14.11.2025 KILÇIK

KARADENİZ’İN LİMANI NEDEN SESSİZ?

Tarihi bin yıllara dayanan bir şehir; en az şehir kadar eski ve kadim bir liman tarihçesi. Trabzon bu anlamda şanslı mı, şanssız mı, biz de anlayamadık. Neden kayıtlı tarihimizde deniz üzerinden sahil taşımacılığı yok ve niye bu şans senelerdir hiçbir şekilde değerlendirilmiyor?

Geçmiş yıllarda ara ara feribot seferleri denense de, devamlılığı olan ticari veya sosyal turların hiçbiri bugüne ulaşamadı. Son olarak Sochi’ye gitmek üzere yola çıkan feribot, Rus yetkililerce “Bize haber vermediniz” denilerek 3 gün alargada bekletildikten sonra geri gönderildi. Bu olay, Karadeniz ve yolcu taşımacılığı konusunu yeniden gündeme taşıdı.

Armatörün Gör Dediği

Karadeniz, her şeyiyle deniz taşımacılığına benzerlerinden çok daha uygun ve müsaitken, neden İstanbul-Trabzon, Samsun-Trabzon hatta Beşikdüzü-Of (şehiriçi) turları yapılamıyor? Buna tam olarak engel nedir?

Sorun firmalar ve rantabl yaklaşımlar ise, Miray Cruises işletme sahibi armartör Vedat Uğurlu çıktı ve alenen “Biz hazırız” dedi. Avrupa ve Uzakdoğu’dan İstanbul’a gelen dev kruvaziyer gemilerini Trabzon’a kadar getirmek istediklerini deklare etti. Hatta bunu taahhüt ederek TTSO ile paylaştı.

Gelişmeleri takip ediyoruz; Karadeniz’in turizm ve ulaşıma açılmasını hasretle bekliyoruz.

***

BİTMEDİ ŞU SARI LACİVERT AŞKINIZ!

Trabzon Şehir Hastanesi… Akyazı Stadı’nın yanına yapılmış olması, şimdiden tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ulaşım endişeleri, hem halk hem sağlık çalışanları açısından birçok farklı yönden öne çıkıyor. İdari kadro ve personel teminiyle ilgili kaygılar da cabası. Bir de siyasilerin burayı boy gösterme alanı gibi kullanması, tartışmaların dozunu artırıyor.

Hatta gündemde bir diğer soru: Trabzon Tıp Fakültesi’ne devredilip devredilmeyeceği… Bu konu, hastanenin işleyişi ve geleceği açısından kritik önemde. Evet; Trabzon Şehir Hastanesi, tüm bu sorun ve endişeler eşliğinde gün sayıyor.

Biz ise biraz farklı bir açıya takıldık: yapısal durum ve renkler.

Diğer şehir hastanelerini incelediğimizde, çoğunda sağlık sektörüne uygun, iç açıcı renkler kullanıldığını görüyoruz: açık mavi, beyaz, gümüş veya platin tonları hâkim. Ancak Trabzon’da durum farklı. Mavi-sarı renkler, hastanenin ana renkleri olarak tercih edilmiş. Üstelik mavi, biraz laciverte kaçtığı için Fenerbahçe rengi gibi algılanabiliyor. Sarı ise tek başına zaten hastalıkla ilişkilendirilen bir renk.

O zaman sorulması gereken soru açık: Neden Trabzon Şehir Hastanesi’nde bu renkler tercih edildi? Ve dahası, başka bir şehirde örneği olmayan bu renk kombinasyonu neden uygulandı?

Halk olarak merak ediyoruz ve cevabını öğrenmek istiyoruz. Çünkü renkler sadece estetik değil, psikolojik etki ve algı açısından da kritik bir rol oynuyor.

***

ÖDEVLER TATİLİN ÖNÜNE GEÇTİ!

Kasım ayında ilk ve orta dereceli okullara verilen ara tatil, öğrenciler için adeta bir nefes alma fırsatı olarak sunulmuştu. İlk vize sınavlarının bitmesiyle çocuklar ve gençler, "en azından birkaç gün dinlenebiliriz" düşüncesiyle heyecanlanmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı da bu tatilin öğrencilerin yükünü hafifletmeyi hedeflediğini açıklamıştı.

Ancak gerçek çok farklıydı. 7 Kasım’da başlayan 9 günlük tatilde öğrenciler, ödevler, okuma kitapları, projeler ve ortak çalışmalarla adeta boğuldu. Her branş öğretmeni ayrı bir yük getirdi. Bu durum, eğitim sistemimizin yeni yapılanmasıyla da doğrudan ilişkili: Milli Eğitim, yeni Maarif sistemi doğrultusunda direttiği uygulamalarda, okullar çoğu zaman uyum sağlayamadı.

Öğrenciler ve öğretmenler, öğretmenler ve okul idareleri, hatta veliler ve çocuklar arasındaki iletişim ve beklentiler kimi zaman çatışmalara yol açtı. Sonuç olarak, hepinizin yakınen şahit olduğu gibi çocuklar tatil bile yapamadı, ödevlerle baş başa kaldı ve başlarını çalışma masasından kaldıramadı.

Üstelik proje ödevleri için gerekli malzemelerin temini, velileri de zorladı ve strese soktu. Eğitim uzmanları, "İyi eğitim veren öğretmen çok ödev vermez" yaklaşımını savunuyor. Buradan hareketle, bu tatilin amacına ulaşamadığını söylemek mümkün. Ancak konuyu burada bırakmayacağımızı da belirtelim: Öğrencilerin hem akademik başarı hem de ruhsal dinlenme hakkı, sistemin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor.

***

BİR HAFTA İŞİNİ AYLARCA SIKINTIYLA BİTİRDİK!

Ortahisar’ın en yoğun trafik yükünü çeken Değirmendere Akıllı Kavşağı nihayet tamamlandı ve önceki gün trafiğe açıldı. Şimdi sürücüler bir yandan “Teşekkürler!” diyor, diğer yandan “Bizi aylarca neden uğraştırdınız? Madem bir haftada bitebiliyordu, hangi gerekçeyle bütün Trabzon’a işkence çektirdiniz?” sorusunu yöneltiyor.

Bu tıkanma yüzünden bazı durak hatlarının bile değiştiği hatırlatılıyor. Hatırlayacağınız üzere; dev kavşakta araç geçişi için ayrılan dairesel yolların dar olması bugüne kadar birçok şikâyet, münakaşa, kaza ve cezayı beraberinde getirmişti. Bağlantı yolları kapatılmış, havalimanı, üniversite, otogar ve hastaneler hattı buradan geçse bile, mecbur kalmadıkça kimse Değirmendere’ye uğramamakta ısrar ediyordu.

An itibariyle bu bölgeye 7 ayrı yol çıkıyor ama trafik sıkışmıyor. Bu şekilde devamını umuyoruz. Tabii sürücülerin de belli kurallara uyması şart.
Ama gelin görün ki bizde sağdan yürümek, yürüyen merdivende tek sıra durmak, her türlü işlem sırasına riayet etmek, özellikle Değirmendere’deki gibi akıllı kavşaklarda daire içindekinin geçişini beklemek gibi öncelikli konularda hâlâ eksiklerimiz var.

Kısacası: Kavşak akıllı ama kullanıcılar henüz değil.