15.05.2025 KILÇIK
SESSİZ BİR BAŞARI HİKAYESİ
Bazen en büyük başarı, sadece yola çıkmaktır.
Down Sendromlu Milli Basketbol Takımı da işte böyle bir yolun yolcusu.
Onlar çoktan başardı aslında. Sadece sahada değil; hayatta da.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in ziyareti, sadece bir protokol işi değil.
Bu çocuklara “Yanınızdayız” demek, onlar için belki bir kupa kadar değerli.
İnsanın elini tutmak, bazen ona bütün dünyanın kapılarını açar.
Başkanın söylediği bir cümle dikkat çekiciydi:
“Birinci olacaklarına inanıyoruz ama sonuç ne olursa olsun onlar bizim gururumuz.”
Bu çok yerinde bir söz. Çünkü mesele sadece kazanmak değil.
Asıl değer, gösterilen çaba, verilen emek, yaşanan değişim.
Takımın başantrenörü Ufuk Bulut da çok açık konuşmuş:
“Eskiden yapamaz denilenler, bugün dünya ikincisi.”
Demek ki mesele ne olduğu değil, neye inandığı insanın.
İtalya’daki Avrupa Şampiyonası bir hedef elbette. Ama tek mesele bu değil.
Asıl güzel olan; bu çocukların sporla, takımla, hayatla bağ kurmuş olması.
Onların günlük yaşamda daha görünür ve aktif olması, belki de tüm madalyalardan daha kıymetli.
Bir de küçük ama anlamlı bir an yaşanmış…
Fanatik Trabzonsporlu Eren’e, ismi yazılı forma hediye edilmiş.
Basit gibi görünür, ama o formayla Eren’in gözlerinin içi gülmüş.
İnsanı mutlu eden bazen işte bu küçük ayrıntılar.
“Özürlü” kelimesinden “özel birey” tanımına geçmek sadece bir dil meselesi değil.
Bu, düşüncenin değiştiğini gösteriyor.
Bu da önemli bir adım.
Toplumun daha kapsayıcı olması, kelimelerle başlar. Davranışlarla devam eder.
***
TFF, YABANCILARA YENİ HAK TANIDI
TFF yine iş başında! Kural değişiyor, hem de hiç beklemediğimiz bir anda. Bir bakıyoruz, dün açıklanan kural bugün revize olmuş. Hani derler ya, “Bir adım atıyorsun, o da ne? Bir adım geri!” İşte TFF de böyle.
Daha önce, “2003 doğumlu oyuncular A takıma alınmalı” dediler. Şimdi, “2003 doğumlu yabancılar iki sezon kadroda kalabilir” dediler. Hadi ya! Bir kural açıklanıyor, ertesi gün değişiyor. Kulüpler ne yapacak? Her yıl yeni bir şey çıkarsa kafalar karışır tabii.
Bu değişiklikle kulüplere biraz esneklik sağlamışlar. Ama bir yandan da “Ne oluyor ya?” dedirtiyor. Yani futbolcu alırken, kurallar değişince, kimse ne yapacağını bilemiyor. Bu da Türk futbolunun yeni hali galiba.
Ayrıca, yabancı oyuncu konusunda da değişiklik var. Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkelerin futbolcuları artık kadroda yer alabilecek. Sanki Türk pasaportuyla oynayan ama bir tık da yabancı olan futbolcu dönemi başlıyor.
Sonuçta, kural değişiklikleri geliyor. Ne zaman duracak? Kim bilir!
***
ÇELEBİ’DEN TARTIŞMALI DEMİRYOLU ÖNERİSİ
Erkut Çelebi'nin demiryolu açıklamaları tam anlamıyla bir "bana göre" mantığıyla şekillenmiş. Yani, Trabzon'u "dünyaya bağlama" hayali yerine, sanki sadece Ankara'ya bağlanacakmış gibi bir tavır sergiliyor. Hadi, kabul edelim, bugünün ihtiyaçları belki biraz daha farklı olabilir ama geleceği görmek için biraz daha geniş bir vizyon gerekmez mi? Bu açıklamalar, Trabzon'u değil, neredeyse sadece kendini tatmin etmeye yönelik bir söylem gibi duruyor.
Samsun-Sarp hattı diyor, neden? Çünkü oradan yolcu taşınacakmış, çünkü nüfus yoğunluğu orada fazlaymış. Ne güzel, demek ki biz sadece "bugün" varız! Trabzon’un limanını, gelişen turizm potansiyelini, Erzincan hattının bölgeyi dünyaya bağlayacak kapasitesini bir kenara bırakıp, sadece "bugün kaç insan bu hattı kullanır" sorusuna cevap arıyor. O zaman çıkıp Trabzon’u dünya limanlarından birine dönüştürmeyi planlayarak, yolcu taşımacılığına da yük bırakmayan bir altyapı kurmak yerine, sadece mevcut nüfus yoğunluğuna bakarak karar vermek, vizyon değil, dar bir perspektiften yapılan hesaplar olur.
Bu arada Çelebi’nin “bütün illeri birleştirelim, sadece bizim için değil herkesin faydası olsun” söylemi biraz havada kalmış gibi. Evet, iller arasında rekabetin olmaması gerektiği doğru ama bir öneri sunarken bu kadar belirsiz ve "bütün iller birden" şeklinde genelleme yaparak işin içinden sıyrılmak, sadece durumu idare etmeye çalışmak demektir. Trabzon, Rize ve Erzurum arasında haklı çekişmeleri görmezden gelerek, bir öneri sunmak, bölgesel çıkarları en baştan yok saymak demektir.
Ve hadi bunu da geçtim, o kadar "sahildeki yol daha faydalı" dedikten sonra, daha fazla yük taşıması gerekecek Erzincan hattını sırf insan taşıması için göz ardı etmek, aslında “daha pratik, daha hızlı” diye ne kadar da kolay bir tercih gibi görünse de, uzun vadede bölgenin kalkınma potansiyelini gözden kaçırmak demek. Trabzon’u sadece geçici tren yollarına mahkûm etmek, bölgenin geleceğine yapılacak büyük bir haksızlık.
***
GİRNE KOLEJİ TRABZON’DA AÇILIYOR!
7 Mayıs Cumartesi günü, Trabzon, önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Girne Koleji Trabzon Kampüsü’nün açılış töreni için şehre geliyor. Tören saat 14.00’te gerçekleşecek ve bu etkinlik, Trabzon’un eğitim alanındaki vizyonunu daha da pekiştirecek bir adım olarak öne çıkıyor.
Eğitim yatırımları, şehirlerin gelişimine büyük katkı sağlıyor ve Trabzon’un da bu alanda atacağı her adım, bölgeye olan ilgiyi artıracak. Hem şehirdeki eğitim kalitesinin yükselmesine yardımcı olacak hem de Trabzon ile KKTC arasındaki işbirliği ve kültürel bağları güçlendirecek.
Tabii ki, açılış töreninin ardından herkesin aklında bir soru olacak: “Eğitim tamam, peki ya köfte?” Trabzon’un meşhur lezzetlerini tatmadan dönmek olmaz! Eğitimdeki bu gelişmelerin, aynı zamanda Trabzon’un kültürel zenginlikleriyle birleşmesi, her iki taraf için de büyük bir kazanım olacak. Hem akıllara hem damaklara hitap eden bir gün olacak gibi görünüyor!