16.01.2025 KILÇIK
DRON ÇEKİMLERİ VE İDDİALAR!
Edindiğimiz bilgilere göre, Düzyurt sakinleri, bölgelerinde yapılan dron çekimleri nedeniyle bölge jandarmasına şikâyette bulunmuş.
Olayın başka bir boyutu ise, orada yaşayan bir kadının iddialarına göre, çekim yapan şahısların kendisini silahlı tehdit ettiği yönünde.
Jandarmanın devreye girmesiyle birlikte, bölgede yaşayan vatandaşlar bir araya gelip Büyükşehir Belediyesi’ne gitme kararı aldı.
Belediye binasında çıkan gerginlik sonrasında, Genel Sekreter Gürkan Üçüncü ile vatandaşlar arasında gerilimli diyaloglar yaşandı.
Üçüncü, yapılan dron çekimlerinin kendilerine ait olmadığını ve bu durumla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını ısrarla savunsa da, şikayetçi vatandaş, bölge jandarmasından aldığı bilgilere dayanarak, çekim yapan kişilerin Büyükşehir Belediyesi personeli olduğunu ve halktan çekindikleri için gizlice çekim yaptıklarını iddia etti.
***
MÜJDE Mİ, SİYASET Mİ?
2022 yılında Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nin Başarılı Gazeteciler Yarışması ödül töreni, sadece ödüllerin verildiği bir etkinlik değil, aynı zamanda Trabzon siyasetiyle ilgili bir gerilimin de yaşandığı bir an olmuştu.
O gün, CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya ile Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu arasında yaşanan tartışma hafızalardan silinmedi.
Kaya, o törende Akyazı Stadyumu’nun Trabzonspor’a tahsis edilmesi gerektiğini haykırarak, "İktidar gitmeden, siz isterseniz bunu yapın" demişti.
Ancak Karaismailoğlu, Kaya’nın bu açıklamalarına "Burada siyaset yapma" diyerek tepki göstermiş, aralarındaki gerilim artmıştı.
Sonuçta, Karaismailoğlu töreni terk etmişti. Ancak yıllar sonra, Trabzonspor’un haklarıyla ilgili benzer bir açıklama yapıldı, bu kez iktidar cephesinden ve 'müjde' olarak verildi!
Bir farkla: Kaya, "Akyazı'nın tahsis edilmesini" istedi, Erdoğan ise sadece 10 yıl için tahsis edeceğini duyurdu.
Kısacası, Kaya'nın yıllar önce dile getirdiği haklı talep, nihayet AK Parti'nin ağzından 'müjde' olarak çıktı.
Ama belki de en büyük soru, bu 'müjdenin' zamanında yapılsaydı, Trabzonspor’un geleceği nasıl şekillenecekti?
Bu sorunun cevabı, hala cevapsız kalmaya devam ediyor.
***
İLLER BANKASI VE BELEDİYELER!
Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin üçüncü gününde komisyonlardan gelen kararlar meclisten geçti.
Kararlar oy birliği ile geçse de kullanılmak istenen kredi miktarları dikkat çekiyor.
Yeni dönemde kullanılan kredinin miktarı 4 milyar civarında olduğu mecliste ifade edildi.
CHP grubu adına söz alan Cüneyt Zorlu alınan krediler hakkında ‘Nasıl beceriyorsunuz, biz beceremiyoruz.’ İronisiyle iller bankasından alamadıkları kredilere göndermede bulundu.
Hatırlanacağı üzere Ortahisar Belediyesi İller Bankasından kredi istemiş ancak karşılığında teminat mektubu verilmesi gerektiği iller bankası tarafından kendilerine iletilmişti.
Tabi burada Ahmet Metin Genç, Zorlu’ya cevap verirken bütün kredileri sadece iller bankasından almadıklarını, Vakıfbank üzerinden de kredi kullandıklarını söyledi.
Ortaya iki sonuç çıkıyor. Ya Ortahisar Belediyesi kredi almak konusunda beceriksiz ya da İller Bankası dâhil kamu bankaları çifte standart uyguluyor.
***
HASTANELERİ KİM DENETLİYOR?
Trabzon’daki devlet hastanelerinin durumu hakkında son günlerde tespit ve görüşlerimizi dile getiriyoruz.
Hastanelerin acil servislerinden tutunda yoğun bakım ünitelerine kadar her birimleri vatandaşla dolup taşmış durumda.
Bu yoğunluk karşısında doktor ve sağlık personeli yetersiz kalıyor.
Diyalog, hizmet, hijyen, havalandırma, temizlik, gibi konularda hepsinin sınıfta kaldığını söyleyebilirz.
Özel hastanelerde de aynı yoğunluk var. Fakat onlarda durum daha iyi. Temizlik ve bakım personellerin sayısının az olmasına, devlette çalışan personellerden daha az maaş almalarına rağmen temizlik ve hijyen konusunda daha özverili çalışıyorlar.
Demek ki devlet hastanelerinde çalışan personeller, “salla başı, al maaşı” taktiğini uyguluyor.
Bunun sebebi yeterince denetim yapılmaması. Personellerin siyaseten işe alındıkları için ikendilerini “dokunulmaz” olarak görmeleri, iş ahlakında yoksun olmaları olarak sıralandırılabilir.
Hele de hastalara karşı kullandıkları kaba uslüp, tahammül sınırlarını oldukça zorluyor.
Kısacası hastaneye yolunuz düştüğünde asıl hastalık o zaman başlıyor.
Gidişat hiçte hoş değil, gerekli önlemler alınmazsa dahada kötüye gideceği aşikâr!