14.09.2025 KILÇIK

PERSONEL TARTIŞMASI: KİM DOĞRU SÖYLÜYOR?

Ortahisar Belediyesi’nde taşlar yine yerinden oynadı. Günebakış Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Ali Öztürk, öyle bir yazı kaleme aldı ki, Trabzon siyasetinin nabzı bir anda yükseldi. Yazının merkezinde bir rakam var: 330. Öztürk, Ahmet Kaya’nın göreve geldiği 1 Nisan 2024’ten bu yana tam 330 kişinin belediyeye işe alındığını iddia ediyor.

“Bu rakamı en doğru kim bilebilir?” diye soruyor Öztürk ve cevabı da kendisi veriyor: “SGK kayıtları.” Üstelik “Halep oradaysa arşın burada” diyerek de iddiasının arkasında dimdik duruyor. “Mahkemeden belge istensin, Trabzon gerçeği görsün.” diyor.

Söz konusu sayı küçük değil. 330 kişi… Bir belediyenin 17 ayda işe aldığı personel az buz değil. Hele ki ekonomik sıkıntıların konuşulduğu, belediyelerin bütçelerinin zorlandığı bir dönemde.

Ama işin rengi, belediye cephesinden gelen yanıtla bambaşka bir hâl aldı. Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyt Zorlu, sosyal medyadan öyle bir çıkış yaptı ki, adeta “Hodri meydan” dedi. “Yazdıklarının tamamı yalan” diyerek Öztürk’e meydan okudu, hatta işi ileri taşıdı:
“İddianı ispat et, ben o gün siyaseti bırakıp istifa edeceğim. Ama ispatlayamazsan, sen gazeteciliği bırakacak mısın?”

Bu çıkış, tartışmayı bir anda “belge savaşı”na çevirdi. Ortada iki sert karakter var: biri Trabzon basınının en tecrübeli kalemlerinden Ali Öztürk; diğeri belediyenin sahada en aktif ismi Cüneyt Zorlu. İkisi de geri adım atmıyor, ikisi de haklı olduğuna inanıyor.

Ancak dikkat çeken bir detay var: Öztürk “SGK kayıtlarına dayanarak konuştuğunu” söylüyor ama o kayıtları kamuoyuna henüz göstermiş değil. Zorlu ise “o belgelere nasıl ulaştın, bu suçtur” diyor. İşin bu kısmı biraz karışık. SGK verileri kişisel veri kapsamına giriyor, dolayısıyla isim bazında paylaşılması yasak. Ama kurum bazında, yani “şu kadar kişi işe başladı” gibi toplu veri kamuya açıklanabilir. Demek ki tartışmanın düğümü burada: SGK kayıtları gerçekten o rakamı mı gösteriyor, yoksa o sayı farklı mı yorumlandı?

Öte yandan belediyenin resmi rakamları da karışık bir tablo çiziyor. Belediyede, ORBEL ve ORKENT adında iki şirket var. Öztürk’ün iddiasına göre bütün alımlar ORBEL üzerinden yapılmış. Yani belediye değil, şirket üzerinden. Bu, yasal olarak mümkün; ama şeffaflık açısından tartışmalı. Çünkü vatandaş açısından fark etmiyor: işe giren, sonuçta belediyede çalışıyor.

Zorlu ise “şirketler arası geçiş var, rakam şişkin görünüyor” diyerek durumu açıklıyor. Yani bazı kişiler birim değiştirince SGK’da “yeni giriş” gibi görünüyor olabilir. Bu da “330” sayısını olduğundan fazla gösteriyor olabilir.

Gerçek nerede derseniz, her iki tarafın da biraz doğrusu var gibi. Öztürk’ün dediği gibi, eğer 17 ayda 330 yeni giriş yapılmışsa, bu ciddi bir istihdam artışı demektir. Ama Zorlu’nun belirttiği gibi, aynı dönemde işten ayrılan, emekli olan veya büyükşehire geçen personel sayısı da hesaba katılmalı. Yani mesele, sadece “kaç kişi işe alındı” değil, net personel artışı ne kadar, o önemli.

Peki bu iş nereye varır? Muhtemelen bir süre daha sosyal medyada “Hodri meydan” karşılıklı açıklamalarıyla sürecek. Ama sonunda çözüm, yine belgede. SGK kayıtları ne diyor, belediyenin bordrosu ne gösteriyor? O belgeler ortaya çıkmadan bu tartışma bitmez.

Trabzon’da siyaset bazen futboldan bile heyecanlı. Bu defa top, belediye binasından SGK’ya, oradan da mahkeme koridorlarına kadar uzanabilir. Kim bilir…
Ama şu kesin: “330” artık sadece bir sayı değil; Ortahisar’da şeffaflık tartışmasının sembolü oldu.

***

BİLİM FESTİVALİ ŞEHRE YENİ BİR RİTİM GETİRDİ

Trabzon üç gün boyunca sadece Karadeniz’in rüzgârıyla değil, bilimin enerjisiyle de doldu. Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi’nde düzenlenen Bilim Festivali, adeta şehre başka bir nefes, başka bir ritim kazandırdı. 57 kurum, 100’e yakın stant, yaklaşık 200 bin ziyaretçi… Bu rakamlar bile başlı başına bir tablo çiziyor aslında: Trabzon artık sadece futboluyla, doğasıyla ya da mutfağıyla değil, bilimle de anılmak istiyor.

Festivale adım attığınızda önce merak çarpıyor yüzünüze. Bir köşede kodlama yapan çocuklar, diğer yanda küçük bir mikroskop başında sabırla deneyini anlatan minik bir öğrenci… Her biri gözlerinde aynı ışıltıyla “bilimle büyüyen zihinler” sloganını ete kemiğe büründürüyor. O kadar doğal, o kadar içten bir merak hâkim ki, büyüklerin dudaklarından dökülen “bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu” cümlesi bile bir hayranlık notası gibi kalıyor havada.

Bu tür organizasyonlar genelde rakamlarla anlatılır ama burada sayılardan çok, hissedilen atmosfer önemliydi. O atmosferde bir özgüven, bir yenilik kokusu vardı. TÜBİTAK’tan TUSAŞ’a, DOKA’dan TEKNOFEST’e kadar birçok kurumun bir araya gelmesi, Trabzon’un bilimde artık “seyirci” değil, “oyuncu” olmak istediğini gösteriyor.

En güzeli de, bu bilimin yalnızca laboratuvarlarda değil, okul sıralarında, sınıf köşelerinde, çocukların el emeğiyle yoğrulmuş projelerinde hayat bulmasıydı. Arsin’den Akçaabat’a, Yomra’dan Ortahisar’a kadar okullar, öğrenciler ve öğretmenler bu festivalin gerçek kahramanlarıydı. Çünkü her biri, kendi küçük dünyasından büyük bir bilimin kapısını araladı.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in şu sözü aslında her şeyi özetliyor: “Trabzon’umuzu bilimin ışığıyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz.” Bu cümle bir teşekkür konuşmasından çok, bir yön duygusu veriyor. Çünkü bir şehir, geleceğe ancak bilgiyle, merakla, üretimle yürüyebilir. Betonla değil, fikirle büyür.

Kabul edelim; Trabzon’un bilime olan ilgisi hep vardı ama bu kadar güçlü bir şekilde sahaya inmesi yeni bir dönem başlatıyor. Çocukların robotlara dokunduğu, gençlerin yapay zekâyla tanıştığı, ailelerin de “bilim” kelimesini gururla telaffuz ettiği bir şehir düşünün… İşte o şehir, artık sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de övünebilir.

***

BALIK HALİ’NDE DÜZEN SAĞLANMALI!

Dün Balık Pazarı’na gidip balık almaya karar verdik, ama içeri girdiğimizde ciddi bir düzensizlikle karşılaştık. Yeni yapılmış, konforlu ve düzenli bir şekilde hizmet vermesi için tasarlanmış bir hal, ne yazık ki hâlâ dağınık ve özensizdi. Masalar gelişigüzel, sandalyeler rastgele yerleştirilmiş, etraf karma karışık duruyordu.

Daha da önemlisi, balık gibi çabuk bozulan bir ürünle uğraşan esnafın hijyen kurallarına uymadığını görmek oldukça üzücüydü. Balık, bir gün içinde ciddi kokular yayabilen ve bozulması çok kolay bir gıda. Kurallara uygun şekilde sergilenmemesi hem müşteriler için risk yaratıyor hem de esnafın kendi kazancını ve itibarını zedeliyor.

Haliyle burası sadece bir pazar değil, insanların ekmeklerini kazandıkları bir yer. Esnafın, Balık Hali’ni daha özenli kullanması, masalarını ve tezgahlarını düzenlemesi, hijyen kurallarına dikkat etmesi şart. Bu haliyle hem ziyaretçiler hem de esnaf kaybediyor.

Balık Hali’nin hak ettiği düzenli ve temiz hâle bir an önce kavuşması, hem işlerin sağlıklı yürümesi hem de herkesin gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilmesi için çok önemli.

***

SEBAT GENÇLİK UMUTLARI ARTTIRDI

Trabzon’un 3. Lig’deki temsilcisi Sebat Gençlik, 3. Lig 3. Grup’ta liderlik koltuğuna oturdu. 6 hafta sonunda kırmızı-beyazlılar, çıktıkları 6 maçta 5 galibiyet ve 1 beraberlik alarak 16 puanla zirvede yer aldı. En yakın rakipleri Düzce Spor’un ise sadece 2 puan gerisinde bulunuyor.

Sezon başında Atalay Armutçuoğlu’nun başkan seçilmesi ve Turgay Karslıoğlu’nun teknik direktör olarak göreve başlamasıyla genç bir kadro oluşturuldu. Sebat Gençlik, ligde şampiyonluk hedefini yüksek sesle dile getirmese de, geleceğe dönük bir yapı kurduklarını ve şartlar uygun olursa bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllarda şampiyon olabileceklerini açıkladı.

İlk 6 haftaya bakıldığında kırmızı-beyazlıların sahadaki performansı gerçekten göz dolduruyor. Genç teknik adam, tecrübeli başkan ve kulübün kadim geleneği, Sebat Gençlik’e güçlü bir ivme kazandırıyor.

Taraftar desteği de bu başarının en önemli parçalarından biri. Sebat Gençlik’in tribünleri her maç dolup taşıyor; kırmızı-beyazlılara gösterilen sevgi ve ilgi, hem içeride hem de dışarıdaki maçlarda büyük avantaj sağlıyor. Oyuncular ne yaptığını biliyor, sorumluluklarını sahaya yansıtıyor ve meyvelerini almaya devam ediyorlar.

İnşallah sezon sonu da bu ilk 6 haftadaki gibi coşkulu ve umut dolu Sebat Gençlik’i izleriz. Yolunuz açık olsun!