15.07.2024 KILÇIK

FUTBOL ADAMLARI HİÇ UTANIYOR MU?

Türkiye Futbol Federasyonu 18 Temmuz Perşembe günü seçimli Olağanüstü Genel Kurulunu yapacak. En güçlü aday gözüken UEFA İcra Kurulu üyesi Servet Yardımcı, gördüğü baskı, yıldırma politikası, entrikalar sonucunda adaylıktan çekildiğini açıkladı. Hatta UEFA’daki görevini bile bıraktı. Neden? Çünkü Saray Mehmet Büyükekşi’nin kazanmasını istiyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan, bunu da zaten açık ve net bir şekilde ortaya koydu. Büyükekşi’nin tek rakibi İbrahim Hacıosmanoğlu olarak görülüyor. Bu isim de Trabzonspor’da başkan yardımcısı ve başkan olarak görev yaparken ne kadar yetersiz, bilgisiz, egolu olduğunu tüm dünyaya ispatlamıştı. Ama bu ismi bile destekleyen önemli kulüpler bulunuyor. Bir yanda futbolumuzu rezil eden Mehmet Büyükekşi, diğer yanda Trabzonspor’u perişan halde bırakan İbrahim Hacıosmanoğlu… Ve anlı şanlı, futbol insanlarımız sus pus, köşelerine çekilmişler, adeta iş dilenciliğine çıkmış, pusuna kendilerine yüklü maaş ödeyecek kulüplerden teklif bekliyorlar.

TÜM DİĞER FEDERASYONLARI SPORCULAR YÖNETİYOR

Türk futbolundaki sistemden sürekli şikayet eden Şenol Güneş, bu düzenin en çok koruduğu Fatih Terim, sözde muhalif gözüken Mustafa Denizli gibi artık yaşları kemale ermişler, belli bir lobileri olan isimler ortaya çıkıp, “Bu futbolu biz yöneteceğiz” diyemiyorlar. Ya da Spor Fakültelerinde profesör unvanlı futbol uzmanları, spor hukukçuları falan silik silik köşelerinden olan biteni izliyorlar. Ya kardeşim basketbolu, basketbolcu, voleybolu voleybolcu, güreşi güreşçi, boksu, boksör, atletizmi atlet yönetiyor… Belki de tüm spor branşlarında Federasyon başkanlığı yapanlar o sporu geçmişte başarıyla icra etmiş kişiler. İş futbola geldiğinde ise bu işin uzmanı olması gerekenler sadece kulüplerden gelecek ballı transfer ücretlerine kilitlenmişler. Hiçbir şekilde futbolun çağdaş normlarla yönetilmesi, ülkeye gerçek anlamda bir hizmet vermenin umurlarında olmadığı her halleriyle görülüyor. Futbol, ehliyetsiz ellerde heba olurken, bunlar meslektaşlarının ayaklarının kaymasını ve yüklü maaşlarla çalışma sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar.

Yüzleri kızarmıyor, utanmıyorlar…

Nasıl bir yüzsüzlükse!.

***

DOĞAN BUNU HİÇ DÜŞÜNMÜYOR MU?

Ertuğrul Doğan, Trabzonspor’da 5 yıl yöneticilik yaptı. Son iki yılında Başkan Yardımcısı ve Asbaşkan unvanlarının sahibi oldu ve sonra da başkanlık koltuğuna oturdu. ;Yani bir yönetici olarak önemli tecrübelere sahip olarak başkan seçildi. Bu da Doğan’ın her anlamda kulübü doğru yönetmesi için bir kriter olmalıydı. Fakat ne yazık ki Bordo-Mavili kulübün başkanı her geçen gün biraz daha fazla hata yapıyor. Geçmiş yanlışlarından zerre kadar ders almıyor. Zaten bu dersi alsaydı kulübün borcu bugün 6 milyar lira civarına dayanmazdı değil mi? Bakın Başkan Doğan bugün de transferler yapıyor. Alınan tüm futbolcular, “Çok kısa sürede ikna olduk. Görüşmelerimiz birkaç gün bile sürmedi ve Trabzonspor’a gelmeye karar verdik” diyorlar. Bu futbolcuların büyük bölümü yabancı ve her halde çocukluklarında Bordo-Mavi forma aşkıyla büyümemişler. Neden çok çabuk ikna oluyorlar? Çünkü hiçbir kulübün kendilerine vermeyeceği paralar ödeniyor da onun için değil mi yani?

KENDİLERİNE ŞU SORULARI SORMUYORLAR MI?

Bunun böyle olduğunu kulübün başkanı Ertuğrul Doğan ve yöneticilerin anlamaması olanaksız. Bir kere şuna bakmaları yeterli: “Biz bu futbolcuları alırken takımı şampiyonluk yarışının içinde tutacaklarını düşünüyoruz. Zaten teknik ekipten de bu yönde raporlar geliyor. Sonra iyi paraları verip transfer ediyoruz. Ancak bunlar arasında uyum sağlayamayan olup göndermek istediğimizde hiçbir kulüp adı geçen futbolcular için bizim verdiğimiz rakamların yarısını bile ödemek istemiyor. Bir tek kulüp de çıkıp, ‘Ya bu futbolcuyu bırakmak istiyorsanız, biz gönüllüyüz, almak istiyoruz’ şeklinde ifade kullanmıyor. Elimizde kalıyorlar. Üste para vermek durumunda kalıyoruz. Ya da bonservis bedeli bile istemeyerek gencecik isimlerle yolları ayırıyoruz. Bu nasıl bir çelişkidir. Bize bu oyuncuları aldıran teknik adamlar bu kadar yetersiz mi? Yoksa işin içinde başka oyunlar mı var?” Yani bu kulübün başkanı ve yöneticileri kendi aralarında yukarıda yazdığımız cümleleri kafalarından hiç geçirmiyorlar mı? Yoksa “giden nasılsa Trabzonspor’un parası, bize ne?” şeklinde bir düşünce mi taşıyorlar.

Bilmek istiyoruz!

***

GENÇ, BİR HAYVANSEVER DEĞİL MİYDİ?

Büyükşehir Belediye başkanı Ahmet Metin Genç’in bir hayvansever olduğu bilinir. Bu ballandıra ballandıra da anlatılır. Türkiye günlerden sokak hayvanlarına ötenazi yapılmasına yönelik yasa tasarısıyla ilgili çalkalanıyor. Muhalif partiler tepki üzerine tepki veriyor. İktidar partisi yöneticileri çıkacak yasayı savunuyor. Sonuçta meclise gelecek yasa önerisinde sokak hayvanlarına ötenazi yapılmasının önünü açacak düzenleme olacağı ifade edildi. Yahu insan kendisi için ötenazi isterken bile buna neredeyse tüm ülkeler, ‘hayır’ diyor ama derdini hiç anlatma şansı olmayan hayvanlara ötenazi uygulamayı uygun gören bir kafayı duvara çarpmak gerekir. Hayvan, ‘beni öldürün’ demedikten sonra onları öldürmenin ya da uyutmanın cinayetten başka bir anlamı var mı? Sadece hayvan hakları savunucuları değil, kendisini birazcık insan olarak gören herkes bu yasaya karşı ayaklandı. Yürüyüşler yapılıyor. Sosyal medyada paylaşımlar, lanet okumalar, kınamalar, yasanın geri çekilmesi çağrıları milyonları aştı… Fakat bu süreçte bizim büyük hayvansever Ahmet Metin Genç’ten tek bir ses bile duymadık.

BİR HAYVANSEVER AÇIKLAMA YAPMAZ MI?

“Bu hayvanların öldürülmelerine, uyutulmalarına gönlüm razı değil ve böyle bir yasayı kesinlikle onaylamıyorum” diyemedi. Neden? Üzerinin çizilmesinden korktuğu için mi? Bir koltuk uğruna insan en temel vicdani sorumluluklarından vazgeçer mi? Katliama sessiz kalabilir mi? Şahıs olarak ben Ahmet Metin Genç’i, genel merkezin yani Recep Tayyıp Erdoğan’ın muhalefetine rağmen AKP İl başkanlığına aday olması ve kazanmasıyla takdir etmiştim. Görevden el çektirildiğinde ise istifa etmesini beklemiştim. Hatta kendisine, “İstifa eder, bağımsız aday olursan, hayatında bir kez sizin gibi düşünenlere oy vermemiş ben bile hem oy vereceğim, hem de oy toplayacağım” diyerek takdirimi bizzat kendisine belirtmiştim. Ama sessiz kalmıştı, köşeye çekilmişti. Uygun zamanı bekleyip, sonra Ortahisar Belediye başkanlığına layık görülünce koşarak bunu kabul etmişti. Şimdi de Büyükşehir’i yönetiyor. Kuşkusuz gözü başka koltuklardadır da… Ve o koltuğa ulaşması için milyonlarca hayvanın öldürülmesine kulak tıkamak zorunda mı kalıyor? Böyleyle gerçekten yazık!.

Bir gün koltuk güder ama insanlık baki kalır!

Genç bunu unutmasın!

***

KTÜ REKTÖRLÜĞÜ İÇİN ÇALIŞANLAR

Gerek kampüste gerek şehirde merakla beklenen KTÜ rektör atama süreci, adayların yoğun çalışmaları ile devam ediyor. Mevcut rektör Prof.Dr. Hamdullah Çuvalcı özgüvenli ve temkinli olarak hareket ediyor. Ancak diğer adaylara baktığımızda eski yeni ayırt etmeden il ve ilçe başkanlıklarının kapısını aşındırmaktan geri durmuyorlar. Özellikle kampüs içersinden aday olanlara baktığımızda ya kendilerine yâda aile fertlerinden birilerine bir şekilde rektör Çuvalcı'nın zamanında elinin dokunduğunu görebiliyoruz.  Tabi hepsi öyle değil. Her dönem aday olan veya siyasilerin peşine düşmeyen demokratik hakkını kullanan profesörleri tenzih ediyoruz. Ancak mevcut rektörü siyasi olmakla eleştirip kendisi Trabzon, Ankara ve Rizede tüm tuşlara basan adayların hiç şansı olduğunu düşünmüyoruz. Bazı adayların ise yine KTÜ web sayfasında soyadını arattığımızda karşımıza çıkan tablo üniversitede ikinci bir Süleyman Baykal vakasını hatırlatacak cinsten. Bir uyarıda Mevcut rektör Çuvalcı'ya umarım bu süreçte normalde yanınızda görünüp şu dönemde fotoğraf karelerine girmeyenleri unutmazsınız. Ayrıca KTÜde danışman kadrosunun mutlaka tamamen değişmesi gerekir. Katıldığımız KTÜ etkinliklerinde organizasyon sorunu oldukça fazla. Kim rektör atanır, bilinmez ama KTÜ de organizasyonlar daha profesyonel yapılmalı. Son dönem şenlikleri takip ettik, öğrencilere hitap etmediğini gözlemledik. Resmi konuklu paneller yeterince duyurulamamış ve aşırı uzun sürmesi nedeniyle salonların boşaldığı öğrendik. Sonuç olarak bu eksiklikler için Rektör adaylarının somut önerilerle komuoyunun karşısına çıkmasını bekliyoruz.

***

KOÇAL NEDEN AK PARTİLİ GİBİ DAVRANIYOR?

Vakfıkebir’in Bağımsız Belediye Başkanı Fuat Koçal yerel seçimler öncesinde AK Parti’den Belediye Başkan adayı olabilmek için Trabzon’da ciddi temaslarda bulunmuş, Vakfıkebirli eski vekil Muhammet Balta’nın engellemesi ile karşılaşmıştı. Neticede AK Parti’den aday gösterilmeyen Koçal, bağımsız belediye başkanı olarak seçimlere girerek muradına ermişti.

Koçal’ın önümüzdeki süreçte herhangibir partiye geçip geçmeyeceğini bilmiyoruz. Fakat görütüde bağımsız görülen Koçal, aslında AK Parti’ye bağımlı bir görüntü sergilediğini gözlemliyoruz. Vakfıkebir’de bunca sorun varken Koçal’ın Büyükşehir Meclis toplatılarında tek kelime ettiğini duymadık. Özellikle son katı atık bedellerinin toplanması ile ilgili konuda Vakfıkebir’in mağdur olacağını bile bile sesini çıkarmadı. Sebep, Büyükşehir ile ters düşmemek istemek. Koçal bu tür tavizler vermeye devam edecekse, yönetimi devraldığı başkanda bir farkı kalmayacak.