçbir toplumsal meseleye, hiçbir çarpıcı habere bu kadar derin, bu kadar ateşli bir tepki verdiğini görmedik. Yani kısaca, 26 yıl boyunca “su akar, Ahmet bakar” misali bir gazetecilik kariyeri...

Ama ne olduysa, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti seçimlerinde oldu. Birden bire içindeki Yıldırım çaktı, şimşekler çaldı, gök gürledi. O da yetmedi, zafer çığlıklarıyla sosyal medyayı adeta “yerel gurur abidesi”ne çevirdi.

Yahu Ahmet Bey, kimden neyi aldınız da bu kadar sevindiniz? Rakipler yabancı değil. Ermeni değil, Rus değil. Dünkü haber nöbetindeki arkadaşlarınız, abiniz, kardeşiniz. Kime karşı kazandınız? Ne kazandınız? Lütfen biri bize anlatsın.

Ne var ki 26 yıllık meslek hayatında etliye sütlüye dokunmadan ilerleyen birinin, bir cemiyet seçimiyle böylesine kabına sığamaması, ister istemez şaşkınlık yaratıyor. Ve evet, belki de bu anlamda en büyük başarıyı Ersen Küçük elde etti: Ahmet Çağlar Yıldırım’a meslek hayatının ilk “refleksini” verdirdi!

İşte bu da bir tür kazanım sayılmaz mı?

***

ODATV’NİN KRONİK TRABZONSPOR SORUNU!

Başlığımızın sebebini lütfen bir gazete ya da internet haberciliği düşmanlığı olarak değerlendirmeyin. OdaTV, dijital medya alanında etkili ve başarılı bir platform olabilir, bunu inkâr etmiyoruz. Ancak ne yazık ki bu başarılarının gölgesinde sürekli kendini hissettiren bir Trabzonspor antipatisi var!

Trabzonspor ile ilgili ne zaman bir gelişme yaşansa, OdaTV ya bu haberi küçük ve önemsiz başlıklarla geçiştiriyor, ya tamamen görmezden geliyor, ya da manipüle ederek çarpıtılmış şekilde manşetine taşıyor. Bu konuda o kadar istikrarlılar ki, artık “yanlışlık oldu” denebilecek bir durum olmaktan çıktı.

En basit örnek: Dünyanın konuştuğu Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamaları.

Binlerce insanın sokaklara döküldüğü, uluslararası medyada geniş yer bulan bu tarihi an, OdaTV için adeta “yok” hükmündeydi. O anları okuyucularına göstermemek için tabiri caizse bin takla attılar. Haber yapmamakla kalmayıp, sitelerinde haberi nereye koyacaklarını bile bilemediler; yeter ki görünmesin!

Gelelim bugüne…

Ortak bir acımız var. Henüz genç yaşta, alçakça işlenmiş bir cinayet sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi, bir Trabzonspor taraftarıydı.

Bu acı olayın ardından Trabzonspor camiası üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Başkanından yöneticilerine, taraftarından futbolcusuna kadar herkes bu acıyı sahiplenip, Minguzzi ailesinin yanında yer aldı.

Aileyi tehdit edenlere karşı Trabzonspor taraftarı dimdik durarak, “Sıkıyorsa gelin bizi tehdit edin” diye meydan okudu. Bu bir cesaret değil, bir vefa göstergesiydi.

Kulüp ise bununla yetinmedi, stadyumdaki tribünlerden birine kardeşimiz Mattia Ahmet Minguzzi’nin adını verdi.

Bu olayda haber değeri yok mu sizce?

Bu sahiplenme, bu dayanışma, bu duruş hiç mi dikkatinizi çekmedi?

OdaTV’nin bu yaşananlara karşı yine sessizliğe bürünmesi tesadüf mü, yoksa bilinçli bir politika mı?

Şunu açıkça söyleyelim: Trabzonspor’un da Minguzzi ailesinin de OdaTV’nin yapacağı haberlere ihtiyacı yok. Ancak siz de gazetecilik yapıyorsanız, haberi görmezden gelme lüksünüz yok!

Gazeteciliği kişisel önyargıların arkasına saklayarak ayaklar altına alamazsınız!

Buradan OdaTV Genel Yayın Yönetmeni’ne açıkça sesleniyoruz:

Gazetecilik yapacaksanız, gazeteciliğin gereğini yapın. Spor servisinizin yayın politikasını bir gözden geçirin. Kişisel fanatizmlere mesleğimizin onurunu teslim etmeyin!

***

TRABZON’UN RAYLI UMUDU GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

Dün Trabzon’da gerçekleşen lansmanla, uzun süredir konuşulan ama bir türlü somut adım atılamayan hafif raylı sistem projesi nihayet gün yüzüne çıktı. Lansman, siyasetçilerin, bürokratların ve basın mensuplarının katılımıyla oldukça yoğun geçti. Projenin detayları ve güzergâhı tanıtıldı; ancak salonun havasında netleşmeyen bazı noktalar da yok değildi.

İlk sözü Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç aldı. Başkan Genç, bu projeye olan inancını ve kararlılığını bir kez daha ortaya koyarak, “Benim için en kıymetli proje bu. Üzerine titizlikle gidiyoruz.” sözleriyle kürsüde güçlü bir duruş sergiledi. Ardından Trabzon Valisi Aziz Yıldırım da benzer mesajlar vererek, şehrin gelişimi için bu tür ulaşım yatırımlarının ne kadar elzem olduğunu vurguladı.

En dikkat çeken açıklamalardan biri ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün’den geldi. Eyigün, “Bizim ekibimiz bu kadar hızlı çalışıyorsa, bunun altında yatan en büyük etken yereldeki iş birliğidir. Aslında tek bir hedefimiz var: Trabzon’un kısa, orta ve uzun vadede raylı sistem planlamasını netleştirmek.” diyerek topu bir nevi yerel yönetimlere attı.

Burada durup bir parantez açmak gerekiyor: Bu proje, aslında 2009 yılında söz verilmiş ama üzerinden tam 16 yıl geçmiş. Şimdi ise nihayet harekete geçildi. Bu nedenle emeği geçen herkese elbette teşekkür etmek gerekiyor. Ancak... bazı eksiklikleri ve soru işaretlerini de görmezden gelmek mümkün değil.

Lansmanda açıklanan güzergâhın ilk etap, kentin göbeği Ortahisar ilçesinden geçiyor. Ancak Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’ya kürsü konuşması verilmedi. Oysa Yalçın Eyigün’ün yerel yönetim vurgusunun üzerine “Biz de bu projenin arkasındayız, destekliyoruz.” gibi birkaç cümle kursa, projeye olan güven ve birlik görüntüsü çok daha güçlü olmaz mıydı?

Şimdi sormak lazım: Hem Trabzon Büyükşehir Belediyesi hem de güzergâh üzerindeki iki CHP’li ilçe belediyesi el ele verip bu projeye birlikte baskı yapsalar, 2026 yılı yatırım bütçesine Trabzon’un hafif raylı sistem projesi çok daha kolay girmez mi?

Projeye dair umut büyük, beklenti yüksek. Ama bu birlik fotoğrafı eksik kalırsa, süreç yine zamana mı yayılır? Bekleyip göreceğiz. Şimdilik, kuliste konuşulanlar bunlar…

***

BELEDİYELERDEKİ GERİLİM BÜYÜYOR!

Nisan ayının gelmesiyle birlikte Trabzon'daki belediye meclislerinde tansiyon adım adım yükselmeye başladı. İlk kıvılcım, Maçka Belediye Meclisi’nde çaktı. AK Partili Belediye Başkanı Koray Koçhan’ın, vefat eden sanatçı Volkan Konak’la ilgili kullandığı ifadeler, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, meclis ortamında da gerilimi tırmandırdı.

Bu olayın sıcaklığı henüz geçmemişken, bu kez Ortahisar Belediye Meclisi’nde bir tartışma patlak verdi. AK Partili Meclis Üyesi Ufuk Hoş’un sosyal medyada yaptığı Atatürk paylaşımı üzerinden yaşanan sözlü atışmalar, mecliste havayı iyice gerdi. Tartışmaların odak noktasında yine ideolojik ayrışmalar vardı ve ortam giderek siyaset arenasına dönüştü.

Ve son perde… Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilk toplantısı da aynı çizgide geçti. Yine bir AK Partili meclis üyesinin yaptığı açıklama sonrası sesler yükseldi, meclis salonunda sözlü tartışmalar büyüdü ve kameralara yansıyan nahoş görüntüler ortaya çıktı.

Dikkat çeken ortak nokta ise şu: Bu üç farklı gerilimin çıkış noktası da AK Partili üyelerden geldi. Dahası, yıllardır duruşu, sakinliği ve nezaketiyle tanınan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın bile bu ortamda kontrolünü kaybetme noktasına geldiğine şahit olduk. Meclis toplantısında sesini yükselten, itidalli duruşunun dışına çıkan bir Ahmet Kaya görüntüsü, tahrikin boyutunu gösterdi. Çünkü Kaya bugüne dek her platformda yapıcı, uzlaşmacı ve sakin söylemleriyle tanınıyordu.

Bu görüntüler Trabzon siyaseti adına düşündürücü. Çünkü yerel yönetimler, genel siyasetin arenası değil. Trabzonlular, oylarını hizmet için verdi. Kavga değil çözüm bekliyorlar. Altyapıdan ulaşıma, sosyal projelerden ekonomik desteklere kadar onlarca bekleyen mesele var.

Buradan şu çağrıyı yapmak gerekiyor: Özellikle AK Partili meclis üyeleri ve belediye başkanları, şapkayı artık önlerine koymalı. Genel siyasetin gölgesinden çıkıp yerel sorunlara odaklanmalılar. Polemik değil proje üretmeliler.

Trabzon’un her ilçesi, her mahallesi hizmet bekliyor. Gerginlikten değil, iş birliğinden doğacak çözümlerle şehir nefes alacak. Yoksa halkın sesi, sandıkta yine konuşur.